Short
Son 3 Günümde Kusursuz Bir Kadın Oldum

Son 3 Günümde Kusursuz Bir Kadın Oldum

By:  AlşeyksCompleted
Language: Turkish
goodnovel4goodnovel
12Chapters
11views
Read
Add to library

Share:  

Report
Overview
Catalog
SCAN CODE TO READ ON APP

Doktor, son geliştirilen deneysel tedaviyi alamazsam en fazla yetmiş iki saat yaşayabileceğimi söyledi. Ama yalnızca bir kişilik yer vardı. Kaan da hiç tereddüt etmeden o hakkı Yasemin'e verdi. "Onun böbrek yetmezliği daha ağır," dedi. Sessizce başımı salladım. Sonra avucumdaki, ölümü hızlandıracak o beyaz hapları tek tek yuttum. Kalan zamanımda yapmam gereken çok şey vardı. Belgeleri imzalarken avukatın eli titriyordu. "Yirmi milyar lira değerindeki hisselerinizi… Gerçekten tamamını devretmek istediğinize emin misiniz?" "Evet," dedim. "Hepsini Yasemin'e devredin." Kızım Şeker, Yasemin'in kollarında neşeyle gülüyordu. "Yasemin anne bana yeni bir elbise aldı!" "Çok güzel olmuş," dedim. "Bundan sonra Yasemin annenin sözünü dinle." Kendi ellerimle, yoktan var ettiğim galeri artık Yasemin'in adını taşıyordu. "Abla, sen bana karşı çok iyisin…" Yasemin bunları gözyaşları içinde söyledi. "Sen benden daha iyi yönetirsin," dedim. Ailemin bana bıraktığı vakıf fonundan bile tek bir imzayla vazgeçtim. Kaan, yıllar sonra ilk kez bana böylesine içten gülümsedi. "Elif, sen gerçekten değişmişsin. Artık eskisi kadar dik başlı değilsin, her konuda ısrar edip durmuyorsun. Böylesi sana çok daha fazla yakışıyor." Evet. Ölmek üzere olan ben, sonunda onların gözündeki "kusursuz Elif" olmayı başarmıştım. Uysal. Cömert. Sessiz. Artık hiçbir şeye karşı çıkmayan bir Elif… Yetmiş iki saatlik geri sayım çoktan başlamıştı. Şimdi tek merak ettiğim şuydu: Kalbim durduğu anda beni nasıl hatırlayacaklardı? Sonunda vazgeçmeyi öğrenmiş "iyi bir eş" olarak mı? Yoksa kendi ölümüyle intikamını tamamlayan bir kadın olarak mı?

View More

Chapter 1

1. Bölüm

Kocam yeterince şefkatli olmadığımı söylüyordu. Annemle babama göre bencildim. Kızım ise Yasemin'i benden daha çok sevdiğini açıkça dile getiriyordu.

Bu yüzden kararımı verdim.

Hayatımın son yetmiş iki saatinde, sahip olduğum ne varsa o kusursuz kadına bırakacaktım.

Doktorun sözleri hâlâ kulaklarımda çınlıyordu:

"Kanser son evrede. Özel tedaviye hemen başlamazsan en fazla üç günün kaldı."

Hastane odasında yatağa yaslanmış, pencereden dışarıyı seyrediyordum.

Kaan Aydın'la evliliğimi ayakta tutabilmek için tam yedi yıl boyunca elimden gelen her şeyi yapmıştım.

Ta ki o kadın hayatımıza girene kadar.

"İyi misin?"

Kapı açıldı. İçeri giren kişi kocam Kaan'dı. Yüzündeki sabırsızlığı gizlemeye bile çalışmıyordu.

"İyiyim," diye karşılık verdim usulca.

Kaşlarını çattı.

"Doktor, deneysel tedavi programında senin için ayrılan bir yer olduğunu söyledi. Ama…"

"Ama Yasemin'in o yere benden daha çok ihtiyacı var. Öyle değil mi?"

Cümlesini onun yerine tamamladım. Dudaklarımda buruk bir gülümseme vardı.

Yasemin Arslan…

Ben on iki yaşındayken, annemle babama yalvarıp onu yetimhaneden evlat edinmelerini sağlamıştım. Onu öz kardeşimden ayırmamış, bütün sevgimle büyütmüştüm.

Bir gün sahip olduğum her şeyi elimden alacağını nereden bilebilirdim?

"Elif, lütfen anlamaya çalış," dedi Kaan. Sesi biraz yumuşamıştı. "Yasemin'in durumu daha ağır. Doktorlar böbreklerinin iflas etmek üzere olduğunu söylüyor. Sen ise… Gayet iyi görünüyorsun."

Evet.

Gerçekten de iyi görünüyordum.

Çünkü onları üzmemek için çok yüksek dozda ağrı kesici kullanıyor, kanserin bedenimi parçalayan acısını onlardan gizliyordum.

"Anlıyorum," dedim sakince. "Programdaki yerimi ona verin."

Kaan'ın yüzündeki gerginlik bir anda dağıldı.

"Anlayacağını biliyordum. Son yıllarda gerçekten çok değiştin. Artık eskisi kadar inatçı değilsin."

İnatçı mı?

İçimden acı acı güldüm.

Yasemin hayatımıza girdiğinden beri ne zaman karşı çıksam kıskançlıkla suçlanmıştım. Kendimi savunduğum her an, bencil ve anlayışsız ilan edilmiştim.

Akşam olduğunda, kalan son gücümü toplayıp eve döndüm.

"Anne!"

Şeker beni görür görmez Yasemin'in arkasına saklandı.

"Şeker…"

Yüzüme zoraki bir gülümseme yerleştirdim.

"Elif abla, gelmişsin."

Yasemin, ona hediye ettiğim Lavelle marka takımı giymiş, bir zamanlar benim oturduğum koltuğa kurulmuştu.

"Yasemin, sana vermek istediğim bir şey var."

Çalışma odasına gidip hazırladığım dosyayı getirdim.

"Bunlar galerinin devir belgeleri. Galeriyi senin üzerine geçirmek istiyorum."

"Ne?"

Yasemin şaşkınlıkla ayağa kalktı.

"Abla, ama orası senin için her şey demek!"

Haklıydı.

O galeriyi yoktan var etmiştim. Her köşesinde emeğim, her duvarında hayallerim vardı.

Ama artık bunların hiçbirinin önemi kalmamıştı.

"Sen benden daha iyi yönetirsin," dedim gülümseyerek. "Bunu erken verilmiş bir düğün hediyesi say."

Yasemin'in yüzündeki ifade bir anlığına değişti.

Ancak o masum maskeyi hemen yeniden takındı.

"Abla, neden böyle konuşuyorsun?"

Yanına yaklaşıp yalnızca onun duyabileceği kadar alçak bir sesle konuştum:

"Her şeyi biliyorum. Merak etme, artık karşınızda durmayacağım. İkinize de mutluluklar diliyorum."

Tam o sırada Kaan içeri girdi.

Bizi yan yana görünce yüzü gerildi.

"Ne konuşuyordunuz?"

"Elif abla galeriyi bana devretmek istiyor."

Yasemin'in gözleri bir anda doldu.

"O gerçekten çok iyi biri."

Kaan bana baktı. Bir şey söylemek istiyor ama doğru kelimeleri bulamıyor gibiydi.

"Elif, sen…"

"Yorgunum," diyerek sözünü kestim. "Yukarı çıkıp biraz dinleneceğim."

Ardından kızıma döndüm.

"Şeker, Yasemin teyzeni üzme, tamam mı?"

"Tamam," dedi soğuk bir sesle.

Sonra başını Yasemin'e çevirip neşeyle seslendi:

"Yasemin anne, hadi oyunumuza devam edelim."

Yasemin anne…

Bu iki kelime kalbimin tam ortasına saplandı.

Yatak odasına girip kapıyı arkamdan kapattım. Sırtımı kapıya yasladığım anda dizlerimin bağı çözüldü.

Artık dayanamıyordum.

Kanser bedenimi hızla tüketiyordu. Kullandığım ağır ilaçlar ise bana zaman kazandırmak yerine sonumu daha da yaklaştırıyordu.

Yine de kendimi toparlayıp gardırobu düzenlemeye başladım.

Pahalı elbiselerim, mücevherlerim, çantalarım…

Çok yakında hepsi Yasemin'in olacaktı.

Aynadaki bembeyaz yüzüme baktım.

"Sadece yetmiş iki saatin kaldı, Elif," diye fısıldadım. "Son üç gün… Hiç değilse seni kusursuz biri olarak hatırlasınlar."

Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktı.

Ölümümden sonrası için gereken her şeyi çoktan hazırlamıştım. Yıllardır topladığım kanıtlar, Yasemin'in gerçek yüzünü bir gün mutlaka ortaya çıkaracaktı.

O gün geldiğinde hepsi pişman olacaktı.

Ama artık çok geç olacaktı.

Çünkü ben burada olmayacaktım.

İşte benim intikamım da buydu.

Expand
Next Chapter
Download

Latest chapter

More Chapters
No Comments
12 Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status