LOGINDefne Öztürk ve Efe Kılıç'ın evlilik yıldönümlerinin beşinci yılında, Efe'nin unutamadığı ilk aşkı geri döndü. O gece Defne, Efe'yi banyoda onun adını sayıklayarak kendini tatmin ederken buldu. Demek evlendikleri beş yıl boyunca ona hiç dokunmamasının sebebi buydu. Efe: Defne, Çisem tek başına döndü, çok perişan. Sadece arkadaş olarak yardım ediyorum. O: Anladım. Efe: Defne, Çisem'e adadaki doğum gününde yanında olacağıma söz vermiştim. Sadece verdiğim sözü tutuyorum. O: Tamam. Efe: Defne, bu davet için göz önüne çıkabilecek bir asistan lazım. Çisem senden daha uygun. O: Hı, git. Artık sinirlenmediğinde, ağlamadığında, kavga da çıkarmadığında, Efe şaşırdı ve sordu: Defne, neden sinirlenmiyorsun? Elbette sinirlenmiyordu. Çünkü o da gidiyordu. Durgun su gibi bayatlamış evliliğinden çoktan bıkmıştı. Gizlice İngilizce çalışmış, gizlice sınava girmiş, gizlice yurt dışı başvurusu yapmıştı. Vizesi çıktığı gün, boşanma protokolünü önüne attı. Efe: Şaka yapıyorsun. Bensiz nasıl hayatta kalacaksın? Arkasını dönüp uçak biletini aldı, Batı Kıtası'na uçtu. O günden sonra ondan bir daha haber alınamadı. Onu son görüşü, yabancı bir ülkenin göğünde geleneksel kırmızı kıyafetiyle dans ettiği, internette viral olan videosuydu... Efe dişlerini sıktı: Defne, dünyanın öbür ucuna da gitsen, seni bulup geri getireceğim!
View More"Kendin aç!" Olduğu yerde dikildi, başını çevirdi. Sırtını duvara dayamış, elindeki zarfı bastırıyordu.Efe'nin ona bakışlarına bir çaresizlik doldu: "Bu huyun, son zamanlarda epey arttı."Ama daha fazla üstelemedi, arkasında bir şey sakladığından da hiç şüphelenmedi. İçeri girdi.Sonunda kargoyu Emine açtı. Defne ise sınav sonuç belgesini alıp hızla misafir odasına sakladı."Defne, hazırlan, gidiyoruz." Efe dışarıdan seslendi."Efe!" Döndü. "Bana biraz saygı gösteremez misin? Her şeyi hep son dakikada haber verip beni oldubittiye getirmek zorunda mısın?"Misafir odasının kapısına geldi: "Defne, bugün de mi son dakika? Bugün babanın doğum günü."Defne sustu."Yoksa, tek başıma mı gideyim?" Kaşını kaldırıp sordu."Bir dakika, üstümü değiştireyim." Kapıyı kapattı.Ama hiç beklenmedik bir şekilde, elini uzatıp kapıyı tuttu. Bakışları derin ve şüpheliydi: "Kapıyı kapatmaya gerek var mı? O dansçı çocuk yüzünden mi?""Saçmalama!" Kapıyı sertçe kapattı.Beş yıllık evlilikleri boyunca hangi se
Defne çaresizlik içindeydi. Yok, artık o "Efe Bey'in karısı" konumunu gerçekten o kadar da istemiyordu! "Efe, bu Efe Bey'in karısı konumunda ısrarla durmamı gerektiren şey ne? Ben sonsuza dek Efe Bey'in karısı falan olmak istemiyorum. Bırak da Çisem sarsın biraz şu konumumu, olur mu?"Efe duraksadı, sadece alaycı bir gülümseme gösterdi. Hâlâ trip attığını sanıyordu. Ana yatak odasının banyosuna gidip duş aldı.Defne de bu olaydan sonra ter içinde kalmıştı. Yeniden duş aldı, bir tişört giyip tekrar yattı.Gece şiddetli bir yağmur yağdı. Damlaların camı dövüşü, uyku getiren bir beyaz gürültü gibiydi. Sıcaklık da birden düşmüştü. Yağmurun sesini dinleyerek yavaş yavaş uykuya daldı.Ertesi sabah, kendiliğinden uyandı. Saate baktı, dokuz olmuştu. Efe hâlâ dışarıda Emine'yle konuşuyordu, şirkete gitmemişti. Bu, işkolik tarzına hiç uymuyordu.Emine'ye tembihini bitirip çıktı. Defne ancak o zaman kalktı.Kahvaltı ederken Emine gelip söylediklerini iletti: "Defne Hanım, Efe Bey bir işi halletme
Efe'nin deliliği neye benzerdi, Defne gerçekten bilmiyordu.Onu tanıdığından beri, o dağların alacakaranlık sisi, ormanın derinliklerindeki servi gibiydi. Hep soluk, hep insanın arasına bir tül perde gerer gibi. Görünmez, dokunulmazdı.Onunla evlendikten sonra da bu böyle olmuştu.Ama şu an, gerçekten biraz anormal, çılgınca bir hali vardı.Defne, onun kopan gömleğine ve gömleğin altından açığa çıkan düzgün kas hatlarına bakarken dehşete kapıldı."Efe, ne yapıyorsun?" Yorgana sımsıkı sarındı."Ne yapacağımı sanıyorsun?" Bakışlarında ender görülen bir vahşilik vardı. "Benim karımsın. Ekmeğimi yiyip suyumu içiyorsun. Sonra kalkıp yabancılarla bir olup bana tuzak kuruyorsun. Ne yapacağımı sanıyorsun?""Ben öyle bir şey..." Aslında açıklamaya gerek olmadığını düşünmüştü, ama bu hali, sanki bu meseleyi bahane edip gerçekten çıldıracakmış gibiydi.Efe'nin birden kemerini çözdüğünü gören Defne, yorgana sarılı halde hızla yatağın öbür tarafından inmeye çalıştı.Ama Efe üzerine atılıp onu yorga
Kalbı onunla atardı.O yüzden onun yemeklerini hazırlar, evi özenle çekip çevirir, ona sıcacık bir liman sunmak isterdi. Eve hep çok geç gelse de, kapıdan adımını attığı anda rahatça dinlenebilsin diye...Ne yazık ki, buna ihtiyacı yokmuş.Öyleyse, bırakalım da onun istediği kişi endişelensin.Duş alıp, yurt dışı eğitimle ilgili biraz daha bilgiye göz atıp uyumayı planladı.Ama algoritma bazen öyle can sıkıcı oluyordu ki, insanın karşısına hep görmek istemediği şeyleri çıkarıyordu.Uygulamayı açar açmaz, Çisem'in yeni notu yine ana sayfasına düştü.Birkaç dakika önce paylaşmıştı. Bu gecenin olanlarını anlatıyordu.El ele bir fotoğraf. Efe'nin eli, onunkini tutuyordu.Yazdığı yazı şuydu: O hep ulu bir çınardı. Gururlu, hayat dolu ve hırslı. Ne kadar büyük fırtına olursa olsun dimdik durur, asla eğilmezdi. Ama bu gece, benim için haksızlığa katlandı. Teşekkür ederim, benim için tüm dünyaya karşı koydun. Binlerce kişi seni suçlasa da, sen benim kalbimde hâlâ bir dağ gibi yücesin.Defne ac





