Share

BÖLÜM 4

Penulis: Taylor West
Dane

Ben ölçülerini alırken far tutulmuş tavşan gibi donup kalmıştı. Sandığımdan da ufak tefekti. Neredeyse bir deri bir kemik kalmıştı. Ellerimi biraz daha yukarı kaydırsam dışarı fırlayan bütün kaburgalarını hissedebilirdim. Onu bu durumda görmek beni kahretti. Güçlü olmalıydı. Kudretli olmalıydı. Damarlarında Alfa kanı dolaşıyordu.

Onu ölçerken yüzünü buruşturduğunu da gördüm. Bu korku değildi, acıydı. O bol hizmetçi elbisesinin altında bir şey saklıyordu.

"Bir şey söylemek istediğini biliyorum, o yüzden söyle gitsin. Trey'in kafana kazıdığı zırvalarla ilgilenmiyorum. Birinin sana soru sormasını beklemek zorunda değilsin. İstediğini söylemekte özgürsün. Yaralı mısın?"

"Hayır."

Yalan söylüyordu. Bunu hissedebiliyordum.

Cevabını desteklercesine başını salladı. O sırada siyah saçlarından bir tutam tokasından kurtulup yüzüne düştü.

Neah, çözülmesi zor bir kız olacaktı. Aç bırakılarak geçen bir hayat onu kendini korumaya fazlasıyla alıştırmıştı. Trey'e ona yaptıklarının bedelini ödetecektim.

"Bir şey söylemen gerekiyor, Neah. Zihnini okuyamam. Seni mühürlediğimde en azından ne hissettiğini bileceğim."

"Beni mühürlemek mi?"

Gözlerinin daha fazla büyüyebileceğini sanmıyordum.

"Evet, seni mühürleyeceğim."

Bu fikir karşısında tamamen afallamıştı. Pembe dudakları hafifçe aralandı ve bana bakmaya devam etti.

Bildiğini sanmıştım. Bu kadar gönüllü gelmesinin sebebinin bu olduğunu düşünmüştüm. Beta'm, onu gelinim olarak istediğimden emin olup olmadığımı sorup durmuştu. Tuhaf bir kokusu olduğuna hiç şüphe yoktu ama beni ona çeken bir şey de vardı. Onu ilk gördüğümde gözlerimi ondan alamamıştım. Kurdum Aero da onun için deliye dönüyordu. Gerçi onun hakkında tek kelime etmemişti. Dün onu eve getirmediğim için hâlâ bana bozuktu.

"Siz... Beni buraya mühürlemek için mi getirdiniz?"

Bir adım geri attı ve mutfak adasına çarptı. Hafifçe yüzünü buruşturdu ve acısını hemen gizleyip yüzünü gevşetti.

"Trey sözleşmeyi okuma zahmetine girseydi, senin kölem değil, gelinim olacağını görürdü. Ayrıca kendisi ya da o akıl almaz derecede aptal eşi bundan sonra sana bir şey yapmaya kalkarsa, o sürünün benim, daha doğrusu senin olacağını da okumuş olurdu. Ben seni hiç satın almadım, Neah. Sen zaten en başından beri bana aittin."

"Ben bir katilim." diye fısıldadı. "Sizin gibi biri neden beni gelini olarak istesin?"

'Kan.' diye hırladı Aero, düşüncelerimi bölerek.

Bakışlarımı onun bol elbisesine indirdim. Ellerimi beline sardığım yerde bir kan lekesi belirmişti.

"Bu ne? Yaralı mısın?" diye sordum. Ona neredeyse hiç dokunmamıştım bile.

Eliyle lekeyi kapattı. "Bir şey değil. Sadece sürekli bir yerlere çarptığım için açılıp duran bir kesik. Orada olduğunu unutuyorum."

Unutmak mı? Bir yarayı nasıl unutabilirdi?

'Neden iyileşmiyor?' Aero'nun paniğini hissedebiliyordum. 'Bizimle olalı iki saat bile olmadı ve şimdiden bir tür yarası var.' Onu koruma arzusu çok güçlüydü.

Yetileri bağlandığı için iyileşemediği aklıma gelmemişti. Bu bağı çözebilecek birini bulmam gerekecekti, hem de hemen.

"Göster bana!"

"İyiyim." diye mırıldandı.

Bu cümleyi duymaktan şimdiden bıkmıştım.

"Bu bir seçenek değil." dedim. "Eğer bana göstermezsen, bakmanın bir yolunu kendim bulmak zorunda kalacağım."

Kalbi bir anlığına tekledi. Mutfağa bakındı. "Daha... daha mahrem bir yere gidebilir miyiz?"

"Mahrem mi?" Böyle şeyleri hiç umursamazdım. Hangi Kurt umursardı ki?

Başını hafifçe salladı ama hâlâ bakışlarını benden kaçırıyordu. Sanki doğrudan gözlerime bakmaktan korkuyordu.

'Ofis.' dedi Aero.

'Ben de onu önerecektim zaten!' diye çıkıştım Aero'ya. Zihnimin karanlık bir köşesine çekilirken gözlerini devirdiğini hissettim.

"Bu taraftan." Kapıyı işaret ettim.

Neah beni bekledi ve hemen arkamdan geldi. Kan kokusu giderek güçleniyordu. Bu sadece küçük bir kesikten fazlasıydı. Bunu zaten biliyordum.

***

Ofiste uzaktan kumandaya bastım ve jaluziler inerek güneş ışığını kesti. Neah tereddüt etti. Sonra yavaşça elbisesinin düğmelerini açmaya başladı, ancak sadece büyük kan lekesinin olduğu yere kadar açtı. Geri kalanını benden saklı tutuyordu.

Elbiseyi kenara çekti. Yara yaklaşık on santim uzunluğundaydı ve şimdiden epey enfeksiyon kapmıştı.

"Gördünüz mü, iyiyim." diye fısıldadı.

"Bunu söylemeyi bırakmalısın."

Sustu ve düğmeleri yeniden iliklemeye başladı.

"Hayır." diyerek ellerini tuttum, başka bir morluk çarpmıştı gözüme. "Diğerlerini de görmeme izin ver."

Ona bir seçim hakkı vermedim.

Parmaklarım elbisenin kalan düğmelerini koparırken nefesi kesildi.

Üzerindeki sporcu sütyeni de iç çamaşırı da yıpranmış hâldeydi. Ama asıl ilgilendiğim şey morluklardı. Her yeri mosmordu, kırbaçlardan kalma izler vardı. Kalça kemikleri ve kaburgaları da dışarı çıkmıştı.

Onu döndürüp elbiseyi üzerinden çekince, sırtının da aynı durumda olduğunu gördüm. Ancak ilginç bir şekilde, göğsünün üzerinde ve uyluklarının altında hiçbir şey yoktu. Kolları da tamamen yarasızdı.

Birinin böyle bir şey yapması için tek bir sebebi olabilirdi. Ya o kişiye yaptıklarını saklamak ya da dışarıya karşı görüntüyü korumak. Misafirlerin görmesini istemiyorlardı. Daha da önemlisi, toplantının bir ay öncesinden ayarlandığını hesaba katarsak, benim görmemi istemiyorlardı.

Elbisesini düzelterek ince bedenine sıkıca sardı.

"Bir doktora görünmen gerekiyor."

"Bu..." Yüzümdeki öfkeyi görünce sözü yarım kaldı. "Eninde sonunda hep iyileşir."

"Bunu Trey mi yaptı?" diye sordum, dişlerimi sıkarak. Elimle bedenini işaret ettim.

Mavi gözlerini yere indirdi.

"Cassandra?"

Hâlâ cevap vermedi.

"Trey'in peşinde dolaşan o pislik mi? Üçü birden mi?"

Elbiseyi bedenine daha da sıkı sardı ve sessizce başını salladı. Elini yüzüne götürdü, yanağına dokunup kaçan bir gözyaşını sildi.

"Başka biri var mı?"

"Sürü." diye fısıldadı.

'Hepsini öldüreceğim.' diye hırladı Aero.

Sıraya girmesi gerekecekti.

"Anne babana yaptığın iddia edilen şey yüzünden mi?"

Başını salladı.

"Bundan senin sorumlu olduğuna inanmıyorum."

Başını bana doğru kaldırdı. Gözleri sonunda benimkileri bulduğunda kaşları çatıldı. "Kurtboğan Kanı yüzünden mi?"
Lanjutkan membaca buku ini secara gratis
Pindai kode untuk mengunduh Aplikasi

Bab terbaru

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 30

    DaneEve vardığımızda Neah uyuyakalmıştı. Bana sırtı dönük hâlde sessizce ağlarken omuzlarının titremesini izlemiştim. Ne söyleyeceğimi ya da onu nasıl daha iyi hissettireceğimi bilemediğim için susmayı tercih etmiştim. Aero bile ne diyeceğini bilemiyordu.Onu kucağıma alıp içeri taşıdım. Kıpırdamadı, tek bir ses bile çıkarmadı. Kızarıp lekelenmiş yüzüne baktım.‘Onun için mi ağlıyor sence?’ diye sordu Aero.‘Bilmiyorum. Hiçbir şey hissetmediğini söyledi. Belki de yetilerinin bağlanması yüzünden verdiği gecikmiş bir tepkidir?’‘Ona eşimiz olduğunu söyleyebiliriz. Artık onu sahiplenebiliriz. O pislikten kurtuldu.’‘Hayır. Bence şu anda duymak isteyeceği en son şey bu.’Onu yatağa yatırdım, botlarını çıkardım. O da içgüdüsel olarak kıvrıldı ve uyurken hep yaptığı gibi hafifçe burnunu çekti.Eric’ten zihin bağı gelene kadar onu bir süre izledim. ‘Konuşmamız gerek!’Sesi oldukça acil geliyordu. Belki de arama ekibi bir şeyler bulmuştu.‘Ofiste.’ diye zihin bağıyla karşılık verdim.‘Bunun i

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 29

    Kyle göğsünü kavrayarak öne doğru sendeledi. Beta Eric, Kyle üzerime kapaklanmadan hemen önce beni çevik bir hamleyle oturduğum koltuktan çekti. Kyle, boğazından çıkan birkaç derinden ve boğuk sesin ardından tamamen hareketsiz kaldı.Luna Cassandra ve abim ayağa fırlamıştı.“Siz… siz onu öldürdünüz!” diye haykırdı Luna Cassandra.“Hak ettiğini buldu. Sadece Neah’ı doğru düzgün reddettiğinden emin olmam gerekiyordu.”“Kardeşimi öldürdünüz!” diye çığlık attı Luna Cassandra, Kyle’nin yanına koşarken.Bunu bilmiyordum. Bir anlığına ona acıdım, ta ki bana yaşattığı cehennemi hatırlayana kadar.“Arkanı kollasan iyi edersin, Alfa Dane.” diye hırladı.“Beni korkutmuyorsun.” dedi Alfa Dane, keyifle.“Belki ben korkutmuyorumdur ama başınıza gelecekleri gördüğünüzde, keşke dertlerinizin en küçüğü ben olsaydım diyeceksiniz.”“Neden bahsediyorsun?” diye çıkıştı Alfa Dane. “Bu bir tehdit mi?”Abim onun kolundan tutup yerden kalkmasına yardım ederken Cassandra, “Göreceksiniz.” diye söylendi. İkisi de

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 28

    NeahBir tür geçmişe dönüş yaşıyordum. Anı tam olarak net değildi ama Luna Cassandra’nın sesini duyabiliyordum.“Bugün hava çok sıcak, değil mi Neah?” Limonata yapmama yardım ederken ses tonu son derece neşeliydi. Mutfak tezgâhının önündeki bir sandalyeye çıkmama ve ona yardım etmeme izin vermişti. Tezgâhın üzerinde, dibinde birkaç yaprağın durduğu ikinci bir sürahi daha vardı.“O ne, Cassie?”“Biraz fazladan yapabiliriz diye düşündüm. Böyle bir günde herkes limonatayı sever.”Anı bir anda ileri sardı ve sürahiyi anne babama uzattığım ana geçti. Orada durmuş, onların kendilerine içecek doldurup bir şey şerefine kadeh kaldırmalarını izlemiştim. Sonra ortalık karışmıştı.İnsanlar bağırıp çığlık atarken biri kollarımdan yakalayıp beni sürüklemişti. Gözden kaybolmadan önce anne babamın gözlerinden, burnundan ve ağzından kan boşaldığını görmüştüm. Çaresizce yüzlerini tırmalıyorlardı.“Neah, ne yaptın sen?!”“Bilmiyorum.” Kendi korkumu, küçücük sesimin içinde duyabiliyordum.“Cassie, bilerek

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 27

    DaneCassandra, parmaklarım boğazına daha sıkı bastırırken öksürdü. Kendi parmakları çaresizce ellerimi tırmalıyor, onu bırakmamı umuyordu.“Bunu siz mi yetiştiriyorsunuz?” diye sordum, konuşmasına yetecek kadar kavrayışımı gevşeterek.“Hayır.” diye güçlükle hırıldadı.“O zaman nasıl eline geçirdin? Bunu yetiştiren Trey mi, yoksa o diğer siktiğimin gerzeği mi?”“Kendim buldum.” diye kısık, boğuk bir sesle mırıldandı.“Yalan!”“Yalan… değil!” diye nefesi kesile kesile konuştu. “Bu… bu doğru!”“Kimi öldürmeye çalışıyordun? Beni mi, onu mu?” diye sordum.Arkamda bir hareket oldu ve göz ucuyla Neah’ın öne doğru bir adım attığını gördüm.“Sen miydin?” diye fısıldadı Neah.“Benimle konuşma, SIÇAN!”“Ona cevap ver!” Bedenini tekrar duvara çarptım. Acıyla inlerken birkaç kemiğinin çatladığını hissettim.Nefes nefese, “Neden... bahsettiğini bilmiyorum.” diye soludu.“O zaman hafızanı biraz tazeleyeyim. Onun anne ve babası Kurtboğan kanıyla öldürüldü. Cinayet de onun üzerine yıkıldı. Henüz altı

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 26

    Araba doğrudan sürü evinin önünde durdu. Alfa Dane’nin eviyle kıyaslandığında gerçekten küçücüktü.Kapı açıldığında Alfa Dane dışarı çıktı ve bana elini uzattı. Bu kez elini tutmakta tereddüt etmedim çünkü Kyle’yi kızdırmamız gerektiğini bana çoktan söylemişti.Dokunuşunun sıcaklığı hem rahatlatıcı hem de garip bir şekilde beklenmedikti.Luna Cassandra basamakların üzerinde, uzun beyaz bir elbiseyle duruyordu. Sarı saçları sıkı bukleler hâlinde yüzünün etrafında salınıyordu.“Alfa Dane.” Tiz sesi irkilmeme neden oldu ve elim farkında olmadan Alfa Dane’nin elini daha sıkı kavradı. “Sizi henüz beklemiyorduk. Sözleşmede otuz gün sonra döneceğiniz yazıyordu diye hatırlıyorum.”Demek okumuşlardı.“Memnun kalmazsam on dört gün içinde döneceğim de yazıyor.” diye hatırlattı Alfa Dane, elimi hafifçe sıkarak.“İstediğini aldın!” Luna Cassandra bana dik dik baktı. “Ve biz yanlış hiçbir şey yapmadık.”“Cevapsız kalan sorular var.” Alfa Dane’nin sesindeki karanlık ton içimi anında dehşetle doldurdu

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 25

    “Neah’ın sana söylemesi gereken bir şey var.” dedi Raven, sırıtarak.“O zaman sen neden buradasın?” diye karşılık verdi.“Destek için.”Bu söze burun kıvırdı.“Ben…” Derin bir nefes aldım. “Sana abimin Kurdundan hiç bahsetmediğini söylemiştim.”“Bana yalan mı söyledin?” diye sözümü kesti.“Hayır. Öyle bir şey değil. Herkesin içinde sanki ayrı bir kişiliği olan bir Kurt olduğunu bilmiyordum.”Bakışları bana kaydı ve tek kaşını kaldırdı.“Sen Aero’dan bahsettiğinde bunun Alfa’lara özgü bir şey olduğunu sanmıştım. Ben…” Raven’e baktım; devam etmem için el hareketi yaptı. “Bunun herkeste olduğunu bilmiyordum.”“Ve şimdi öğrendin, öyle mi?!”“Ay Işığı’nda onları hiç görmedim.”“Onları hiç görmedin mi?” diye merakla sordu.Başımı iki yana salladım ve Raven’e anlattıklarımı ona da anlattım.“Kimse Kurdundan bahsetmedi mi? Kimse senin yanında dönüşmedi mi?”Başımı iki yana salladım. Kulağa ne kadar aptalca geldiğini biliyordum. Bir Kurt sürüsünde büyümüştüm ama buradaki saldırıya kadar hiç dön

Bab Lainnya
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status