Short
Ölüyorum Ama Annem Sıyrık Kardeşimi Seçti

Ölüyorum Ama Annem Sıyrık Kardeşimi Seçti

Oleh:  Şeftali RüyasıTamat
Bahasa: Turkish
goodnovel4goodnovel
9Bab
253Dibaca
Baca
Tambahkan

Share:  

Lapor
Ringkasan
Katalog
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi

Erkek kardeşimle birlikte korkunç bir trafik kazası geçirdik. Kalbim parçalanmıştı; hayatta kalabilmem için derhâl ameliyata alınmam gerekiyordu. Ama hastanenin başhekimi olan annem, tüm doktorları kardeşimin odasına topladı. Oysa onun yalnızca birkaç hafif sıyrığı vardı. Buna rağmen baştan aşağı bütün tetkiklerinin yapılmasını emrediyordu. Son nefesimi tüketircesine ona yalvardım: "Anne... Lütfen... Önce beni kurtar..." Ama yüzüme bile bakmadı. Sesindeki bıkkınlıkla bana sertçe çıkıştı: "İlgi çekmeye çalışmanın da bir zamanı olur! Kardeşinin kemiği az kalsın kırılıyordu, bunun farkında mısın?" Kimse bana yardım etmedi. Ve ben...Hastanenin kimsenin uğramadığı karanlık bir köşesinde, sessizce hayata gözlerimi yumdum. Ne var ki ölüm haberimi aldığı gün... Hayatı boyunca benden nefret eden annem, aklını yitirdi.

Lihat lebih banyak

Bab 1

1.Bölüm

Ölmeden önceki son üç dakikada ruhum bedenimden ayrıldı ve annemin yanına süzüldü.

O sırada annem, kardeşim Efe'nin yatağının başında oturmuş, gözyaşları içinde dua ediyordu:

"Efe'm... Ne olur beni korkutma oğlum. Aç gözlerini... Hadi uyan."

Babamın yüzü öfkeden kıpkırmızıydı:

"Eğer o şerefsiz Barış kardeşini doğru düzgün koruyabilseydi bunların hiçbiri yaşanmayacaktı! Bir elime geçsin, gebertirim onu!"

Sessizce yanlarında durup onları izledim. İçimi tarifsiz bir acı kapladı.

Baba... Artık buna gerek yok. Ben zaten öldüm. Sizin bana gösterdiğiniz o buz gibi ilgisizliğin içinde can verdim.

Bu sırada bütün doktorlar Efe'nin yatağının etrafını sarmıştı. Yapılan kontrollerin ardından kemiğinde küçük bir çatlak bile ciddi hiçbir sorunu olmadığı anlaşılınca, yaşlı doktorlardan biri cesaretini toplayıp anneme döndü. Çekine çekine sordu:

"Sayın Başhekim... Barış'a da müdahale etmemiz gerekmiyor mu? Kazada durumu çok ağır görünüyordu."

Annemin yüzündeki şefkat bir anda nefret dolu bir öfkeye dönüştü. Avazı çıktığı kadar bağırdı:

"Yine neyin peşinde o? Bu kez de ölmüş numarası mı yapıyor?! Kardeşini ne hâle getirdiğini hâlâ anlamadı mı!"

Sözleri, artık atmayan kalbimi bile yeniden sızlattı. Ben de onların oğluydum... Gerçekten benim hayatımın hiçbir değeri yok muydu?

Tam o sırada annem telefonunu çıkarıp beni aradı. Hemşire telefonu kulağıma yaklaştırır yaklaştırmaz umutla beklediğim o tek cümleyi değil, yine her zamanki hakaretleri duydum:

"Barış! Ne zaman sürünerek buraya gelip kardeşinden özür dileyeceksin?"

İşte o anda... İçimde kalan son umut da sessizce öldü. Hakikati sonunda kabullenmiştim. Annem beni hiçbir zaman sevmemişti.

Daha hastaneye ilk getirildiğimde, hayatımı kurtarması için ona yalvarmıştım. O ise bana sadece, "İlgi çekmeye çalışmanın da bir zamanı olur! Kardeşinin kemiği az kalsın kırılıyordu, farkında mısın?" demiş, ardından bütün doktorları peşine takıp Efe'nin odasına gitmişti. Bana ayıracak tek bir dakikası bile olmamıştı.

Hemşire daha fazla dayanamadı. Telefonu eline alıp telaşla konuştu:

"Sayın Başhekim... Barış'ın durumu kritik. Onu kaybediyoruz."

Ama benim numara yaptığımdan emin olan annem küçümseyen bir kahkaha attı:

"Ne oldu? O hayırsız size kaç para yedirdi de onunla birlik olup bu tiyatroyu oynuyorsunuz? Şaştım kaldım, meğer o mahlukta ne marifetler varmış!"

Lafı daha yeni bitmişti ki, deminden beri baygınlık numarası yapan Efe yavaşça gözlerini açtı. Zayıf ve masum bir sesle fısıldadı:

"Anne... Baba... Ağabeyim iyi mi?"

Annem oğluna sevgiyle baktı. Sonra bana duyduğu nefret daha da katmerlendi:

"Barış! Bir kere de kardeşin kadar olgun olmayı beceremez misin?! Çocuk senin yüzünden bu hâle geldi, hâlâ seni düşünüyor! Üç dakika içinde gelip kardeşinden özür dilemezsen, bir daha gözüme görünme!"

Telefonu öfkeyle kapattı; hırsından göğsü körük gibi inip kalkıyordu. Babam da yanında hoşnutsuz bir tavırla söze karıştı:

"Onu neden çağırıyorsun ki? Efe'nin başına açtığı dert yetmedi mi?"

Efe, yüzündeki o zafer tebessümünü gizlemeye çalışarak başını öne eğdi. Yüzüne sahte bir mahcubiyet yerleştirip anne babama baktı:

"Anne... Baba... Lütfen ağabeyime kızmayın. Benim yurt dışındaki bursu kazanmamı hiçbir zaman kabullenemedi. Bana kırgın olması normal."

Acı acı gülümsedim. Ben ölmüştüm ama Efe hâlâ beni ailemin gözünde kötü göstermek için dolaplar çevirmeye devam ediyordu. Ve annemle babam, her zamanki gibi ona inanıyordu. Çünkü onların gözünde Efe her zaman uslu, fedakâr ve örnek evlattı.

Hiçbiri, bizi o korkunç kazaya sürükleyen kişinin, uğruna her şeylerini feda ettikleri o sevgili oğulları Efe olduğunu akıllarının ucundan bile geçirmeyecekti.

Tampilkan Lebih Banyak
Bab Selanjutnya
Unduh

Bab terbaru

Bab Lainnya
Tidak ada komentar
9 Bab
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status