Share

BÖLÜM 6

Penulis: Taylor West
Dane

Bana zerre kadar güvenmiyordu. Bu da onun geçmişini daha çok sorgulamama neden oluyordu. Her şeyi bilmek istiyordum. Onu baştan sona tanımak istiyordum. Yıllar önce hayatını altüst eden kişinin kim olduğunu ve neden suçu bir çocuğun üzerine yıktıklarını bilmek istiyordum.

Raven onu muayene ederken ben de Beta'm Eric'i aradım. Ay Işığı Sürüsü'nü gözlemliyordu ve gözüne olağan dışı bir şey çarpıp çarpmadığını öğrenmek istedim.

Şu ana kadar elde hiçbir şey yoktu. Bu da dünyadan ne kadar çok şey sakladıklarını merak etmeme sebep oluyordu. Sırları ne kadar derindi? Çünkü Trey bana ulaşana kadar Ay Işığı Sürüsü'nü hiç duymamıştım. Bizden elli milden daha az bir mesafede yaşayan bir sürü... Neah bunu biliyor muydu acaba?

Ona geri dönmesini söyledim. Sürü koşusu bu geceydi ve orada olması gerekiyordu.

Neah'ın, onunla tanıştığımdan beri bir kez bile gülümsemediğini fark etmemek imkânsızdı. Tuhaf kokusu, bir an olsun mutlu olduğunu düşündürecek şekilde değişmemişti.

Bunu değiştirmem gerekecekti. Özellikle de eşim olacaksa.

Elimi karnının üzerinde gezdirdiğimde nefesini tuttu ve gözlerini benden kaçırdı, bakacak başka bir şey aradı.

"Benden korkuyor musun?" diye lafı dolandırmadan sordum, svetşörtünü indirirken.

'Elbette korkuyor. Şu hâline baksana.' diye homurdandı Aero, zihnimde volta atarken.

Söyleyecek bir şey düşünürken yanağının içini ısırdığını gördüm. "Herkes korkar." diye karşılık verdi.

Kaşımı kaldırdım.

"En büyük sürü sizde. Savaşlara girdiniz ve başka sürüleri bünyenize kattınız. Birden fazla Alfa öldürdünüz. İnsanlar sizden yardım ister, siz onlardan istemezsiniz. Sizden korkmamak aptallık olur."

Gülümsedim. Aero'nun sevincini de hissedebiliyordum. Bugünkü Alfa olmak için çok çalışmıştık.

Neah, abisinin iddia ettiğinden daha zekiydi. "Ben bunu kastetmedim. Dünyadaki konumumu biliyorum. Ben senden bahsediyorum. Sen, Neah, benden korkuyor musun?"

Bakışlarını hemen yere indirdi. Keşke bunu yapmasa. Gün boyu o gözlerin içine bakabilirdim.

"Ben onlar değilim." dedim, sessizliği devam edince. Asla onlar kadar alçalmam. Kendi çıkarım için asla bir kadını dövmem.

"Senin gibi başkaları var mıydı?" Normalde bir tane varsa, gözlerden uzakta saklanan birden fazlası olurdu.

Başını iki yana salladı. "Sadece ben."

Sadece ona zarar verdiklerini bilmek, her şeyi yüz kat daha kötü hâle getiriyordu. Damarlarında Alfa kanı taşırken, diğer herkesin ondan üstün görülmesi...

"Benden korkmasına gerek olmayan biri varsa, o da sensin. Bunu bilmeni istiyorum."

Svetşörtünün kollarını ellerinin üzerine kadar çekti. Kendini benden daha da sakladı.

Gece çöktüğünde hâlâ ilk konuşan o olmamıştı. Her konuşmayı ben başlatıyordum ve konuşmalar hep onun yalnızca başını sallaması ya da iki yana çevirmesiyle bitiyordu. Onu okumak neredeyse imkânsızdı. Ama ben zorlukları severdim.

"Uyuman gerekiyor." diye mırıldandım, onu merdivenlere doğru yönlendirirken. Kurdu yoktu ve sürü koşusunda bize katılamazdı.

Mavi gözleri duvarda asılı büyük saate kaydı. Yine de ağzını kapalı tuttu, düşüncelerini kendine sakladı.

Evin içinde beni takip ederek yatak odama geri döndü. Karnına tekrar krem sürmeme izin verdi. Tıpkı önceki gibi nefesini tuttu ama bu sefer eskisi kadar korkmuş görünmüyordu ve gözlerini kapatmak yerine beni izledi.

"İyi geceler." dedim yumuşak bir sesle. Yanağından öpmek için eğildiğimde kalbi hızla atmaya başladı ve tüm bedeni gerildi. Kaçmasını bekledim ama olduğu yere çakılı kaldı, gözlerini sımsıkı kapatmıştı.

Kapıya doğru yürürken hafifçe nefesi kesildi. "Gidiyor musunuz?" diye fısıldadı, şaşkınlıkla.

"Bu gece dolunay var. Sürü koşusunu ben yönetirim. Birkaç saat içinde dönerim ama büyük ihtimalle çoktan uyumuş olursun."

"Sürü koşusu mu?" diye mırıldandı, kaşları çatılırken.

"Bilirsin, sürünün hep birlikte büyük bir ava çıkması." Ben konuştukça gözleri daha da büyüdü.

"Ay Işığı'nda sürü koşusu yapılmıyor mu?" Bildiğim kadarıyla herkes yapardı.

Başını iki yana salladı.

Ona güven verici bir şekilde gülümsedim. "Alışırsın. Biraz uyu. Çünkü Kurdun geri geldiğinde sen de bize katılacaksın."

Ben kapıyı kapatırken hâlâ aynı noktada duruyor, kafası karışmış hâlde bana bakıyordu.

Alt katta Eric ve Jenson'u beni beklerken buldum.

"Yeni kızla işler nasıl gidiyor?" diye sordu Jenson, gömleğinin düğmelerini açarken.

"Neah burada kalıyor. Ay Işığı Sürüsü sürü koşusu yapmıyor." dedim, Neah'ın sözlerini kafamda tartarken.

"Ciddi misin?" diye sordu Eric. "Bunun her yerde aynı olduğunu sanıyordum. Dolunay gecesi bütün Kurtlar güçlenir ve avlanmak için en iyi zaman budur."

Eric'e kaşlarımı çattım. "Olağan dışı hiçbir şey görmediğinden emin misin?"

"Benim bulunduğum yerden bakınca herkes gibi davranıyorlardı. Bazıları işe gitti, bazıları kaldı ve antrenman yaptı, diğerleri de ekinlerini topladı." Bana tek kaşını kaldırarak baktı. "Neden, ne sakladıklarını düşünüyorsun?"

"Başlangıç olarak, Neah'ın anne babasını gerçekten kimin öldürdüğünü."

Eric, "Trey mi?" diye fikir yürüttü.

"Trey'in bunu yapacak kadar zeki olduğunu sanmıyorum. Aptal herif anlaşmayı okuma zahmetine bile girmedi." diye söylendi Jenson.

"Bence yarın onlara bir ziyarette bulunmalıyız." diye önerdi Jenson.

"Sürpriz mi yapalım diyorsun?" diye sordum.

"Bazen, geleceğimizi bilmediklerinde daha iyi olur!"

"Doğru. Trey geldiğime epey sinirlenmişti."

Av bittiğinde, Eric ve Jenson'la kaçta yola çıkacağımızı netleştirdim. Ardından duş almak için üst kata çıktım.

Yatak odasının kapısından sessizce süzülürken, Neah'ın yatakta derin uykuda olduğunu görmek beni rahatlattı. Kaçmış olmasını yarı yarıya bekliyordum. Kaçmak için bu fırsatı kullanacağını düşünmüştüm. Bunun yerine küçük bir top gibi kıvrılmış, bir yastığa sarılmış, hâlâ ona verdiğim eşofmanlar içindeydi.

Ben duş alırken uyanmadı, ışığı açtığımda bile kıpırdamadı. Sanki günün herhangi bir saatinde, daracık bir yerde uyumaya alışkın gibiydi.

Kurulanıp yanına, yatağa girdim. Onun minik, zayıf bedenini kendime doğru çektim. Uyanmaya başlarken birkaç tuhaf ses çıkardı ama hızla tekrar uykuya daldı.

***

Ondan önce uyandım ve onu uyurken izlemekten kendimi alamadım. Gece uykusunda bir ara bana doğru dönmüştü. Sabahın ilk ışıklarında burnunun üzerindeki belli belirsiz çiller görünüyordu.

Birden nefesi kesildi, doğrulup oturdu ve gözlerini ovuşturdu. "Neredeyim ben?"

"Neah, benim sürümdesin, hatırladın mı?"

Mavi gözleri benimkilere kilitlendi, sonra aşağıya, çıplak göğsüme ve beni zar zor örten çarşafa kaydı.

"Siz... Siz çıplak mısınız?!" Yanaklarına yayılan pembelik onu o kadar kırılgan göstermiyordu.

"Ben öyle tercih ederim, özellikle de kendi yatağımda." Ona sırıttım.

Kıyafetlerinin üzerinde olup olmadığını kontrol etmek için üstünü başını yokladı ve tamamen giyinik olduğunu anlayınca rahatlayarak iç çekti.

'Onu soyabiliriz.' diye hırladı Aero. 'Ona gerçekten ne istediğimizi gösterebiliriz.'

'Daha yavaş olmalıyız.' diye karşılık verdim. 'O diğerleri gibi değil.'

Aero yorumuma surat astı ve zihnimin arkasına doğru kayboldu. Neyse ki, yaş aldıkça onu kontrol altında tutmakta daha iyi olmuştum.

Neah odanın öbür tarafına geçti ve tuvaletin olduğu küçük odaya kendini kapattı. Kendini toparlaması gerektiğine dair bir şeyler mırıldandığını duyabiliyordum.

"İşin bitince." diye seslendim, "kremini sürmemiz gerekiyor."

Ortaya çıkması on dakika sürdü. Ben siyah bir tişört giyerken gözlerini üzerime dikti.

"Eric, Jenson ve benim halletmemiz gereken bir iş var. Sen burada kalacaksın." Krem kutusunu alıp üstünü kaldırmasını işaret ettim.

"Yalnız mı?" diye sordu. Üstünü yukarı doğru sıyırırken sesi titredi.

"Yalnız." diye onayladım. "Yani burada başkaları da olacak, o yüzden tamamen yalnız değilsin." Elim karnının üzerinde gereğinden uzun kaldı.

'Tam burada.' diye hırladı Aero.

Elimi indirdim. Aero surat astı. Bir şeyi kanıtlamak istiyordu. Onu bize ait kılmak, nihayet hakkımızdaki söylentileri susturmak istiyordu.
Lanjutkan membaca buku ini secara gratis
Pindai kode untuk mengunduh Aplikasi

Bab terbaru

  • Alfa'nın Sözleşmesi   100. Bölüm

    NeahDirseğimden tuttu, beni içeri çekti. Kızıl gözleri gözlerimde cevap arıyordu; gerçekten hazır mıydım? Ben bile emin değildim.Ama bir şeylerin yapılması lazımdı. Artık dayanılmaz bir hal almıştı. Her şey üst üste geliyordu ve şimdi de çocuklar dönüştürülüyordu."Beta Eric'in... Jess'i uyarması gerekiyor." diye mırıldandım, Alfa Dane beni ofise yönlendirirken. "Eğer işe yararsa, o da beni duyabilecek. Bu onu korkutur." Yirmi iki yaşındayım ve Alfa Dane'in sesini kafamın içinde duymak beni hâlâ tuhaf hissettiriyor. Nyx'ten bahsetmiyorum bile."Ona söyledim. Şu anda onunla konuşuyor."Bunun ne işe yarayacağını hâlâ bilmiyordum. Aksine, onları daha da sinirlendirecek gibi görünüyordu.Beni sandalyeye götürdü, oturmamı söyledi. Artık gözlerinden okuyabiliyordum: bunun işe yaramama ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu biliyordu.'Rolü kabul et.' diye mırıldandı Nyx.'İşe yarayacak mı?''Kabul ettikten sonra öğreneceğiz.''Tamam, kabul ediyorum!' Bitmesini istiyordum. Kafalarını mızrakla

  • Alfa'nın Sözleşmesi   99. Bölüm

    Neah'ın bir kahkahayı bastırdığını yakaladım."Ben bir Vampir değilim." diye mırıldandım, sinirli bir şekilde. "Ben bir Kurdum ve sen bir Likan'sın."Çenesi açık kaldı ve başını sallamaya başladı. "Hayır... hayır, yanılıyorsun." Yumuşak mavi gözleri Neah'a kaydı. "Lütfen bana yardım et."Sesi tiz ve ciyak ciyaktı."Ben de bir Likan'ım." diye fısıldadı Neah, gözleri Jess'inkilere kilitlenmiş halde."Adın Neah, değil mi?" diye sordu Jess, tekrar oturarak. "Beni sana gönderdiler""Evet.""Bunu bana sen mi yaptın?" Kız soru sormaktan çekinmiyordu."Hayır. Ama sana yardım etmeyi deneyebilirim." Neah bana baktı, yüzünü hüzün kaplamıştı. "Bunu sana yapan insanlar bana da zalim davrandı. Tek fark, ben bu şekilde doğdum. Ama sana bu hayatı zorla dayattılar. Bu yüzden ailene dönemezsin, Jess. Onlara hayal bile edemeyeceğin şekillerde zarar verebilirsin. Bana güven, buna engel olamazsın. En ummadığın anda olur."Devon'dan ve onu nasıl öldürdüğünden bahsediyordu."Ama..."Neah masanın üzerinden uz

  • Alfa'nın Sözleşmesi   98. Bölüm

    DaneÖfke kalbinde ağır bir şekilde yerleşmişti. Yaşadığı onca şeye rağmen Neah hiç bu kadar öfkeli olmamıştı. Gözlerindeki ateşi görmek tuhaftı ama bir o kadar da büyüleyiciydi; hepsi bu kız yüzündendi.Eric'in evinin duvarına yaslandı. Başını geriye atıp mavi gökyüzüne baktı. Bedeni aşağı kaydı, ta ki kıçı çimene değene kadar. İçinde öyle bir öfke vardı ki ne yapacağını bilemiyordu. Onu nasıl yönlendireceğini bilmiyordu."Jess iyi olacak." diye mırıldandım. Bir çocuğu öylece sokağa atamazdım. Neye dönüşeceğinden habersiz bir çocuğu evine geri göndermeyi de göze alamazdım. İlk dönüşümü tam bir kabus olacak ve ailesini öldürmezse bu resmen bir mucize olur."Doğru." diye mırıldandı Neah. Gözleri neredeyse tamamen siyahtı."Buradan biri onu yanına alacak. Onu sokağa atmayacağım.""Bu ilk olmayacak, değil mi? Daha fazla çocuğu dönüştürecek ve bize gönderecek." Bana baktı. "Kötü biri olduğunu biliyordum ama bu? Bu iğrenç, bu..." Sesi kesildi, düşüncelerini toparlayamıyordu."Sana yaptığı d

  • Alfa'nın Sözleşmesi   97. Bölüm

    Ofis kapısı aniden ardına kadar açıldı, Jenson içeri dalıverdi. Beni fark etmedi bile, doğruca masaya yaslandı.Adamlar birbirlerine baktılar ve konuşmanın zihin bağı üzerinden yapıldığını anında anladım. Bu iyi bir işaret değildi.Alfa Dane'in gözleri bir anlığına bana kaydı. Hızlıydı ve dikkat etmiyor olsaydım göremezdim."Sorun ne?" diye mırıldandım, aslında cevabı bilmek isteyip istemediğimden emin değildim.Jenson bana dönüp baktı. "Az önce etkisiz hale getirilen Likan seni görmek istedi.""Be... beni mi?"'Panik yapma!' diye tersledi Nyx. 'Nedenini sor!'"Ne... neden beni görmek istedi?""Bu iyi bir soru. Ve o bir erkek değil.""Şimdiye kadar... şimdiye kadar hep erkekler gelmişti. Isırılmış mıydı?"Başını salladı. "Bence onunla konuşman daha iyi olur.""Yaşıyor mu?" diye kekeledim şaşkınlıkla. Diğerlerini öldürmek için bir an bile tereddüt etmemişlerdi, neden bunu öldürmemişlerdi?Alfa Dane masasının etrafından dolandı. "Neah, o bir çocuk. Aşmayacağım bazı sınırlar var.""Bir ço

  • Alfa'nın Sözleşmesi   96. Bölüm

    NeahSonraki üç gün boyunca daha fazla Likan ortaya çıktı. Biri geliyordu, bazen iki. Hiç aynı yerde ortaya çıkmıyorlardı ama hepsinin amacı aynıydı: sınırları aşmaya çalışmak. Hiçbiri fazla ilerleyemedi. Bir metre, belki iki, sonra paramparça ediliyorlardı. Bazıları insan formunda denedi, bazılarıysa çoktan dönüşmüştü. Dönüşmemiş olanların hiçbirini tanımadım. Cesetleri arandığında ısırık izleri bulundu, bu da onların saf Likan olmadığını doğruluyordu.Alfa Dane de giderek daha fazla sinirleniyordu. Daha çok gidip geliyor, kendi kendine daha çok konuşuyordu — ya da daha doğrusu Aero'yla konuşuyor, sonraki adımlara karar vermeye çalışıyordu. Aero'yla konuşmuyorsa da herkese tersliyordu.Gerçi bu Kurtların tükenme noktasına geleceğinden endişeleniyordum. Jenson onları gece gündüz çalıştırıyordu, aralarında sadece birkaç saat dinlenme vardı ve düşmeye başlarlarsa yanmıştık.Yine de Alfa Dane'in yanında kalmak zorundaydım. Bundan hiç bahsetmiyordu ama biri beni ele geçirirse kendini suçla

  • Alfa'nın Sözleşmesi   95. Bölüm

    "Sesini çıkarma, yoksa yakalanırsın." diye meydan okudum ona. Genelde istediği kadar ses çıkarma özgürlüğüne sahipti. Bu onun için zor olacaktı.Parmağımı ıslak amcığına soktum. Gözlerini benimkilerden ayırmadı, ses çıkarma ihtiyacına karşı savaşıyordu. Beni tuttu, yüzümü kendininkine çekti, içime nefes vererek beni öptü."Bu kadarı yetmez." Sesimi kısık tuttum, onu geriye itip bir ağaca yasladım.Ses çıkarmamak için verdiği mücadele işleri daha da zorlaştırıyordu. Islak ve zonklayan haliyle kalçalarını elime bastırdı ve gözlerini kapattı, sanki bu yardımcı olacakmış gibi.Boşalmaya can atıyordu ama bunu olabildiğince uzatmak ve onu defalarca boşalırken izlemek istiyordum.Ağzı o "O" şeklini aldı; kasları kasılmaya başladığında kontrol edemediği o şekli. Elime karşı kalçalarını sürterken boğazından neredeyse duyulmayan bir nefes sesi kaçtı. Bedeni yavaşlarken gözlerini açtı. Kazandığını sanıyordu."Daha yeni başlıyoruz." diye mırıldandım, onu çevirip sırtı göğsüme dayanana kadar döndür

Bab Lainnya
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status