Share

BÖLÜM 8

Author: Taylor West
Dane

Bunu gözlerinde görebiliyordum. En az benim kadar kafası karışmıştı. Eve doğru dönerken bana ayak uydurmak için neredeyse koşar adım yürüyordu. İlerlerken gözlerini ayakkabılarından ayırmıyordu.

"Otursana." dedim, onu ofise götürürken. Bu sefer Ay Işığı Sürüsü'ndeyken yaptığı gibi tereddüt etmedi ve boş sandalyelerden birine oturdu. Bacakları birbirine kenetliydi. Üstünün kollarını ellerinin üzerine kadar çekmişti. Başını itaatkâr bir şekilde öne eğmişti.

"Neah?"

Adını söyler söylemez sırtı dikleşti ve kalbi hızla atmaya başladı. En son böyle olduğunda neredeyse bayılıyordu.

"Yemin ederim bilmiyorum. Bilsem söylerdim." Kelimeler ağzından, sanki hayatı için savaşıyormuş gibi döküldü. Sanki onu hayatta tutacak şey bu sözlermiş gibi konuşuyordu. Yıllardır hissetmediğim bir şey damarlarıma doldu: suçluluk. Böyle hissetmemeliydi. Benim yanımda değil.

'Onu üzüyorsun!' diye hırladı Aero.

"Sana bağırmamalıydım." dedim masama otururken. "Bunu hak etmedin." Duraksadım. Bana söylediği diğer şey yüzünden öfkem kabarıyordu. "Yiyecek mi çalıyordun?"

"Mecburdum," diye fısıldadı.

O sürünün ona yaptıklarını öğrendikçe onlardan daha çok nefret ediyordum. Zamanı geldiğinde hepsini tek tek öldürecektim.

'Nihayet anlaştığımız bir konu çıktı.' diye homurdandı Aero.

Neah'ın gözleri bir an bana kaydı ve alt dudağını ısırdı. Onun bütün geçmişini kökünden silecektim.

Anlaşmalar basitti. Hazırlattığım her anlaşma her zaman benim lehime olurdu. Karşı taraf her zaman kendi kibrinden burnunun ucunu göremez, okumaya ya da pazarlık etmeye zahmet etmezdi ve sonunda hep kaybederdi. Bu kez de her şeyini kaybedecek olan Trey ve onun zavallı sürüsü olacaktı.

"Bana Cassandra'yı anlat." dedim yumuşak bir sesle. Alfa tonumun onu gerdiğinin farkındaydım.

Yüzünden anlık bir öfke geçti. Fakat gelmesiyle gitmesi bir oldu. Bunu daha önce o aptal sürtük benim gelinime 'sıçan' dediğinde de görmüştüm.

"Ne bilmek istiyorsunuz?"

"Her şeyi ve yalan istemiyorum. Ne zamandır Trey ile birlikte?"

Omuz silkti. "Kendimi bildim bileli. Trey benden on iki yaş büyük. Okula birlikte gitmişler."

"Cassandra onun gerçek eşi mi?"

Neah başını salladı. "Ben anne babamı öldürmeden önce nazikti. Bana hediyeler, çoğunlukla oyuncaklar getirirdi. O Luna olduktan ve ben de bir hiç olduktan sonra her şey değişti."

"Anne babanı sen öldürmedin." Bunun bir yalan olduğunu ne zaman kabul edecekti? "Ve sen bir hiç değilsin. Artık değilsin."

Yanaklarını şişirdi, kaşları çatıldı.

"Benimle konuş," diye üsteledim, Aero'nun homurtularını görmezden gelerek.

"Beni yeni bir gelin için kenara attığınızda yine bir hiç olacağım."

Gözlerimi devirdim. "Raven mı?"

Başıyla onayladı.

"Raven'in çenesini kapalı tutmayı öğrenmesi gerekiyor." Dişlerimi sıkarak ona baktım. Ondan gerçeği istemiştim, adil olan aynısını benim de yapmamdı. "Raven haksız değil. Başka gelinler oldu. Ama hiçbirini gerçekten yanımda istemedim."

"Onları öldürdünüz mü?"

Raven'in gerçekten çenesini tutmayı öğrenmesi lazımdı. Diğer gelinlerimi de Neah'a anlattığı aynı saçmalıklarla korkutup kaçırmıştı. Bazılarının kaçmasının sebebi oydu.

"Bazılarını."

Bakışlarını aşağıda tutarak başını salladı.

"Onları onlardan sıkıldığım için öldürmedim. Bazıları eski sürülerine bilgi sızdırıyordu. Bazıları para avcısıydı ya da dibimden ayrılmıyorlardı. Yapmam gereken bir iş olduğunda, onlara yeterince ilgi göstermediğim için sızlanıp dururlardı."

"Ah."

"Raven bunu yapmayı sever. Gelinlerimi sınamayı sever. Ama hepsinin ortak noktasını biliyor musun?"

Başını iki yana salladı.

"Onların hiçbirini mühürlemedim. Bunu yapmaya elim bir türlü gitmedi. Bir şey beni hep geri tuttu." Neah mühürlemeyi düşündüğüm tek kişiydi ve ona neden çekildiğimi hâlâ çözememiştim.

'O kusursuz.' dedi Aero, hayran kalmış bir sesle.

Krem kutusunu aldığımda refleksle ayağa kalktı ve yarasını göstermek için üstünü kaldırdı.

Parmaklarım tenine değdiğinde hafifçe nefesi kesildi ve gözlerini kapatırken kalbinin bir an teklediğini duydum. Böyle bir alışkanlığı vardı. Ya olan biteni görmekten korkuyordu ya da belki gözlerime bakmaktan. Hangisi olduğunu anlayamıyordum.

Parmaklarım karnının üzerinde duraksayınca nefesini tuttu.

"Nefes al, Neah." diye fısıldadım. Kalbi yine bir anlığına tekledi.

Ciğerlerinin havayla dolmasına izin verdi ve gözlerinin kenarından yaşlar süzüldü. "Ölmek istemiyorum." Gözleri bir anda açıldı ve benimkilere kilitlendi. Onunla tanıştığımdan beri ilk kez bana gerçekten bakıyordu. Nefesi duraksadı ve dudakları hafifçe aralandı.

İçimde giderek büyüyen bir ihtiyaç vardı. Onu benim yapma ihtiyacı. Böylece başka kimse onu sahiplenemeyecekti. Bana nasıl böyle hissettirebiliyordu?

'Eş!' diye hırladı Aero.

'Mümkün değil, Kurdu ortada yok.' dedim ona.

'Eş!' diye tekrarladı, sesi biraz daha yükseldi, gitgide daha da huzursuzlanıyordu.

'Yanılıyorsun!'

Neah'ın mavi gözleri hâlâ benimkilerdeydi. Gözyaşları durmuştu ve bana bakarken kaşları hafifçe çatılmıştı.

"Benim gitmem lazım..." dedim ve arkamı döndüm. Bakışının bende yarattığı etkiyle tamamen sarsılmıştım, bu yüzden ofisten hışımla çıktım.

'Geri dön!' diye emretti Aero. 'Geri dön, onu mühürlememiz gerek!'

Öne atıldığını, kontrolümü kırmaya çalıştığını hissedebiliyordum. O ne kadar zorluyorsa, ben de o kadar direniyordum ve onu içeride hapis tuttum. Evden çıkmam gerekiyordu.

Arazide uzun adımlarla yürüyerek sürü hastanesine yöneldim. Raven'in Neah'a başka neler anlattığını bilmek istiyordum.

Masasında uyuyakalmıştı, onu uyandırdığımda irkildi.

"Ona ne haltlar anlattın sen?"

Bana gözlerini devirdi. "Gerçeği bilmesi gerekiyor. Başına ne geleceğini bilmemesi haksızlık olur." Gözlerini ovuşturup esnedi. "Neden, kaçtı mı yoksa?"

"Hayır, ofisimde."

"O zaman sorun yok." Bana omuz silkti. "Fikrimi soracak olursan, o iyi biri, diğerlerinden farklı."

"Gayet farkındayım, onu neden seçtiğimi sanıyorsun?"

'Çünkü o bizim eşimiz.' dedi Aero keyifle.

Yorumunu duymazdan gelmeye çalıştım, yanılıyor olmalıydı. Kurdu ortada yoktu. Bunu bilmemiz imkânsızdı.

Raven masanın etrafından dolandı, masaya yaslanıp bana gülümsedi. "Haklıydım, bu seferkinden gerçekten hoşlanıyorsun, değil mi?"

"Onun bir adı var." diye çıkıştım ve arkamı dönüp oradan uzaklaştım.

***

'Neden buna direniyorsun?' diye sordu Aero, evin önünde durduğumda.

'Nereden biliyorsun?' diye sordum.

'Gözlerimize baktığında. Kurdu çok derinlere gömülmüş ama çok güçlü. Hissedebiliyorum. Belki bizden bile daha güçlü.'

Kapıyı iterek açtığımda hâlâ onun tuhaf kokusunu alabiliyordum. Ona kaçması için bir fırsat daha vermiştim ama hâlâ buradaydı.

Ofiste sandalyede oturuyordu, bacaklarını göğsüne çekmişti. Aero, onu sahiplenerek kendime ait kılmam için zihnimin içinde neredeyse çığlık atıyordu. Bunun yerine ona neden hâlâ burada olduğunu sordum.

"Bana bir yere gitmemi söylemediniz." Bakışlarını aşağıda tutuyordu. Bilip bilmediğini merak ettim. "Ve gidecek hiçbir yerim yok."

"Evraklarımı mı karıştırdın?" diye sordum, masamdaki evraklara göz atarak. Dokunulmuş gibi durmuyorlardı ama bu bakmadığı anlamına gelmezdi.

Başını iki yana salladı. Saçları yüzüne döküldü.

"Yalanlara tahammülüm yoktur." diye hatırlattım. "Entrikacı kadınlarla işim olmaz."

Kaşlarını çattı. "Bakmadım çünkü..." Dişlerini alt dudağının üzerinde gezdirdi ve yanakları kızardı. "Ben... okuyamıyorum."

Bu kesinlikle söylemesini beklediğim şey değildi. Diğerleri olsa saçma sapan bir yalan uydururdu.

"Okul?"

Başını iki yana salladı. Hiç gitmediğini tahmin etmeliydim. Altı yaşından beri kölelik yapıyorsa bu şaşırtıcı değildi.

"Raven bana biraz öğretmeye çalıştı. Ama anlamadım."

Raven neden bana söylememişti? O da mı Neah'tan gerçekten hoşlanmıştı? Çünkü diğer gelinlerimin hiçbiriyle ilgilenmemişti. Hatta hepsinden nefret etmişti.

"Anlıyorum," dedi. "Beni seçtiğinize pişmansınız. Ama lütfen beni öldürmeyin. Çalışabilirim, temizlik yapabilirim, ne isterseniz yapabilirim. Yeter ki lütfen beni öldürmeyin."

Onu sandalyeden çekip kaldırdım ve dudaklarımı onunkilere bastırdım.
Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Alfa'nın Sözleşmesi   100. Bölüm

    NeahDirseğimden tuttu, beni içeri çekti. Kızıl gözleri gözlerimde cevap arıyordu; gerçekten hazır mıydım? Ben bile emin değildim.Ama bir şeylerin yapılması lazımdı. Artık dayanılmaz bir hal almıştı. Her şey üst üste geliyordu ve şimdi de çocuklar dönüştürülüyordu."Beta Eric'in... Jess'i uyarması gerekiyor." diye mırıldandım, Alfa Dane beni ofise yönlendirirken. "Eğer işe yararsa, o da beni duyabilecek. Bu onu korkutur." Yirmi iki yaşındayım ve Alfa Dane'in sesini kafamın içinde duymak beni hâlâ tuhaf hissettiriyor. Nyx'ten bahsetmiyorum bile."Ona söyledim. Şu anda onunla konuşuyor."Bunun ne işe yarayacağını hâlâ bilmiyordum. Aksine, onları daha da sinirlendirecek gibi görünüyordu.Beni sandalyeye götürdü, oturmamı söyledi. Artık gözlerinden okuyabiliyordum: bunun işe yaramama ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu biliyordu.'Rolü kabul et.' diye mırıldandı Nyx.'İşe yarayacak mı?''Kabul ettikten sonra öğreneceğiz.''Tamam, kabul ediyorum!' Bitmesini istiyordum. Kafalarını mızrakla

  • Alfa'nın Sözleşmesi   99. Bölüm

    Neah'ın bir kahkahayı bastırdığını yakaladım."Ben bir Vampir değilim." diye mırıldandım, sinirli bir şekilde. "Ben bir Kurdum ve sen bir Likan'sın."Çenesi açık kaldı ve başını sallamaya başladı. "Hayır... hayır, yanılıyorsun." Yumuşak mavi gözleri Neah'a kaydı. "Lütfen bana yardım et."Sesi tiz ve ciyak ciyaktı."Ben de bir Likan'ım." diye fısıldadı Neah, gözleri Jess'inkilere kilitlenmiş halde."Adın Neah, değil mi?" diye sordu Jess, tekrar oturarak. "Beni sana gönderdiler""Evet.""Bunu bana sen mi yaptın?" Kız soru sormaktan çekinmiyordu."Hayır. Ama sana yardım etmeyi deneyebilirim." Neah bana baktı, yüzünü hüzün kaplamıştı. "Bunu sana yapan insanlar bana da zalim davrandı. Tek fark, ben bu şekilde doğdum. Ama sana bu hayatı zorla dayattılar. Bu yüzden ailene dönemezsin, Jess. Onlara hayal bile edemeyeceğin şekillerde zarar verebilirsin. Bana güven, buna engel olamazsın. En ummadığın anda olur."Devon'dan ve onu nasıl öldürdüğünden bahsediyordu."Ama..."Neah masanın üzerinden uz

  • Alfa'nın Sözleşmesi   98. Bölüm

    DaneÖfke kalbinde ağır bir şekilde yerleşmişti. Yaşadığı onca şeye rağmen Neah hiç bu kadar öfkeli olmamıştı. Gözlerindeki ateşi görmek tuhaftı ama bir o kadar da büyüleyiciydi; hepsi bu kız yüzündendi.Eric'in evinin duvarına yaslandı. Başını geriye atıp mavi gökyüzüne baktı. Bedeni aşağı kaydı, ta ki kıçı çimene değene kadar. İçinde öyle bir öfke vardı ki ne yapacağını bilemiyordu. Onu nasıl yönlendireceğini bilmiyordu."Jess iyi olacak." diye mırıldandım. Bir çocuğu öylece sokağa atamazdım. Neye dönüşeceğinden habersiz bir çocuğu evine geri göndermeyi de göze alamazdım. İlk dönüşümü tam bir kabus olacak ve ailesini öldürmezse bu resmen bir mucize olur."Doğru." diye mırıldandı Neah. Gözleri neredeyse tamamen siyahtı."Buradan biri onu yanına alacak. Onu sokağa atmayacağım.""Bu ilk olmayacak, değil mi? Daha fazla çocuğu dönüştürecek ve bize gönderecek." Bana baktı. "Kötü biri olduğunu biliyordum ama bu? Bu iğrenç, bu..." Sesi kesildi, düşüncelerini toparlayamıyordu."Sana yaptığı d

  • Alfa'nın Sözleşmesi   97. Bölüm

    Ofis kapısı aniden ardına kadar açıldı, Jenson içeri dalıverdi. Beni fark etmedi bile, doğruca masaya yaslandı.Adamlar birbirlerine baktılar ve konuşmanın zihin bağı üzerinden yapıldığını anında anladım. Bu iyi bir işaret değildi.Alfa Dane'in gözleri bir anlığına bana kaydı. Hızlıydı ve dikkat etmiyor olsaydım göremezdim."Sorun ne?" diye mırıldandım, aslında cevabı bilmek isteyip istemediğimden emin değildim.Jenson bana dönüp baktı. "Az önce etkisiz hale getirilen Likan seni görmek istedi.""Be... beni mi?"'Panik yapma!' diye tersledi Nyx. 'Nedenini sor!'"Ne... neden beni görmek istedi?""Bu iyi bir soru. Ve o bir erkek değil.""Şimdiye kadar... şimdiye kadar hep erkekler gelmişti. Isırılmış mıydı?"Başını salladı. "Bence onunla konuşman daha iyi olur.""Yaşıyor mu?" diye kekeledim şaşkınlıkla. Diğerlerini öldürmek için bir an bile tereddüt etmemişlerdi, neden bunu öldürmemişlerdi?Alfa Dane masasının etrafından dolandı. "Neah, o bir çocuk. Aşmayacağım bazı sınırlar var.""Bir ço

  • Alfa'nın Sözleşmesi   96. Bölüm

    NeahSonraki üç gün boyunca daha fazla Likan ortaya çıktı. Biri geliyordu, bazen iki. Hiç aynı yerde ortaya çıkmıyorlardı ama hepsinin amacı aynıydı: sınırları aşmaya çalışmak. Hiçbiri fazla ilerleyemedi. Bir metre, belki iki, sonra paramparça ediliyorlardı. Bazıları insan formunda denedi, bazılarıysa çoktan dönüşmüştü. Dönüşmemiş olanların hiçbirini tanımadım. Cesetleri arandığında ısırık izleri bulundu, bu da onların saf Likan olmadığını doğruluyordu.Alfa Dane de giderek daha fazla sinirleniyordu. Daha çok gidip geliyor, kendi kendine daha çok konuşuyordu — ya da daha doğrusu Aero'yla konuşuyor, sonraki adımlara karar vermeye çalışıyordu. Aero'yla konuşmuyorsa da herkese tersliyordu.Gerçi bu Kurtların tükenme noktasına geleceğinden endişeleniyordum. Jenson onları gece gündüz çalıştırıyordu, aralarında sadece birkaç saat dinlenme vardı ve düşmeye başlarlarsa yanmıştık.Yine de Alfa Dane'in yanında kalmak zorundaydım. Bundan hiç bahsetmiyordu ama biri beni ele geçirirse kendini suçla

  • Alfa'nın Sözleşmesi   95. Bölüm

    "Sesini çıkarma, yoksa yakalanırsın." diye meydan okudum ona. Genelde istediği kadar ses çıkarma özgürlüğüne sahipti. Bu onun için zor olacaktı.Parmağımı ıslak amcığına soktum. Gözlerini benimkilerden ayırmadı, ses çıkarma ihtiyacına karşı savaşıyordu. Beni tuttu, yüzümü kendininkine çekti, içime nefes vererek beni öptü."Bu kadarı yetmez." Sesimi kısık tuttum, onu geriye itip bir ağaca yasladım.Ses çıkarmamak için verdiği mücadele işleri daha da zorlaştırıyordu. Islak ve zonklayan haliyle kalçalarını elime bastırdı ve gözlerini kapattı, sanki bu yardımcı olacakmış gibi.Boşalmaya can atıyordu ama bunu olabildiğince uzatmak ve onu defalarca boşalırken izlemek istiyordum.Ağzı o "O" şeklini aldı; kasları kasılmaya başladığında kontrol edemediği o şekli. Elime karşı kalçalarını sürterken boğazından neredeyse duyulmayan bir nefes sesi kaçtı. Bedeni yavaşlarken gözlerini açtı. Kazandığını sanıyordu."Daha yeni başlıyoruz." diye mırıldandım, onu çevirip sırtı göğsüme dayanana kadar döndür

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status