Share

4. Bölüm

Penulis: Neşe
Lale'nin yüzü bir anda gerildi.

Dışarıdaki tanıdık arabayı görünce içinde panik başladı.

Güzel gözlerini kocaman açıp Asu'ya öfkeyle baktı: "Bunu bilerek yaptın, değil mi? Bile bile yaptın sen bunu, değil mi?!"

"Lale, ne dediğini anlamıyorum. Az önce yukarıda Kerem'e hediye hazırlıyordum. Nasıl bana çıkartıyorsunuz..."

Asu'nun gözleri nemlenmişti.

Gerçekten haksızlığa uğramış gibi görünüyordu.

Eski malikanenin kâhyası Nazım Bey içeri girer girmez bu manzarayla karşılaştı.

Sonra gözleri dağılıp mahvolmuş villaya baktı, kaşlarını çattı ve Lale'ye döndü: "Lale Hanım, Nermin Şahin Hanım söyledi: Evladını terbiye edemiyorsanız, o halde size terbiyeyi onun yerine o versin."

Lale dudaklarını araladı: "Ne?"

Nazım Bey "buyurun" der gibi bir el hareketi yaptı: "Bahçede üç saat diz çökeceksiniz."

"Nazım Bey..."

Asu daha söze başlar başlamaz, Nazım Bey anlayışlı bir tavırla sözünü kesti ve şefkatle konuştu: "Asu Hanım, siz araya girip af dilemeyin. Geçen gün Turan Bey'in cenazesinde de çok yoruldunuz. Sağlığınıza dikkat edin."

"..."

Hayır.

O, Nermin Hanım'ın biraz toparlanıp toparlanmadığını soracaktı.

Boşanma meselesini konuşmak için uygun bir zaman ayarlayabilirdi.

Şahin Grubu'na Kerem yönetiyordu ama Şahin ailesinin meselelerinde son söz hep eski malikanenindi.

Lale ne kadar itiraz etse de bahçeye gidip diz çökmek zorunda kaldı.

Ortalık buz kesmişti.

Düşününce tam da hakkıydı.

Asu ona bir bakış bile fazla ayırmadan yukarı çıkmaya hazırlandı.

Gülten Hanım ne yapacağını bilemedi: "Hanımefendi, tablo ne olacak?"

"Boş verin. Birazdan gelip alacaklar. Onarıldıktan sonra geri getirirler."

Asu kısa kısa cevap verdi.

Tabii ki kimseye söylemeyecekti: Evde asılı duran tablo sahteydi.

Gerçek olan, arkadaşının galerisinde sergileniyordu.

Zarar görmemişti.

Ne de olsa Faruk Şahin Bey'in hayattayken en büyük hayali, eserlerinin daha çok insan tarafından görülmesiydi.

Evde durması gerçekten çok yazıktı.

"Kötü kadın!"

Asu tam yukarı çıkmak için adım atarken Sarp kinle konuştu: "Kerem Amca'yı aradım. Eve gelince bitiksin sen!"

"Bekliyorum o zaman."

"Seni boşayacak! Boşanmış bir kadın olarak herkesin diline düşeceksin!"

Asu güldü: "Seni dinlemez o."

Kerem'le Lale arasında hâlâ ona ihtiyaç vardı, bir örtü gibi.

Ondan boşandığı an, Kerem, yengesi Lale'yle aynı çatı altında yapayalnız kalacakti.

Lale'nin itibarı tepetaklak olurdu.

Kerem bunun olmasına asla izin vermezdi.

***

Kerem çok hızlı geldi.

Lale diz çökelî henüz yirmi dakika olmamıştı ki o ortaya çıktı.

Siyah kaşmir paltosuyla daha uzun ve heybetli görünüyordu.

Arabadan iner inmez neredeyse koşarak Lale'nin yanına gitti, onu kucağına alıp büyük adımlarla eve girdi.

Lale'yi koltuğa bıraktıktan sonra donmuş dizlerine ilaç sürerken gözlerindeki gizlenemeyen bir acıma vardı: "Aptal mısın sen, diz çök dediler çöktün."

"Nermin ağzını açtı bir kere, ne yapabilirim?"

Lale onun kolunu usulca çekiştirdi, gözleri kıpkırmızıydı, sesi titriyordu: "Kerem, ondan boşanır mısın? O kadın çok korkunç..."

Kerem hafifçe kaşlarını çattı: "Asu'dan mı bahsediyorsun?"

"Evet."

Lale alt dudağını ısırdı: "Biliyor musun, Sarp Büyükbaba'nın tablosunu neden mahvetti? O bilerek kışkırttı."

"Annem doğru söylüyor!"

Sarp dudaklarını büzdü, kirpiklerinde yaş damlaları vardı: "Kerem Amca, bugün Asu yine korkuttu beni. Kolumu yiyecek olan canavar o tablonun içinde saklanıyormuş, bu yüzden ben de..."

"Olamaz."

Kerem bunu reddedip koca elini çocuğun tepesine koydu, şefkatle: "Sarp, yanlış mı duydun sen? Yengen bu evde en iyi huylu olanımızdır. Dün gece sana kızmadığını söyledi, yine korkutmaz merak etme."

"Hem Büyükbabam hayattayken en çok onu severdi. Onun tablosuyla asla oyun oynamaz."

Bu son sözü Lale için söylemişti.

Lale inanamadı: "Yani sen diyorsun ki ben ve Sarp ona iftira mı atıyoruz?"

"Kerem!"

"Çok değiştin sen!"

Bu suçlama Kerem'in içinde sebepsiz bir öfke dalgası yükseltti. Ama Lale'nin hayal kırıklığı dolu bakışlarına dayanamayıp öfkesini bastırdı: "Lale, ben başından beri hiç değişmedim."

Lale onun gözlerine dikildi: "Söyle bakalım. Asu'ya karşı ufacık bile olsa bir şey hissetmiyor musun? Ona bir kez olsun dokundun mu?"

Kerem her zaman bu konuda ona karşı vicdanının rahat olduğunu düşünürdü.

Ama bu soruyu duyunca, cevabı ağzından kolay kolay çıkmadı.

Adamın sırtı hafifçe gerildi, gözlerini yere indirdi: "Ona dokunmadım."

Bu, Kerem'in Asu'ya karşı işlediği bir suçtu.

"Ona dokunmadım."

Asu bir eliyle belini tutuyor, diğer eliyle hediye kutusunu taşıyarak merdivenlerden inerken tam bu cümleyi duydu.

Hiç tereddüt etmeden söylenmiş bir cümle.

Asu alaycı bir şekilde dudaklarını büktü ve adımlayarak yanlarına gitti: "Kerem, yarın akşam Yılmaz ailesinin yemek daveti var. Nine sordu, gelebilir misin diye."

Safiye Yılmaz, Asu'nun ailesinin eski dostuydu.

Onlar kazada öldükten sonra Asu'yu Safiye Hanım Yılmaz ailesinin yanında büyüttü.

Dışarıdan bakan biri için Asu, Yılmaz ailesinin neredeyse bir ferdiydi.

Asu Şahin ailesine gelin gittikten sonra bile iki aile arasındaki iş ilişkisi devam etmişti.

Bunu duyan Kerem, az önce söylediklerinden dolayı suçluluk hissediyordu: "Olur, yarın akşam gelip seni alırım, birlikte döneriz."

"Tamam."

Asu başını eğip hediye kutusuna baktı, sonra onun yanında oturan anneyle oğula göz attı, daha fazla bir şey söylemedi.

Arkasını dönüp çıkacaktı.

Tungay'ın bugünkü davası büyük bir zaferle sonuçlanmıştı, birlikte alışverişe çıkma teklif etmişti.

Asu'nun ayağını burktuğunu duyunca plan değiştirip sadece yemek yemeye karar vermişlerdi.

"Asu."

Kerem içinden gelen bir dürtüyle onu durdurdu: "Elinde ne var?"

Asu arkasına döndü, elindeki kutuyu salladı: "Hediye."

"Hediye mi? Bugün arkadaşlarından birinin doğum günü mü var?"

"Üçüncü evlilik yıldönümü hediyemiz. Sana verecektim."

"Asu, özür dilerim..."

"Sorun değil. Sen işlerinle meşgulsün, unutman çok normal."

Asu her zamanki gibi, tertemiz gözlerini ona dikti ve hediyeyi uzattı. Sesi uysal ve yumuşaktı: "Neyse, yarım ay sonra senin doğum günün zaten. Doğum günü hediyesi olarak kabul et."

"Kerem, doğum günün kutlu olsun şimdiden..."

"Hem de boşanmam kutlu olsun." diye geçirdi içinden.
Lanjutkan membaca buku ini secara gratis
Pindai kode untuk mengunduh Aplikasi

Bab terbaru

  • Boşandıktan Sonra Işıldadım   30. Bölüm

    Asu’nun sırtı arkadan gelen sesle bir an gerildi. Sonra İhsan Hoca endişeyle arkasına dönüp baktığında toparlanmıştı zaten.İhsan Hoca onların önden gitmesini söyledi, sadece Asu'yu durdurdu: "Eğer rahatsız olacaksan, gidip şu oğlana bir şeyler söyleyeyim, önce gitsin, yemeğe kalmasın.""Hocam, sorun yok."Asu, Almanya'da karşılaştığı zamandan beri kendini hazırlamıştı bile.Başka bir ülkede bile karşılaşabiliyorken, tekrar görmenin şaşılacak bir yanı yoktu. O artık güçlü bir konumdaydı ve her zaman soğuk, duygusuz biri olmuştu. Onun yüzünden hocasının kendini mahcup etmesine gerek yoktu. İhsan Hoca onun ifadesinin sakin olduğunu görünce omzuna hafifçe vurdu: "Kabullenmen iyi olur. Sonuçta ikiniz de bir zamanlar kardeş gibiydiniz. Belki onun da söyleyemedikleri vardır...""Hocam."Asu başını hafifçe eğip alçak sesle sözünü kesti: "Hadi içeri girelim."O günden beri, aynı sözleri ona söyleyen sadece hocası değildi.Söyleyemedikleri...Gerçekten söyleyemediği bir şey olsaydı, ona nede

  • Boşandıktan Sonra Işıldadım   29. Bölüm

    Hoca tam karşısındaki masada oturuyordu.Asu hafif bir gerginlik içindeydi; yazdığı reçeteyi İhsan Hoca’ya onaylatması gerekiyordu.Hasta arkadaş tavsiyesiyle gelmişti, şakayla karışık sordu: "Doktor Asu, bu halinizi görünce kendimi gerçekten hasta mıyım diye düşünmeye başladım."Tıp merkezindeki hastaların hepsi bilirdi, İhsan Hoca onun ve Cemal'in hocasıydı."Merak etme, o sadece zor vakalara bakar. Seninki ona göre devede kulak kalır. Bu kız sadece benim yanımda hâlâ kendini çocuk sanır."İhsan Hoca gülümseyerek reçeteye bir göz attıktan sonra geri uzattı.Asu, onun tıp alanında karşılaştığı en yetenekli öğrenciydi. Şayet Safiye Hanım onun önünü tıkamasaydı, bu çırağının bugünkünden yüzlerce binlerce kat daha ileride olacağını düşünürdü.Öyle ki bir ilaç geliştirse bile, resmen adını koymaya cesaret edemezdi."Mantığın doğru, dozaj da tam yerinde. Bir kürde etkisini gösterir."Bu hastanın kolonoskopi raporunda iltihaplı bağırsak hastalığı yazıyordu. Bir süre ilaç kullanmıştı ama ha

  • Boşandıktan Sonra Işıldadım   28. Bölüm

    O, sadece Güler Hanım’a Kerem’le boşanma konusunu açmayacağına söz vermişti; aynı çatı altında yaşamaya devam edeceğine değil. Orman Köşkleri'ne dönüş yolunda.Kerem, ifadesiz bir yüzle arka koltukta oturuyordu, bakışları nereye takılmış belli değildi, dalmıştı.Lale kolunu salladı: "Kerem, ne düşünüyorsun?"Arabaya bineli beri aklı başka yerdeydi.Acaba Asu yine ne demişti ona?"Bir şey yok."Kerem kendine gelip parmaklarıyla gözlerinin arasını sıktı. Araba tam Asu'nun çalıştığı hastanenin önünden geçiyordu.Yüzünde çaresiz bir ifade gezindi.Küçük kız herhalde asi bir döneme girmişti, açıkça diklenmeye başlamıştı. Lale onun yüzündeki bu ifadeyi kaçırmadı, gözleriyle takip edip temkinli bir şekilde hastanenin olduğu yöne baktı.Hastane...Yanılmıyorsa Asu tam da bu hastanede muayeneye çıkıyordu.***Güler Hanım, Asu'nun son anda vazgeçip işi bozacağından çekiniyor olmalıydı ki, sadece parayı hızlı göndermekle kalmadı, hemen birini ayarlayıp onunla birlikte tapu devrini de yaptırdı.

  • Boşandıktan Sonra Işıldadım   27. Bölüm

    Asu'nun bakışları onun arkasındaki Lale'ye kaydı, sesi çok sakindi: "Gerek yok, Tungay beni bekliyor.""Asu."Kerem sonunda anlamıştı ki bir şeyler ters gidiyordu, bileğini tuttu: "Bekle bir dakika."Asu kurtulmaya çalıştı, ama Kerem bırakmadı. Sadece arkasına dönüp Lale'ye söyledi: "Sen git önce arabaya.""Olur, Asu'yla iyice konuş."Lale sakindi ama arabaya binmeden önce avuçlarını sıktı. Arabaya binmeden önce rahatsız bir şekilde Asu'ya baktı.Kerem başparmağıyla Asu'nun bileğinin iç kısmını okşadı, kelimelerini dikkatle seçiyordu: "Geçen sefer hastanede Lale'nin kafasını yardığın olay oldu ya. O şikayetçi olmayacağını söyledi, üzerinde durmayacağını söyledi. Ben de ona taşınmalarını biraz geciktireceğime söz verdim."Asu aslında sadece yapılanın aynısıyla karşılık vermişti. Ama adam şimdi sanki Lale büyüklük yapıp onunla uğraşmayacakmış gibi bir tavır takınıyordu.Ona göre, bunu yapmak zorundaydı, çünkü Asu yüzünden Lale'ye söz vermişti.Sanki herkes, onun dürtüselliğinin ve mantık

  • Boşandıktan Sonra Işıldadım   26. Bölüm

    Tam kutuyu açacaktı ki Kerem'in telefonu çaldı."Bırakın beni!"Lale'nin çırpınan sesi duyuldu, çaresizlikle haykırarak ağlıyordu: "Kerem! Beni kurtar!"Kerem'in yüzü karardı; tek kelime etmeden koşmaya başladı. Gülten Hanım afalladı: "Beyefendi, şimdi bakmazsanız hemen kargoya verilecek...""O zaman verin gitsin!"Kerem'in aklı Lale'deydi, başka hiçbir şeyi düşünecek hali yoktu.Hızla otele gitti, resepsiyondaki engellemelere aldırış etmeden odanın kapısına koştu, Kapıyı şiddetle tekmeleyerek açtı. Odanın içinde bir değil, birden fazla adam vardı.Neyse ki Lale'nin kıyafetleri henüz sağlamdı. Kerem'i görünce olduğu yere yığıldı, yüzü gözyaşı içindeydi.Kerem'in yüzü feciydi, gözleri kan çanağına dönmüştü, içindeki öfke her halinden belli oluyordu.Ne bulduysa kaptı, bir sandalyeyi kaldırıp üç adama fırlattı!Sandalyeyi paramparça etti, yetmedi yumruklarını konuşturdu.Yumrukların her biri tam isabetti.***Asu polisten telefon aldığında, tarifsiz bir saçmalık hissiyle doldu.Kerem g

  • Boşandıktan Sonra Işıldadım   25. Bölüm

    "Evet, vize işleri."Asu anlık bir bahane uydurdu: "Tungay beni Avrupa'ya seyahate çağırıyordu. Uğraşmak istemedim. Duyunca anne birini ayarlayıp hallettireceğini söyledi."Sözünü bitirir bitirmez telefon bildirim sesi çıkardı.Banka hesabına beş milyon yatmıştı.Kerem daha fazla sorgulamadı, dün geceden konuyu açtı: "Bana bir işin olduğunu söylemiştin, neydi o iş?"Bunu duyan Asu bir an afalladı, dudaklarını birbirine bastırdı: "Vize işte. Senden yardım istesem işim daha kolay görülür diye düşündüm.""Ben bir adım mı geç kaldım?"Kerem gülümsedi, başını çevirip sehpadaki bomboş hediye kutusuna baktı: "O bana verdiğin hediyeydi, değil mi?""Anne gördü, çok beğendi, aldı götürdü."Asu cevap verdi: "İstiyorsan, bir dahaki sefere anne yenisini versin sana."Kerem başını salladı, ne olduğunu da sorgulamadı: "Anne beğendiyse, onun olsun."Derinlemesine sorgulamaya niyeti yoktu.Üç yıldır bu evliliğe verdiği tepkinin aynısıydı. Eskiden Asu bunu onun yumuşak huylu ve iyi kalpli olmasına veri

Bab Lainnya
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status