Share

Bölüm 10

Author: İpek
5 Nolu Araştırma Binası.

İçeriden durmaksızın burnunu tutarak dışarı fırlayanlar oluyordu.

Zehirlenenlerin çoğunda kusma başlamıştı, bazıları baş dönmesiyle yerde yatıyordu.

Tam bir kaos hâkimdi. Üstteki doktor ve hemşireler koşarak ilk yardıma gelmişti.

Damla soluk soluğa olay yerine ulaştı. Alp'in güvende olup olmadığını merak ederek sağa sola bakındı.

Ne var ki gördüğü manzara, Alp'in İlay'ı kucağında beşinci binadan hızla çıkarıp sedyeye yatırmasıydı.

Damla kendini son derece gülünç buldu.

Aklı fikri bu adamdaydı, oysa adamın gözü yalnızca İlay'daydı.

Alp, İlay'ı doktora teslim edip arkasını döndü ve içeri girip başkalarını kurtarmaya devam etmek istedi.

İlay bir hamlede Alp'in koluna yapıştı, cilveli ve ağlamaklı bir sesle inledi: "Alp, gitme. Çok kötüyüm, kusacak gibiyim..."

"Uslu dur." Alp yumuşak bir sesle onu yatıştırdı: "Bir şey olmayacak, doktor burada."

İlay başını salladı, gözyaşları çağrıldığı an akıyordu. Ağlamaklı mırıldandı: "Gitme lütfen. Çok fenayım, öleceğim. Alp, gerçekten öleceğim."

Tam o sırada Koray gelip rapor verdi: "Komutanım, içerideki herkes tahliye edildi, toplam otuz beş kişi zehirlendi."

Alp, kenardaki araştırmacıya sordu: "Profesör Kaya, sızan sıvı tam olarak ne? Hayati tehlikesi var mı?"

Profesör Kaya'nın beti benzi atmıştı, gerginlikle cevap verdi: "Y Sıvısı. Yurt dışından getirttiğimiz yeni bir ürün, henüz araştırma aşamasındayız, özelliklerini tam bilmiyoruz."

Alp soğuk bakışlarını doktora çevirdi.

Doktor irkildi, daha da gerginleşti: "Komutanım, bunca yıllık hekimim, Y Sıvısı diye bir kimyasalı hayatımda duymadım. Toksisitesini bilmiyorum. Her hastanın tahlil sonucunu bekleyip semptomlara göre tedavi uygulamamız gerekecek."

"Bu kadar önemli bir madde neden doğru düzgün muhafaza edilmedi de sızıntı oldu?" diye öfkeyle sordu Alp. Otoriter havası herkesi ürpertmişti.

Profesör Kaya gerginlikle derin bir nefes alıp ürkek, alçak bir sesle cevap verdi: "İlay Hanım... İlay Hanım araştırma binasına bir şey aramaya gelmişti, dikkatsizlikle devirdi."

Orada bulunan herkesin suratı asıldı, sitem dolu bakışlar İlay'a çevrildi.

İlay yaşlı gözlerle ağlayarak itiraz etti: "Eşyayı düzgün yerleştirmemişsiniz, benim ne suçum var?"

Alp'in sesi İlay'a karşı biraz sertleşti: "Araştırma binası özel bir birimdir, sıkı korunur. İzinsiz giriş yasaktır. Neyin peşinde oralara daldın?"

İlay konuyu saptırmaya çalışarak ağlamaklı cilveler yaptı: "Alp, bana inanmıyor musun? Şey... Bak zehirlendim işte, şu an çok kötüyüm... Bir de beni suçluyor musun?"

Ortamdaki doktorlar, hemşireler, Profesör Kaya ve iki yaver, tiksinen bakışlarla İlay'ı süzdü. Yersiz cilvelerinin son derece itici olduğunu düşünüyorlardı.

Kenarda bir süredir olanları izleyen Damla, ağır adımlarla yaklaştı ve Profesör Kaya'ya döndü: "Y Sıvısı zehirli değildir. Devrilenler arasında renyum elementi içeren bir madde de var mıydı?"

Damla'nın bu ani çıkışı herkesi afallattı. Şaşkın bakışlar ona yöneldi, ama söylediğini anlayan çıkmadı.

Profesör Kaya şokla Damla'ya baktı, gözleri kuşku doluydu, yine de dürüstçe cevap verdi: "Evet, renyum elementi içeren bir kimyasal da birlikte devrildi. Fakat renyum genellikle savaş uçağı motorlarında kullanılır, o da zehirsizdir."

Damla sakin ve kendinden emin bir tavırla açıkladı: "Y Sıvısı renyumla tepkimeye girince zehirli bir gaz açığa çıkar. Renksiz, kokusuzdur. Zehirlenen kişide baş dönmesi, karın ağrısı ve kusma yapar. İlerleyen safhada şiddetli kusma ve ishalle birlikte dehidrasyondan ölüme götürür."

"Zehirlenenlerin bedeninde şu an asit oranı yüksek. Biraz alkali su içerlerse semptomlar hafifler." Damla sakince Can'a döndü: "Mutfağa git, karbonat var mı bak. Varsa suda çözüp herkese içir."

Can kimyadan hiç anlamazdı, ama Damla'nın söylediğini harfiyen kavramıştı. Hiç tereddüt etmeden emri aldı: "Derhal, Hanımefendi."

Can hızla uzaklaştı.

Oradaki herkesin yüzünde soru dolu bir ifade vardı.

Alp, Damla'ya baktı. Derin siyah gözlerinde okunaksız bir ifade belirmişti, içinde istemsiz bir kıpırtı hissetti.

Patuloy na basahin ang aklat na ito nang libre
I-scan ang code upang i-download ang App

Pinakabagong kabanata

  • Günahkâr Eş: General Alp'in Teslim Oluşu   Bölüm 100

    Villaya girdiklerinde hizmetli çay ve atıştırmalıklar getirdi.Alp oturup Filiz'le bir süre sohbet etti ama aklı başka yerdeydi; gözleri sürekli dış kapıya gidiyordu.Filiz onun dalgınlığını fark edip sürekli kapıya baktığını görünce sordu. "Alp, ne oldu? Dışarıda bekleyen adamların mı var?""Yok, onlar dinlenmeye gitti." Alp kendine gelip çayından bir yudum aldı.Burnuna hoş bir koku doldu.Bir yudum daha alıp bir an duraksadı.Filiz gülümseyerek konuştu. "Güzel, değil mi? Bu çayı Damla seçti. Doğu Cumhuriyeti'nden gelen nadide bir çay, çok lezzetli. Üstelik demlemenin de bir püf noktası var. Damla suyun çok sıcak olmaması gerektiğini, seksen beş derecenin ideal olduğunu söyledi. Çok sıcak olursa acılaşıyormuş."Sadece Damla'nın adını duymak içini dalgalandırıyordu; fincanı yavaşça bırakıp boğazını temizledi. "Anlaşılan iyi anlaşıyorsunuz."Filiz iç geçirdi. "Aslında bu kız çok saf biri, hiç kötü niyeti yok, yumuşak başlı. Ne yapsa elinden iyi geliyor. Bazen ben de şaşırıyorum; bu kad

  • Günahkâr Eş: General Alp'in Teslim Oluşu   Bölüm 99

    "Evet, çok zor biri." Filiz çaresizce başını salladı.Damla huzursuzca donup kaldı.Filiz, Damla'nın bu saf hâlini görünce dayanamayıp yine uyardı. "Alp bile onu görünce kaçacak delik arıyor. Bu sefer dönünce yine evi ayağa kaldıracak."Damla hem merak ediyor hem de endişeleniyordu.Filiz de çaresiz görünüyor, huzursuzluğu giderek artıyordu.Bir süre öylece oturdular, konuşacak pek bir şeyleri yoktu.Damla hemen konu açtı. "Anne, demin kış bahçesiyle ilgilendiğinizi gördüm. Yardım edebileceğim bir şey var mı?"Filiz o zaman hatırladı. "Ha, evet. Kış bahçemdeki çiçekler açmış. Müsait olursan bir kısmını kesip vazolara koy, sonra villaya getirip yerleştir."Damla gülümseyerek başını salladı. "Müsaitim. Kaç vazo hazırlayayım?""Vazoları kış bahçesine bıraktım. Gel, göstereyim."Bunu söylerken farkında olmadan Damla'nın bileğinden tutup kaldırdı.Damla'nın içi sevinçle doldu.Alp'le artık mümkün olmadığını biliyordu.İster boşansınlar ister sonu Alp'in elinde olsun, er ya da geç olacaktı.

  • Günahkâr Eş: General Alp'in Teslim Oluşu   Bölüm 98

    Koray hâlâ bitkindi, gözleri kapalı konuştu. "Evet, farklı. Bugün öğle yemeğinde Komutanım tabağındaki tavuk buduna uzun uzun baktı, sonra tek lokma yemedi."Can şaşırdı. "Komutanım yemek israf edecek biri değildir."Koray başını salladı. "Aynen öyle, sonra hepsini bana yedirdi." Bunu hatırlayınca tokmuş gibi geğirdi.Can, Koray'a doğru eğilip sesini iyice alçalttı. "Gümüşkent'e gidip Damla Hanım'ı getireyim mi?""Boş ver. Hangi yeni evli çift on gün ayrı kalır da bir telefon etmez? Aralarında pek bir şey yok herhâlde."Can gerginlikle kapıya bakıp kimse olmadığından emin olduktan sonra fısıldadı. "Koray, sana bir şey söyleyeceğim."Koray da onun gerginliğinden etkilenip gözlerini açıp eğildi. "Ne?""Damla Hanım'ın Komutanım'a bıraktığı not o gün buruşturulup çöpe atılmıştı.""Normal değil mi?""Dün o notu Komutanımın çekmecesinde gördüm."Koray şoke oldu, gözleri kocaman açıldı.Can gözlerini kısıp başını salladı.Bakışlarıyla anlaştılar: Bu normal değildi.Koray'ın aklına bir şey gel

  • Günahkâr Eş: General Alp'in Teslim Oluşu   Bölüm 97

    Yardımcı ekip komutanı soğuk bir gülümsemeyle konuştu. "Evet. Örgüt hiçbir haini affetmez. Geçen sefer şans eseri kurtuldun ama bu kez o kadar şanslı değilsin."Damla'nın beti benzi attı; başı dönüyor, bedeni güçsüzleşiyordu. Sendeleyip bir adım geriledi, zihni bomboştu.Yardımcı ekip komutanı silahını çıkarıp ona doğrulttu.Damla ruhu çekilmiş gibi olduğu yerde kaldı; bunun gerçek olduğuna inanamıyordu.Hafızasını kaybetmeden önce gerçekten ajan mıydı?Gölge örgütü tarafından Alp'in yanına sırları çalmak için mi gönderilmişti?Yardımcı ekip komutanı silahla yavaşça yaklaşıp sakin bir sesle konuştu. "Alp benim izimi sürmeye başladı bile. Yakında seni geçen sefer öldürmeye çalışanın ben olduğumu anlayacak.""Kimliğim açığa çıktı ama yakında senin kimliğin de çıkacak.""Er ya da geç öleceksin; ya örgütün elinde ya Alp'in elinde."Damla o an kendinden hiç olmadığı kadar nefret etti.Eskiden kötü bir kadın olduğunu kabul edebilirdi; ne kadar düşkün, ne kadar kirli, ne kadar rezil olursa ol

  • Günahkâr Eş: General Alp'in Teslim Oluşu   Bölüm 96

    Damla, "Ona ne oldu?"Can da aynı şaşkınlıkla cevap verdi. "Bilmiyorum, yoğundur herhâlde."Damla teşekkür edip kapıyı kapattı.Akşam yemeğini Koray getirdi.Gece yarısı da sütü Can getirdi."Damla Hanım, Komutanım bu gece çok yoğunmuş, lojmana dönmeyecekmiş. Erken dinlenmenizi söyledi."Damla sessiz kaldı.Ertesi gün öğle vakti.Damla lojmandaki bütün kitapları bitirmişti; canı sıkılıyor, Alp'i görmek istiyor ama işini bölmeye çekiniyordu. Bir yandan da 5 Nolu Araştırma Binası'na gidip profesörlerle sohbet etmeyi düşünüyordu.Tam odada kararsızken kapı çalındı.Yine Alp'in yaveri gelmiştir diye düşünüp kapıyı açtı.Kapıda tanımadığı bir adam vardı; üzerinde Kuzey Ordusu koruma ekibinin üniforması vardı."İyi günler, Damla Hanım." Adam kibarca selam verdi.Lojman binasına rahatça girebilen biri mutlaka Kuzey Ordusu'ndandı."Merhaba." Damla kibarca başını eğdi.Adam saygıyla konuştu. "Komutanım beni sizi 6 Nolu Binaya götürmem için gönderdi. Sizinle görüşecekmiş.""6 Nolu Bina neyin yer

  • Günahkâr Eş: General Alp'in Teslim Oluşu   Bölüm 95

    Alp, Damla'nın kıyafetini çözüşünü izlerken içindeki canavar uyandı.Sonraki manzara ise daha önce hiç yaşamadığı kadar çarpıcıydı.Pijama Damla'nın omuzlarından kayıp ince belinde kaldı.Gür saçları omuzlarına dökülüyordu; pürüzsüz, yumuşak sırtı belli belirsiz seçiliyordu. Zarif hatlı, beyazdan pembeye çalan bir teni vardı.Sadece çıplak bir sırt bile ölümcül bir çekiciliğe sahipti.Alp için bu hem eziyet hem zevkti.Damla elini arkaya atıp saçlarını öne topladı; o an bütün sırtı Alp'in gözleri önüne serildi.Gözleri ateş gibiydi, boğazı kuruyordu.Yarasına bakmayı neden kabul etmişti? Aklını mı kaçırmıştı?Damla yavaş hareketlerle elini arkasına götürdü, parmak ucuyla sütyen kopçasını çözdü.Alp'in kalbi yıldırım çarpmış gibi çarptı; kanı tersine aktı, karnının altından bedenine yayılan bir ateş hissetti.Nefesi düzensizleşip hızlandı; göğsü inip kalkıyordu.Kadının her hareketi insanı günaha davet ediyordu.Damla, arkasındaki adamın ne kadar zorlandığını, ne büyük işkence çektiğini

Higit pang Kabanata
Galugarin at basahin ang magagandang nobela
Libreng basahin ang magagandang nobela sa GoodNovel app. I-download ang mga librong gusto mo at basahin kahit saan at anumang oras.
Libreng basahin ang mga aklat sa app
I-scan ang code para mabasa sa App
DMCA.com Protection Status