Yirmi yıl sonra.Şeker, galerinin tavandan yere kadar uzanan camlarının önünde durmuş, İstanbul'un kalabalık caddelerini seyrediyordu.Annesinin güzelliğini miras almıştı. Bununla birlikte Elif'in doğuştan gelen iş zekâsı da ona geçmişti.Yirmi beş yaşındaki Şeker artık sanat dünyasının yükselen yıldızlarından biriydi."Şeker Hanım, röportaj vakti geldi," diye hatırlattı asistanı.Time dergisinin hazırladığı özel röportajın başlığı şuydu:"Anneden Kıza: Elif Aydın'ın Kızının Kurduğu Sanat İmparatorluğu""Şeker Hanım, birçok kişi annenize çok benzediğinizi söylüyor," dedi muhabir. "Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?"Şeker bir süre sessiz kaldı."Ben hiçbir zaman onun seviyesine ulaşamam.""Neden böyle düşünüyorsunuz?""Çünkü o, yirmi dokuz yıllık kısa ömründe herkese gerçek sevginin ne olduğunu öğretti. Bense pişmanlığın ne demek olduğunu ancak on sekiz yıl sonra anlayabildim."Muhabir belli ki bu ailenin geçmişini biliyordu. Bu yüzden konuyu daha fazla kurcalamadı.Röportaj sona erdikte
Read more