Eve girer girmez Efe kendini koltuğa bıraktı.Daha "Acıktım." der demez ablam telaşla mutfağa koştu.Hayatında doğru dürüst yemek bile yapmamış olan ablam, elindeki telefondan türlü türlü sağlıklı yemek tariflerine bakıyor, Efe'nin midesine dokunacak en ufak bir şey yapmaktan bile çekiniyordu.Babam ise cebinden son model bir oyun konsolu çıkarıp Efe'ye uzattı:"Geçmiş olsun hediyen. Ölümün kıyısından döndün."Annem de bu sırada Efe'nin odasını baştan aşağı temizlemiş, pencereyi sonuna kadar açmış, odanın dört bir yanını çiçekler ve şifalı bitkilerle doldurmuştu:"Temiz hava sana iyi gelecek."Efe ise koltuğa uzanmış, keyifle oyun oynuyordu.Ama evdeki herkesin gözü sürekli onun üzerindeydi.Onlarla birlikte eve dönen bir kişi daha vardı:Ben...Daha doğrusu, benim ruhum.Yıllarca yaşadığım bu ev bana yabancı değildi.Ama nedense her köşesi hâlâ aynı soğukluğu hissettiriyordu.Tam o sırada kapı zili çaldı.Kapıda görünce yüreğimin burkulduğu kişi duruyordu:Kız arkadaşım Zeynep...İçer
Baca selengkapnya