LOGINBütün vücudum bir anda gerildi.Beni gıdıklamaya başlayınca dayanamadım. O sırada yengem fırsattan yararlanıp yastığı yüzümden çekti.Bana o kadar yakındı ki, gözlerimi biraz aşağı indirsem dekoltesini görebiliyordum.Aklıma ister istemez o muhteşem göğüsleri geldi.İçimdeki arzu yeniden kabardı.Eskiden en azından biraz yaklaşma fırsatı bulabilirdim, şimdi ise o da imkânsızdı.Ama nedense, yengem beni ne kadar uzak tutmaya çalışıyorsa aklım da ona o kadar kayıyordu.Hatta tam da hastanedeyken...Bunları düşündükçe kalbim hızlanıyor, kendime hâkim olmakta zorlanıyordum.Gözlerine bakmaya cesaret edemeden başımı başka tarafa çevirdim. "Yenge, sen bana en iyisi bir hasta bakıcı tut.""Hasta bakıcıyı ne yapacaksın? Boştayım zaten, hem hangi bakıcı sana benim baktığım kadar iyi bakabilir ki?"İçimden, "Bana iyi bakıyorsun bakmasına da ben de burada zorlanıp duruyorum," diye geçirdim.Her günüm ayrı bir işkenceydi.Özellikle yengemle baş başa kaldığımızda zihnimdeki edepsiz düşüncelerin taş
Zehra bunu duyunca içten içe rahatladı.En azından kendini bu kadar kötü hissettiği bir anda yanında Nilay vardı.İki genç kadın bir süre birbirlerine destek olup dertleştiler.***Odanın dışında.Hasan, az önce Zehra'yı kollarına aldığı anı hatırladıkça içindeki arzu yeniden alevleniyordu.Gözünün önünde olmasına rağmen ona sahip olamamak Hasan için tam bir işkenceydi.Fakat artık Zehra'yı daha fazla kızdırmaya cesaret edemediği için süklüm püklüm kendi odasına döndü.Yine de gardıroptan Zehra'nın bir geceliğini çıkardı.Üzerindeki hafif kokuyu içine çekerek son derece sapıkça gülümsedi.Sonra geceliği yatağa serdi ve ona bakarak işe koyuldu...***Ertesi sabah.Uyandığımda yengem çoktan kalkmıştı."İbo, uyandın mı? Hadi, kahvaltını yap." Yengem bana kahvaltılık bir şeyler almıştı.Onun yardımıyla doğrulup oturdum.Dün gece yaşananlardan sonra yengemin karşısında nedense biraz utanıyordum.Ama o sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.Her zamanki gibi benimle şakalaşıyor, sohbet e
"Ne?" Nilay'ın gözleri yuvalarından fırladı. "İmkânı yok, bana nasıl âşık olabilir?"Zehra, "Yıllar önce Hasan'la evlenirken seni nedimem yaptığım günü hatırlıyor musun?" dedi."Tabii ki hatırlıyorum.""Peki, seni nedime yapmamı kimin istediğini biliyor musun?""Sakın Hasan olduğunu söyleme."Zehra başını salladı. "Doğru tahmin ettin, bu fikir Hasan'dan çıkmıştı. O zamanlar sen de Orhan ile nişanlıydın. Ben aslında seni nedime yapıp yormak istememiştim ama Hasan 'Nilay eğitimli bir aileden geliyor. Onun nedime olması benim de itibarımı artırır' dedi.""Bunun gelecekteki kariyerine büyük katkısı olacağını söyledi. O zaman ben gerçekten onunla ömür boyu birlikte olmak istiyordum. Kariyerinin de gelişmesini istediğim için sana nedime olmanı söyledim.""O gece düğünden sonra arkadaşlar bizi rahat bırakmayıp sürekli şakalaşıyorlardı. Seni öpmesi için Hasan'ı sıkıştırdıklarını da hatırlıyorum. Hasan'ın yüzü kıpkırmızı olmuştu.""O zamanlar hiçbirimizin aklına gelmemişti ama Hasan meğer daha
Hasan ağzıyla kabul etmişti ama aklından bambaşka şeyler geçiyordu.Sonra Orhan'la biraz görüşüp konuşacak, bir yolunu bulup işlemleri geciktirecekti.Hasan'ın tek istediği biraz zaman kazanmaktı.İbo işini bitirdiğinde artık Zehra'yla açık açık hesaplaşmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktı.Ne de olsa takdir Allah'tan, gayret kuldandı.Bir kadının gönlünü almak konusunda hâlâ kullanabileceği pek çok yöntem vardı."Karıcığım, geçen geldiğimde yarım kalan bir işimiz vardı, aklım hâlâ onda kaldı. İkimiz..."Hasan, Zehra'ya bakarken nedense heyecanlandı.Kendini tutamayıp ellerini Zehra'nın beline doladı.Zehra artık onun dokunuşuna katlanamıyordu. Hasan'ın elini üzerinde hissetmek bile onu iğrendiriyordu.Ama henüz ipleri koparmak istemediği için, "Bugün olmaz, adet oldum," dedi."Yapma ya, bu kadar da tesadüf olur mu? Yani bu gece eve geldim diye hiçbir şey yapamayacak mıyım?"Zehra gözlerini dikerek, "Sen sırf o iş için mi eve dönüyorsun? Sevişmeyeceksek eve gelemiyor musun yani?" d
Hasan gülümseyerek, "Peki, sana kendimi inandırmam için ne yapmam gerekiyor?" diye sordu.Zehra, "Çok basit. Bütün banka kartlarını bana vereceksin. Bir de bu evin tapusunu benim üzerime geçireceksin," dedi.Hasan bunu duyunca yüzünün rengi bir anda değişti.Zehra alaycı bir şekilde gülümsedi. "Ne oldu? Vermeye kıyamıyor musun, yoksa vermek mi istemiyorsun?"Hasan yapmacık bir gülümsemeyle konuştu: "Hayatım, ben şirket işletiyorum, ticaret yapıyorum. Elimdeki para sabit kalmaz ki, her an bir yere transfer edilmesi gerekebilir.""Şimdi bütün kartları sana verirsem, paraya sıkıştığımda ne yapacağım?"Zehra omuz silkerek karşılık verdi: "Bana söylersin, ben de istediğin zaman sana para gönderirim. Sadece kartları bana emanet etmeni istiyorum, parana el koyup sana vermeyeceğim demedim ya.""Evet, haklısın tabii ama şu anda kartlarımda gerçekten fazla para yok. Sana vermemin de bir anlamı kalmaz.""Şöyle yapalım. İleride büyük paralar kazanmaya başladığımda kartları sana veririm, olur mu?"
Mahcup bir şekilde konuştum.Abim, "Kaza bu, kimse olsun istemez. Sen önce sağlığına bak, gerisini kafana takma," dedi.Sonra, "Bu arada, yengen gece hastanede mi kalacak, yoksa otelde mi?" diye sordu."Hastanede kalacak. Bu odada boş bir yatak var. O da yan taraftaki boş yatakta uyuyor.""Anladım. Yengen yabancı değil, çekinmene gerek yok. Yarın işlerimi hallettikten sonra seni hastanede görmeye geleceğim."Nedense abimin beni yokladığını hissediyordum.Acaba yengemle aramda bir şey olduğundan mı şüpheleniyordu?İçim tedirginlikle doluydu.Aynı zamanda az önce yengemle bir şey yaşamamış olduğum için içten içe şükrediyordum.Yoksa bir gün ortaya çıkarsa abimin yüzüne nasıl bakacaktım?Birkaç laf daha ettikten sonra telefonu kapattım.Çok geçmeden yengem içeri girdi.Ona büyük bir suçlulukla bakıp, "Yenge, özür dilerim. Resmen insanlıktan çıktım," dedim."Ne diyorsun sen öyle? Hiçbir şey anlamıyorum. Geç oldu, hadi uyu."Yengem sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi gelip ayakucuma uzandı.Bu