LOGINEfe kravatını düzeltti, arkasını dönüp konuştu: "Öğlen şirkete gel.""Boşanma protokolünü mü imzalayacağım?" Bahar son derece doğrudan sormuştu. Bir an önce imzalayıp boşansalar iyi olurdu, böyle sürüncemede kalması boş yere acı veriyordu.Kadının bu kadar aceleci halini gören adamın kaşları çatıldı: "Gelince anlarsın."Lafını bitirir bitirmez odadan çıktı, içinde nedensiz bir öfke vardı.Bahar merak içinde öğleni bekledi.Yemekten önce mi yoksa sonra mı gitmesi gerektiğinden emin olamadı, düşünüp taşındıktan sonra Efe'yi aradı.Telefon açılır açılmaz Bahar hemen konuştu: "Öğlen oldu. Şimdi şirkete gelsem olur mu?""Olur, gel.""Yemek yedin mi?" diye sordu Bahar alışkanlıkla."Henüz yemedim.""O zaman evde bir şeyler hazırlayıp getireyim sana."Efe'nin çoğu zaman öğle yemeğini yiyecek vakti bile bulamadığını biliyordu. Yiyecek olsa da gelişigüzel bir şeyler atıştırır, hatta bir fincan kahveyle geçiştirirdi.O yüzden arada bir bizzat yemek hazırlayıp ona götürürdü. Ne zahmetten çekinird
Gece yarısını geçmiş, Bahar uykuyla uyanıklık arasında süzülürken ansızın üzerine bir ağırlık çöktüğünü hissetti.Korkuyla irkilip çığlığı bastı: "Ah!""Benim," diyerek Efe elini ağzına kapattı.Odanın ışığı yandı. Üzerindeki adamı tanıyan Bahar derin bir nefes bıraktı. Saate baktı, gece bir olmuştu."Nasıl geldin sen?""Evime gelmem mi garip?" Adam alkol almış gibiydi, üzerinde hafif bir içki kokusu vardı. Başını eğip dudaklarına kapandı, koca eli alışkın bir hareketle geceliğini sıyırmaya başladı."Hım..."Bahar var gücüyle Efe'yi itti, telaşla elini adamın ağzına kapadı: "Bırak beni!"Efe ellerini yakalayıp var gücüyle iki yana bastırdı: "Ne o, artık bana dokundurtmuyor musun?""Sen Lale'yle birlikte değil miydin? Git ona refakat et, ne diye döndün?"Bu adam gerçekten iki tarafı da idare edebileceğini mi sanıyordu? Lale'nin yanında gönlünce eğlenip sonra eve dönmek, burada da bıkınca yine Lale'ye koşmak... böyle güzel bir dünya mı vardı?"Eve dönmem için sebep mi gerekiyor?" Efe'nin
Bahar, Cihan'ın soru soracağını düşünmüştü. Neticede az önceki manzara son derece tuhaftı ve karmaşıktı, herkeste merak uyandırırdı.Ama Cihan sormadı. Sessizce yanında oturdu, tek kelime etmedi.Zaten Bahar da bu tür soruları cevaplamak istemiyordu. Susması tam kıvamındaydı.Uzun bir sessizliğin ardından ilk ağzını açan Bahar oldu: "Cihan Bey, Sedir Üniversitesi'nin büyük hissedarı olduğunuzu bilmiyordum."Cihan "Evet," diye mırıldandı. "Bulut Holding pek çok okula yatırım yaptı.""Bulut Holding mi?" Bu adı duyunca Bahar bir an şaşırdı. "Siz Bulut Holding'in..."Adam elini uzatıp gülümsedi: "Yeniden tanışalım. Ben Cihan Öztürk, Bulut Holding CEO'su."Bahar, Cihan'ın ne kadar gösterişsiz ama derin biri olduğunu o an kavradı.Bulut Holding koca bir gruptu. Her yıl sayısız insan en iyi imkânlarından yararlanabilmek için birbirini ezerdi. SK Holding gibi o da uluslararası bir holdingdi, mali gücü yerindeydi. Üstelik iki grup arasında bazı işlerde rekabet bile vardı.Bahar elini kaldırıp a
"Bana eşlik edip biraz yürüyüşe çıkar mısınız?""Ne?" Bahar yanlış duyduğunu sandı. "Nereye gitmek istiyorsunuz?""Hastaneden çıkmayız, etrafta biraz dolaşırız. Olur mu?""Tabii ki olur," diye cevap verdi Bahar. "Ama bu fazla basit değil mi? Sadece size eşlik mi edeceğim?""Ne oldu? İstemiyor musunuz?""Elbette isterim. Yürüyebilecek misiniz?""Yürüyebilirim, bacaklarım kırılmadı." Cihan yataktan indi.Daha iki adım atmıştı ki ansızın göğsünü tuttu, kaşları hafifçe çatıldı.Bahar hemen ona destek oldu: "Size bir tekerlekli sandalye getireyim.""Yok, yürümek istiyorum."Cihan'ın ısrarını görünce Bahar daha fazla bir şey söylemedi, koluna girip onu dışarı çıkardı.Tam koridorun köşesini dönmüşlerdi ki karşıdan bir çift çıkageldi.Bahar'ın yüzü şaşkınlıkla dondu, gözlerini onlara dikti.Efe, Lale. Nasıl olup da bu kadar tesadüf olabiliyordu?Efe, Lale'ye destek oluyordu. Kadın son derece bitkin görünüyordu, rengi iyi değildi.Efe'nin bakışları Bahar'ın eline kaydı. Ellerini adamın koluna
Efe gittikten sonra Bahar okulu arayıp Cihan'ın durumunu sordu.Hastanede olduğunu öğrenince adresi alır almaz derhal yola koyuldu.Bahar, Cihan'ın odasını buldu. Kapı açıktı, içeri adım atar atmaz doktorun onu muayene ettiğini gördü.Bahar'ın geldiğini gören Cihan hafifçe gülümsedi: "Bahar Hanım, geldiniz."Bahar hızla yanına gitti: "Doktor, durumu nasıl?"Doktor cevap verdi: "Cihan Bey'in iki kaburga kemiğinde kırık var.""Ne?" Bahar son derece telaşlandı, "Hayati tehlikesi var mı?"Cihan tam "İyiyim," diyecekken kadının endişeli yüzünü görünce ne olduysa bir an donakaldı, tam söyleyecekken vazgeçti.Doktor başını salladı: "Merak etmeyin, hayati tehlikesi yok. Ciddi bir şey değil, kırıklar yerine oturtuldu. Ama yine de bir gece gözlem altında kalması gerekiyor.""İyi bari," diye rahat bir nefes verdi Bahar. "Teşekkür ederim."Doktor başını sallayıp odadan çıktı.Bahar yatağın kenarındaki sandalyeye oturdu, yüzü suçlulukla doluydu: "Özür dilerim Cihan Bey. Hepsi benim suçum. Çok acıyo
"Peki."Bahar daha fazla bir şey söylemedi. Burası onun eviydi, istediği kadar kalabilirdi.Bu kadar sıradan bir durum karşısında Bahar'ın içinde yine de belli belirsiz, gizli bir sevinç belirdi.Öğle yemeğinde Bahar'ın iştahı yoktu, ağzına çoğunlukla sebze yemeklerinden atıyordu. Efe tabağına et koydu."Nasıl oluyor da hep sebze yiyorsun? Biraz da et ye."Bahar eti görür görmez midesi kalktı, yiyemiyordu.Ama şüphelenmesinden korktuğu için dişini sıkıp eti yedi. Önceden gizlice hamileler için olan bulantı hapından bir tane almıştı, o yüzden kendini sıkınca dayanabiliyordu."Ne iş yapmak istiyorsun?" diye sordu Efe ansızın."Efendim?" Bahar başını kaldırıp ona baktı."Mezun olunca sana iş ayarlayacaktım ya. Ne yapmak istiyorsun?""Kendim iş bulurum. Senin ayarlamana gerek yok.""Kendin mi bulacaksın? SK Holding'e gelmiyor musun?""Hayır," diye acı acı gülümsedi Bahar. "Boşanmak üzereyiz. Eski eşin olarak nasıl SK Holding'de çalışabilirim? İşimi kendim hallederim.""Bir iş meselesi için