MasukYaklaşık beş dakika sonra annem elinde bir hapla içeri girdi. "Kızma. Tatlım uyuman gerekiyor. Yaptığın bunca çalışmanın şu an sana hiçbir faydası yok, dinlenmeli ve bedeninin iyileşmesine izin vermelisin." diyerek yalvaran bir sesle bana uyku hapı olduğunu tahmin ettiğim şeyi uzattı. İç çektim, lanet olası Mia. Hapı elinden alıp bu matematik ödevini bitirir bitirmez içeceğime söz verdim. İsteksizce kabul edip işimi bitirmeme izin vererek yanımdan ayrıldı. Onu içmeye hiç niyetim olmadan şifonyerimin üzerine bıraktım. Tetikte kalmam gerekiyordu, şu an uykuya dalma riskini göze alamazdım.Kulaklıklarımı takıp tekrar işime döndüm, tam karşımda dikilen bir silüet görene kadar da durmadım. Kulaklıkları hızla kulaklarımdan çıkarıp yatağın başlığına koydum ve o silüetten olabildiğince uzağa doğru geri geri süründüm. Bedenim bu duruma homurdandı ve bu ani hareketin verdiği acıyla yüzümü buruşturdum. Karşımdakinin kim olduğunu bile bilmiyordum, sadece kaçış refleksim beni esir almıştı. Bedenim
Clara'nın attığı son dayağın izlerinden kurtulup iyileşmek için koca bir haftayı odamda geçirdim. Bu açık ara yediğim en kötü dayaktı. Mia ödevlerimi getiriyordu, öğretmenler de geriye kalan dersleri e-posta ile gönderiyordu, onca boş vaktim varken çok daha fazla ilerleyebileceğimi biliyorlardı. Bu harikaydı, şimdiden o kadar ilerlemiştim ki muhtemelen son sınıfı okumadan mezun olabilecektim. O zaman Dişi Şeytanlar'dan ve Liam'ın dalkavuklarından uzaklaşabilirdim.Çocukları pek görmemiştim, onları sadece penceremden dışarı bakarken görüyordum. Nedense gece gündüz evimin etrafında dolanıp duruyorlardı. Bu oldukça sinir bozucuydu, neden burada olduklarını bilmiyordum. Yeni bir saldırı mı planlıyorlardı? Liam bunu yapanların isimlerini istediğini söylemişti ama aslında zaten biliyordu. Bunun yaşanmasının asıl sebebi oydu. Yoksa bana saldırmak için eline yeni bir koz geçsin diye beni ispiyonlamaya mı çalışıyordu? Pekala, bu asla olmayacaktı. Onun adını mezara kadar götürecektim. Mia'ya bi
Onları ellerinden aldım, "Bunları götürmene yardım edeyim, sonra dönüp spor salonunda onlara katılırım." dedim. Tek istediğim bir an önce orada olmaktı.Amy'nin evine vardık, güveçleri tezgâha bıraktım. Heather bana teşekkür etti ama annemin yüzüne bakmakta zorlanıyordu. İkisinin arasındaki son derece alışılmadık olan o gerilimi hissedebiliyordum. Bir sorun olsa bile bana söylemeyeceklerini bilerek vedalaştım. Bu durum beni endişelendiriyordu. Kapıya doğru yürüdüm ve annelerimize baktım, ikisi de benimle ilgilenmiyordu. Bu yüzden kapıdan çıkıyormuş gibi yapıp kapıyı kapattım. Ardından Amy'yi kontrol etmek ve iyi olduğundan emin olmak için hızla üst kata koştum.Odasının kapısına geldim, hafifçe aralıktı. İçeri göz attığımda yatağında huzur içinde uyuduğunu gördüm. Aynı görünüyordu, nefes alış verişi düzenliydi. O zaman bu gerilim neyin nesiydi? Merdivenlerden yavaşça inip mutfağa doğru baktığımda, annem ile Heather'ın arka taraftaki sürgülü cam kapının dışında dikilmiş tartıştıkları
Dışarı çıktığımda Dallas'ın kurdunu gördüm. Kahverengiydi ve hem kulaklarının hem de kuyruğunun ucunda beyazlıklar vardı. Yavaşça bana doğru yürüyüp önümde durdu. 'İyi mi?' diye sordu üzgün bir şekilde. Amy'nin hiçbirimizi görmek istememesine bozulduğunu biliyordum. 'Hâlâ acı çekiyor ama iyi görünüyordu. Gerçi benimle hiç konuşmadı.' diye cevap verdim. 'Hadi, gel içeri girelim.' Evimi işaret ettim, o da koşarak oraya gidip içeri girdi. Ben içeri girdiğimde, benim kıyafetlerimi giymiş bir şekilde odamdan çıkıyordu.O kadar üzgündü ki, bu yüzünün her zerresinden okunuyordu, ardından öfkenin onu esir aldığını gördüm. "Bunu kimin yaptığını biliyorsun! Bir şeyler yapmalıyız!" diye bağırdı bana öfkeyle. İç çektim. "Sanırım bunu kimin yaptığını biliyorum. Ama hiçbir şeyi kanıtlayamam ve Amy de tek kelime etmedi. Babam emin olana kadar hiçbir şey yapamayacağımızı söyledi." Cevabımdan hoşlanmayacağını bilerek sakince konuşmuştum. Merdivenlerden aşağı inerken gözleri adeta ruhumu delip geçiyord
Walker'a cevap vermeden önce Mia ile zihin bağı kurdum. 'Mia, ona bunu kim yaptı? Bana isim ver!''Dürüst olmak gerekirse Liam, bilmiyorum. Bana henüz hiçbir şey söylemedi. Dinlenmeye ihtiyacı var, daha fazla onun üstüne gitmeyeceğim.' - MiaSinirle hırladım. "Siktir! Evet, kötüydü. Biri onu antrenmanda kum torbası olarak kullanmış gibi görünüyordu." diye bağırdım Walker'a. Ben de oradan çıkıp gitmeye karar verdim. Hastaneden çıkar çıkmaz dönüşüm geçirip koşmaya başladım, kurdumun gerçekten de içindeki öfkeyi atmaya ihtiyacı vardı. Başımı çevirip Dallas'ın arabasını gördüm, muhtemelen o da benimle aynı fikre kapılmıştı.Eve doğru koşup evimin arkasındaki dereye gittim. Burası kurdumun dönüşmek için her zaman en sevdiği yer olmuştu. Bu ona huzur veriyor gibiydi.İki gün boyunca dönüşmüş halde kalarak evimin arkasındaki ormanda koşturdum. Kurdum dışarıda olmak istiyordu ve dürüst olmak gerekirse şu anda evde olmakla başa çıkamazdım. Düşünebildiğim tek şey Amy'nin o kırık dökük bedeni
Mia'nın bekleme salonuna çıktığını, biz hariç her yere baktığını gördüm. Gergin görünüyordu, bu yüzden ayağa kalkıp yanına gittim. Çocukların geri kalanı da beni takip etti ama Mia gerçekten perişan görünüyordu. Keşke onu görmemize izin verselerdi, sadece iyi olduğunu kendi gözlerimle görmeye ihtiyacım vardı. Herkes ne olduğu konusunda aşırı gizlemli davranıyordu. Kimse de onun durumu hakkında tek kelime etmiyordu. Sadece burada olduğunu biliyorduk ama hiçbirimiz nedenini bilmiyorduk."Mia, neler oluyor? Onu artık görebilir miyiz?" diye sordu. Dallas gerçekten hiç iyi değildi, sanki hayatının aşkını görmesine izin verilmiyormuş gibi bir hali vardı. Fakat şu an üzülecek mecalim yoktu, sadece iyi olduğunu bilmem gerekiyordu. Mia bakışlarını yere indirdi. "O şimdi iyi ama..." Fazla uzatıyordu. "Çıkar ağzındaki baklayı Mia." dedim öfkeyle. Başını kaldırıp bana ters ters baktı. "Peki Liam. Hepinizin gitmesini istiyor. Şu an hiçbirinizi görmek istemiyormuş." dedi lafı dolandırmadan.Bizi n