공유

BÖLÜM 2

작가: Taylor West
Neah

Sesini çıkarma. Sesini çıkarma.

Alfa Dane’nin beni incelediğini biliyordum. Herkes bunu yapardı. Kimse bir kişinin kendi anne babasını zehirlemek gibi iğrenç bir şeyi nasıl yapabileceğine akıl sır erdiremezdi. Başım öne eğik, orada öylece durdum. Yer yarılsa da içine girsem diye diledim.

Etrafımda bir hareketlilik oldu. Tam önümde duruyordu. Sertçe parmağıyla çenemi yukarı kaldırdı ve beni kendisine bakmaya zorladı. Sonra eli yavaşça boğazıma kapandı ama sıkmadı. “Anne babanı mı zehirledin?”

“Altı yaşındaydım.” diye kekeledim. “Sadece onlara limonata yapmıştım.” Kendimi savunmaya çalışırken sesim incecik çıkmıştı. Ebeveynlerimi neredeyse hiç hatırlamıyordum fakat o günden beri bana hissettirilen o suçluluk duygusunu çok iyi hatırlıyordum.

Kızıl gözleri abime kaydı. “Altı yaşındaki birini suçlamak pek adil görünmüyor.”

“Altı yaşındaki bir çocuk bitkiler arasındaki farkı bilmeli.” diye çıkıştı Alfa Trey.

“Bana daha çok tuzak kurulmuş gibi geldi.” Alfa Dane, boğazımı bırakarak omuz silkti. “Hepimiz sıradan Kurtboğanın artık bizi etkilemediğini biliyoruz. Yüzyıllar önce o boka karşı evrim geçirdik.”

Ne? Ne demek istiyordu? Kurtboğan ölümcül değil miydi? Yürümeye başladığım zamandan beri kafama kazınan şey buydu.

“Geriye sadece Kurtboğan Kanı kalıyor.” diye mırıldandı Alfa Dane.

“Siz orada değildiniz, Alfa Dane.” Abim dişlerinin arasından konuştu. Gözleri kısılmıştı. “Kurtboğandı.”

Alfa Dane onaylarcasına başını salladı. “Haklısın. Orada değildim.”

Harika. Şimdi de yıllar önce yanlışlıkla yaptığım bir şeyi bana hatırlatabilecek bir kişi daha vardı.

“Ama şunu söyleyin bana, altı yaşındaki bir çocuk Kurtboğan Kanı’nı nereden bulabilir?”

“Sizi buraya kölem hakkında konuşmak için çağırmadım!” diye tükürürcesine konuştu Alfa Trey. “Ya da anne babama ne olduğu hakkında.”

Alfa Dane sandalyedeki deri ceketini kaptı. Diğer Alfaların aksine daha gündelik giyiniyordu. Devasa gövdesini sade siyah bir tişört ve kot pantolon örtüyordu. Yine diğer Alfaların aksine kollarında dövme yoktu. Teninin hiçbir yerinden tek bir mürekkep izi bile görünmüyordu.

“Haklısın. Şimdi üzerinde düşüneceğim birkaç şey çıktı.”

“Anlaştığımızı sanıyordum.” diye çıkıştı abim.

“Henüz hiçbir şey imzalanmadı. Çıkışı kendim bulurum.”

Alfa Dane ofisten çıktığı anda abim ve Beta Kyle üzerime geldi. Abim “Ona ne halt söyledin?” diye sordu ve karnıma bir yumruk geçirdi.

“Hiç… Hiçbir şey. Sadece neden tuhaf koktuğumu sordu.”

“Ona söyledin mi?” diye üsteledi Beta Kyle. Neredeyse yüzüme tükürecekti. Ondan nefret ediyordum. Ondan o kadar çok nefret ediyordum ki, bir gün intikamımı alıp midesini ağzından söküp çıkaracağıma dair yemin etmiştim.

Sorusunu hemen cevaplamadığım için abim, “EE?” diye bağırarak kafamın yan tarafına bir darbe indirdi. Başım istemsizce yukarı aşağı sallandı. “Ama sizin yaptığınızı söylemedim.” Güçlü ve kendimden emin görünmeye çalışmıştım ama sesim bir fısıltıdan öteye gidememişti. Eğer Kurt olmasalar muhtemelen beni duyamazlardı.

Abimin eli siyah saçlarıma dolandı. Başımı geriye doğru çekti ve kafatasımdan içeri keskin bir acı saplandı. “Bunu mahvettiysen bir daha gün yüzü göremezsin.”

Beni saçlarımdan sürükleyerek ofisten çıkardı. Koridordan bodrum kapısına doğru götürdü.

“Lütfen…” diye yalvardım. “O bir Alfa’ydı… Ben… ben cevap vermek zorundaydım.” O kapıyı hışımla açarken gözyaşlarım yanaklarımı yakıyordu.

Kapının diğer tarafında Alfa Dane vardı. Kollarını kavuşturmuş ve duvara yaslanmış bir halde bize bakıyordu. Abimin eli saçlarımdan düştü. Kafamın arkasındaki baskı nihayet hafifledi.

“Alfa Dane, gittiğinizi sanmıştım.” diye öfkeyle mırıldandı Alfa Trey.

“Çıkışı kendim bulurum dedim. Kapıyı bulduğumu sanmıştım. Ama onun yerine, kız kardeşinin tuhaf kokusuyla dolu bir bodrum buldum. Ailene böyle mi davranıyorsun?”

“Dediğim gibi” abim geri adım atmıyordu. “Anne babamın ölümünden o sorumlu, yani evet, hak ettiği bu.”

“Burnunuzu diğer sürülerin işine sokmamalısınız!” diye ekledi Beta Kyle.

Alfa Dane güldü. “Bu anlaşmayı kabul edersem işlerinizle ilgili her şey benim de işim olur. O hâlde söyleyin, ona vereceğiniz ceza neydi? Yemek vermemek mi? Bir hafta kilit altında tutmak mı? Dayak mı?”

“Biz öyle…”

“Gerçekten mi?” Alfa Dane kaşını kaldırdı. “Onun uyumasına izin vereceğinize inanmamı mı bekliyorsun? Ona vurmanıza zaten bir kez engel oldum.” Gözleri üzerimde gezindi. “Yetersiz beslenmiş, yorgun mavi gözlerinin altında torbalar oluşmuş. Bir Alfa’nın kız kardeşi olduğu düşünülürse, hiç de öyle muamele görmüyor. Yavruyken iddia edilen her ne yapmış olursa olsun.”

“Yaptı işte!” diye tısladı Trey. “Ve onun bizim anlaşmamızla hiçbir ilgisi yok.”

“Ona ben karar veririm.” Kızıl gözleri koridorda gezindi. “Eşin nerede? Bu konuda ne düşündüğünü merak ediyorum.”

Gözlerimi kapattım. İçimden sessizce abime Luna’sını çağırmaması için yalvardım. Luna Cassandra, Beta Kyle ve Alfa Trey’in toplamından bile beterdi.

“Gerçi vazgeçtim, neden bununla uğraşalım ki? Eminim o da en az senin kadar aşağılıktır.” Alayla dudak büktü.

Gözlerimi aralayıp baktım. Kızıl gözleri benim üzerimdeydi. Beni savunması için hiçbir sebep yoktu. Ama yine de savunuyordu. Ben hiç kimseydim, özel biri değildim. Herkesin hain dediği kişiden ibarettim. Tek fark, ölüm cezasına çarptırılmak yerine, abim hayatımı acı çekerek geçirmeme karar vermişti.

“Sana bir teklifim var Alfa Trey.” Alfa Dane abime sırıtarak baktı.

“Şartlar üzerinde zaten anlaşmıştık.”

“Ben bir şart daha ekliyorum. Kabul etmezsen yardımımı alamazsın. Bunun yerine düşmanım olursun. İkimiz de bunu istemediğini biliyoruz.”

“Sanırım yeni şartınızın onunla bir ilgisi var?” diye mırıldandı Alfa Trey dişlerinin arasından.

“Doğru tahmin. Onu kendi sürüme götürmeme izin ver, ancak o zaman bir anlaşmaya varmış oluruz.”

Ben mi? Beni neden istesin ki?

Abim ve Beta’sı benim hakkımda tartışırken, Alfa Dane hâlâ beni inceliyordu. Bakışları beni geriyordu. Onun gibi birinin benimle ne işi olurdu ki?

“Anlaştık.” Alfa Trey, Alfa Dane’ye tokalaşmak için elini uzattı. Alfa Dane onun elini sıkmadı. Bunun yerine kızıl gözleri benden abime kaydı.

“Belgeleri hazırlatacağım ve yarın geri döneceğim.” Elini uzatıp yüzümü avucunun içine aldı. “Neyin var neyin yoksa topla.” Başparmağını alt dudağımın üzerinde gezdirdi. Sonra koridorun karşı ucuna doğru uzun adımlarla yürüdü ve doğrudan ön kapıya gitti. Ön kapının nerede olduğunu gayet iyi biliyordu. O hâlde neyin peşindeydi?

Kapıda duraksadı. “İçinizden herhangi birinin ona el kaldırdığını öğrenirsem, anlaşma dert edeceğiniz son şey olur.” Kapıyı arkasından çarparak çıktı gitti.

“Gözümün önünden kaybol!” diye çıkıştı abim.

Hızla uzaklaştım. Merdivenleri çıkıp küçük yatak odama girdim. Oda neredeyse bomboştu. Sahip olduğum tek şey birkaç parça kıyafetti. Toparlanmam bir dakikadan az sürerdi.

Sabah olduğunda hâlâ uyumamıştım. Alfa Dane’nin soruları zihnimde yankılanıp duruyordu. Neden onun gibi bir Kurt için bu kadar ilgi çekiciydim? Dünyanın en büyük sürüsüne sahip olmasının bir sebebi vardı. Savaş yetenekleriyle tanınırlardı, abim tam da bu yüzden Ay Işığı sürüsünü Alfa Dane’nin sürüsüyle birleştirmek istiyordu. Ama ben bütün bunların neresindeydim? Ve Kurtboğan Kanı da neyin nesiydi?

이 작품을 무료로 읽으실 수 있습니다
QR 코드를 스캔하여 앱을 다운로드하세요

최신 챕터

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 30

    DaneEve vardığımızda Neah uyuyakalmıştı. Bana sırtı dönük hâlde sessizce ağlarken omuzlarının titremesini izlemiştim. Ne söyleyeceğimi ya da onu nasıl daha iyi hissettireceğimi bilemediğim için susmayı tercih etmiştim. Aero bile ne diyeceğini bilemiyordu.Onu kucağıma alıp içeri taşıdım. Kıpırdamadı, tek bir ses bile çıkarmadı. Kızarıp lekelenmiş yüzüne baktım.‘Onun için mi ağlıyor sence?’ diye sordu Aero.‘Bilmiyorum. Hiçbir şey hissetmediğini söyledi. Belki de yetilerinin bağlanması yüzünden verdiği gecikmiş bir tepkidir?’‘Ona eşimiz olduğunu söyleyebiliriz. Artık onu sahiplenebiliriz. O pislikten kurtuldu.’‘Hayır. Bence şu anda duymak isteyeceği en son şey bu.’Onu yatağa yatırdım, botlarını çıkardım. O da içgüdüsel olarak kıvrıldı ve uyurken hep yaptığı gibi hafifçe burnunu çekti.Eric’ten zihin bağı gelene kadar onu bir süre izledim. ‘Konuşmamız gerek!’Sesi oldukça acil geliyordu. Belki de arama ekibi bir şeyler bulmuştu.‘Ofiste.’ diye zihin bağıyla karşılık verdim.‘Bunun i

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 29

    Kyle göğsünü kavrayarak öne doğru sendeledi. Beta Eric, Kyle üzerime kapaklanmadan hemen önce beni çevik bir hamleyle oturduğum koltuktan çekti. Kyle, boğazından çıkan birkaç derinden ve boğuk sesin ardından tamamen hareketsiz kaldı.Luna Cassandra ve abim ayağa fırlamıştı.“Siz… siz onu öldürdünüz!” diye haykırdı Luna Cassandra.“Hak ettiğini buldu. Sadece Neah’ı doğru düzgün reddettiğinden emin olmam gerekiyordu.”“Kardeşimi öldürdünüz!” diye çığlık attı Luna Cassandra, Kyle’nin yanına koşarken.Bunu bilmiyordum. Bir anlığına ona acıdım, ta ki bana yaşattığı cehennemi hatırlayana kadar.“Arkanı kollasan iyi edersin, Alfa Dane.” diye hırladı.“Beni korkutmuyorsun.” dedi Alfa Dane, keyifle.“Belki ben korkutmuyorumdur ama başınıza gelecekleri gördüğünüzde, keşke dertlerinizin en küçüğü ben olsaydım diyeceksiniz.”“Neden bahsediyorsun?” diye çıkıştı Alfa Dane. “Bu bir tehdit mi?”Abim onun kolundan tutup yerden kalkmasına yardım ederken Cassandra, “Göreceksiniz.” diye söylendi. İkisi de

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 28

    NeahBir tür geçmişe dönüş yaşıyordum. Anı tam olarak net değildi ama Luna Cassandra’nın sesini duyabiliyordum.“Bugün hava çok sıcak, değil mi Neah?” Limonata yapmama yardım ederken ses tonu son derece neşeliydi. Mutfak tezgâhının önündeki bir sandalyeye çıkmama ve ona yardım etmeme izin vermişti. Tezgâhın üzerinde, dibinde birkaç yaprağın durduğu ikinci bir sürahi daha vardı.“O ne, Cassie?”“Biraz fazladan yapabiliriz diye düşündüm. Böyle bir günde herkes limonatayı sever.”Anı bir anda ileri sardı ve sürahiyi anne babama uzattığım ana geçti. Orada durmuş, onların kendilerine içecek doldurup bir şey şerefine kadeh kaldırmalarını izlemiştim. Sonra ortalık karışmıştı.İnsanlar bağırıp çığlık atarken biri kollarımdan yakalayıp beni sürüklemişti. Gözden kaybolmadan önce anne babamın gözlerinden, burnundan ve ağzından kan boşaldığını görmüştüm. Çaresizce yüzlerini tırmalıyorlardı.“Neah, ne yaptın sen?!”“Bilmiyorum.” Kendi korkumu, küçücük sesimin içinde duyabiliyordum.“Cassie, bilerek

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 27

    DaneCassandra, parmaklarım boğazına daha sıkı bastırırken öksürdü. Kendi parmakları çaresizce ellerimi tırmalıyor, onu bırakmamı umuyordu.“Bunu siz mi yetiştiriyorsunuz?” diye sordum, konuşmasına yetecek kadar kavrayışımı gevşeterek.“Hayır.” diye güçlükle hırıldadı.“O zaman nasıl eline geçirdin? Bunu yetiştiren Trey mi, yoksa o diğer siktiğimin gerzeği mi?”“Kendim buldum.” diye kısık, boğuk bir sesle mırıldandı.“Yalan!”“Yalan… değil!” diye nefesi kesile kesile konuştu. “Bu… bu doğru!”“Kimi öldürmeye çalışıyordun? Beni mi, onu mu?” diye sordum.Arkamda bir hareket oldu ve göz ucuyla Neah’ın öne doğru bir adım attığını gördüm.“Sen miydin?” diye fısıldadı Neah.“Benimle konuşma, SIÇAN!”“Ona cevap ver!” Bedenini tekrar duvara çarptım. Acıyla inlerken birkaç kemiğinin çatladığını hissettim.Nefes nefese, “Neden... bahsettiğini bilmiyorum.” diye soludu.“O zaman hafızanı biraz tazeleyeyim. Onun anne ve babası Kurtboğan kanıyla öldürüldü. Cinayet de onun üzerine yıkıldı. Henüz altı

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 26

    Araba doğrudan sürü evinin önünde durdu. Alfa Dane’nin eviyle kıyaslandığında gerçekten küçücüktü.Kapı açıldığında Alfa Dane dışarı çıktı ve bana elini uzattı. Bu kez elini tutmakta tereddüt etmedim çünkü Kyle’yi kızdırmamız gerektiğini bana çoktan söylemişti.Dokunuşunun sıcaklığı hem rahatlatıcı hem de garip bir şekilde beklenmedikti.Luna Cassandra basamakların üzerinde, uzun beyaz bir elbiseyle duruyordu. Sarı saçları sıkı bukleler hâlinde yüzünün etrafında salınıyordu.“Alfa Dane.” Tiz sesi irkilmeme neden oldu ve elim farkında olmadan Alfa Dane’nin elini daha sıkı kavradı. “Sizi henüz beklemiyorduk. Sözleşmede otuz gün sonra döneceğiniz yazıyordu diye hatırlıyorum.”Demek okumuşlardı.“Memnun kalmazsam on dört gün içinde döneceğim de yazıyor.” diye hatırlattı Alfa Dane, elimi hafifçe sıkarak.“İstediğini aldın!” Luna Cassandra bana dik dik baktı. “Ve biz yanlış hiçbir şey yapmadık.”“Cevapsız kalan sorular var.” Alfa Dane’nin sesindeki karanlık ton içimi anında dehşetle doldurdu

  • Alfa'nın Sözleşmesi   BÖLÜM 25

    “Neah’ın sana söylemesi gereken bir şey var.” dedi Raven, sırıtarak.“O zaman sen neden buradasın?” diye karşılık verdi.“Destek için.”Bu söze burun kıvırdı.“Ben…” Derin bir nefes aldım. “Sana abimin Kurdundan hiç bahsetmediğini söylemiştim.”“Bana yalan mı söyledin?” diye sözümü kesti.“Hayır. Öyle bir şey değil. Herkesin içinde sanki ayrı bir kişiliği olan bir Kurt olduğunu bilmiyordum.”Bakışları bana kaydı ve tek kaşını kaldırdı.“Sen Aero’dan bahsettiğinde bunun Alfa’lara özgü bir şey olduğunu sanmıştım. Ben…” Raven’e baktım; devam etmem için el hareketi yaptı. “Bunun herkeste olduğunu bilmiyordum.”“Ve şimdi öğrendin, öyle mi?!”“Ay Işığı’nda onları hiç görmedim.”“Onları hiç görmedin mi?” diye merakla sordu.Başımı iki yana salladım ve Raven’e anlattıklarımı ona da anlattım.“Kimse Kurdundan bahsetmedi mi? Kimse senin yanında dönüşmedi mi?”Başımı iki yana salladım. Kulağa ne kadar aptalca geldiğini biliyordum. Bir Kurt sürüsünde büyümüştüm ama buradaki saldırıya kadar hiç dön

더보기
좋은 소설을 무료로 찾아 읽어보세요
GoodNovel 앱에서 수많은 인기 소설을 무료로 즐기세요! 마음에 드는 작품을 다운로드하고, 언제 어디서나 편하게 읽을 수 있습니다
앱에서 작품을 무료로 읽어보세요
앱에서 읽으려면 QR 코드를 스캔하세요.
DMCA.com Protection Status