Sahte Nikâhla Kandırdı, Gerçek Vârisle Evlendim!

Sahte Nikâhla Kandırdı, Gerçek Vârisle Evlendim!

作者:  Zeynep連載中
語言: Turkish
goodnovel4goodnovel
評分不足
30章節
82閱讀量
閱讀
加入書架

分享:  

檢舉
作品概覽
目錄
掃碼在 APP 閱讀

故事簡介

dramduygu

Hızlı tempolu

Tatlı romantizm

CEO

zeki

acımasız

boşandıktan sonra

önce evlilik sonra aşk

pişmanlık

Evliliklerinin ikinci yılında Defne Çelik, resmî nikâh işlemlerini halletmek için gittiği yerde büyük bir şok yaşar: Yıllardır sakladığı evlilik belgesi sahtedir. Gerçekle yüzleşmek için kocası Kaan Kara’nın karşısına dikildiğinde ise, altı yıldır kendisine büyük bir şefkatle davranan bu adamın, kendisinden altı yaş büyük olan öğretmeniyle beş yıldır evli olduğunu öğrenir. Defne, bu süre boyunca Kaan'ın kurduğu yalan hayatın bir kalkanı olmuş, üstüne bir de "çocuk yapamıyor" iftirasına uğrayıp, onların çocuğunu evlat edinmek zorunda bırakılmıştır. İhanetin verdiği öfkeyle, kendisine miras kaldığını söyleyen avukatını arar. Artık kaybedecek hiçbir şeyi yoktur: "Bekârım, çocuğum yok. Tüm miras benim." Defne, Kara ailesini arkasına bile bakmadan terk eder. Kaan Kara ise onun kimsesiz olduğunu bildiğinden rahattır: "Nasıl olsa geri dönüp bana yalvaracak." Ancak günler sonra, tüm ülkenin izlediği görkemli bir törende Kaan'ın gözlerine inanamadığı o an gelir: Defne Çelik, zirvedeki bir adamın yanında, ışıkların altında, tüm dünyanın hayranlıkla izlediği bir gelin olarak ortaya çıkar...

查看更多

第 1 章

Bölüm 1

Evliliğinin ikinci yılında Defne Çelik, çekmeceyi düzenlerken yanlışlıkla evlilik cüzdanını yırttı.

Nüfus Müdürlüğü’ne gidip yenisini çıkarmak istedi. Tezgâhtaki memur şaşkınlıkla sordu: “Hanımefendi, sistemde evlilik kaydınız görünmüyor.”

“Olamaz, ben iki yıldır evliyim!” Defne, yırttığı cüzdanı memura uzattı.

Memur sabırla üç kez sorgulama yaptı, sonra ekranı Defne’ye çevirdi: “Gerçekten kaydınız yok. Üstelik şu resmî mühür de yamuk basılmış… Sahte olmalı.”

Şaşkın ve sersem bir halde Nüfus Müdürlüğü’nden çıkarken Defne’nin telefonu çaldı.

“Merhaba Defne Hanım, ben Mert Öztürk, babanızın vekil avukatıyım. Seçkin Hukuk Bürosu’na gelip miras sözleşmesini imzalamanız mümkün mü?”

Ne dolandırıcısı böyle? Defne telefonu kapatmak üzereydi ki karşı taraf devam etti: “Defne Hanım, anneniz Sevda Çelik yirmi yıl önce sizi Denizşehir Çocuk Esirgeme Kurumu’nun önüne terk etti. Yapılan araştırmalara göre siz, Denizşehir’in eski en zengin adamı Zafer Aydın’ın soyundan gelen tek çocuğusunuz.”

Defne olduğu yere çakılıp kaldı. Hemen randevuya gitti.

Avukatın ağzından hayatının en akıl almaz sözlerini duydu:

Öz babası Zafer Aydın, geçtiğimiz ay vefat eden bir milyarderdi. Elindeki hisseler, araziler, şirketler toplam yüz milyarları buluyordu. Ve Defne, onun soyundan gelen tek çocuktu.

Beyninin uğuldadığı sırada avukat sordu: “Evlilik ve çocuk durumunuz nedir?”

Kocasının yüzü birden Defne’nin gözlerinin önüne geldi.

Çantasındaki yırtık sahte cüzdanı düşündü. Kalemi sıkarak söyledi: “Bana iki saat verin. Önce bir şeyi netleştireyim.”

Büro’dan çıkar çıkmaz doğruca kocasının şirketine gitti.

Kaan Kara’nın ofisinin kapısı aralıktı. İçeri girmek üzereyken olgun ve çekici bir kadın sesi duydu:

“Kaan, evleneli beş yıl oldu. Artık ilişkimizi ne zaman açıklayacağız?”

Defne donup kaldı.

Bu sesi çok iyi tanıyordu. Üniversitedeki danışmanlarıydı: Beril Şimşek.

Beril, Kaan’dan altı yaş büyüktü. Ama yaş dışında, görünüş ve vücut olarak tanrıça seviyesindeydi.

Okuldayken Beril çok popülerdi; erkekleri, kadınları kendine hayran bırakır, tüm üniversitenin en iyi kadın danışmanı olarak anılırdı.

Defne soluğunu tuttu. Bir sonraki saniyede kocasının o her zamanki yumuşak, kendine özgü tok sesi duyuldu:

“Şirket yakında halka arz olacak. Onun katkısına çok ihtiyacımız var. Hem dedem vasiyetinde sana kapıyı kapatmıştı. Şimdi açıklarsak, büyükannemin seni üzeceğini bilmiyor muyum? Canın yanar, ben de dayanamam…”

Defne’nin kulakları uğuldamaya başladı. Hızla elini ağzına götürüp hıçkırığını bastırdı.

Yırttığı sahte cüzdanı defalarca birleştirip çantasında bir hazine gibi saklamıştı.

Meğer en başından beri kandırılan, aptal yerine konan palyaço oymuş.

Defne hızla şirketten çıkıp telefonla aradı. Derin bir nefes aldı, sesi bambaşka birine dönmüş gibi sakindi:

“Avukat Bey, miras sözleşmesini şimdi imzalayabilirim.”

“Ayrıca bekarım, çocuğum yok. Tüm mirası tek başıma alıyorum.”

Miras işlemlerini tamamladıktan sonra Defne arabayla eve döndü. Yolda sürekli daldı, arkadan bir araba çarptı ve alnı hafif yaralandı.

Acil serviste yarasını sardırdıktan sonra aklına bir şey geldi, Kadın Hastalıkları bölümüne de uğradı.

Tahlil raporunu eline alınca içindeki son umut da sönüp gitti.

“Yani… rahmimde hiçbir sorun yok, öyle mi?”

“Evet, rapora göre sağlığınız gayet iyi.”

“Hamile kalabilir miyim?”

“Tabii ki.”

“Peki cinsel yaşamımı da etkilemez?”

Defne soruyu buraya getirdiğinde, ellisini aşmış kadın doktor bile bozuldu: “Bunu sormaya gerek var mı?”

Oysa evlilik öncesi muayenede Kaan, onun tahlil raporunu gösterip rahminde ciddi bir anormallik olduğunu, sadece hamile kalamayacağını değil, normal bir cinsel yaşamın bile vücuduna kalıcı hasar vereceğini söylemişti.

“Buna rağmen seninle evleneceğim.” O zaman elini tutup gözlerinde sağlam ve yumuşak bir kararlılıkla, “Bu hayatta seni seçtim.” demişti.

Bu söz yüzünden ikisi, Kara Ailesi’nin büyüklerinin fırtına gibi tepkisine göğüs germişti.

Kayınpeder’inin “Kısır getirip soyumu mu bitireceksin?” diyerek çay fincanını yere fırlattığını bizzat görmüştü.

Kayınvalide’sinin aile toplantılarında ağlayıp akrabalara “Benim oğlumu büyüledi” diye dert yandığını da duymuştu.

Ama Kaan her seferinde gülümseyip “Onları takma, ben varım.” derdi.

İki yıl boyunca kayınvalidesinin üstü kapalı sataşmaları, “kısır tavuk”, “çocuk doğuramayana ne gerek var”, iliklere işleyen bir sızı gibi, nice uykusuz gecede Defne’yi kemirip durmuştu.

Defne’nin trafik kazası geçirdiğini duyan Kaan Kara hemen hastaneye geldi.

Beyaz gömlekli, boyu neredeyse bir seksen beş olan adam telaşla yetiştiğinde Defne, altı yıllık tanışıklığı düşündü.

İlk kez danışman Beril’in ofisinde karşılaşmışlardı. Defne arkadaşı için evrak götürmüştü, Kaan da Beril’le bir konuyu tartışıyordu. Başını kaldırdığında bakışları Defne’ye takılmış, kibarca başını selam vermişti ama fazla konuşmamıştı.

Ardından dört yıl süren çılgın bir kur dönemi başlamıştı.

Kaan, okulun herkes tarafından tanınan en yakışıklı erkeğiydi, görünüşü tartışılmaz, dersleri mükemmel, ailesi de son derece zengindi.

Üstelik kur yaparken son derece atak ve tutkuluydu, ama aynı zamanda tatlı su gibi yumuşaktı. Bu kadar oka dayanacak kız yoktu.

Defne de istisna değildi.

Öksüz büyümüş, soğuk ve içine kapanık bir kızdı. Yine de adamın ataklarına teslim olmuştu.

Kaan uzun süre Defne’yle konuştu, hiç tepki alamayınca korktuğunu sandı. Hemen sarılmak istedi. Ama Defne birden refleksle onu itti ve ayağa kalktı.

“Gidelim.”

Defne iki kelimeyi fırlatıp adamın yanından geçti.

Eskiden sıcacık ve güven veren göğüs, şimdi ona sadece iğrenç geliyordu.

Arabaya döndüklerinde Kaan hâlâ Defne’nin haline çok üzülüyordu.

“Ne oldu sana? Normalde dikkatli kullanırsın, bugün neden böyle?”

Defne adamın sorusuna cevap vermedi. Gözleri avucundaki pırıl pırıl evlilik yüzüğüne takıldı. Işık göz alıcıydı.

Defne ona aldırış etmeyince Kaan da aldırmadı, doğal bir hareketle elini tutmak istedi.

Defne yine kaçırdı.

“Niye bana trip atıyorsun? Tamam, anlatmak istemiyorsan zorlamayayım. Bugün eve çok önemli bir misafir geldi. Aşçıya en sevdiğin yemekleri hazırlamasını söyledim. Biraz olsun moralin düzelir.”

Kaan çok nazikti. Ama o ne kadar nazikse Defne o kadar gülmek istiyordu.

“Neşelen, artık kızma. Şu yoğun dönemi atlatayım, sana daha fazla vakit ayıracağım. Şirket halka arz hazırlığı yapıyor, çok yoğunum.”

Kaan, Defne’yi sakinleştirdiğini sanıp gülümsedi.

“Evet, çok mutluyum. Hayatım gerçekten renkli geçiyor.”

Defne sözünün altını çiziyordu ama Kaan anlamadı.

Kara Ailesi’nin malikanesi, Denizşehir’in en pahalı semti Sahilbahçe’deydi. Villanın kendisi beş yüz metrekareydi.

Ama tüm bunlar, Defne’nin üniversiteden sonra kendi kariyerinden vazgeçip onun şirketinde birlikte çalışarak kazandığıydı.

Eve varır varmaz Defne yukarıdan gülüşmeler duydu.

Küçük bir oğlan sesi, bir de tatlı, yumuşak bir kadın sesi.

Küçük oğlan, Defne ve Kaan evlenir evlenmez evlat edindikleri çocuktu, beş yaşındaydı, adı Emir’di.

Defne başını kaldırdı, hiç şaşırmadı, beş yıldır görmediği Beril’i gördü.

Beril üzerinde mavi-yeşil örgü bir elbise, saçları dalgalıydı. Otuzunu geçmişti ama yüzü yirmi yaşında gibiydi, her hareketinde ayrı bir çekicilik vardı.

“Defne, bak bakalım kim gelmiş?”

Kaan’ın sesi yanından duyuldu, alçak tonu heyecanını gizleyemiyordu.

Defne adamın bu kadar yüksek bir heyecanla konuştuğunu ilk kez görüyordu.

Normalde ona ne kadar iyi, ne kadar nazik davransa da, bu coşkuyu hiç göstermemişti.

Bu, içten gelen, yüreği kabartan, bir erkeğin ilkel ve tutkulu sevgisiydi.

“Beril Hoca?” Defne kaşlarını çattı, şaşırmış gibi yaptı.

Ama içindeki iğrenme zirveye ulaşmıştı.

Karşısındaki Beril son derece ağırbaşlı ve kibardı, ofisteki o yapmacık cilveli halinden çok farklıydı.

“Defne’ciğim, uzun zaman oldu.”

Beril hemen Emir’in elinden tutup merdivenden indi, sıcak bir şekilde Defne’yi selamladı.

Defne’nin bakışları yine Emir’e kaydı.

Kaan onunla evlendikten kısa süre sonra, Defne’nin daha önce kaldığı Denizşehir Çocuk Esirgeme Kurumu’dan küçük bir oğlan çocuğu evlat edinmeyi teklif etmişti. Adını Emir koymuşlardı.

Böylece Kara Ailesi’nin büyüklerine karşı bir kozları olacak, Defne’den çocuk doğurması beklenmeyecekti.

Defne bunu Kaan’ın kendini düşündüğünü sanıp kabul etti.

Ama iki yıl boyunca Emir’i büyütmek ona zehir olmuştu.

Çocuk huysuzdu, canı sıkıldığında eline ne geçirse Defne’ye fırlatırdı. Sanki ona derin bir kin besliyordu.

Hatta bir keresinde Emir, Defne’nin yüzüne karşı Kaan’a kendi gerçek annesini geri getirmesini söylemişti.

Defne’nin sabrı taşmış, evlatlıktan vazgeçmeyi önermişti. Ama Kaan hep “Zavallı çocuğun annesi yok, ona biraz hoşgörü göster.” diye yumuşatmıştı. Sonra Defne’ye kendisinin de küçükken terk edildiğini hatırlatıp durmuştu.

Şimdi Emir’in Beril’in elini sımsıkı tutuşunu, adamın yıllardır kendine yaptıklarını düşününce Defne her şeyi anladı.

Beş yıldır evliydiler. Emir beş yaşındaydı.

Kara Ailesi Beril’in kapısına kilit vurmuştu. Demek ki… Kaan onu sadece bir perde, bir yük beygiri, bir kalkan olarak kullanmıştı.

Yemekte Kaan da Emir de durmadan Beril’e yemek uzatıyor, üçü kendi aralarında sıcak bir sohbet ediyordu. Ortamın kenarında sessizce yemek yiyen Defne ise tam bir yabancı gibiydi.

“Defne, Beril Hoca şu sıralar çocuk eğitimiyle ilgili bir kitap yazıyor. Sessiz bir ortam arıyor. Hem şirket yoğun, senin de işlerin çok. Sanırım…”

Zamanın geldiğini düşünen Kaan çatalı bırakıp Defne’ye yumuşak sesle söyledi.

“Beril Hoca’yı bir süreliğine bize alalım istiyorum. Emir’i terbiye etmende yardımcı olur. Zaten Emir de ona çok düşkün.”

Ha.

Beş yıldır gizli gizli evlenmişler, şimdi de açıktan açığa eve taşınmak mı istiyorlardı?

Defne adamı duymamış gibi yemeğine devam etti.

Hava aniden gerildi.

Kaan biraz mahcup olup kulağına fısıldadı: “Defne, seninle konuşuyorum.”

Pıt diye Defne çatalı bıraktı.

Ama o daha konuşamadan Beril atıldı:

“Özür dilerim, sizi zor durumda bıraktım. Defne, Kaan sadece laf olsun diye söyledi. O da senin çalışırken hem ev hem Emir’le ilgilenmekten ne kadar yorulduğunu düşünüp sana yardım etmemi istedi…”

“İstemiyorum! Beril Teyze kalsın!”

Beril’in yanında oturan Emir lafı duyar duymaz hemen ağlamaya başladı.

Beril daha cümlesini bitiremeden Emir kaşığını yere fırlattı, masayı yumrukladı!

“Emir, yapma…”

“Emir, terbiyesizlik etme!”

Beril hemen Emir’i sakinleştirmeye çalışırken, Defne de içgüdüsel olarak çocuğa çıkıştı. İki ses birbirine karıştı.

Emir Defne’yi öfkeyle süzdü, sinirden eline geçirdiği su bardağını Defne’ye doğru fırlattı.

展開
下一章
下載

最新章節

更多章節
暫無評論。
30 章節
探索並免費閱讀 優質小說
GoodNovel APP 免費暢讀海量優秀小說,下載喜歡的書籍,隨時隨地閱讀。
在 APP 免費閱讀書籍
掃碼在 APP 閱讀
DMCA.com Protection Status