Share

Alfa'nın Sözleşmesi
Alfa'nın Sözleşmesi
Author: Taylor West

BÖLÜM 1

Author: Taylor West
Neah

“Nerede bu kahrolası?” Beta'nın kükrediğini duydum. Beta Kyle’nin benden bahsettiğini biliyordum. Ne de olsa bu evin tek hizmetçisi bendim. İnleyerek ayağa kalktım, temizlik sepetini kapıp yanıma aldım.

Beta Kyle beni gördüğü gibi üzerime doğru yürüdü ve tokadı yanağıma patladı. Sesimi çıkarmadım. Yılların tecrübesi bana her ne koşulda olursa olsun ağzımı sıkı tutmayı ve ancak benimle konuşulduğunda konuşmayı öğretmişti, bana yaptıkları canımı yaksa bile.

“Alfa Trey ve ben bir misafir bekliyoruz fakat sen hâlâ sana söylendiği halde ofisi temizlememişsin.” Beta Kyle kelimeleri yüzüme tükürür gibi söyledi.

Başımı onaylarcasına salladım. Elim temizlik sepetinin sapını daha sıkı kavradı. Bir anlığına cesaretimi toplayıp sepeti kafasına geçirebilsem günüm bayram olurdu. Fakat kendimi tuttum, o benden güçlüydü. Bir hafta daha aç bırakılıp kilit altında kalmaya ihtiyacım yoktu. Midem zaten yeterince ağrıyordu.

“Alfa Dane üzerinde iyi bir izlenim bırakmaya çalışıyoruz. Onun sürüsüyle birleşmemizin bizim için ne kadar önemli olduğunu anlamıyor musun?!”

Cevap vermedim. Bunun bir tuzak olduğunu biliyordum. Beni konuşturmaya çalışıyordu, böylece kendince beni cezalandırmak için bir sebep bulacaktı. Yüzüne bakmak zorunda kalmamak için bakışlarımı aşağı eğdim.

Alfa Dane. Onun hakkında yalnızca söylentiler duymuştum. Ben odadayken diğer sürü üyelerinin aralarında konuştuğu şeyler. Anladığım kadarıyla acımasız bir adamdı. Başkalarının korktuğu bir Kurttu. Şakası yoktu ve en büyük sürüye sahipti.

“O, dünyanın en büyük sürüsü Kara Gölge’nin Alfa’sı, ona ihtiyacımız var!” diye devam etti Beta Kyle. Fakat bunun nedenini söylemedi.

Daha önce hiç saldırıya uğramamıştık ve biz de kimseye saldırmamıştık. O hâlde neden başka bir sürünün yardımına ihtiyacımız vardı?

Ellerini omuzlarıma koydu, tırnaklarını incelmiş derime geçirdi ve beni çevirip ofise doğru iterken kıçıma tekmeyi bastı. Uzaklaşırken, “İşe yaramaz kahrolası Kurt” diye mırıldandı.

Kapıyı sessizce kapatıp arkasına yaslandım ve zaten tertemiz olan ofisi inceledim. Dağınık hiçbir şey yoktu. Bu sözde çok güçlü olan Alfa’yla yapılacak toplantı için her şey kusursuz görünüyordu.

Gözlerimi kapattım ve kendimi yere bıraktım. Bu evden nefret ediyordum. On sekiz yaşıma bastığımda sonunda kaçabileceğimi sanmıştım. Ama aradan dört yıl geçmişti ve ben hâlâ buradaydım. Kendi evimde bir köleydim. Abim Alfa Trey ve sürü için bütün pis işleri yapıyordum. Bu sırada eski eşim Beta Kyle ise etrafta salına salına dolaşıp bana ne kadar değersiz olduğumu hatırlatıyordu.

Birinin boğazını temizlediğini duymamla donup kaldım. Burada yalnız olduğumu sanıyordum. Öne doğru eğilip baktığımda hemen köşedeki sandalyede oturan yakışıklı bir adam gördüm. Bir bacağını diğer dizinin üzerine atmış, elindeki içki bardağını ağır ağır çeviriyordu. Kısa saçları koyu, gözleri ise tuhaf, koyu kızıl bir renkti.

Gözleri aniden bana kayınca kalbim küt küt atarken kendimi çarparcasına kapıya yasladım.

"Bütün Alfaları böyle mi karşılarsın?" Derin sesi odanın içinde uğuldadı, tonunda alaycı bir tını vardı.

“Özür dilerim.” diye fısıldadım ayağa kalkarak. “Ben… ben yalnız olduğumu sanmıştım.” Kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu ama Kurdum yanımda olmasa bile ondan yayılan gücü hissedebiliyordum. O da kendini tanıtmadı, zaten neden tanıtsın ki?

“Yaklaş.” diye emretti. Boğazımda çoktan bir yumru oluşmuştu. Alfa Trey beni öldürecekti.

Köşeden çıkıp bana söyleneni yaptım. Beni düzgünce görebilmesi için karşısında durdum. Gözlerimi kapattım ve en kötüsünü bekledim.

“Kokun tuhaf. Ama bir kurtsun, değil mi?”

Başımı salladım. Nasıl tepki vereceğini kestiremiyordum. Benim hakkımdaki gerçeği öğrendiklerinde çoğu kişi gülmüştü.

“Benimle konuşmanı tercih ederim.” diye hırladı. “Oyun oynayacak havamda değilim.”

“Evet.” diye fısıldadım. Katlanmak zorunda kalacağım cezaları düşünmeden edemiyordum. Belki bir kırbaç? Ya da bir hafta daha açlık?

“Neden tuhaf kokuyorsun? Ve odada olduğumu anlamaman nasıl mümkün olabilir? Kokumu almış olmalıydın.”

“Ben…” Bu sorudan nefret ediyordum.

“Çıkar ağzındaki baklayı, seni tüm gün bekleyecek halim yok!” İçkisinden büyük bir yudum aldı.

Neden kokusunu alamadığımı biliyordum. Neden varlığının farkına varamadığımı da biliyordum ama insanlara nedenini anlatmak asla istediğim ya da sevdiğim bir şey değildi. Asla hikâyeyi kendi tarafımdan anlatmama izin vermezlerdi. Tek yaptıkları gülmek ve benimle dalga geçmekti.

“Biriyle konuşurken gözlerini açmalısın. Karşındakine bakmamak kabalıktır. Alfan sana hiçbir şey öğretmedi mi?” Derin sesi beni ürpetti.

Yavaşça gözlerimi açtım ama bakışlarımı aşağı indirdim. Onunla göz göze gelmem mümkün değildi. “Kurt yetilerim bağlandı.” diye mırıldandım. İki kez diye eklemek istedim içimden, yetilerim iki kez bağlandı. Ama muhtemelen bu kısmıyla ilgilenmiyordu.

Öne doğru eğildi ve bardağını dikkatlice yanındaki küçük masaya bıraktı. Bana baktığını hissedebiliyordum. “Neden biri böyle bir şey yapsın ki?”

Eğer abimin görüşeceği Alfa buysa, fazla konuşarak her şeyi mahvedebilirdim. “Bir cezaydı.” diye fısıldadım. Gerçekten çok uzak sayılmazdı ama verebileceğim en basit cevap buydu.

Yanağı seğirdi. Böyle bir cezayı duyduğu için öfkelenmiş miydi? Yoksa diğerleri gibi o da mı bunu eğlenceli bulmuştu? Anlayamıyordum.

Kapı aniden açıldı ve abim bana doğru hırladı. “Neah, ofisimde ne halt yiyorsun sen?” Ardından kızıl gözlü adama döndü. “Kız kardeşimin verdiği rahatsızlıktan dolayı sizden özür dilerim Alfa Dane.”

Kahretsin, oydu.

Abim hışımla bana döndü ve vurmak için elini kaldırdı. Gözlerimi kapatarak kendimi o yanma hissine hazırladım.

“Yerinde olsam bunu yapmazdım.” Alfa Dane’nin sesi odanın içinde uğuldadı.

Gözlerimi aralayarak baktım. Alfa Dane ayağa kalkmıştı ve eli abimin bileğine dolanmıştı.

Abimden daha uzun ve daha kaslıydı. “Neah” Adım dilinden ağır ağır döküldü, “sağ olsun bana ofisine kadar eşlik ediyordu Alfa Trey, çünkü sen talep ettiğim üzere beni kapıda karşılama zahmetinde bulunmadın. Şanslıymışım ki içeride biri vardı, en azından bu anlaşmanın önemini kavrayan birileri varmış.”

Ne? Neden bahsettiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Üstelik benim için yalan söylemesi için bir sebebi de yoktu.

Abim çenesini sıkarak bana ters ters baktı. Bunun bedelini daha sonra ödeyecektim. Sanırım gizlice yemek yürütmeye çalışmam gerekecekti.

“Git Beta Kyle’yı çağır.” dedi Alfa Trey, öfkeyle. “Misafirimizin geldiğini söyle.”

Başımı salladım ve hızla odadan çıktım. Kavga eden erkeklerin arasında kalmak istediğim son şeydi.

“Beta Kyle.” diye fısıldadım, yemek salonuna girerken. Koyu renk gözleri anında bana dikildi. Benimle konuşulmadan konuşmuştum. “Alfa Trey, ofiste Alfa Dane ile birlikte. Size haber vermem söylendi.”

Gazeteyi masaya çarparak bıraktı ve yanımdan geçerken bana ters ters baktı. “Dua et Alfa beni çağırman için seni buraya gönderdi, yoksa birkaç gün gün yüzü göremezdin.”

Arkamda duraksayıp parmaklarını saçıma dolayarak başımı geriye doğru çekti. Bana doğru sokulduğunda sıcak nefesini tenimde hissettim. Konuşmadı; bu sadece istediği şeyi, istediği zaman yapabileceğini kanıtlama şekliydi.

Ofisten olabildiğince uzak durabilmek için kendimi meşgul etmeye çalıştım. Ama huzurum uzun sürmedi. Abimin bana seslendiğini duydum.

Sessizce ofise doğru yürüdüm. Kapıyı açarken yüzüme zoraki bir gülümseme yerleştirdim.

“Neah, şampanyayı ve kadehleri getir. Kutlama yapıyoruz.”

Başımı eğdim ve aceleyle içki dolabına gittim. Abimin istediği şeyi çabucak buldum. Ofise tekrar girdiğimde, Alfa Dane’nin her hareketimi izlediğini hissedebiliyordum. Ensemdeki tüyler bile diken diken olmuştu. Kimse beni hiç bu kadar dikkatle izlemezdi.

Alfa Dane’nin sandalyesinin yanındaki küçük masaya yaklaştım ve kadehleri doldurmaya başladım. Şampanya şişesini elimden alarak kendi kadehini doldurabilecek durumda olduğunu söyledi.

Yanaklarımın yandığını hissettim. Utandığım için değil. Bunun yüzünden cezalandırılacağımı bildiğim için. Daha hızlı olmalıydım. Ofise girmeden önce kadehleri doldurmalıydım. Keşke bunu yapmış olsaydım…

Abimin bana dik dik baktığını görünce zihnim dondu.

“Neah senin kız kardeşin, değil mi?” diye sordu Alfa Dane, abime.

“Evet.” diye homurdandı Alfa Trey, tiksintiyle. Bakışlarını benden ayırıp soru soran adama çevirdi.

“Ona neden bok gibi davranıyorsun?” Doğrudan konuya girmişti. Abim bundan hoşlanmazdı. Bilgiyi yalnızca kendi istediği şekilde paylaşmayı severdi.

Kimse abime bana neden böyle davrandığını sormamıştı. Çünkü herkes beni dövmekten büyük zevk alıyordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Hareket edemiyordum ama buradan çıkmam gerektiğini biliyordum. Eğer bu anlaşma benim yüzümden suya düşerse bu da benim suçum olacaktı.

“Neah, ebeveynlerimizin ölümünden sorumlu,” diye tükürürcesine konuştu Alfa Trey.

Gözlerimi kapattım, dışarı taşmak üzere olan gözyaşlarımla savaştım.

“Ne demek sorumlu?” Alfa Dane’nin sesi içimde yankılandı. Kesinlikle öfkeliydi.

“Onlara Kurtboğan verdi.”

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Alfa'nın Sözleşmesi   100. Bölüm

    NeahDirseğimden tuttu, beni içeri çekti. Kızıl gözleri gözlerimde cevap arıyordu; gerçekten hazır mıydım? Ben bile emin değildim.Ama bir şeylerin yapılması lazımdı. Artık dayanılmaz bir hal almıştı. Her şey üst üste geliyordu ve şimdi de çocuklar dönüştürülüyordu."Beta Eric'in... Jess'i uyarması gerekiyor." diye mırıldandım, Alfa Dane beni ofise yönlendirirken. "Eğer işe yararsa, o da beni duyabilecek. Bu onu korkutur." Yirmi iki yaşındayım ve Alfa Dane'in sesini kafamın içinde duymak beni hâlâ tuhaf hissettiriyor. Nyx'ten bahsetmiyorum bile."Ona söyledim. Şu anda onunla konuşuyor."Bunun ne işe yarayacağını hâlâ bilmiyordum. Aksine, onları daha da sinirlendirecek gibi görünüyordu.Beni sandalyeye götürdü, oturmamı söyledi. Artık gözlerinden okuyabiliyordum: bunun işe yaramama ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu biliyordu.'Rolü kabul et.' diye mırıldandı Nyx.'İşe yarayacak mı?''Kabul ettikten sonra öğreneceğiz.''Tamam, kabul ediyorum!' Bitmesini istiyordum. Kafalarını mızrakla

  • Alfa'nın Sözleşmesi   99. Bölüm

    Neah'ın bir kahkahayı bastırdığını yakaladım."Ben bir Vampir değilim." diye mırıldandım, sinirli bir şekilde. "Ben bir Kurdum ve sen bir Likan'sın."Çenesi açık kaldı ve başını sallamaya başladı. "Hayır... hayır, yanılıyorsun." Yumuşak mavi gözleri Neah'a kaydı. "Lütfen bana yardım et."Sesi tiz ve ciyak ciyaktı."Ben de bir Likan'ım." diye fısıldadı Neah, gözleri Jess'inkilere kilitlenmiş halde."Adın Neah, değil mi?" diye sordu Jess, tekrar oturarak. "Beni sana gönderdiler""Evet.""Bunu bana sen mi yaptın?" Kız soru sormaktan çekinmiyordu."Hayır. Ama sana yardım etmeyi deneyebilirim." Neah bana baktı, yüzünü hüzün kaplamıştı. "Bunu sana yapan insanlar bana da zalim davrandı. Tek fark, ben bu şekilde doğdum. Ama sana bu hayatı zorla dayattılar. Bu yüzden ailene dönemezsin, Jess. Onlara hayal bile edemeyeceğin şekillerde zarar verebilirsin. Bana güven, buna engel olamazsın. En ummadığın anda olur."Devon'dan ve onu nasıl öldürdüğünden bahsediyordu."Ama..."Neah masanın üzerinden uz

  • Alfa'nın Sözleşmesi   98. Bölüm

    DaneÖfke kalbinde ağır bir şekilde yerleşmişti. Yaşadığı onca şeye rağmen Neah hiç bu kadar öfkeli olmamıştı. Gözlerindeki ateşi görmek tuhaftı ama bir o kadar da büyüleyiciydi; hepsi bu kız yüzündendi.Eric'in evinin duvarına yaslandı. Başını geriye atıp mavi gökyüzüne baktı. Bedeni aşağı kaydı, ta ki kıçı çimene değene kadar. İçinde öyle bir öfke vardı ki ne yapacağını bilemiyordu. Onu nasıl yönlendireceğini bilmiyordu."Jess iyi olacak." diye mırıldandım. Bir çocuğu öylece sokağa atamazdım. Neye dönüşeceğinden habersiz bir çocuğu evine geri göndermeyi de göze alamazdım. İlk dönüşümü tam bir kabus olacak ve ailesini öldürmezse bu resmen bir mucize olur."Doğru." diye mırıldandı Neah. Gözleri neredeyse tamamen siyahtı."Buradan biri onu yanına alacak. Onu sokağa atmayacağım.""Bu ilk olmayacak, değil mi? Daha fazla çocuğu dönüştürecek ve bize gönderecek." Bana baktı. "Kötü biri olduğunu biliyordum ama bu? Bu iğrenç, bu..." Sesi kesildi, düşüncelerini toparlayamıyordu."Sana yaptığı d

  • Alfa'nın Sözleşmesi   97. Bölüm

    Ofis kapısı aniden ardına kadar açıldı, Jenson içeri dalıverdi. Beni fark etmedi bile, doğruca masaya yaslandı.Adamlar birbirlerine baktılar ve konuşmanın zihin bağı üzerinden yapıldığını anında anladım. Bu iyi bir işaret değildi.Alfa Dane'in gözleri bir anlığına bana kaydı. Hızlıydı ve dikkat etmiyor olsaydım göremezdim."Sorun ne?" diye mırıldandım, aslında cevabı bilmek isteyip istemediğimden emin değildim.Jenson bana dönüp baktı. "Az önce etkisiz hale getirilen Likan seni görmek istedi.""Be... beni mi?"'Panik yapma!' diye tersledi Nyx. 'Nedenini sor!'"Ne... neden beni görmek istedi?""Bu iyi bir soru. Ve o bir erkek değil.""Şimdiye kadar... şimdiye kadar hep erkekler gelmişti. Isırılmış mıydı?"Başını salladı. "Bence onunla konuşman daha iyi olur.""Yaşıyor mu?" diye kekeledim şaşkınlıkla. Diğerlerini öldürmek için bir an bile tereddüt etmemişlerdi, neden bunu öldürmemişlerdi?Alfa Dane masasının etrafından dolandı. "Neah, o bir çocuk. Aşmayacağım bazı sınırlar var.""Bir ço

  • Alfa'nın Sözleşmesi   96. Bölüm

    NeahSonraki üç gün boyunca daha fazla Likan ortaya çıktı. Biri geliyordu, bazen iki. Hiç aynı yerde ortaya çıkmıyorlardı ama hepsinin amacı aynıydı: sınırları aşmaya çalışmak. Hiçbiri fazla ilerleyemedi. Bir metre, belki iki, sonra paramparça ediliyorlardı. Bazıları insan formunda denedi, bazılarıysa çoktan dönüşmüştü. Dönüşmemiş olanların hiçbirini tanımadım. Cesetleri arandığında ısırık izleri bulundu, bu da onların saf Likan olmadığını doğruluyordu.Alfa Dane de giderek daha fazla sinirleniyordu. Daha çok gidip geliyor, kendi kendine daha çok konuşuyordu — ya da daha doğrusu Aero'yla konuşuyor, sonraki adımlara karar vermeye çalışıyordu. Aero'yla konuşmuyorsa da herkese tersliyordu.Gerçi bu Kurtların tükenme noktasına geleceğinden endişeleniyordum. Jenson onları gece gündüz çalıştırıyordu, aralarında sadece birkaç saat dinlenme vardı ve düşmeye başlarlarsa yanmıştık.Yine de Alfa Dane'in yanında kalmak zorundaydım. Bundan hiç bahsetmiyordu ama biri beni ele geçirirse kendini suçla

  • Alfa'nın Sözleşmesi   95. Bölüm

    "Sesini çıkarma, yoksa yakalanırsın." diye meydan okudum ona. Genelde istediği kadar ses çıkarma özgürlüğüne sahipti. Bu onun için zor olacaktı.Parmağımı ıslak amcığına soktum. Gözlerini benimkilerden ayırmadı, ses çıkarma ihtiyacına karşı savaşıyordu. Beni tuttu, yüzümü kendininkine çekti, içime nefes vererek beni öptü."Bu kadarı yetmez." Sesimi kısık tuttum, onu geriye itip bir ağaca yasladım.Ses çıkarmamak için verdiği mücadele işleri daha da zorlaştırıyordu. Islak ve zonklayan haliyle kalçalarını elime bastırdı ve gözlerini kapattı, sanki bu yardımcı olacakmış gibi.Boşalmaya can atıyordu ama bunu olabildiğince uzatmak ve onu defalarca boşalırken izlemek istiyordum.Ağzı o "O" şeklini aldı; kasları kasılmaya başladığında kontrol edemediği o şekli. Elime karşı kalçalarını sürterken boğazından neredeyse duyulmayan bir nefes sesi kaçtı. Bedeni yavaşlarken gözlerini açtı. Kazandığını sanıyordu."Daha yeni başlıyoruz." diye mırıldandım, onu çevirip sırtı göğsüme dayanana kadar döndür

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status