分享

6. Bölüm

作者: Büyük Altın Külçe
Ayla'nın tüm vücudundaki kan donmuştu, gözlerinin önünde olup bitenlere inanamıyordu.

Reddetmek, direnmek istedi ama faydasızdı.

Ta ki son ana kadar. Tolga ancak o zaman sakinleşmiş görünüyordu.

Dışarıda hava yeni ağarmaya başlıyordu.

Tolga, bir deri bir kemik kalmış Ayla'ya, sonra çarşaftaki o göz alıcı kırmızı lekeye baktı. İçinde ne hissettiğini anlamadı.

"Şak!"

Ayla elini kaldırıp sert bir tokat attı onun yakışıklı yüzüne.

Bu tokat, onun aşka dair tüm hayallerini de yıkmıştı.

Kulak zarı gerilmişti, Tolga'nın ne dediğini duyamıyordu, sözünü kesti: "Defol!"

Tolga nasıl oradan ayrıldığını bilmiyordu.

Aklında hep o gecenin anıları vardı.

Arabasına bindi, asistanı Hüseyin'i aradı: "Araştır, Ayla'nın tanıdığı erkekler kimlermiş."

Hüseyin biraz şaşırmıştı.

Ayla evlendikten sonra, her gün onu görüyordu, başka hangi erkeği tanıyacaktı?

***

Otelde.

Tolga gittikten sonra.

Ayla defalarca yıkandı.

Boşanma kararının kesinleşmesine günler kala ancak karı koca olabilmişlerdi. Söylemesi çok gülünçtü, hem de çok acı.

Sabah saat dokuzda Kuzey kahvaltıyla geldi, Ayla'nın halini fark etmedi.

"Dün gece söylemeyi unuttum, boşta duran ayrı bir dairem var, orada kalabilirsin."

"Bir kızın otelde kalması güvenli değil."

Ayla reddetti.

İyiliklerin karşılığı en zor ödenirdi, kimseye borçlanmak istemiyordu.

Kuzey reddedeceğini biliyordu: "Ne yani boş duracağına sen otur, kira da almayacağım değil ya."

"Ama en fazla iki hafta kalabilirim."

"İki hafta da iki haftadır, boş durmasından iyidir."

Kuzey, neden sadece bir ay kalabileceğini anlamadı ama sonra belki uzatır diye düşündü.

Arabasıyla Ayla'yı eve bıraktı.

Kadının sadece küçük bir bavulu vardı, başka hiçbir eşyası yoktu.

Arabaya bindikten sonra.

Kuzey, Ayla'yla çocukluklarından bahsetti, ardından ona yıllardır neler yaptığını anlattı.

Liseden sonra yurt dışına gitmiş, reşit olduktan sonra okurken çalışmış, yirmi yaşında kendi şirketini kurmuş, şimdi zengin bir iş adamıydı.

Ayla onun bu başarı dolu geçmişini dinlerken, kendini düşündü.

Mezun olduktan sonra Tolga'yla evlenmiş, bir ev hanımı olmuştu.

Hayranlıkla Kuzey'e baktı: "Gerçekten çok başarılısın."

"Sen de yapabilirsin. Köyden ayrıldıktan sonra seni takip ettim, televizyona çıktığını gördüm, gençler arası piyano yarışmasında birincilik ödülü aldığını... Hem şarkı da söylüyordun, değil mi? O zamanlar benim idolümdün..."

Kuzey, Ayla'ya şunu söylememişti:

Yurt dışında okurken, başlarda hayatı hiç de kolay olmamıştı. Kötü alışkanlıklar edinmiş, kendini bırakmıştı.

Ta ki Türkiye'de Ayla'nın gazetelere manşet olduğu haberi görene kadar. O haberler onun için bir ışık olmuş, Kuzey'in yeniden ayağa kalkmasını sağlamıştı.

Kuzey'in onun parlak anlarını tek tek saydığını duyan Ayla, bunları neredeyse unuttuğunu fark etti.

Kuzey onu eve bıraktığında.

Tam ayrılırken Ayla gülümseyerek ona şöyle dedi: "Teşekkür ederim, eski halimi neredeyse unutmuştum."

Buraya yerleştikten sonra.

Ayla takvime baktı,15 Haziran'da boşanma kararının kesinleşeceği güne sadece birkaç gün kalmıştı.

Annesine verdiği sözü düşündü.

Bir sabah erkenden gidip bir zarif, koyu renkli ahşap bir anı kutusu satın aldı.

Sonra bir fotoğraf stüdyosuna gitti, çalışanların garip bakışları arasında siyah beyaz bir fotoğraf çektirdi.

Tüm bunları bitirip eve dönerken.

Otobüs camından dışarı dalgın dalgın bakıyordu.

Tam o sırada telefonu çaldı.

Gülser'di.

"Ayla, ne o paranı bana gizlice sıkıştırıyorsun? O parayı kullanmadım, senin için biriktiriyorum. İleride bir iş kurmak falan istersen..."

Yıllardır Ayla ona sık sık para gönderirdi.

Gülser köylüydü, fazla paraya ihtiyacı yoktu, her parayı biriktirmişti.

Telefonun diğer ucundan Gülser'in endişeli sızlanmalarını duyan Ayla'nın yüzü istemsizce gözyaşlarıyla doldu.

"Gülser, beni küçüklüğümdeki gibi eve götürür müsün?"

Gülser şaşırdı.

Ayla devam etti: "15'inde, beni evimize götürmeni istiyorum."

Gülser neden on beşini beklemeleri gerektiğini anlamadı.

"Pekala, 15'inde gelip seni eve götüreceğim."

Son günlerde hastane Ayla'ya tekrar kontrole gitmesi için defalarca mesaj attı ama Ayla kibarca reddetti.

Zaten ayrılmaya karar vermişti, tedavi için daha fazla para harcamak istemiyordu.

Ayla hesabına baktı, yaklaşık yüz bin lira kalmıştı. O gittikten sonra bu parayı Gülser'e emekliliği için bırakabilirdi.

Son günlerde Yalıova'da yağmur hiç dinmemişti.

Kuzey sık sık onu ziyarete geliyordu.

Çoğu zaman onu balkonda tek başına oturup dalıp gitmiş halde buluyordu.

Ayrıca Ayla'nın işitme kaybının arttığını da fark etmişti. Çoğu zaman kapıyı çaldığında onun duymadığı oluyordu.

Diğer tarafta, Karaoğlu Grubu.

İşini bitiren Tolga, alışkanlıkla telefonuna baktı. Ayla'dan bir mesaj görmeyince gözleri karardı.

Asistanı Hüseyin kapıyı çalıp içeri girdi.

"Beyefendi, adamın kim olduğunu bulduk. Adı Kuzey Gecik. Ayla'nın çocukluk arkadaşıymış."

Tolga'nın bildiği kadarıyla, medyada hep böyle yazılırdı.

Ayla'nın çocukluk arkadaşı Tolga'ydı.

Asistanı, Kuzey Gecik'in Ayla köyde bakıcının yanında kalırken tanıdığı biri olduğunu söyledi.

Yani Ayla, Kuzey Gecik'i Tolga'dan daha önce tanıyordu.

Tolga, o sinsi bakışlı, badem gözlü adamı hatırladı. Kalın kaşları çatıldı.

"Beyefendi, Mert Bey sizi hâlâ dışarıda bekliyor."

Tolga duyunca "Ona söyle, bugün işim var." diye emretti.

Asistan şaşırdı.

Son günlerde Tolga iş çıkışı Mert ve diğer zengin arkadaşlarıyla eğleniyordu, bugün ne değişmişti?

Tolga, genel müdür özel asansörüyle yeraltı otoparkına indi ve arabayla doğruca Ayla'nın kaldığı otele gitti.

Ama vardığında, Ayla'nın günler önce taşındığını gördü.

Tolga birden çok sıkıldığını hissetti. Telefonunu çıkarıp rehberi defalarca açtı.

Ayla'yı aramaya karar vereceği sırada telefon çaldı. Arayan Ece'ydi.

"Ne var?"

"Tolga, Neriman Hanım'dan duydum, Ayla evlenmeye hazırlanıyormuş."

Tolga'nın siyah göz bebekleri kasıldı.

Ece röportajdan sonra Neriman'ın yanına gitmişti.

Neriman ve oğlu Mehmet'in Ayla'yı yaşlı bir adamla evlendirmeye hazırlandığını öğrenmişti.

Tolga uzun süre cevap vermeyince Ece daha da körükledi:

"Neriman Hanım'dan duyduğuma göre Ayla başlık parası olarak üç milyar lira istemiş. Böyle birini hayal edememiştim..."

"Henüz boşanma kesinleşmediği için resmen evlenemeyeceklermiş, önce düğün yapacaklarmış."

***

Ayla, annesi ve erkek kardeşinin hâlâ onun için yeni bir evlilik hazırlığı içinde olduğunu ve onun söylediklerini ciddiye almadıklarını bilmiyordu.

Ta ki o gün Neriman'dan mesaj gelene kadar: "Aslan Bey, tarihi seçmiş bile. Tam da bu ayın on beşi."

"Dört gün kaldı. Hazırlan, evlenip gideceksin. Bu sefer erkeğin kalbini nasıl tutacağını iyi bil, tamam mı?"

Ayla bu iki mesajı okuyunca içinde ne hissettiğini anlamadı.

On beşi...

Tolga'yla boşanma ilamını alacakları gün...

Aynı zamanda evlenmeye zorlandığı gün...

Ve yine aynı gün, ayrılmayı kabul ettiği gün...

Ayla yine unutmaktan korktuğu için bu olayları defterine not etti.

Not ettikten sonra.

Vasiyetini yazmaya başladı.

Kalemi eline aldı ama ne yazacağını bilemedi. Sonunda Gülser'e ve Kuzey'e söylemek istediklerini yazdı.

Yazdıktan sonra vasiyet mektubunu yastığının altına koydu.

Üç gün sonra.

14'ünde, yağmur çok şiddetli yağıyordu.

Telefon sehpanın üzerindeydi, sürekli çalıyordu.

Hepsi Neriman'dandı. Nerede olduğunu soruyorlardı.

Yarın evlilik vardı, eve gelip Demir ailesine gelin gideceği için hazırlanmasını istiyordu.

Ayla cevap vermedi. Bugün yepyeni, parlak kırmızı bir elbise giydi ve yüzüne özenli bir makyaj yaptı.

Aslında tipi fena değildi, sadece çok zayıftı ve teni çok solgundu.

Ayla aynada kendine baktı, özenli ve parlak duruyordu. Sanki Tolga'yla evlenmeden önceki haline dönmüştü.

Taksiyle mezarlığa gitti.

Şemsiyesini açıp arabadan indi, yavaşça babasının mezar taşının önüne geldi ve bir demet beyaz papatyayı bıraktı.

"Baba."

Soğuk rüzgâr uğulduyor, sadece yağmur damlalarının şemsiyeye çarpma sesi duyuluyordu.

"Üzgünüm... Aslında buraya gelmek istemezdim ama gidecek başka yerim yok."

"Kabul ediyorum, korkağım. Yalnız başıma gitmekten korkuyorum, bu yüzden senin yanına geldim..."

"Bana kızacaksan, kız."

Ayla bunları yavaşça söyledikten sonra mezar taşının yanına oturdu ve kendini kucakladı.

Telefonunu açtı, Neriman'dan gelen acımasız mesajları bir bir okudu.

"Ayla! Saklanarak bir yere varabileceğini mi sanıyorsun?"

"Mehmet parasını çoktan aldı. Aslan Demir'in eli kolu çok uzun, seni bırakır mı sanıyorsun?"

"İyi düşün. Yarın uslu uslu gidersin, yoksa bulup zorla yine götürürler, ondan iyidir."

"Aklını başına al..."

O mesajları sessizce okuduktan sonra.

Ayla mesaj yazarak cevap verdi: "Eve dönmek istemiyorum. Yarın beni Batı Banliyösü'nden alın. Babamın mezar taşının önünde sizi bekleyeceğim."

Neriman, Ayla'nın cevabını alınca fazla düşünmedi, kaderine razı olmuş sandı ve bir daha telefon etmedi.

Ayla o anın huzurunun tadını çıkardı.

Saatlerce orada öylece oturdu.

Gece çöktükten sonra, babasının küçükken onun için el emeğiyle yaptığı tahta bebeği çıkardı ve dikkatlice kucağına aldı. Vücuduyla karanlık geceyi ve şiddetli yağmuru engelliyordu.

Zaman geçiyordu, uzaktan gece yarısını vuran saat sesi duyuldu.

15 Haziran gelmişti.

Ayla başını kaldırıp sonsuz karanlık gökyüzüne baktı. Boğazı acıyla doluydu.

Sabaha karşı saat üçte.

Elleri titreyerek çantasından ilaçları çıkardı...

在 APP 繼續免費閱讀本書
掃碼下載 APP

最新章節

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   30. Bölüm

    30. BölümTolga, Ayla'nın geçmişteki tıbbi raporlarını görmüştü. Şiddetli depresyonu olduğunu da biliyordu.Ayrıca bu hastalığı da araştırmıştı. Hafıza kaybına neden olabiliyordu ama bir insanı tamamen unutturmazdı!Üstelik on beş yıldır tanışıyorlardı!Tolga'nın sessiz kaldığını gören Ayla, onun gözlerinin içine baktı ve sordu: "Sakın bana zarar vermiş birilerinden falan değilsindir, yoksa neden seni hatırlamayayım ki?"Bu sözler Tolga'nın içine saplanan bir diken gibiydi.Dudaklarını araladı, sesi soğuktan donmuş gibiydi: "Bayan Sancaklı fazla düşünmesin, biz sadece gelip geçici tanıdıklarız."Tolga kararını vermişti. Madem Ayla rol yapmak istiyordu, bıraksın yapsındı.Nasıl olsa en başından beri ikisinin karı koca olduğunu hiç düşünmemişti.Çıkmadan önce Tolga, Ayla'yla iş birliği anlaşmasını imzalattı.Ofisine döndüğünde.Tolga yine durmadan sigara içmeye başladı.Ayla'nın o sözünü düşünüp duruyordu: "Sakın bana zarar vermiş birilerinden falan değilsindir, yoksa neden seni hatırlam

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   29.Bölüm

    29. BölümTolga'nın boğazı düğümlendi, derin gözlerinde garip bir ışıltı belirip kayboldu.Hiçbir şey söylemedi, Hüseyin sözünü anlayıp dışarı çıktı.Karaoğlu Grubu'nun işletme departmanında, büyük bir patronun şirkete gelip eğitim projeleri için gönüllü olarak büyük miktarda bağış yapacağı konuşuluyordu. Yani tamamen hayır amaçlıydı.Şirkettekilerden bazıları kendi arasında fısıldaşıyordu."Nasıl bir patronmuş bu, böyle bile bile parayı sokağa atıyor?""Kim bilir? Belki de parasını nereye harcayacağını bilemiyordur.""Duyduğuma göre yurt dışından geliyormuş..."O sırada Ayla arabasındaydı, çoktan Karaoğlu Grubu'nun genel merkezine varmıştı.Göğe doğru yükselen o görkemli binalara baktı. Dört yıl öncesine göre çok daha büyümüş, gelişmişti. Bunların hepsi Tolga'nın demir yumruğunun ve Karaoğlu ailesinin derin köklerinin eseriydi...Bu dört yıl içinde Ayla da boş durmamış, Kuzey'in yardımıyla kendi şirketini kurmuş, biraz para kazanmıştı.Yalıova'ya dönmeden önce çok hazırlık yapmıştı. Ö

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   28. Bölüm

    28. BölümGörüntülü aramanın diğer ucundan gelen zayıf ve nazlı bir sesti. Deniz'le tıpkı aynı olan küçük çocuk, yatağında solgun bir şekilde uzanıyor, tatlı ve yumuşak bir sesle Ayla'ya sesleniyordu.Ayla'nın yüreği yumuşacık oldu."Rüzgar'ım, öpücük."Rüzgar'ın gözlerinde sitem vardı: "Anneciğim, dün gece beni aramadın, iyi geceler bile demedin."Olgun ve ciddi olan büyük oğlu Deniz'in aksine, küçük oğlu ise şımarık ve güvensiz normal bir çocuktu. Tabii bu Ayla'nın düşüncesiydi."Üzgünüm unuttum, öpücük. Rüzgar'ım sakın kızma."Rüzgar doğuştan sağlık sorunları olan biriydi, bu sefer de lösemi teşhisi konulmuştu. Ayla onunla özellikle fazla ilgileniyordu.Rüzgar dudaklarını büzdü: "Bu seferlik affediyorum.""Ama bir daha olmayacak, tamam mı?"Minicik insanın şirin şirin rol yapıp mızmızlandığını gören Ayla'nın içindeki karabulutlar bir anda dağıldı, başını sallayıp durdu."Büyükannen ve ağabeyin nerede?" diye sordu Ayla.Rüzgar bunu duyunca yalancıktan kaşlarını çattı: "Onları soracağ

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   27. Bölüm

    27. BölümDaha fazla lafı uzatmak istemeyen Ayla, doğrudan çek defterinden bir çek yazıp Tolga'ya uzattı."Parayı ödedim, eşyamı alıyorum."Tolga çeki elinde tutarken, arkasına bile bakmadan uzaklaşan kadını izledi ve emri verdi: "Takip ettirin."***Dokuz Konak'ta.Ayla eve döndüğünde balkona çıkıp art arda içki içmeye başladı.Önceden içki alışkanlığı yoktu ama yurt dışına çıktıktan sonra, tek başına her şeye dayanamadığı anlarda alkolle kendini uyuştururdu.İkizler doğduktan sonra onların varlığıyla bu kötü alışkanlığını yavaş yavaş bırakmıştı. Ama bugün Tolga'yı gördükten sonra yine kendini tutamamıştı...Hafızasını kaybettiğini söylemesine gelince, aslında yalan söylememişti. Yurt dışına gittikten sonraki dönemde vücudu çok ağır bir yük altındaydı.Depresyon ve hamilelik yüzünden hafızası iyice zayıflamış, bazen Gülser'i bile unutacak hale gelmişti...O dönem çok acı çekmişti. Bilinci bir anda babasının henüz ölmediği çocukluğuna, bir anda üniversite yıllarına, bir anda Tolga'yla

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   26. Bölüm

    26. BölümAyla gelmeden önce, en lüks ve açık artırmayı en iyi gören locanın yukarıda olduğunu fark etmişti.Loca camları, dışarıdakilerin içeriyi göremeyeceği, ama içeridekilerin dışarıyı rahatça görebileceği şekilde özel olarak tasarlanmıştı.Locanın içeriden kendisini görebileceği bir yere oturmayı özellikle tercih etmişti.Ardından, sanki istemeden olmuş gibi başını kaldırıp yukarıdaki locaya baktı.Sadece hafif bir bakıştı, gözlerinde hiçbir duygu kırıntısı yoktu.Locada, Tolga'nın asistanı Hüseyin şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı: "Bayan Sancaklı!!"Tolga, aşağı atlayıp gitme dürtüsünü bastırarak Hüseyin'e emir verdi."Açık artırmadan çekiliyoruz.""Emredersiniz."Aşağıdaki sekreter işareti alınca teklif vermeye devam etmedi.Herkes o gece kıyasıya bir dövüşe tanıklık edeceğini düşünüyordu, ama Tolga beklenmedik bir şekilde pes etmişti.Hepsi şok içindeydi.Anlamıyorlardı, karşılarındaki bu kadın kimdi ve Tolga'nın istediği bir şeye nasıl göz dikebilirdi?Daha da önemlisi, Tolga o

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   25. Bölüm

    25. Bölüm"Anneciğim, vardın mı?""Ben olmadığım geceler, yatmadan önce ılık süt içmeyi unutma.""Ayrıca vitaminlerini de al... Gece yatarken üzerini açma, üşütürsün.""Bavulunun içine Rüzgar'la benim en sevdiğimiz oyuncak bebekleri koydum. Uyuyamazsan, sana arkadaşlık etsinler..."Ayla'nın büyük oğlu, konuşmak istemediği zaman tek kelime etmezdi.Ama konuşacak olursa, tıpkı bir büyüğü gibi nasihat edip dururdu, kime çektiği de meçhul.Bazen Ayla, ona sanki oğlundan çok kendi büyüğüymüş gibi hissederdi."Tamam yavrum, hepsini not ettim."Deniz sözlerini bitirene kadar bekledi, sonra Ayla ister istemez telefonu kapattı.Depresyon hastasıydı, işitme güçlüğü çekiyordu, üstelik hamileydi. Yurt dışına yeni gittiği dönemde geceleri hiç uyuyamaz, yemek yiyemezdi.Çocuklar doğduktan sonra hastalığı tamamen geçmese de durumu biraz düzelmişti.Zamanla çocuklar büyüyüp yürüyüp konuşmaya başladıklarında, ona bakmayı bile bildiler.Sanki bu hayattaki kurtarıcıları gibiydiler...Ayla sütünü içti, vi

更多章節
探索並免費閱讀 優質小說
GoodNovel APP 免費暢讀海量優秀小說,下載喜歡的書籍,隨時隨地閱讀。
在 APP 免費閱讀書籍
掃碼在 APP 閱讀
DMCA.com Protection Status