Geç Gelen Aşk İtirafı

Geç Gelen Aşk İtirafı

作家:  Büyük Altın Külçeたった今更新されました
言語: Turkish
goodnovel4goodnovel
評価が足りません
30チャプター
6ビュー
読む
本棚に追加

共有:  

報告
あらすじ
カタログ
コードをスキャンしてアプリで読む

概要

yanlış anlaşılma

boşandıktan sonra

hukuk

bağımsız

Hızlı tempolu

trajedi

intikam

varis

Doğuştan engelli birinin aşkı bulması kaderinde yoktur. Ayla Sancaklı doğuştan işitme güçlüğü çekiyordu, annesi tarafından istenmiyordu. Evlendikten sonra da zengin kocası ve çevresindekiler tarafından aşağılanıyor, hakarete uğruyordu. Kocasının eski sevgilisi geri döndü ve tüm dünyaya her şeyi geri alacağını ilan etti. Ayla'nın karşısına dikilip kibirlendi: "Hayatın boyunca aşkın tadını asla tadamayacaksın, değil mi? Tolga sana hiç 'Seni seviyorum' dedi mi? Eskiden bana sık sık derdi." Ayla işte o zaman acı gerçeği fark etti, yanlış yapmıştı. Kalbini yanlış adama vermişti. Kendisini asla sevmeyecek biriyle evli kalmamalıydı. Onu bırakmaya, Tolga Karaoğlu'na özgürlüğünü vermeye karar verdi. "Boşanalım. Bunca yıldır sana zaman kaybettirdim." Ama Tolga Karaoğlu buna razı olmadı. "Boşanmak mı? Ancak ölürsem!"

もっと見る

第1話

1. Bölüm

Yağmur yağıyordu, şiddetli bir yağmurdu.

Hastane kapısındaydı.

Ayla Sancaklı, zayıf elleriyle hastaneden aldığı hamilelik raporunu sıkıca tutuyordu. Raporun üzerinde açıkça iki kelime yazıyordu:

Hamile değil.

"Üç yıllık evlisin, yine hamile kalamadın mı?" diye çıkıştı Ayla'nın annesi Neriman Sancaklı. "Ne kadar işe yaramazsın! Eğer hamile kalmazsan, Karaoğlu ailesi seni kapının önüne koyacak. O zaman biz Sancaklı ailesi olarak ne yapacağız?"

Neriman, topuklu ayakkabılarının üzerinde, şık ve gösterişli bir şekilde Ayla'yı işaret ediyordu. Yüzünde büyük bir hayal kırıklığı vardı.

Ayla'nın bakışları boştu. İçinde biriken tüm sözler sonunda tek bir cümleye dönüştü:

"Özür dilerim."

"Özrünü istemiyorum. Senden Tolga'ya bir çocuk doğurmanı istiyorum. Anlıyor musun?"

Ayla'nın boğazı düğümlendi, annesine nasıl cevap vereceğini bilemedi.

Üç yıllık evlilik boyunca kocası Tolga ona hiç dokunmamıştı.

Nasıl çocuğu olabilirdi ki?

Neriman, kızının bu zayıf ve çaresiz halini görünce, hiç kendisine benzemediğini düşündü.

Sonunda soğuk bir ses tonuyla şöyle dedi:

"Eğer gerçekten beceremiyorsan, Tolga'ya dışarıdan bir kadın bulsan da olur. Yine de minnet duyar."

Ayla, annesinin uzaklaşan sırtına boş boş baktı, gözlerinde inanamama vardı.

Kendi öz annesi, ona kocasına bir kadın bulmasını söylüyor muydu?

Soğuk rüzgar bir anda yüreğini dondurdu.

***

Eve dönmek için arabaya bindi.

Ayla'nın aklında hâlâ annesinin son sözleri yankılanıyordu. Kulaklarında aniden bir uğultu başladı.

Hastalığının yine ilerlediğini biliyordu.

Tam o sırada cep telefonuna bir mesaj geldi.

Tolga Karaoğlu'ndan geliyordu, üç yıldır değişmeyen o mesaj: "Bu gece gelmiyorum."

Üç yıllık evlilik boyunca Tolga evde hiçbir gece geçirmemişti.

Ayla'ya hiç dokunmamıştı.

Ayla, üç yıl önceki evlilik gecesini hâlâ hatırlıyordu. O gece Tolga ona şöyle demişti:

"Siz Sancaklı ailesi bizi kandırmaya cüret ettiniz. O halde ölene kadar yalnız yaşamaya hazır ol."

Yalnız yaşamak...

Üç yıl önce, Sancaklı ve Karaoğlu aileleri arasında ekonomik bir ortaklık yapılmıştı.

Ancak düğün gününde, Sancaklı ailesi son anda fikir değiştirdi, tüm mal varlıklarını ve Tolga'nın Ayla'ya düğün hediyesi olarak verdiği milyarları transfer etti.

Bunu hatırlayan Ayla'nın gözleri karardı. Yine de her zamanki gibi Tolga'ya sadece “Tamam” yazdı.

Elindeki hamilelik raporunu farkında olmadan buruşturdu.

Eve geldiğinde raporu çöpe attı.

Her ayın bu zamanı çok yorgun oluyordu.

Akşam yemeği hazırlamadı. Koltuğa uzanmış, yarı uykulu bir haldeyken kulaklarında sürekli bir uğultu yankılanıyordu.

Bu, Tolga'nın ondan nefret etme sebeplerinden biriydi. İşitme güçlüğü vardı ve zengin aile ortamında bu bir engel sayılıyordu.

Böyle biriyle, Tolga ona nasıl çocuk sahibi olma şansı verirdi ki?

Duvardaki Avrupa tarzı duvar saati boğuk bir ses çıkardı.

Saat sabahın beşiydi.

Bir saat sonra Tolga gelecekti.

Ayla, geceyi yanlışlıkla koltukta geçirdiğini fark etti.

Hemen kalkıp Tolga'ya kahvaltı hazırlamaya başladı, bir dakika bile geç kalmaktan korkuyordu.

Tolga işinde titizdi, zamana ve çevresindekilere karşı da aynı hassasiyeti beklerdi.

Saat tam altıda Tolga geldi.

Üzerinde standart, mükemmel kesim bir İtalyan takım elbise vardı. Uzun boyluydu, fiziği iyiydi, içe dönük bir havası vardı. Yüz hatları keskin ve yakışıklıydı, erkekliğini tam anlamıyla ortaya koyuyordu.

Ancak Ayla'nın gözlerine yansıyan hali soğuk ve mesafeliydi.

Ayla'ya bir kez bile bakmadan yanından geçti ve masadaki kahvaltıyı görünce alaycı bir dille sordu: "Her gün bunları yapıyorsun, bir hizmetçiden ne farkın var?"

Üç yıldır Ayla hep aynı şeyleri yapıyor, hep aynı gri ve soluk renkli kıyafetleri giyiyordu. Mesajlara bile hep aynı “Tamam” kelimesiyle cevap veriyordu.

Doğrusu, eğer bu bir mantık evliliği olmasaydı, eğer Sancaklı ailesi onları kandırmasaydı, böyle bir kadınla asla evlenmezdi!

Hizmetçi mi?

Ayla'nın kulaklarında tekrar bir uğultu başladı. Boğazı düğümlendi, nereden geldiğini bilmediği bir cesaretle sordu: "Tolga, sevdiğin biri var mı?"

Bu beklenmedik soruyla Tolga'nın bakışları değişti: "Ne demek istiyorsun?"

Ayla başını kaldırıp ona baktı, boğazındaki acıyı bastırarak yavaşça konuşmaya başladı: "Eğer sevdiğin biri varsa, onunla birlikte olabilirsin..."

Sözünü bitirmesine fırsat kalmadan Tolga lafını kesti:

"Deli."

***

Tolga gitti. Ayla balkonda tek başına oturup dışarıdaki hüzünlü yağmura dalıp gitti.

Yağmur sesi bazen net, bazen de bulanık.

İşitme cihazını çıkardığında dünyası sessizliğe bürünüyordu.

Bir ay önce doktor ona şöyle demişti: "Ayla Hanım, işitme sinirlerinizde ve üst düzey merkezlerinizde meydana gelen hasar, işitme kaybınızın daha da artmasına neden oluyor. Eğer bu şekilde devam ederse, tamamen sağır olabilirsiniz."

Bu kadar sessiz bir dünyaya alışık değildi. Salona gitti, televizyonu açtı ve sesini sonuna kadar yükseltti. Ancak o kadar zor duyabiliyordu.

Belki de bir tesadüftü ki kanalda uluslararası pop müziğin kraliçesi Ece Soysal'ın ülkeye dönüş röportajı vardı.

Uzaktan kumandayı tutan elleri titremeye başladı.

Ece Soysal, Tolga'nın ilk aşkıydı!

Onca yıl geçmişti ve o hâlâ her zamanki gibi güzeldi. Kamera karşısında rahat ve kendinden emindi. Artık Sancaklı ailesinden maddi yardım isterken utanan ve çekingen olan o kül kedisi değildi.

Muhabir ülkeye dönüş nedenini sorduğunda, Ece kendinden emin ve cesur bir şekilde cevap verdi:

"İlk aşkımı geri kazanmak için döndüm."

Uzaktan kumanda yere düştü.

Ayla'nın yüreği de düştü.

Dışarıdaki yağmur sanki daha da şiddetlenmişti.

Ayla panikle televizyonu kapattı ve dokunulmamış kahvaltıyı toplamaya gitti.

Mutfağa gittiğinde Tolga'nın telefonunu yanında unuttuğunu fark etti.

Telefonu eline aldığında tam ekranda okunmamış bir mesaj gördü:

"Tolga'cığım, son yıllarda çok mutsuz olmalısın, değil mi?"

"Onu sevmediğini biliyorum. Bu akşam bir buluşalım mı? Seni çok özledim."

Ekran kararana kadar Ayla kendine gelemedi.

Tolga'nın şirketine taksiyle gitti.

Yolda Ayla pencereden dışarı baktı. Sanki çisil çisil yağan yağmurun asla dinmeyeceğini düşündü.

Tolga, Ayla'nın şirketine gelmesinden hoşlanmazdı, bu yüzden Ayla ona her geldiğinde arka kapıdaki servis asansörünü kullanırdı.

Tolga'nın özel asistanı Hüseyin, Ayla'yı gördüğünde ona soğuk bir şekilde sadece "Ayla Hanım" diye hitap etti.

Tolga'nın yanında hiç kimse onu Bayan Karaoğlu olarak görmezdi.

O, ortalıkta görünmeyen bir varlıktı.

Tolga, Ayla'nın kendisinin telefonu getirdiğini görünce kaşlarını çattı.

O hep böyleydi. Unuttuğu bir yemek, bir dosya, bir kıyafet, bir şemsiye ne varsa, onun için getirirdi...

"Ben sana bir şeyleri getirmek için zahmet etmene gerek yok, demiştim."

Ayla afalladı.

"Pardon, unuttum."

Ne zaman bu kadar unutkan olmuştu?

Belki de Ece'nin gönderdiği mesajı görünce çok korktuğu içindi.

Tolga'nın bir anda ortadan kayboluvereceğinden korktu...

Tam çıkarken Ayla, Tolga'ya bakmadan edemedi ve sonunda o soruyu sormaktan kendini alamadı: "Tolga, Ece'yi hâlâ seviyor musun?"

Tolga, Ayla'nın son zamanlarda çok tuhaf davrandığını düşünüyordu.

Sadece çok unutkan olmakla kalmıyor, bir de üstüne garip sorular soruyordu.

Böyle biri nasıl onun karısı olabilirdi?

Sinirle cevabı verdi: "Bu kadar boş vaktin varsa, git kendine bir iş bul."

Ayla, daha önce bir iş bulmayı denemişti ama Tolga'nın annesi Şermin Karaoğlu ona hiç çekinmeden şunu sormuştu: "Tüm dünyanın oğlumun işitme engelli bir karısı olduğunu duymasını mı istiyorsun?"

Sonunda işi bırakmak zorunda kaldı ve Ecesu Villaları'na kapanıp o adı var kendisi yok olan Bayan Karaoğlu olmaya devam etti.

Eve döndüğünde Ayla gece olana kadar yapayalnız oturdu.

Uyuyamıyordu.

Yastığının yanındaki telefonu telaşla çaldı.

Bilinmeyen bir numaraydı.

Açtı. Tatlı ve Ayla'ya sürekli panik veren bir kadın sesi duyuldu:

--- Ece.

"Ayla mı? Tolga sarhoş oldu, onu almaya gelebilir misin?" diye sordu Ece.

Kutsal Şövalye Kulübü.

Ayla odaya vardığında içeriden bir grup zengin çocuğun alkış ve tezahürat seslerini duydu:

"Ece, dönüş amacın Tolga'yı geri kazanmaktı, değil mi? Şimdi tam sırası! Hemen ona hislerini söyle!"

Ece Soysal güzeldi, tatlıydı ve herkesle iyi anlaşırdı. Tolga'nın ilk aşkı olmasının da verdiği avantajla bu üst tabaka zengin aile çocukları onu destekliyordu.

Ece de çekinmeden Tolga'ya dönüp dedi ki: "Tolga, senden hoşlanıyorum. Yeniden birlikte olalım mı?"

Ayla odaya vardığında tam bu sözleri duydu.

İçeridekiler Tolga'yı ikna etmeye çalışıyordu, özellikle de onun en yakın arkadaşı Mert Yücel'in sesi çok belirgindi:

"Tolga, Ece'yi üç yıldır bekledin, sonunda geri döndü. Hadi bir açıklama yap artık!"

Ayla kapının önünde donup kalmıştı, kalbi küt küt atıyordu. Tam o sırada oda kapısı bir adam tarafından açıldı.

"Ayla Hanım?"

もっと見る
次へ
ダウンロード

最新チャプター

続きを読む
コメントはありません
30 チャプター
無料で面白い小説を探して読んでみましょう
GoodNovel アプリで人気小説に無料で!お好きな本をダウンロードして、いつでもどこでも読みましょう!
アプリで無料で本を読む
コードをスキャンしてアプリで読む
DMCA.com Protection Status