Share

Bölüm 4

Author: Becca Lou
Angel'ın bakış açısından.

Rebel'ın kahkahasıyla uyandım.

Yataktan kalkıp esneyerek gerindim. Başımı eğip kendime bakınca atletimden taşan göğsümü toparladım. Sonra gözlerimi ovuştura ovuştura, uykulu adımlarla koridoru geçip kızımın odasına gittim.

Hâlâ sersem gibiydim. Dün gece neredeyse hiç uyuyamamıştım. Zihnim bir türlü durulmamıştı. Gözlerimi her kapattığımda onun yüzü karanlığın içinden çıkıp karşıma dikilmişti.

Küçük kızım yerde oturmuş, küpleriyle oynuyordu.

"Rebel," dedim şarkı söyler gibi.

Sesimi duyar duymaz başını çevirdi. Saçları dört bir yana savrulmuştu; doğrusu şu hâliyle benimkinden pek de farklı değildi. Kıkırdayarak ayağa kalktı ve bebek kapısına doğru koştu. Üzerinden uzanıp onu kucağıma aldım, yüzünü öpücüklere boğdum.

Mutlu bir bebek o. Hep öyleydi.

Ama şu öfke nöbetleri yok mu… Şeytanı bile önüne katıp kaçırırdı. Bir şeye kafayı taktığında, bir anda patlamaya hazır küçücük bir bombaya dönüşüyordu.

Yine de çoğu zaman neşeli bir çocuktu.

"Aç mısın?"

Elimi saçlarına götürüp şu deli doktor hâlini elimden geldiğince düzeltmeye çalıştım. Başını salladı, sonra yüzünü boynumun kıvrımına sakladı. Gülümseyip poposuna hafifçe vurdum ve merdivenlerden aşağı indik.

Karabaş, oturma odasındaki yatağından başını kaldırdı. Ayağa kalkarken kısa kuyruğu deli gibi sallanıyordu. Tuvaletini yapması için onu dışarı çıkaracağımı bildiğinden, arka kapıya kadar peşimden geldi.

Arka kapının yanındaki banyoya girip Rebel'ın altını hızlıca değiştirdim. Ellerimi yıkadıktan sonra onu yeniden kucağıma aldım. Sonra küçük hanımı mama sandalyesine oturttum. Eline bir kitap verdim; o da hiç vakit kaybetmeden kitabı tepsisine vurmaya başladı.

"Peki küçük hanım, kahvaltıda ne istiyorsun?"

Bir yandan su ısıtıcısını çalıştırıp kahvemi hazırlamaya koyuldum.

Bu sabah kendime gelebilmem için bir fincan yetmez; resmen damardan kahve almam gerekecek.

"Yumuyta, tos."

Kıkırdadım. O zaman rafadan yumurta ve tost. Kelimeleri hâlâ tam söyleyemiyordu ama bence yine de hiç fena değildi.

Yumurtalar için suyu kaynamaya bıraktım. Televizyonda çocuk kanalını açıp mama sandalyesini, oturma odasındaki ekranı görebileceği şekilde çevirdim. Sonra yumurtaları suya bıraktım, o sırada Karabaş'ın kahvaltısını hazırladım.

Yumurtalar pişince biraz soğumaları için kenara aldım. Bu arada ekmeğini kızartıp üzerine tereyağı sürdüm, küçük elleriyle rahatça tutabilsin diye uzun şeritler hâlinde kestim.

Yanına oturup kahvaltısını yiyişini izledim. Uzun ekmek şeridini büyük bir dikkatle kavrayıp akışkan yumurta sarısına batırırken yüzümde istemsiz bir gülümseme belirdi. Her lokmada mama sandalyesinin içinde minicik elleriyle dans ediyordu. Bu hâline gülmeden edemiyordum.

Tam o sırada kapı zili çaldı.

Telefonuma uzanıp kameraya baktım. İçimden söylendim.

Harika.

Pek de uzun sürmedi.

Şimdilik yok saydım. Ama kapımı yumruklamaya başladığında Karabaş hırladı, yemeğini bırakıp pencereye doğru ilerledi.

"Angel, içeride olduğunu biliyorum. Kapıyı aç. Sadece konuşmak istiyorum."

Karabaş havlamaya başladı; sesi Rebel'ı korkuttu.

Bir an bile huzur yok mu bana ya?

"Şşş, tatlım, bir şey yok. Sen kahvaltını ye. Annen kapıya bakıp gelecek," dedim.

Neyse ki yumurtasını bitirmişti. Şimdi tereyağlı ekmeğini kemirmekle meşguldü.

Başından öpüp kapıya doğru ilerledim. Karabaş hemen önüme geçti. Tasmasından tutup onu yanımda sabitledim. Derin bir nefes aldım ve kapıyı açtım.

"Ne istiyorsun, Gaddar?"

Bana şaşkınlıkla baktı. Ardından yüzüne o kendini beğenmiş sırıtış yerleşti.

Kahretsin.

Neyse. Artık saklanmanın hiçbir anlamı yok.

"Sadece konuşmak istiyorum, Angel. Lütfen."

Gözlerimi devirdim. Karabaş hırlayınca tasmasından tutup onu biraz geriye çektim.

"Konuşacak bir şey yok, Gaddar. Bence söylenmesi gereken her şeyi üç yıl önce söyledin. Şimdi izin verirsen biraz meşgulüm."

Kapıyı kapatmaya davrandım ama ayağını araya sokup beni engelledi.

"Çocuğumu görmek istiyorum, Angel. Beni ondan uzak tutamazsın."

Yüreğim bir anda sıkıştı.

Kimden öğrendi?

Bunu ona hangi gerizekâlı söyledi?

"Sanırım artık o konuşmayı yapmamız gerekiyor, ne dersin?" deyip güldü.

Ondan nefret ediyor olabilirdim ama haklıydı. Konuşmamız gerekiyordu. Üstelik Rebel'ı kimden öğrendiğini de bulmam lazımdı.

"Tamam. Öğleden sonra saat birde barda ol. O zaman konuşuruz," dedim.

Bana gülümsedi; gamzeleri belirdi. Geri çekildiği anda kapıyı kapattım. Başımı kapıya yaslayıp bir süre öylece kaldım. Motosikletinin sesi uzaklaşıp kaybolana kadar kıpırdamadım.

Tam o sırada Rebel çığlık atarak ekmeğini yere fırlattı. İç çekip kapıdan ayrıldım. Karabaş ise çoktan onun düşürdüklerini silip süpürmeye başlamıştı.

"Senin banyoya ihtiyacın var küçük hanım," dedim kıkırdayarak.

Ağzına yüzüne bulaşmış yumurta ve ekmeğe baktım. Saçında bile ekmek vardı.

Benim küçük Rebel'ım.

Banyosunu yaptırdım. Gerçi buna banyo demek biraz iyimser kalırdı; yıkama işi bittiğinde banyo daha çok küçük bir göle dönmüştü. Sonra ona küçük kot pantolonunu ve önünde simli bir tek boynuzlu at olan pembe tişörtünü giydirdim. Koyu sarı saçlarını başının üzerinde iki minik topuz yaptım. Ayağına da küçük pembe Converse'lerini geçirdim.

Saate baktım. On iki buçuk olmuştu. Ona hızlıca yiyecek bir şeyler hazırladım; hepsini iştahla silip süpürdü. Anahtarları aldım, Karabaş'ı yanıma çağırıp evden çıktım.

Rebel'ı ondan uzak tutmayı düşünmüştüm ama bunun artık hiçbir anlamı yoktu. Varlığını öğrenmişti bir kere.

Dışarı adımımı attım ki Scar'ın karşıdan bize doğru geldiğini gördüm.

"Siz ikiniz nereye böyle?" diye sordu.

Yemin ederim bu kadında altıncı his var.

"Gaddar bu sabah eve geldi. Rebel'dan haberi var. Ben de onunla barda konuşmayı kabul ettim," dedim.

Scar başını salladı.

"O zaman biz de parka gidiyoruz demektir."

Ona şaşkınlıkla baktım.

"Sorun değil. Olacaksa olsun. Artık uzatmanın manası yok, onunla tanışmasına izin vereceğim," dedim.

Dudaklarında küçük bir gülümsemeyle başını salladı.

"Doğru olanı yapıyorsun, Angel. Bana ihtiyacın olursa ara. Haddini bildiririm ona," dedi ve yumruğunu havada salladı.

Gülmeden edemedim. Scar bana annemi hatırlatıyordu. Gözü kara, dimdik duran bir kadındı. İşte bu yüzden ona bayılıyordum.

"Tamam, aklımda tutarım. Gitmemiz gerek," dedim ve arabaya doğru yürüyüp Rebel'ı koltuğuna bağladım. Karabaş da arka koltukta onun yanına yerleşti.

Bara doğru sürdüm. Ön tarafta onun motorunu gördüğüm anda içimdeki gerginlik birden arttı. Yanına park ederken çarpmamaya özen gösterdim. Gerçi çarpsam pek fena olmazdı.

Bu düşünceyle içimden şeytani bir kıkırtı yükseldi.

Hayır Angel, çocuk değilsin.

Arabadan inip arka kapıya geçtim. Rebel'ın kemerini çözüp onu yere indirdim. Karabaş da arabadan atladı ve hemen yanıma sokulup benimle birlikte yürümeye başladı.

Hadi bakalım.

Barın kapısını açtığımda Coral'ı tezgâhın arkasında gördüm. Gaddar'a öyle baygın baygın bakıyordu ki gözlerimi devirmeden edemedim. İçeri doğru ilerledim.

"Selam Angie."

Ona gülümsedim. Tam o anda Gaddar'ın bakışlarını üzerimde hissettim. Rebel'ın elini sıkıca kavrayıp arkamı döndüm.

Ama bana bakmıyordu.

Hayır.

Kızına bakıyordu.
Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 30

    Angel'ın bakış açısından.Onun masasının başında, onun sandalyesinde oturmuş, gözlerimi Gaddar'a dikmiştim. Yüzümdeyse kaymağı yemiş kedi sırıtışı vardı.Yok, bu az kalır.Bütün mandırayı ele geçirmiş kedi demek daha doğru olur."Benim sandalyemde, benim lanet masamın başında ne işin olduğunu söylemek ister misin?" diye tısladı.Kardeşleri de homurdanarak ona katıldı.Güldüm.Gaddar bana The Big Bang Theory dizisindeki Sheldon Cooper'ı hatırlatmıştı."Orası benim yerim."Hemen kendimi toparladım. Sadece ona bakmayı sürdürdüm. O sırada eski üyelerden biri ayağa fırlayıp ellerini masaya vurdu.Buz gibi bakışlarımı ona çevirdim."Hiçbir sürtüğün burada, bu odada işi yok. Burası çete meselelerinin konuşulduğu yer ve sen bu çetenin bir parçası değilsin. Üstelik kadınsın, bu kesinlikle yasak!" diye çıkıştı.Güldüm.Sandalyede hafifçe döndüm, ayaklarımı yere indirip ayağa kalktım. Sonra iki elimi sıkıca masaya dayadım."Bu kadar bariz bir şeyi söylediğin için teşekkürler. Evet,

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 29

    Gaddar'ın bakış açısından.Kasabanın içinden motorla geçerken Gianni'nin bir dövme dükkânına girdiğini gördüm. Hemen sinyal verip yol kenarına çektim, motoru durdurdum. Ardından inip motora yaslandım ve çıkmasını beklemeye başladım.Dükkânın camları, içerisi görünmesin diye filmle kaplanmıştı. Bu yüzden içeride ne yaptığını göremiyordum. Garip bir durumdu çünkü Moretti'lerin dövme yaptırmak için güvendiği kendi adamları, kendi kadınları vardı. Gianni'nin burada ne işi olabilirdi? Elbette başka bir yerde dövme yaptıramaz demiyordum ama yine de tuhaf geliyordu.Gianni ve Marco üç hafta önce kasabaya gelmişti. Neden burada olduklarını öğrenmeye çalışırken aklımı kaçıracak hâle gelmiştim. Angel hâlâ kimseye cevap vermiyordu. Mesajlarıma bile dönmüyordu. Hatta geceleri, onların iyi olduğundan emin olmak için su borusuna tırmanıp pencereden içeri bakacak kadar ileri gitmiştim.Angel'ımın uykusunda hıçkıra hıçkıra ağladığını, cenin pozisyonunda yastığına sarıldığını görmek kalbimi parampa

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 28

    "Anne, çiş."Onu yere indirirken gülümsedim. Alt kattaki banyoya doğru koşturdu. Ben de peşinden gidip pijama altını ve alıştırma külodunu çıkarmasına yardım ettim. Onu özel klozet aparatına oturttuktan sonra işini bitirmesi için kapının yanında bekledim.Çiş şarkısını söylemeye başlayınca gülmemek için kendimi zor tuttum.İşini bitirince ellerini yıkamasına yardım ettim. Sonra yanımdan yürüyüp geçti. O kadar hızlı büyüyordu ki…Başımı iki yana sallayarak gülümsedim.Günün geri kalanı filmlerle, atıştırmalıklarla ve zihnimin bir köşesine saplanıp kalan o dövmeyle geçti. Evde ve bahçede keyifli bir gün geçirdikten sonra uyumaya gittik.Sabah uyandığımda her zamanki rutinimize başladım. Saçlarını toplarken kapı zili çaldı. Telefonuma baktım ve amcamın kameraya doğru bakarak kapıda beklediğini gördüm.Sonra arkasında Marco Amca'yı fark ettim.Rebel'ı kucağıma alıp kapıya yürüdüm ve onları içeri almak için kapıyı açtım."Gel buraya, güzel kızım."Ona doğru yürürken hıçkıra hıçkır

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 27

    Angel'ın bakış açısından.Haftalardır eve kapanmıştık.Neredeyse her gün kapıya biri geliyordu ama hiçbirine cevap vermiyordum. Kapıyı sadece market siparişi geldiğinde açıyordum.Depresyon ağır ağır içime çökmüştü. Yine de gündüzleri ayakta kalmayı başarıyordum. Asıl geceleri dağılıyordum. Rebel uyuduktan sonra, beni duymasın diye duşun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Her gün farklı oyunlar oynuyor, Disney filmleri izliyorduk. Şarkılar söylüyor, gülüyorduk. Ta ki gece üzerimize çökene kadar.İşte o zaman yeniden o acımasız döngünün içine sürükleniyordum.Acı.Öfke.Çaresizlik.Kendimi işe yaramaz, güçsüz hissetmek…Onlardan kaçmaya çalışırken verdiğim o nafile çabaya nasıl güldüklerini yeniden yeniden hatırlamak…Motosiklet çetesinin kadınlarının kapımı çaldığını biliyordum. Ön kapıdaki kameradan hepsini görüyordum. Gaddar'ın geceleri evi izlediğini, gündüzleri de adamlarından birini nöbete bıraktığını biliyordum.Ama hiçbirinin varlığını kabullenmiyordum.Hâlâ zihnen

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 26

    "Sen benimsin, Ryder. Bunu kabullen artık. Angel kullanılmış maldan başka bir şey değil. Sonuçta toplu tecavüze uğramış bir sürtüğü kim ister? Seni bir daha asla sevmeyecek."O anda içimde kalan son sabır da koptu.Elim havaya kalktı ve yüzüne öyle sert bir tokat indirdim ki darbenin etkisiyle yere savruldu. Bir eli yanağında, gözleri dehşetle açılmış hâlde bana baktı.Üzerine yürüdüm.O da aramıza mesafe koymak ister gibi geriye doğru süründü. Artık herkes bizi izliyordu."Onun adını bir daha ağzına alırsan dilini koparırım. Şimdi defol git, Kızıl."Arkamı dönüp uzaklaştım.Kızıl hıçkıra hıçkıra ağlayarak çete evinden çıktı. Ben mutfağa girip başımı dolaplara yasladım. Yumruklarımı usul usul kapaklara vurmaya başladım.Bütün bunlar benim suçumdu.Ne ektiysem onu biçiyordum.Ve bundan nefret ediyordum."Başkan, iyi misin?"Başımı iki yana salladım. Dolaptan uzaklaşıp kapağını açtım, bir kupa aldım ve kahve hazırlamaya koyuldum."Her şeyi berbat ettim, dostum. Onu da kızımı

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 25

    Gaddar'ın bakış açısından.Hastaneden kendi isteğiyle çıkıp gittiğinden beri haftalar geçmişti. Onu gören de yoktu, ondan haber alan da.Annem eve gitmişti ama Angel kapıyı açmamıştı. Perdeler sımsıkı kapalıydı. Hepimiz o kadar endişelenmiştik ki sonunda polis şefinden Angel ve Rebel için bir sağlık kontrolü yapmasını istemek zorunda kalmıştık. Bize onun hayatta ve iyi olduğunu söylemişti. Angel ona yalnızca rahat bırakılmak istediğini söylemişti. Morluklarının iyileşmeye başladığını, yüzünün daha iyi göründüğünü de eklemişti.Bu üç gün önceydi.Evden hiç çıkmamıştı ama her hafta eve market siparişi geliyordu. Geceleri ben nöbet tutuyordum. Gündüzleri de adamlarım evi uzaktan izliyordu.Bu durumun artık bitmesi gerekiyordu.Hem de çok yakında.Kim olduklarını bulmaya çalışıyordum ama şu ana kadar hala elimizde hiçbir bilgi yoktu. Ice, Rosena ve Simon minibüsü bulmuş, izini bir depoya kadar sürmüştü. Ama kamera kaydı orada kesilmişti.Asıl midem

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status