Alp odadan çıktıktan sonra uzun koridoru geçti, çalışma odasına girip ışığı yaktı, İlay'ın numarasını tuşladı.Çalışma odasına geçmesinin tek sebebi, uykuya dalmış olan Damla'yı rahatsız etmemekti.Telefon açıldı, İlay'ın cilveli sesi duyuldu: "Alp, neden hâlâ gelmedin? Çok korkuyorum ben."Alp'in canı sıkkındı, gene de yumuşak ve alçak bir sesle sordu: "Neyden korkuyorsun?"İlay cilve yaptı: "İşte çok korkuyorum. Gelsen ya! Yanımda olsan!"Alp saate bir göz attı, 23.00. Net bir dille reddetti: "Çok geç, uygun olmaz. Kapına bir nöbetçi göndereyim, korkmana gerek kalmaz. Sen erken yat, benim yarın erken kalkıp Damla'yı Gümüşkent'e götürmem gerekiyor."İlay hoşnutsuzlukla mırıldandı: "Onu Can götürmüyor muydu? Neden sen götürüyorsun?"Alp çalışma masasına oturdu, bir eliyle ağırlaşan alnını tuttu, sabırla açıkladı: "O şimdi benim karım. Bazı sorumluluklar ve vazifeler var, yerine getirilmesi gerek."İlay telaşlandı: "Alp, onun bedeni çok kirli. Sakın onunla yatma."Alp'in yüzü karardı, k
Read more