Share

5. Bölüm

Author: Nazlı Abla
Zehra, külotunu çıkarıp çantasına koyduktan sonra hiçbir şey olmamış gibi pencereden dışarı bakmaya başladı.

Ancak güzel yüzü kıpkırmızı kesilmişti ve bacaklarını sımsıkı kapatmıştı.

Dikiz aynasından onu baştan aşağı görebiliyordum.

O utangaç ve huzursuz hali o kadar çekiciydi ki. Özellikle bacaklarının arasına baktıkça, aklım iyice başka yerlere gidiyordu.

Yengem gerçekten bu işlerde ustaydı, Zehra’ya ne söylediyse artık, böyle bir şey yapmasını sağlamıştı.

"Bzzz..." Telefon aniden titredi.

WhatsApp’ı açtım ve mesajın meğer yengemden geldiğini gördüm.

Yengem: "Gördün mü?"

Hem utandım hem de heyecanlandım, ne cevap vereceğimi bilemeyerek ona bir gülümseme emojisi gönderdim.

Yengem hemen başka bir mesaj daha attı: "Zehra da tıpkı senin gibi biraz utangaç, ama zamanla açılmasını sağlayacağım. Fırsatları değerlendirmeyi bilmelisin."

Cevap verdim: "Tamam."

Resmen keyiften uçuyordum, yengem bu işi gerçekten iyi biliyordu.

AVM’ye vardığımızda yengem sürekli bana fırsat yaratıp Zehra’ya yakınlaşmamı sağlıyordu, ama Zehra hep bilerek benden kaçıyordu, bu durum beni iyice çaresiz hissettiriyordu.

Kısa bir mola verdiğimizde Zehra tuvalete gitti, yengem hemen fırsatı değerlendirip sordu: "Ne yapıyorsun sen öyle? Fırsatı ayağına kadar getirdim, yaklaşıp biraz konuşsana onunla?"

"Yenge, yaklaşmak istemediğimden değil, Zehra abla sürekli benden kaçıyor. Ona göz koyduğumu mu anladı acaba," dedim huzursuzca.

"Buna yakınlaşmak mı diyorsun? Anlaşılan bu sabah sana öğrettiklerim boşa gitmiş. Unutma, kadınları elde etmek istiyorsan fazla beyefendi olamazsın."

"Yaklaşma deyince gerçekten uzak mı duracaksın? Eşyalarını taşımana izin vermiyorsa zorla alıp taşısana!"

"Sen bir erkeksin, daha girişken olmalısın. Ona erkeksi tarafını göstermeli, ardından da hafiften yoklamayı bileceksin. Ancak o zaman onu etkileyebilirsin."

"Yoksa senin bu ağır kanlı halinle daha kırk yıl geçse onu tavlayamazsın."

Bu konuda gerçekten odun gibiydim; okul yıllarında sadece ders çalışırdım, hiç kız arkadaşım olmamıştı.

Böyle olgun bir kadınla nasıl başa çıkacağımı da hiç bilmiyordum.

Ne demek istediğini tam anlamasam da başımı salladım. "Anladım, yenge."

Yengem aniden bana yaklaşıp yaka kısmımı düzeltmeye başladı. Üzerindeki güzel kokuyu içime çekerken, yüzüne yakından baktığımda kalp atışlarım hızlandı.

Cildi çok güzeldi; otuz yaşını geçmiş olmasına rağmen on sekiz, on dokuz yaşındaki genç kızlar gibiydi.

Ayrıca göğüsleri oldukça dolgun ve gösterişliydi. Bana yaklaştığında, göz ucuyla baktığımda göğüslerinin neredeyse vücuduma değdiğini fark ettim.

Bu durum beni daha da huzursuz etti ve zihnimde sabah gizlice dikizlediğim sahneler canlanmaya başladı.

"İbo, bu sabah bir şeyler mi gördün yoksa?"

Yengem aniden bunu sordu.

Korkudan kalbim yerinden çıkacak gibi oldu, yüreğim ağzıma geldi.

"Yok hayır yenge, neden böyle bir şey sordun ki?"

"Gerçekten görmedin mi? Peki sabah tuvalete bıraktığın o külot neydi öyle?"

Yengem uzun sayılmazdı, boyu ancak çeneme geliyordu. Başını kaldırıp bana bakarken, o güzel kırmızı dudakları bana çok ama çok yakındı.

Nefesinin boynuma çarptığını hissedebiliyordum; hem gıdıklıyor hem de içimi tuhaf bir şekilde titretiyordu.

Kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarparken kekeleyerek cevap verdim: "O... onu dün gece ben bırakmıştım. Yenge, yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım."

Yengem aniden kıkırdayarak yakamı bıraktı. "Seni suçladığım yok. Sadece bugün tepkilerin çok garipti, acaba sabah bir şey mi gördün diye düşündüm."

"Sabah çok derin bir uykudaydım, dokuzdan önce uyanmadım. Zaten bunu sen de biliyorsun," diyerek yalan söyledim.

Yengem başını salladı. "Sanırım ben fazla düşündüm. Aslında seni anlayabiliyorum, daha yeni mezun olmuş, hayatında hiç kız arkadaşı olmamış bir üniversite öğrencisisin. Sana böyle şeylerden bahsetmem seni biraz utandırmış olmalı."

"Hele bir de sabah söylediklerimle birleşince, aklının karışması çok normal. O yüzden seni bir kez daha uyarıyorum: Ben senin yengenim, aynı zamanda şu an senin öğretmenin sayılırım. Bana karşı başka türlü düşüncelere sahip olamazsın. Anladın mı?"

Yengemle aramızda bir şey olmasının imkansız olduğunu biliyordum ama bunları ondan duymak içimi fena halde burktu.

Yengem tuvalet tarafına doğru baktı ve tekrar bana döndü. "Birazdan öğle yemeğine gideceğiz. Zehra'nın ilgisini çekmek için elini çabuk tut, onu etkilemeye bak. Dönüş yolunda eşyalarını taşımayı teklif etmeyi başar ki evine girebilesin."

Hiçbir şey söylemedim.

Yengem başını yana eğip bana baktı. "Ne o, yapamıyor musun? Gerçekten beceremiyorsan, git bir şeyler aç izle de öğren."

"İzlemem ki," diye çok kısık bir sesle söyledim ve başımı iyice önüme eğdim.

Yengem verdiğim cevaba kahkahayı bastı. "Yok artık! Sizin gibi erkeklerin hepsi böyle şeyler izlemeyi sevmez mi?"

"Yenge, gerçekten izlemiyorum. Zaten nerede bulacağımı bile bilmiyorum."

"Vay canına, demek gerçekten çok uslu bir çocuksun." Yengem kahkahalarla gülüyordu, aynı zamanda bana bakışları da bir tuhaf olmuştu.

Telefonunu çıkarıp bir şeyler ararken Zehra tuvaletten çıktı.

Yengem hemen telefonunu cebine koydu ve bana anlamlı bir bakış attı.

"Zehra abla, eşyalarını taşımana yardım edeyim." Yengemin bakışını görünce hemen Zehra'ya doğru yöneldim.

"Gerek yok, kendim halledebilirim."

"Ben hallederim ya, bir kadının eşyalarını kendi başına taşımasına nasıl izin verebilirim? Ver, ben taşıyayım."

Yengemin öğrettiklerini uygulamaya karar verdim. Zehra'nın ne dediğine aldırış etmeden eşyaları elinden alıverdim.

Zehra gülümseyerek başını salladı. "Peki, o zaman sana zahmet olacak."

İçim içime sığmıyordu.

Yengem gerçekten müthiş bir öğretmendi. Dediklerini harfiyen uygulayınca sonuç hemen belli oldu.

Koca koca çantaları tek başıma arabaya taşıdım. Yengem ve Zehra bu sırada yemek yiyecek bir yer bakmaya gittiler.

Eşyaları yerleştirdikten sonra telefonum aniden iki kez titredi.

Çıkarıp baktığımda, yengemin bana o tarz bir video gönderdiğini gördüm.

Resmen suçüstü yakalanmış gibi hissettim ve telaşla etrafıma baktım.

Neyse ki otoparkta kimse yoktu.

Hemen ardından yeni bir mesaj daha geldi: "Videoyu izle de biraz bir şeyler öğren. Hemen yukarı gelme, yemekler masaya gelmek üzereyken sana haber veririm."

Çok heyecanlanmıştım, çünkü hayatımda daha önce hiç böyle bir şey izlememiştim.

Arabanın kapısını açıp içeri oturdum. Etrafta kimsenin olmadığından emin olduktan sonra, titreyen ellerimle büyük bir hevesle videoyu başlattım.

Videodaki görüntüler o kadar kışkırtıcıydı ki, izlemeye başladıktan kısa bir süre sonra içim kıpır kıpır oldu ve dayanılmaz hale geldim.

Sabah yengemin bende uyandırdığı o arzular da üzerine eklenince, içimdeki istek iyice artmıştı.

Dayanamayıp kemerimi çözdüm, yukarı çıkmadan önce rahatlamaya karar verdim.

Tam kendimden geçmiş haldeyken, dikkatsizce dışarı baktım ve arabanın camının dışında bir silüet fark ettim.

Kimin olduğunu fark ettiğim anda resmen kilitlendim.

Çünkü o silüet başkası değil, yengemin arkadaşı Zehra'nın ta kendisiydi.

Onu fark ettiğim an, Zehra güzel gözlerini dikmiş, hiç kırpmadan bana bakıyordu.

Göz göze geldiğimizde ise, ürkmüş bir tavşan gibi arkasını dönüp hızla uzaklaştı.

Patuloy na basahin ang aklat na ito nang libre
I-scan ang code upang i-download ang App

Pinakabagong kabanata

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   275. Bölüm

    Yani abim, kendi yerine geçip yengemle o işi yapmamı istiyordu.Ama bu düpedüz aldatmacaydı!Abime mesaj yazdım: "Abi, bu kesinlikle olmaz! Bu olacak iş değil!"Abim bana yalvaran gözlerle baktı, ardından bir mesaj daha gönderdi: "İbo, içinde bulunduğum durumu biliyorsun. Sen bana yardım etmezsen yengenle boşanmaktan başka çaremiz kalmayacak. Benim yengenle boşanmama gönlün razı gelir mi?"Elbette gönlüm razı gelmezdi.Ama neden bu konuyu yengemle açıkça konuşamıyordu ki?Belki yengem onu anlayışla karşılayabilirdi.Düşüncelerimi abime yazdım.Fakat abim inatla cevap verdi: "İmkânsız! Yengen bensiz yaşamayı kabul eder ama çocuksuz yaşamayı asla kabul etmez. Kendi çocuğunun olmasını o kadar çok istiyor ki... Yengenin çocukları ne kadar sevdiğini sen bilmiyorsun.""İbo, başka çarem kalmadığı için senden yardım istiyorum. Ne olur, abin için bir kez olsun bunu yap. Sana yalvarıyorum."Abimin böyle konuşması hiç hoşuma gitmedi.O benim abimdi, hayatta en çok minnet duyduğum insandı.Başına

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   274. Bölüm

    Yengemin bile bilmediği, üstelik benim mutlaka öğrenmem gereken nasıl bir sır olabilirdi ki?Abimin böyle konuşması da tuhaf değil miydi?Devamını anlatmasını bekliyordum ama tam o sırada yengem yanımıza geldi."İkiniz de hazır mısınız? Hazırsanız artık çıkalım."Abim hemen hiçbir şey olmamış gibi davranıp gülümsedi. "İbo da ben de hazırız. Sen Zehra'yla Nilay'ı arayıp nerede olduklarını bir sorsana."Abimin bu tavrına hayran kaldım. Rolünü o kadar iyi yapıyordu ki en ufak bir açık bile vermiyordu.Bir saniye önce benimle gizli gizli konuşurken, hemen ardından hiçbir şey olmamış gibi yengemle gülüp şakalaşabiliyordu.Abimin artık eskisi gibi biri olmadığını düşündüm.Eskisine göre daha kurnaz, lafını daha iyi bilen birine dönüşmüştü.Ama aslında bunu anlamak zor değildi. Sonuçta şirket kurup patron olmuş biri nasıl hâlâ bu kadar saf ve dürüst kalabilirdi ki?Abim yengemle mutlu mesut yaşasın da özü sözü bir, kötü niyetli biri olmasın. Gerisi önemli değildi.Yengem kapıya yönelirken, "Ş

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   273. Bölüm

    "Aslında günümüzde birçok geleneksel tıp kliniği, pek çok hastaneden bile daha tanınmış durumda. Bölüm başkanımız Metin Bey de bana bir klinik önerdi. İlk fırsatta gidip göreceğim.""Seni mülakata alan yaşlı adam mı?""Evet.""Sana karşı oldukça iyi davranmış.""Evet, fena değildi. Ne yazık ki hastanede çalıştığım süre boyunca ona hep kötü davrandım. Şimdi düşününce gerçekten utanıyorum. Alt tarafı bir stajyerdim ama kalkıp bölüm başkanına öyle davranmaya cüret ettim. Buna rağmen adam beni kovdurmaya bile çalışmadı.""Üstelik bana zorluk da çıkarmadı. Bütün bunlar benim dar kafalılığımdan ve cahilliğimden kaynaklanıyordu."Yengem hafifçe gülümsedi. "Bunun farkına varabilmen bile olgunlaştığını gösteriyor. İleride fırsatın olunca ona güzelce teşekkür edersin.""Hadi kalk bakalım, birazdan dışarıda yemek yiyeceğiz."Yengemin keyfinin yerinde olduğunu görünce sordum: "Yenge, bugün abimle birlikte muayeneye gittiniz ya, sonuçlar nasıl?"Yengem iç çekerek, "Doktor, ikimizin de fiziksel açıd

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   272. Bölüm

    Tapu Müdürlüğünde ne işleri var? Tabii ki evin tapusunu devredeceklerdi."Hasan, evin tapusunu Zehra'nın üzerine geçirmeyi kabul etti mi?" diye sordum.Nilay, "Olur mu hiç? O şerefsiz Hasan hiçbir şekilde tazminat ödemeye yanaşmıyor. Üstelik bizimle sonuna kadar mücadele edeceğini söylüyor," dedi."Ben de kocamdan araya girmesini isteyeceğim. Bakalım evin tapusunu Zehra'nın üzerine geçirebilmek için bir yol bulabilecek mi?"Demek bütün mesele buydu."Peki, kocan ne dedi? Sence bu yöntem işe yarar mı?" Bu konuyu gerçekten merak ediyordum. En önemlisi, Zehra'nın hem sevdiği adamı hem de maddi güvencesini kaybetmesini hiç istemiyordum.Madem o adamın sevgisini kazanamıyordu, en azından kendisine ait olanı geri almalıydı.Ne olursa olsun, bu işten büyük bir zararla çıkmamalıydı.Nilay, "İşte bunun için şimdi tanıdıklar aracılığıyla bir çözüm bulmaya çalışıyoruz ya. Neyse, şimdilik kapatıyorum. Zehra dışarı çıktı. Eve dönünce konuşuruz," dedi."Tamam, o zaman siz işlerinizi halledin."Telef

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   271. Bölüm

    Hiç çekinmeden, "Senin sorunun, bir öyle bir böyle davranman! Ne naziksin ne de düşünceli!" dedim."Sürekli baskıcı biri olmadığını söylüyorsun ama yaptığın her şey ne kadar baskıcı olduğunu gösteriyor.""Senin gibi bir karaktere hangi erkek olursa olsun dayanamaz.""S-sen kapat çeneni!"İkimiz de birbirimize bağırıp çağırıyorduk.O sırada bilgisayardaki videoda da son derece ateşli sevişme sahneleri vardı.Hem öfkeliydim hem de videodan gelen sesler beni tahrik ediyordu. Kasıklarımdaki gerginlik de giderek dayanılmaz bir hâl alıyordu.İçimdeki arzuyu boşaltmak için yanıp tutuşuyordum.Ama kesinlikle karşımda duran bu kadınla değil!Artık onunla hiçbir bağım olsun istemiyordum. Tek istediğim bir an önce buradan ayrılmaktı.Zehra'nın yanına da gidebilirdim, Nilay'nın yanına da. Sonuçta kimin yanına gidersem gideyim, bu kadınla kalmaktan iyiydi."Tamam, susuyorum. Sen tek başına kudurmaya devam et."Eşyalarımı alıp Merve'yi kenara ittim ve hiç oyalanmadan oradan çıktım."Ah, seni şerefsi

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   270. Bölüm

    "Daha da heyecan verici bir şey görmek ister misin?" diye sordu Merve, üzerime eğilmiş hâlde.Başımı kuvvetle salladım.O anda aklım fikrim heyecan ve arzuyla doluydu...Başka hiçbir şeyi düşünemiyordum."Bekle."Merve bir kedi gibi üzerimden sıyrılıp yataktan indi...Heyecandan yerimde duramıyordum.Bana yardım etmeye hazırlanıyordu demek!O hâlde bunun tadını doya doya çıkarmalıydım.Ama Merve doğrudan yatağın yanına geçti ve dizüstü bilgisayarını açtı.Şaşırmıştım. Ne yapmaya çalıştığını merak ediyordum.Çok geçmeden anladım.Meğer Merve bir porno videosu açmıştı.Üstelik videodaki hareketler son derece zordu. Daha önce böyle bir şey hiç görmemiştim.Videoyu izledikçe kendimi tutmakta daha da zorlanıyordum. İçimden, "Neden hâlâ yanıma gelmiyor?" diye geçiriyordum.Acaba yanına gidip sorsam mıydım?Merve hâlâ hiçbir şey yapmayınca cesaretimi toplayıp yanına oturdum ve beline sarıldım."Yeterince izledik sanırım. Artık başlasak mı?"Merve birden bana dönüp sordu: "Sence ben çok mu azg

Higit pang Kabanata
Galugarin at basahin ang magagandang nobela
Libreng basahin ang magagandang nobela sa GoodNovel app. I-download ang mga librong gusto mo at basahin kahit saan at anumang oras.
Libreng basahin ang mga aklat sa app
I-scan ang code para mabasa sa App
DMCA.com Protection Status