مشاركة

Nişanı At, Zirveye Dönüyorum
Nişanı At, Zirveye Dönüyorum
مؤلف: Sadece Senin İçin

Bölüm 1

مؤلف: Sadece Senin İçin
"Üzgünüm Levent Çınar, bu nişanı seninle yapamam."

Serinkan Şirketler Grubu'nun genel müdür odasında.

Soğukkanlı bir ifadeyle konuşan grup başkanı Defne Serinkan, siyah dantelli uzun elbisesiyle odadaydı.

Karşısında, yakışıklı yüzlü fakat kıyafetleri biraz sade bir adam oturuyordu.

"Defne, bununla ne demek istiyorsun? Anlaşmamış mıydık?"

Levent Çınar'ın yüzü donakaldı.

Anlaştıkları gibi, Serinkan Grubu halka arz edildiği gün, üç yıllık birlikteliklerini sonlandırıp evliliğe adım atacaklardı.

"Ne dersen de, bir zamanlar birlikteydik. O yüzden doğrudan söyleyeceğim."

Defne Serinkan, kulağının yanına düşen bir tutam saçını düzeltti. Beyaz ve pürüzsüz boynu, kusursuz yüzüyle her hareketinde güzelliğini sergiliyordu.

"Levent, aramızdaki uçurum artık çok büyüdü, farkında değil misin?"

"Hatta birimiz gökyüzünde, birimiz yerdeyiz. Zorla bir arada kalmak, sana hiçbir fayda sağlamaz, benim için ise sadece bir yük olursun!"

Yük?

Levent Çınar donup kaldı. Defne Serinkan'ın böyle sözler söyleyeceğini hiç düşünmemişti.

Eğer o zamanlar kendisi müdahale etmeseydi, Serinkan Ailesi çoktan iflas etmişti, halka arz edilmek şöyle dursun.

Defne Serinkan'ın bugünkü başarısını yaratan da bizzat kendiydi.

Ama Levent Çınar'ın asla tahmin edemediği şey, zenginlik ve başarıdan sonra karşılığında yük muamelesi görmekti.

"Bu kararın seni üzeceğini biliyorum."

"Şöyle yapalım, bunu sana borç bil. Bu evlilik iptal edildikten sonra, sana bir ayrılık parası, bir villa ve bir lüks araba vereceğim. Bunlar, şerefli bir hayat yaşamana yeter de artar!"

Dedikten sonra Defne, lüks Chanel çantasından kalem ve çek defterini çıkardı.

Levent Çınar, sekiz milyon lira yazdığı çek defterine bakarken, karşısındaki kadının hiç bu kadar yabancı gelmediğini hissetti.

"Yıllarca süren duygularımız, senin gözünde sadece şu rakamlardan mı ibaret?"

Defne Serinkan'ın kusursuz yüzünde karmaşık bir ifade belirdi, ama hemen yerini soğukluğa bıraktı.

"Az bulursan, daha da ekleyebilirim. Sen memnun olana kadar artırırım!"

Az bulduğunu mu düşünüyordu?

Levent Çınar derin derin ona baktı, gözlerinde hafif bir sızı vardı: "Yani bu nişanı bozmakta kararlısın, öyle mi?"

Defne, nemli dudaklarını birbirine bastırdı ve başını pencereye çevirdi: "Bu şekilde anlamakta kararlıysan, söyleyecek başka bir şeyim yok."

Artık serveti bir milyar lirayı aşan güçlü bir kadın patrondu. Doğyakent'te sayısız insanın delicesine hayranlık duyduğu bir tanrıçaydı.

Oysa Levent Çınar, hangi açıdan bakılırsa bakılsın, onunla uyumsuzdu. Ruhsal olarak bile onun seviyesinde değildi.

Böyle bir evlilik, onun istediği gibi değildi. Çünkü bu fazla sıradandı!

"Yıllarca süren duygular, birlikte geçirilen sayısız gün ve gece, birlikte yapılan kahvaltılar ve akşam yemekleri sonunda sıradanlığa yenilmişiz demek."

"Haklısın, sen artık Serinkan Grubu'nun başkanı, Doğyakent'in en gözde kızısın, hayranlarınla dolup taşan biri."

"Ben ise Levent Çınar, sıradan bir hiç. Sana bu iffetli kadın patrone elbette layık değilim!"

Levent Çınar kendiyle alay eder gibi güldü, kalbi kırıktı.

Defne Serinkan'ın kaşları çatıldı, başını kaldırıp ona baktı: "Levent, senin için çok şey yaptığını kabul ediyorum, ama bunların hiçbiri benim istediklerim değildi..."

"Neyse, ne kadar söylesem de beni anlamayacağını biliyorum. Bu parayı al götür. Yıllardır verdiğin emeğin karşılığı olsun."

Dedikten sonra, çek defterini Levent Çınar'a doğru itti.

Ama Levent, bir kez bile bakmadı.

"Sekiz milyon lira ayrılık parası... Defne Hanım gerçekten cömertsiniz. Ne yazık ki, benim buna ihtiyacım yok!"

Ayağa kalktı ve doğruca çıkışa yöneldi.

Defne, Levent'in böyle çıkıp gitmesine kaşlarını daha da çattı, sesini üç derece yükseltti:

"Levent, şu parayı almanı tavsiye ederim. Gurur ve kibir uğruna aptal gibi davranma! Hiç düşündün mü? Sen küçük bir doktorsun, bu parayı bir ömür boyu kazanamazsın!"

Levent Çınar duymazdan geldi.

Doğrusu, sekiz milyon lira onun için pek bir şey ifade etmiyordu.

"Dur bakalım."

Tam o sırada, altınlara bürünmüş, yersiz kalın makyajı olan bir kadın kapıyı iterek içeri girdi.

Levent Çınar onu görür görmez: "Zeynep Hanım!" dedi.

Gelen kişi, Defne'nin annesi, Levent'in olması beklenen kayınvalidesi Zeynep Serinkan'dı.

"Hadi oradan, Zeynep Hanım'ını da alırım ben!"

"Gideceksen eşyalarını da götür. Bizim Serinkan Köşkü senin şu döküntülerini kaldırmaz!"

Zeynep Serinkan soğuk bir sesle homurdandı ve çantasından bir kutu ile bir banka kartı çıkarıp Levent'e fırlattı.

Levent'in yüzünde bir an beliren yumuşak ifade, anında buz kesti.

Onlar, Defne için özenle hazırladığı nişan yüzüğü ve başlık parasıydı.

Anlaşamasa bile, onun emeğini bu kadar hor görmeye gerek yoktu.

"Zeynep Hanım, siz de böyle mi düşünüyorsunuz? Ben size hiç mi saygısızlık ettim?"

Zeynep Serinkan soğuk soğuk güldü, sesi pek keskindi:

"Ne oldu Levent, canının acıyan noktasına mı bastım?"

Defne kaşlarını çatarak: "Anne, biraz az konuş!" dedi.

Ama Zeynep Serinkan daha da azdı.

"Tüh, neden konuşmayayım? Konuşacağım işte! O bir kurbaga, kuğuya uzanmaya kalkıyor. Bizim Serinkan Ailesi'ne talip olmak, kapı yok!"

"Ha, bir şey daha var Levent. Bizim Defne, yakında Yavuz Korkmaz'la nişanlanacak. Şimdi Yavuz Bey'in yurt dışından dönmesini bekliyoruz."

"Seni Yavuz Bey'le kıyaslamak mı istiyorsun? Sülün ile kartal arasındaki fark gibi, anladın mı?"

Konuşmasının sonunda Zeynep'in yüzünde kendini beğenmiş ve acımasız bir ifade vardı.

Levent Çınar'ın gözlerindeki soğukluk neredeyse elle tutulur hale geldi. Birden Defne'ye döndü.

Biri bitmeden, diğerine çoktan yer bulmuştu.

Bu kadın, bunu nasıl yapabiliyordu?

Levent'in buz gibi bakışlarına maruz kalan Defne, bakışlarından kaçındı, ama sesi kararlıydı.

"Korkmaz Ailesi, Doğyakent'in büyük bir hanedanıdır. Nüfuzları askeri, politik ve ekonomik olmak üzere üç alana da yayılmıştır. Nesiller boyu süren çabalarının sonucunda artık Doğyakent'in yıkılmaz güçlerinden biri olmuşlardır."

"Yavuz Korkmaz, ileride ailesinin yönetimini devralacak. Bizim Serinkan Ailesi'nin onlarla akrabalık kurması, büyük ve eşsiz bir fırsat olacak. Benim içinse gerçek bir dönüşüm!"

Söylenecek her şey söylenmişti!!!

Levent Çınar tamamen rahatlamıştı. Sakin bir gülümsemeyle ne kadar özgür olduğunu gösterdi.

"Öyle mi? O halde ben bu zavallı çocuk, Defne Hanım ve Serinkan Ailesi'nin yükseklere uçmasını, şanslarının yaver gitmesini dilerim."

Dedikten sonra, bir an bile tereddüt etmeden arkasına bakmadan çıkıp gitti.

Levent'in arkasından bakan Defne'nin içi buruktu.

Yavuz Korkmaz'la olan nişan meselesini duyunca Levent'in çok sinirleneceğini ya da ona yalvaracağını düşünmüştü.

Ama başından sonuna kadar Levent fazlasıyla sakindi. Hatta sonunda hiç umursamaz görünüyordu.

"Anne, sence fazla mı ileri gittim?"

Zeynep Serinkan söylendi: "Fazla mı? Hiçbir şeye yaramayan şu kurbaga, seninle evlenmek istemek fazla zaten!"

"Defne’cim, Yavuz yurt dışından döner dönmez nişanlanırsınız. Sonra bizim Serinkan Ailesi daha da yükselir, Doğyakent'in bir numaralı ailesi oluruz."

"O Levent'e gelince... O da kim? Bugün aklı başına geldi ve uslu uslu gitti. Yoksa ona kendi elimle ederdim edeceğimi!"

Defne hiçbir şey söylemedi. Sadece içinde bir boşluk hissetti.

Sanki çok önemli bir şeyi kaybetmişti.
استمر في قراءة هذا الكتاب مجانا
امسح الكود لتنزيل التطبيق

أحدث فصل

  • Nişanı At, Zirveye Dönüyorum   Bölüm 30

    Yavuz şaşkınlıkla Levent'e baktı, başını iki yana sallayıp gülümsedi: "Kusura bakma, eğer söylediklerim canını sıktıysa özür dilerim.""Sadece Lale gibi büyük bir aileden gelen bir kızın yanında ona yakışan bir centilmen olması gerektiğini düşünüyorum. Aksi hâlde bu, soylu bir aileden gelen bir hanımefendiye yakışmaz."Levent gülümsedi: "Ne kadar da büyüksün Yavuz Bey, ben bile sana hayran kaldım.""Az önce duydum, bugün Kokulu Tepe Kulübü'ndeki tüm masrafları Yavuz Bey karşılıyormuş, değil mi?"Yavuz bir an duraksadı. Levent'in bu soruyu soracağını hiç beklemiyordu. Başını salladı: "Evet, Levent Bey, siz nadiren gelirsiniz. Ne istersen, ne yapmak istersen, hepsi benden. Her şeyin parasını ben öderim."Levent'in yüzündeki gülümseme büyüdü: "Bunu sen söyledin Yavuz Bey, o zaman kabul ediyorum, teşekkürü de borç bilirim."Yavuz gülüp geçti, cevap vermeye bile tenezzül etmedi. Defne'yle birlikte uzaklaştı.Defne gitmek için sabırsızlanıyordu. Levent'in tavırları hayal kırıklığını giderek

  • Nişanı At, Zirveye Dönüyorum   Bölüm 29

    "Yavuz Bey hayatını kurtardı, ona teşekkür etmen gerekmez mi?""Anladım, herifin keyfi kaçmış. Yavuz Bey bu kadar gösterişli olunca kıskanıyor işte."Etraftakiler Levent'e küçümseyerek bakıyorlardı.Birkaçı Yavuz'un gözüne girmek için Levent'e saldırmayı bile düşünüyordu.Defne kaşlarını çatarak söyledi: "Yavuz sayesinde Kral olayı kapandı. Levent, ne dersen de Yavuz ikimize de yardım etti. Bir teşekkür etmek bu kadar zor mu?"Levent bir şey söylemeden önce Yavuz elini salladı, umursamaz bir tavırla."Defne, zorlama. Bilirsin, iyilik yapıp karşılık beklemek bana göre değildir."Levent'e döndü, gülümseyerek söyledi: "Levent kardeşim, değil mi? Daha önce Defne'den seni duymuştum. Üç yıl boyunca Defne ile ilgilendiğin için ben sana teşekkür etmeliyim aslında!""Yavuz Bey'in bu zarafeti, bu kadın yüzünden geçinen adamla yarışır mı? Ne kadar da geniş yürekli!""Defne Hanım doğru yapmış, onu tekmelemiş. Şu adamın cimri hallerine bakınca içim sıkılıyor!""Boşverin, bu işe yaramazın canı sıkkı

  • Nişanı At, Zirveye Dönüyorum   Bölüm 28

    "Pars, bana bir iyilik yap, bıçağı indir!"Pars tam hamle yapacakken sakin bir ses duyuldu. Pars soğuk soğuk güldü. Kim bu lanet olası diye düşünüp arkasını döndü. Karşısında tertemiz giyimli, soylu, terbiyeli Korkmaz Ailesi'nin büyük oğlunu görünce...Pars hemen tavrını değiştirdi, sahte bir gülümsemeyle söyledi: "Yavuz Bey, siz nasıl buraya geldiniz?"Yavuz'un yanında güzel Defne vardı. Herkesin gözleri önünde yavaşça yaklaştılar.Yakışıklı adam ve güzel kadın, adeta bir prens ve prenses gibiydi. "Pars, senin abin Kral ile ben kardeşçe dostluğumuz var. Bugün bu adamı ben koruyorum. Sonra abine bizzat telefon ederim."Yavuz gülümsedi.Levent'e bir göz attı.Pars'ın yüzünde kararsız bir ifade vardı: "Ama Yavuz Bey, bu adam dün Kral abinin on adamını dövdü."Yavuz sakin bir sesle söyledi: "Dedim ya, Kral'ı sen düşünme. Ona gereken hesabı ben vereceğim.""Hem duyduğuma göre dün adamların nişanlıma el kaldırmış. Bunun hesabını daha sormadım bile."Pars'ın yüzü değişti.Yavuz: "Dünkü yan

  • Nişanı At, Zirveye Dönüyorum   Bölüm 27

    Levent umursamaz bir sesle söyledi: 'Bugün pek iyi bir ruh halinde değilim, o yüzden sana bir tavsiye, canını sıkma."Pars'ın gözlerinde karanlık bir ifade belirdi: "Ne dedin? Bir daha söyle?"Levent güldü: "Dedim ki, Gözümün önünden defol git. Bugün ruh halim iyi değil, sonra sana vurursam üzülürüm."Lale, bu Levent'in gerçekten delirdiğini düşündü."Levent, kapa çeneni! Biliyor musun, Pars, Güneykent'te Kral abinin en iyi dövüşen adamıdır. Bu kadar kibirli olursan, seni ben bile koruyamam."Sonra Pars'a döndü, sesini alçalttı: "Pars, bu adam benim ve Şirin Soylu'nun arkadaşı. Yanlış anlaşılma varsa oturup konuşabiliriz. Bugün onu rahat bırakabilir misin?"Pars rahat bir tavırla güldü: "Bu pek mümkün değil.""Bu herif dün Kral abinin planını bozdu. Kral abi onun sakatlanmasını bizzat istedi.""O yüzden Lale Hanım, lütfen Şirin Hanım'a söyle. Ben Pars olarak hatırı sayılır biriyim. Bu herif Kral abinin işini bozdu, şimdi de bıçağı masaya koydum, hâlâ umursamaz tavırlar takınıyor...""L

  • Nişanı At, Zirveye Dönüyorum   Bölüm 26

    "Herkese iyi eğlenceler, bu gecenin tüm masrafları benden."Yavuz gülümseyerek söyledi, oldukça zarifti."Yavuz Bey ne kadar da cömert!""Yavuz Bey yine aynı Yavuz Bey, her zaman hoş bir insan!""Ancak Serinkan Grubu'nun bu bakire kadın patronu, Yavuz Bey'in yakışıklılığına ve zenginliğine yakışır."Kulüpteki herkes kadehlerini kaldırıp bağırdı.Kokulu Tepe Kulübü'nün harcamaları Doğyakent'te çok yüksekti.Ancak Yavuz gibi biri herkesin masrafını ben öderim diyebilirdi.Lale, Yavuz ve Defne'nin ikinci kattaki özel odaya kayboluşunu izledi, hayranlığını gizlemedi."Yavuz Bey daha yurt dışına çıkmadan önce Doğyakent'te çapkınlığıyla ünlüydü. Pek çok kızın hayaliydi.""Şimdi döndü, daha da kibar ve olgunlaşmış. Korkmaz Ailesi'nin gerçekten de güçlü bir nüfuzu var. Defne Hanım ne şanslı."Levent önündeki şaraptan bir yudum aldı ve memnuniyetle: 'Güzel şarap.' dedi. Lale ne diyeceğini bilemedi: "Herkes yakışıklı erkeği ve güzel kadını izlerken sen hâlâ oturup şarap mı içiyorsun? Doktor Lev

  • Nişanı At, Zirveye Dönüyorum   Bölüm 25

    Levent oturduktan sonra doğrudan konuya girdi. Lale homurdandı: "Doğrudan işe daldın, ne kadar zevksiz bir adamsın. Levent, her zaman böyle kaba mısın?"Memnun olmasa da, zarif bir kutuyu Levent'e doğru itti.Levent kutuyu açtı, içinde ipek bir kumaşın üzerinde kıvrımlı bir ginseng duruyordu. Kutuyu inceledikten sonra ayağa kalkıp gitmeye hazırlandı.Lale seslendi: "Bir dakika, şeyi aldın, ne zaman gelip beni tedavi edeceksin?"Levent oldukça rahattı: "Sen bir zaman belirle yeter. Ama tedaviden önce seni uyarmalıyım.""O zaman eteğini çıkarmam gerekecek."Lale donakaldı: "Eteğimi mi çıkaracaksın? Ne demek istiyorsun?"Levent yüzü ifadesiz bir şekilde söyledi: "Sende görülen 'taş kadın' hastalığı sıradan bir vaka değil, nadir ve ileri düzey bir form. Bunu önceden biliyorsundur sanırım."Lale bir şey hatırlamıştı, yüzü kızarmaya başladı. Levent'e utanç ve öfkeyle baktı.Levent görmezden geldi, devam etti: "Yani hastalığını tedavi etmek oldukça zor. Tamamen iyileşmen için... seninle küçü

فصول أخرى
استكشاف وقراءة روايات جيدة مجانية
الوصول المجاني إلى عدد كبير من الروايات الجيدة على تطبيق GoodNovel. تنزيل الكتب التي تحبها وقراءتها كلما وأينما أردت
اقرأ الكتب مجانا في التطبيق
امسح الكود للقراءة على التطبيق
DMCA.com Protection Status