Gözlerimi açtığımda, yanımdaki kuluçka kabında üç küçük yılan yumurtası duruyordu. Tarık ise elindeki havluyla vücudumdaki hafif teri nazikçe siliyordu.Tam konuşmak üzereydim ki, yan taraftan Selin'in acı dolu çığlığını duydum."Doğurmak istemiyorum! Artık doğurmayacağım! Ne olur öldürün beni, yalvarıyorum, biri beni öldürsün!""Selin Hanım, dayanın! Az kaldı, bitmek üzere!"Selin'in feryatları ile ebe kadının yüreklendirici bağırışları birbirine karışıyordu.Doğum odalarımızın arasında sadece tek bir duvar vardı; onun doğumu hâlâ devam ediyordu."Ayla, çok yoruldun..."Tarık alnıma bir öpücük kondurdu. Gözlerinde endişe, suçluluk ve derin bir sevgi vardı."Burası çok mu gürültülü? İstersen sizi eve götüreyim, orada güzelce dinlenin?"Geçmiş hayatımda ben doğum yaptığımda Mert'in gözü çocuktan başka bir şey görmemişti. Bir gün bir gece çektiğim ezayı hiç umursamadan, çocuğu hemen kucağıma tutuşturup beni emzirmeye zorlamıştı.Mert benim sağlığımı hiç umursamazdı; gözü sadece kendisine
Leer más