LOGINAngel Moretti. O, hayatımın aşkıydı. Bunu çocukluğumuzdan beri hep biliyordum. Her şeyi birlikte yapardık. Ryder 'Gaddar' Jackson… Benim dünyamdı. Her şeyimdi. Ta ki üç yıl önce kalbimi acımasızca göğsümden söküp alana kadar. Bir zamanlar aynı yatağı paylaştığımız çete evinde, başka bir kadını sahiplenerek beni herkesin önünde küçük düşürmüştü. Kalbimi paramparça etmişti. Lakabı gibi kendi de gaddardı. Ona söylemem gereken şeyi anlatmama bile fırsat vermemişti. Beni aldatmakla suçlamıştı. Beni, Angel Moretti'yi. Sanki ona gerçekten böyle bir şey yapabilirmişim gibi. Ben de kaçmıştım. Bana yaşattığı acıdan kaçmıştım. Ailemden kaçmıştım. Onların gözünde bir utanç kaynağı olmaktan kaçmıştım. Ama en çok da onu ve motosiklet çetesini yok olmaktan kurtarmak için kaçmıştım. Bu yüzden, karnımda büyüyen ve ikimizden bir parça taşıyan o küçük canla birlikte çekip gitmiştim. Ama güzel olan hiçbir şey sonsuza dek sürmüyordu. Üç yıl sonra barıma girdiğinde bunu anlamıştım. Peki şimdi ne yapacaktım? Kaçacak mıydım? Yoksa beni paramparça eden adamın karşısına mı dikilecektim? Daha kötü ne olabilirdi ki? Görünüşe bakılırsa… her şey olabilirdi. *** Ryder 'Gaddar' Jackson. O benim Angel'ımdı. Cennetten bana gönderilmiş melekti… Ve ben her şeyi mahvetmiştim. Sahiplenmemem gereken bir kadını sahiplenmiştim ve bunun bedelini ağır ödemiştim. Yalanlara, o saçma oyunlara inandığım için tam bir aptaldım. Angel'ın bana verebileceği en değerli hediyeyi kendi ellerimle kaçırmıştım. Ama bunu düzeltecektim. Angel Moretti, çocuğumu alıp benden kaçabileceğini sanıyordu. Çok yanılıyordu. Özellikle de ikisini de benim olarak sahiplendiğimde, benimle eve dönmekten başka çaresi kalmayacaktı. O bir mafya prensesi olabilirdi. Ama o benimdi.
View MoreAngel'ın bakış açısından.Onun masasının başında, onun sandalyesinde oturmuş, gözlerimi Gaddar'a dikmiştim. Yüzümdeyse kaymağı yemiş kedi sırıtışı vardı.Yok, bu az kalır.Bütün mandırayı ele geçirmiş kedi demek daha doğru olur."Benim sandalyemde, benim lanet masamın başında ne işin olduğunu söylemek ister misin?" diye tısladı.Kardeşleri de homurdanarak ona katıldı.Güldüm.Gaddar bana The Big Bang Theory dizisindeki Sheldon Cooper'ı hatırlatmıştı."Orası benim yerim."Hemen kendimi toparladım. Sadece ona bakmayı sürdürdüm. O sırada eski üyelerden biri ayağa fırlayıp ellerini masaya vurdu.Buz gibi bakışlarımı ona çevirdim."Hiçbir sürtüğün burada, bu odada işi yok. Burası çete meselelerinin konuşulduğu yer ve sen bu çetenin bir parçası değilsin. Üstelik kadınsın, bu kesinlikle yasak!" diye çıkıştı.Güldüm.Sandalyede hafifçe döndüm, ayaklarımı yere indirip ayağa kalktım. Sonra iki elimi sıkıca masaya dayadım."Bu kadar bariz bir şeyi söylediğin için teşekkürler. Evet,
Gaddar'ın bakış açısından.Kasabanın içinden motorla geçerken Gianni'nin bir dövme dükkânına girdiğini gördüm. Hemen sinyal verip yol kenarına çektim, motoru durdurdum. Ardından inip motora yaslandım ve çıkmasını beklemeye başladım.Dükkânın camları, içerisi görünmesin diye filmle kaplanmıştı. Bu yüzden içeride ne yaptığını göremiyordum. Garip bir durumdu çünkü Moretti'lerin dövme yaptırmak için güvendiği kendi adamları, kendi kadınları vardı. Gianni'nin burada ne işi olabilirdi? Elbette başka bir yerde dövme yaptıramaz demiyordum ama yine de tuhaf geliyordu.Gianni ve Marco üç hafta önce kasabaya gelmişti. Neden burada olduklarını öğrenmeye çalışırken aklımı kaçıracak hâle gelmiştim. Angel hâlâ kimseye cevap vermiyordu. Mesajlarıma bile dönmüyordu. Hatta geceleri, onların iyi olduğundan emin olmak için su borusuna tırmanıp pencereden içeri bakacak kadar ileri gitmiştim.Angel'ımın uykusunda hıçkıra hıçkıra ağladığını, cenin pozisyonunda yastığına sarıldığını görmek kalbimi parampa
"Anne, çiş."Onu yere indirirken gülümsedim. Alt kattaki banyoya doğru koşturdu. Ben de peşinden gidip pijama altını ve alıştırma külodunu çıkarmasına yardım ettim. Onu özel klozet aparatına oturttuktan sonra işini bitirmesi için kapının yanında bekledim.Çiş şarkısını söylemeye başlayınca gülmemek için kendimi zor tuttum.İşini bitirince ellerini yıkamasına yardım ettim. Sonra yanımdan yürüyüp geçti. O kadar hızlı büyüyordu ki…Başımı iki yana sallayarak gülümsedim.Günün geri kalanı filmlerle, atıştırmalıklarla ve zihnimin bir köşesine saplanıp kalan o dövmeyle geçti. Evde ve bahçede keyifli bir gün geçirdikten sonra uyumaya gittik.Sabah uyandığımda her zamanki rutinimize başladım. Saçlarını toplarken kapı zili çaldı. Telefonuma baktım ve amcamın kameraya doğru bakarak kapıda beklediğini gördüm.Sonra arkasında Marco Amca'yı fark ettim.Rebel'ı kucağıma alıp kapıya yürüdüm ve onları içeri almak için kapıyı açtım."Gel buraya, güzel kızım."Ona doğru yürürken hıçkıra hıçkır
Angel'ın bakış açısından.Haftalardır eve kapanmıştık.Neredeyse her gün kapıya biri geliyordu ama hiçbirine cevap vermiyordum. Kapıyı sadece market siparişi geldiğinde açıyordum.Depresyon ağır ağır içime çökmüştü. Yine de gündüzleri ayakta kalmayı başarıyordum. Asıl geceleri dağılıyordum. Rebel uyuduktan sonra, beni duymasın diye duşun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Her gün farklı oyunlar oynuyor, Disney filmleri izliyorduk. Şarkılar söylüyor, gülüyorduk. Ta ki gece üzerimize çökene kadar.İşte o zaman yeniden o acımasız döngünün içine sürükleniyordum.Acı.Öfke.Çaresizlik.Kendimi işe yaramaz, güçsüz hissetmek…Onlardan kaçmaya çalışırken verdiğim o nafile çabaya nasıl güldüklerini yeniden yeniden hatırlamak…Motosiklet çetesinin kadınlarının kapımı çaldığını biliyordum. Ön kapıdaki kameradan hepsini görüyordum. Gaddar'ın geceleri evi izlediğini, gündüzleri de adamlarından birini nöbete bıraktığını biliyordum.Ama hiçbirinin varlığını kabullenmiyordum.Hâlâ zihnen