INICIAR SESIÓNAlparslan Kılıc ile dört yıllık evliyim, tek istedigim ona bir cocuk vermekti. Ne var ki o benimle yatmaktan hep kacınıyordu. Onun hissiz, isteksiz biri oldugunu sanıyordum. Doktor ise, bir kadınla o kadar sert birlikte olmuş ki kadının makatında yırtılma oluşmuş, dedi. İcime bir sey oturdu, cünkü o kadın baskası degildi. Onun üvey kız kardesiydi.
Ver más"Bay Kılıç’ın cömertliği gerçekten komik. Birkaç tüp ilaç ne kadar eder ki? İki yüz lirayı bulur mu?"Dudaklarımı hafifçe ısırdım, gözlerinin içine bakarak sordum. İçimde öfke vardı, Mira'ya bu kadar iyi davranıp beni iki yüz liralık bir kremle aşağılamasına sinirleniyordum."Ha."Alparslan bütün vücuduyla karanlık gölgenin içinde kaybolmuştu, sadece o kibirli dudaklarının kenarı görünüyor, hafifçe kıvrılıyordu."Ne değerli?" diye sordu. "Ozan'ın sürdüğü ilaç altından mı? Onunki değerliyse, benimki de çöpe atılmaya mahkûm, öyle mi?"Başı gittikçe daha da alçalıyordu. Baskı altında hissediyordum, onu ittim. Eli hemen elimi yakaladı, "Ozan sana aylık iki yüz on bin lira maaş veriyor, değerli. Ben dört yıldır seni besliyorum, hiç mi değerli değilim?"İçime bir ürperti düştü. Yusuf Bey'le imzaladığım sözleşmenin ayrıntılarını bile biliyor muydu?Ne fark ederdi ki? Mira için yüz binlerce lira ödeyebiliyor ama bana küçük bir kremi bile çok görüyor. beni hastanede muayene ettirmeyi akıl edemi
"Tüh, sanki senin bir yemeğine muhtacım? Beni yemeğe davet eden kızların sırası Göksaray'dan başlayıp Fransa'ya kadar uzanır!"***Beni hastaneye götürüp yaralarımı sürdükten sonra evime bıraktı. "Birkaç gün işe başlama, hukuk bürosu çirkin şeyler kabul etmez.""Tamam, tamam."Hastaneye kadar bana eşlik ettiğinin hakkını vermek için ona karşılık vermedim, hemen bu dev heykeli yolcu ettim ve arkamı dönüp asansöre bindim.Telefonumla oynayarak vakit geçiriyordum. Asansörün kapısı açıldığında gördüğüm manzara karşısında afalladım. Güneye kuzeye açılan koridor pencerelerinden biri sonuna kadar kapatılmıştı.Koridorun sonundaki pencerenin önünde ince ve uzun bir gölge duruyor, aşağıya doğru bakıyordu. Sanki güneşi kesmekle görevli bir perdeydi, öylesine kalbime işlemişti ki içime ışık girmiyordu.Evim 37. kattaydı, oradan bir şey göremeyeceğini çok iyi biliyordum. Ama o sessiz, dingin arkası bana sanki her şeyi biliyormuş gibi bir his veriyordu. Ozan'la okula gittiğimi de biliyor, Ozan'ın b
Ozan'ın bu perişan halimi görüp sevinçten ellerini ovuşturacağını ya da alay edeceğini sanmıştım.Sonuçta bu, yirmi yıldır yapıp durduğu, en iyi becerdiği şeydi.Ama bana karşı ufacık da olsa bir ilgisi mi vardı yoksa?Ne var ki şu an hiçbir şeye ihtiyacım yoktu, tek istediğim biraz yalnız kalmaktı."Gerek yok." Yine reddettim.Yanından dolaşıp gidecektim, önümü kesip bileğime yapıştı.Bugün defalarca hedef alınmıştım, keyfim hiç de yerinde değildi. Ozan'la konuşurken sesimi kontrol edemeden yükselttim, "Ozan, kendine oyuncak mı arıyorsun, bak da zamana. Şu an senin oyuncağın olacak halim yok!"Ozan'ın gözleri karardı, içinde anlam veremediğim derin bir ifade vardı, ciddiyetle, "Seni oyuncak olarak görmedim," dedi.Reddetmeme izin vermedi, elini kaldırıp kulağımın yanındaki saçlarımı okşadı. Başını eğip bana yaklaştırdığında üzerindeki ferah tıraş kolonyasının kokusunu alabiliyordum.Ne olduğunu anlayıp kaçmaya yeltendim, ama bu sefer de elimi tutup zorla engelledi, "Önce seni hastaney
"Hiçbir sebebi yok, sadece kendini tutamadı." Mira aniden ağzını açtı. Yataktaki kızı işaret ediyordu, yüzünde daha önce hiç görmediğim bir karamsarlık vardı, "Bir daha görürsem yine döverim."Olay tam bu sırada koptu işte.Alparslan içeri girer girmez Mira’yı arkasından alıp kendine çekti. Benim sırtımı kimin ittiğini bilmiyorum, o kadından bir tokat yedim.Beynim bir an dondu, sağ kulağım uğuldamaya başladı.Yanağımı yokladığımda hızla şiştiğini fark ettim.Alparslan'ın, Mira yaralanmasın diye onu kollarına alışını izliyordum. Sanki zaman durmuştu. Yüreğimin sıkıldığını duydum.Mira başını Alparslan'ın göğsüne gömmüş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, "Abi, o kız benim yatağımı işgal etti. Yurda geri taşınacağımı söyledim, yine de çekilmedi."Mira soluğu kesilene kadar ağlıyordu, "Abi, eve gidemiyorum, yurt da beni istemiyor. Hiç evim yok mu benim?"Alparslan'ın getirdiği adamlar durumu hızla çözdü, arkadaşı hastaneye yolladı, veliyle tazminatı konuştular."Canın istiyorsa vur, sonuçta kar





