Share

Bölüm 5

Author: Becca Lou
Gaddar'ın bakış açısından.

Angel'ın elini tutan küçük kızın bal rengi gözlerine takılıp kaldım. O gözler bana çevrildiği anda sanki içimde bir şeyler koptu; kalbim bir anlığına atmayı unuttu. Dizlerimin bağı çözülür gibi oldu.

Küçük kız annesine dönüp kucağına alınmak isteyince gözlerim dolmaya başladı.

Angel ona öyle yumuşak, öyle sevgi dolu bir gülümsemeyle bakıyordu ki nefesim göğsümde düğümlendi. Sonra onu kucağına alıp beline yerleştirdi.

Kızım.

İnanmıyorum… Benim bir kızım var.

Küçük başını annesinin omzuna yasladı ama gözlerini benden ayırmadı. Ürkekti. Meraklıydı. Ve benden habersizdi.

"Angel," dedim.

Sesim boğazımdan zor çıktı.

Bana doğru yürürken gözlerimi o küçücük güzellikten alamıyordum. O da beni izliyordu. Ona gülümsemeye çalıştım ama yüzünü hemen annesinin boynuna sakladı.

Yüreğim sanki gittikçe ağırlaşıyordu.

Kim olduğumu bilmiyordu.

"Gaddar."

Sesinde zerre kadar sıcaklık yoktu. Eskiden adımı söylerken sesine karışan o yumuşaklık, o bana ait olduğunu sandığım tını yoktu artık.

Ve buna ben neden olmuştum.

"Bir şey içer misin?" diye sordu.

Başımı iki yana salladım. O bara gidip bir soda istedi. Bütün bu sahne çok tuhaftı. Doğru değildi. Sanki yıllar önce birbirine ait olan iki insan değil de, aynı masaya zorla oturtulmuş iki yabancı gibiydik.

Küçük kızımın bana kaçamak bakışlar attığını fark ettim. Ona gülümsedim; hemen yine annesinin boynuna saklandı. Bu hâline ister istemez güldüm.

Aferin kızıma. Yabancılarla konuşmuyor.

Gerçi ben onun için yabancı olmamalıydım. Ama öyleydim.

Bu düşünce göğsüme bıçak gibi saplandı. Çocuğumu benden saklamıştı. Varlığını öğrenmemi hiç istememişti.

"Oturalım mı?"

Başımı salladım. Angel yanımdan geçip locaya ilerledi ve oturdu. Kızımızı kucağına yerleştirdi. Barmen kız da oyalansın diye önüne birkaç oyuncak bıraktı.

"Sağ ol Coral. Sonra konuşuruz," dedi Angel; sesi kibar ama kesindi. Coral'ı nazikçe yanımızdan uzaklaştırdı.

Sonra göz göze geldik.

Aramızdaki gerginlik öyle yoğundu ki, sanki biri elini uzatsa havada asılı duran o ağırlığa dokunabilecekti.

"Adı ne?"

Bu boğucu sessizliği ilk bozan ben oldum. Angel dudağını ısırdı, bir an gözlerime baktı.

"Rebel Carlotta Moretti. Daha yeni iki yaşına girdi," dedi.

Başımı yavaşça salladım. İsmini içimden tekrar ettim, sanki dilime, zihnime, kalbime kazımaya çalışır gibi.

Rebel.

Adını duyar duymaz annesine baktı.

"İndiy," dedi.

O masum, küçücük ses içimde bir şeyleri paramparça etti. Angel hafifçe gülümseyip kızımızın başından öptü.

"Şimdi değil bebeğim. Birazdan, tamam mı?" dedi; sesi insanın kalbine dokunacak kadar yumuşaktı.

Rebel küçük başını salladı ve yeniden oyuncaklarına döndü.

"Peki… sen nasılsın?"

"Seninle havadan sudan konuşmaya gelmedim, Gaddar. Nasıl öğrendin? Açıkçası burada olman bile başlı başına bir sürpriz," diye çıkıştı.

Sesi keskindi. Bakışları daha da keskindi. İçime soğuk bir ürperti yayıldı.

"Sen gidince annenle baban acil bir toplantı düzenledi. Hamile olduğunu ve neden kaçtığını biliyorlardı. O fotoğraflar onlara da gönderilmişti. Sana inanmadığım için üzgünüm, Angel."

Burnundan soluyordu. Başını iki yana sallayıp gözlerini benden kaçırdı. Dişlerinin arasından çıkan o öfkeli ses, affedilmek istiyorsam önümde çok uzun bir yol olduğunu yüzüme çarptı.

"Evet, tabii. Neden inanacaktın ki?" dedi. "Neyse. Artık bir önemi yok. Olan oldu. Peki hatunun nasıl?"

Bir anda gerildim. Başımı iki yana salladım.

Bu yarayı ben açmıştım.

Kapatmak da bana düşerdi.

"Hatunum yok. Onu başka bir erkeklerle yakaladığım gün üzerindeki hakkımdan vazgeçtim. Zaten hamile falan da değilmiş."

Gözlerini devirdi. Gülmemek için kendini zor tuttuğu her hâlinden belliydi.

"Yok artık, gerçekten mi? Çok şaşırdım," dedi alay eder gibi ve sodasından bir yudum aldı.

"Haklısın, biliyorum. Ama bu tavrı bırak artık. Bana söylemeliydin. Ama sen ne yaptın? Kaçtın ve kızımı benden sakladın!" diye patladım.

Bardağını ağır ağır masaya bıraktı. Sonra başını kaldırıp bana öyle bir baktı ki, boğazımdaki düğümü yutmak zorunda kaldım.

"Ne istiyorsun, Gaddar?" diye sordu.

Sesi yorgundu. Soğuktu. Sanki benden çoktan bıkmış gibiydi.

Ama biliyordum, bu gerçek değildi. Kendini sert göstermeye çalışıyordu. Duvarlarını yükseltmiş, dikenlerini çıkarmıştı. Fakat ben Angel'ı tanıyordum. O böyle biri değildi. İyi kalpliydi. Yumuşacıktı. Sevgisini saklamayı bilmezdi. Tanıdığım en temiz, en saf insandı.

Onu bu hâlde görmek, kalbime saplanan bir hançer gibi canımı acıtıyordu.

"İkiniz de benimle geri dönüyorsunuz. Ben, Karanlığın Prensleri Motosiklet Çetesi'nin başkanı Ryder 'Gaddar' Jackson, ikinizi de sahipleniyorum."

Gözleri büyüdü.

Sonra kahkahayı patlattı.

Başını iki yana sallayarak güldü, gözlerinin kenarında biriken yaşları sildi. Rebel da annesine katıldı; o minicik, neşeli sesi içimi delip geçti. Annesi güldüğü için ellerini çırpıyordu, sanki ortada dünyanın en komik şeyi varmış gibi.

"Ah, Gaddar, Gaddar, Gaddar…" dedi Angel, hâlâ gülüşünün izleri sesindeydi. "Güzel denemeydi. Ama bizi sahiplenemezsin. Ben bir Moretti'yim. Ve bu, az önce yapmaya kalktığın her şeyden daha ağır basar."

Bir an sustu.

Sonra bakışlarını doğrudan gözlerime kilitledi.

"Babam biliyor mu… Hayır, hayır," dedi. Gülüşü yüzünden silinirken bakışları keskinleşti. "Annem biliyor mu? Kaçmamın sebebinin sen olduğunu biliyor mu? Tek kızının arkasına bakmadan gitmesine senin sebep olduğunu?"

Bu kez gülen ben oldum.

Gülüşüm, onun bir anda susmasına yetti. Bana öylece bakakaldı.

"Sana bunu söylemek hoşuma gitmiyor prenses ama evet, biliyorlar. Epey dayak yedim. Üstüne annenin bacağıma sıktığı kurşundan da şahane bir yara izi kaldı. Hatta sizi bulduğumu da biliyorlar."

Bakışlarımı ondan ayırmadan öne eğildim.

"Sen, Angel Maria Moretti, benimle geliyorsun. Vursan da, çığlık da atsan, gerekirse seni sürükleyerek de olsa geri götüreceğim. Yeterince uzun süre kaçtın, prenses. Artık eve dönme zamanı."

Gözleri büyüdü.

Ben de kendini beğenmiş bir pislik gibi sırıttım.

Artık kaçmak yok.

"Peki," dedi. "Geri döneriz. Ama senin çete evine adımımı bile atmam. Kızımla kendi evime giderim, görüşme günlerini de ayrıca ayarlarız. Kızımı ne çetenin ne de oradaki kadınların yakınına sokmam. Kabul et ya da etme, Ryder. Çünkü benim durduğum yerden bakınca hâlâ nefes alıyor olman bile başlı başına bir lütuf."

Kahkaha attım.

Ah be prenses…

Hala anlamıyorsun.

"Komik olan ne? Şartlarım bunlar. Biz diye bir şey yok, Ryder. Artık yok. Bir daha da asla olmayacak. Bu mesele sadece kızımla ilgili. Sadece onunla."

Kelimeleri dişlerinin arasından tıslayarak söyledi. Bakışları sertleşti; içindeki bütün öfke gözlerine doldu.

"Ne seni umursuyorum ne de çeteni. Benim tek önceliğim o. Eğer kızımın senin çetenin ve o sürtüklerin yakınında olmayacağını söylüyorsam, olmayacak. Ya da şimdi kalkar gidersin ve onu gördüğünü tamamen unutursun."

Gülmeyi kesip ona doğru hırladım.

"İkinizi de sahiplendim. Bu yüzden sana açık açık söyleyeceğim, Angel. İkiniz de benimle geri dönüyorsunuz ve bu konu burada kapanıyor. Annenle baban da her şeyi biliyor. İki gün sonra orada bizimle buluşacaklar. Yani bu duruma alışsan iyi edersin."

Bakışlarımı ondan ayırmadan devam ettim.

"Çete evinde kalmayacaksınız. Sizin için ayrı bir ev hazırlandı bile. Ne kadar hızlı hareket ettiğimizi sen de çok iyi bilirsin."

Rebel kucağındayken ayağa kalktı.

Önce bana öfkeyle baktı. Sonra o öfke, yavaş yavaş dudaklarında keskin bir gülümsemeye dönüştü.

"Evet," dedi, sesi zehir gibi sakindi. "Hızlı hareket ettiğiniz doğru. Benimle ilişkini bitirmeye cesaretin yoktu ama sahte bir hamilelikle ve iğrenç Photoshop'lu fotoğraflarımla seni kandıran bir çete sürtüğünü sahiplenirken hiç zorlanmadın."

Bir an durdu. Bakışları içime saplandı.

"Görüşürüz Ryder. Senin gibi biriyle hiçbir yere gitmiyorum."

Arkasını dönüp bardan çıktı. Rebel, annesinin omzunun üzerinden minicik elini bana salladı. Ben de ona karşılık verip hafifçe göz kırptım.

Benden o kadar kolay kurtulamayacak.

Hoşuna gitse de gitmese de ben istediğimi alırım. Her zaman aldım.

Ah Angel…

Kiminle oyun oynadığını hâlâ bilmiyorsun, prenses.

Telefonumu cebimden çıkarıp onu geri getirebilecek tek kişiyi aradım. Bunun için benden nefret edecekti, biliyordum. Ama onu durdurmak için artık ağır topları devreye sokmam gerekiyordu.

Eskiden böyle değildi.

Bunu daha önce de düşünmüştüm, söylemiştim belki ama şimdi bambaşka biri vardı karşımda. Vahşi ve inatçıydı. Dokunduğun anda tırnaklarını çıkaran biriydi. Şımarık, zengin bir kız gibi davranıyordu.

"Zaman ver ona," dedi barmen kız, boş bardağı ve oyuncakları toplarken. "Ne yaptıysan yaptın, biraz zaman ver. Onu daha önce hiç böyle görmedim."

Gözlerimi hâlâ kapıdan ayırmadan başımı salladım.

"Lütfen bana eve dönmeyi kabul ettiğini söyle."

"İnat ediyor. Reddetti. Her şeyi zorlaştırıyor."

"Onu bana bırak."

Arama bitti.

İç çekip telefonu cebime koydum ve motoruma doğru yürüdüm. Arabasının evine doğru gittiğini gördüm. Motoruma bindim, kaskımı taktım ve motoru çalıştırdım.

Solomon'ın çete evine döndüğümde doğruca içeri girdim. Blaze beni bekliyordu; barın başına kurulmuş, elinde bir şişeyle oturuyordu. Çete sürtükleri etrafta dolaşıp temizlik yapıyor ve üyelerin hatunlarıyla laflıyorlardı.

"Dur tahmin edeyim," dedi, şişesini ağzına götürürken gülerek. "Sana siktir git mi dedi?"

Ona baktım.

"Bir kızım var, Blaze." Sesim boğazımda ağırlaştı. "Çok güzel bir kız. Adı Rebel."

Blaze birasını ağzından püskürttü.

"Oha!"

Evet.

Aynen öyle.
Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 30

    Angel'ın bakış açısından.Onun masasının başında, onun sandalyesinde oturmuş, gözlerimi Gaddar'a dikmiştim. Yüzümdeyse kaymağı yemiş kedi sırıtışı vardı.Yok, bu az kalır.Bütün mandırayı ele geçirmiş kedi demek daha doğru olur."Benim sandalyemde, benim lanet masamın başında ne işin olduğunu söylemek ister misin?" diye tısladı.Kardeşleri de homurdanarak ona katıldı.Güldüm.Gaddar bana The Big Bang Theory dizisindeki Sheldon Cooper'ı hatırlatmıştı."Orası benim yerim."Hemen kendimi toparladım. Sadece ona bakmayı sürdürdüm. O sırada eski üyelerden biri ayağa fırlayıp ellerini masaya vurdu.Buz gibi bakışlarımı ona çevirdim."Hiçbir sürtüğün burada, bu odada işi yok. Burası çete meselelerinin konuşulduğu yer ve sen bu çetenin bir parçası değilsin. Üstelik kadınsın, bu kesinlikle yasak!" diye çıkıştı.Güldüm.Sandalyede hafifçe döndüm, ayaklarımı yere indirip ayağa kalktım. Sonra iki elimi sıkıca masaya dayadım."Bu kadar bariz bir şeyi söylediğin için teşekkürler. Evet,

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 29

    Gaddar'ın bakış açısından.Kasabanın içinden motorla geçerken Gianni'nin bir dövme dükkânına girdiğini gördüm. Hemen sinyal verip yol kenarına çektim, motoru durdurdum. Ardından inip motora yaslandım ve çıkmasını beklemeye başladım.Dükkânın camları, içerisi görünmesin diye filmle kaplanmıştı. Bu yüzden içeride ne yaptığını göremiyordum. Garip bir durumdu çünkü Moretti'lerin dövme yaptırmak için güvendiği kendi adamları, kendi kadınları vardı. Gianni'nin burada ne işi olabilirdi? Elbette başka bir yerde dövme yaptıramaz demiyordum ama yine de tuhaf geliyordu.Gianni ve Marco üç hafta önce kasabaya gelmişti. Neden burada olduklarını öğrenmeye çalışırken aklımı kaçıracak hâle gelmiştim. Angel hâlâ kimseye cevap vermiyordu. Mesajlarıma bile dönmüyordu. Hatta geceleri, onların iyi olduğundan emin olmak için su borusuna tırmanıp pencereden içeri bakacak kadar ileri gitmiştim.Angel'ımın uykusunda hıçkıra hıçkıra ağladığını, cenin pozisyonunda yastığına sarıldığını görmek kalbimi parampa

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 28

    "Anne, çiş."Onu yere indirirken gülümsedim. Alt kattaki banyoya doğru koşturdu. Ben de peşinden gidip pijama altını ve alıştırma külodunu çıkarmasına yardım ettim. Onu özel klozet aparatına oturttuktan sonra işini bitirmesi için kapının yanında bekledim.Çiş şarkısını söylemeye başlayınca gülmemek için kendimi zor tuttum.İşini bitirince ellerini yıkamasına yardım ettim. Sonra yanımdan yürüyüp geçti. O kadar hızlı büyüyordu ki…Başımı iki yana sallayarak gülümsedim.Günün geri kalanı filmlerle, atıştırmalıklarla ve zihnimin bir köşesine saplanıp kalan o dövmeyle geçti. Evde ve bahçede keyifli bir gün geçirdikten sonra uyumaya gittik.Sabah uyandığımda her zamanki rutinimize başladım. Saçlarını toplarken kapı zili çaldı. Telefonuma baktım ve amcamın kameraya doğru bakarak kapıda beklediğini gördüm.Sonra arkasında Marco Amca'yı fark ettim.Rebel'ı kucağıma alıp kapıya yürüdüm ve onları içeri almak için kapıyı açtım."Gel buraya, güzel kızım."Ona doğru yürürken hıçkıra hıçkır

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 27

    Angel'ın bakış açısından.Haftalardır eve kapanmıştık.Neredeyse her gün kapıya biri geliyordu ama hiçbirine cevap vermiyordum. Kapıyı sadece market siparişi geldiğinde açıyordum.Depresyon ağır ağır içime çökmüştü. Yine de gündüzleri ayakta kalmayı başarıyordum. Asıl geceleri dağılıyordum. Rebel uyuduktan sonra, beni duymasın diye duşun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Her gün farklı oyunlar oynuyor, Disney filmleri izliyorduk. Şarkılar söylüyor, gülüyorduk. Ta ki gece üzerimize çökene kadar.İşte o zaman yeniden o acımasız döngünün içine sürükleniyordum.Acı.Öfke.Çaresizlik.Kendimi işe yaramaz, güçsüz hissetmek…Onlardan kaçmaya çalışırken verdiğim o nafile çabaya nasıl güldüklerini yeniden yeniden hatırlamak…Motosiklet çetesinin kadınlarının kapımı çaldığını biliyordum. Ön kapıdaki kameradan hepsini görüyordum. Gaddar'ın geceleri evi izlediğini, gündüzleri de adamlarından birini nöbete bıraktığını biliyordum.Ama hiçbirinin varlığını kabullenmiyordum.Hâlâ zihnen

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 26

    "Sen benimsin, Ryder. Bunu kabullen artık. Angel kullanılmış maldan başka bir şey değil. Sonuçta toplu tecavüze uğramış bir sürtüğü kim ister? Seni bir daha asla sevmeyecek."O anda içimde kalan son sabır da koptu.Elim havaya kalktı ve yüzüne öyle sert bir tokat indirdim ki darbenin etkisiyle yere savruldu. Bir eli yanağında, gözleri dehşetle açılmış hâlde bana baktı.Üzerine yürüdüm.O da aramıza mesafe koymak ister gibi geriye doğru süründü. Artık herkes bizi izliyordu."Onun adını bir daha ağzına alırsan dilini koparırım. Şimdi defol git, Kızıl."Arkamı dönüp uzaklaştım.Kızıl hıçkıra hıçkıra ağlayarak çete evinden çıktı. Ben mutfağa girip başımı dolaplara yasladım. Yumruklarımı usul usul kapaklara vurmaya başladım.Bütün bunlar benim suçumdu.Ne ektiysem onu biçiyordum.Ve bundan nefret ediyordum."Başkan, iyi misin?"Başımı iki yana salladım. Dolaptan uzaklaşıp kapağını açtım, bir kupa aldım ve kahve hazırlamaya koyuldum."Her şeyi berbat ettim, dostum. Onu da kızımı

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 25

    Gaddar'ın bakış açısından.Hastaneden kendi isteğiyle çıkıp gittiğinden beri haftalar geçmişti. Onu gören de yoktu, ondan haber alan da.Annem eve gitmişti ama Angel kapıyı açmamıştı. Perdeler sımsıkı kapalıydı. Hepimiz o kadar endişelenmiştik ki sonunda polis şefinden Angel ve Rebel için bir sağlık kontrolü yapmasını istemek zorunda kalmıştık. Bize onun hayatta ve iyi olduğunu söylemişti. Angel ona yalnızca rahat bırakılmak istediğini söylemişti. Morluklarının iyileşmeye başladığını, yüzünün daha iyi göründüğünü de eklemişti.Bu üç gün önceydi.Evden hiç çıkmamıştı ama her hafta eve market siparişi geliyordu. Geceleri ben nöbet tutuyordum. Gündüzleri de adamlarım evi uzaktan izliyordu.Bu durumun artık bitmesi gerekiyordu.Hem de çok yakında.Kim olduklarını bulmaya çalışıyordum ama şu ana kadar hala elimizde hiçbir bilgi yoktu. Ice, Rosena ve Simon minibüsü bulmuş, izini bir depoya kadar sürmüştü. Ama kamera kaydı orada kesilmişti.Asıl midem

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status