Share

Bölüm 3

Author: Cyan A.
Bir kabus gördüm. Uyandığımda yatağın diğer tarafına uzandım. Kendimi rahatlatmak için edindiğim bir alışkanlıktı bu. Kedime sarılınca kendimi hep daha iyi hissederdim.

Elimi uzattım ama orada hiçbir şey yoktu.

Kanım dondu. Battaniyeyi üzerimden atıp yatağın altına bakmak için dizlerimin üzerine çöktüm. Sonra balkona, dolaba ve kanepeye baktım. Her yeri aradım.

Sonunda tasmasını çöp kutusunda buldum. Üzerinde hâlâ birkaç tutam turuncu tüy vardı. Eğilip tasmayı aldım ama doğrulduğum anda başım döndü.

Annem elinde bir spatulayla mutfaktan çıktı.

"Aramayı bırak. Gitti," dedi son derece sıradan bir şeyden bahsediyormuş gibi. "Rose'un kedilere alerjisi var. Artık evde kedi besleyemeyiz."

Tasmayı öyle sıkı kavradım ki küçük çanı avucuma battı.

Sesim öylesine titriyordu ki kendim bile şaşırdım. "Ama yedi yıldır benimle. Şimdi yalnız kaldığı için çok korkmuş olmalı. O... pek cesur bir kedi değildir..."

Son sözler ağzımdan güçlükle çıktı. Sesim çatladı.

Annem kaşlarını çattı. "Kardeşin de korkardı, Amelia. Bu kadar bencil olmayı bırakıp biraz da kendinden başkasını düşünebilir misin?"

Nefes alamıyordum. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım ciğerlerime hava dolmuyordu. Duvara tutundum ve bana sonsuzluk gibi gelen bir süre boyunca nefes almaya çalışarak öylece kaldım. Baş dönmem hafifler hafiflemez evden fırladım.

"Amelia!" diye bağırdı annem.

Arkama bakmadan koştum.

Güvenlik görevlilerine, komşularıma ve mahalle grubundaki herkese sordum. Hatta apartman görevlisinden güvenlik kamerası kayıtlarını bile istedim.

Güvenlik görevlilerinden biri, o sabah birinin turuncu bir kediyi kucağında site dışına çıkardığını gördüğünü söyledi.

Koşarak çöp konteynerlerinin olduğu yere gittim. Çevredeki bütün çöp kutularına ve çalıların arasına baktım. Kedim hiçbir yerde yoktu.

Dizlerimin bağı çözülmek üzereydi. Terden sırılsıklam olan tişörtüm, soğuk ve nemli bir şekilde sırtıma yapışmıştı.

***

O akşam mahalle grubuna bir mesaj geldi.

'Bu kedi kimin? Yağmurdan korunmak için yapılan sundurmanın altında bulduk.'

Bütün bedenim titremeye başladı.

Bu benim kedimdi.

Bir karton kutunun yanına sinip kıvrılmıştı. Tüyleri yağmurdan sırılsıklamdı. Gözlerini yaşadığım apartmandan ayırmıyordu.

Yağmurluğumu kapıp kapıya koştum ama annem önüme geçti.

Babam çalışma odasından öfkeyle çıkıp bağırdı. "Onu gerçekten geri getirmeyi mi düşünüyorsun? Nasıl bu kadar bencil ve acımasız olabiliyorsun?"

Elini kaldırdı. "Kardeşin daha eve dönmedi bile, sen şimdiden ona zarar vermenin yollarını arıyorsun!"

Olduğum yerde durup vurmasını bekledim.

Keşke bana vurabildiği kadar sert vursaydı. En azından o acı gerçek olurdu. Görebileceğim, hissedebileceğim bir acı... Göğsümün içine çöken ve beni içten içe ezen bu kederden daha iyi olurdu.

Annem aramıza girip babamın bileğini tuttu. "Yapma! Ya iz kalırsa? O iz Rose'a da geçer!"

Babamın eli havada kaldı.

Ağzıma metalik bir tat yayıldı.

Bu yüz... artık o bile benim değildi.

***

Ben bağırıp karşı koyarken beni zorla odama soktular.

Ben kapı çerçevesine sıkı sıkı tutunurken babam parmaklarımı zorla kapıdan ayırdı. Annem de dışarı çıkmamı engelliyordu.

Kapı yüzüme çarparcasına kapandı. Kapıya doğru yönelip kapı kolunu tekrar tekrar çevirdim, çaresizce açmaya çalıştım.

O gece başka bir komşu bir fotoğraf paylaştı.

Orange, sokağın yanındaki arka geçitte yerde yatıyordu. Bedeninin altındaki su birikintisi, yüreğimi parçalayan bir renge bürünmüştü.

'Kediye araba çarpmış arkadaşlar. Yardım etmeye çalıştığımda çoktan ölmüştü.'

'Gözlerini apartmanın girişinden ayırmıyordu. İnsanlar kaç kere uzaklaştırmaya çalışsa da gitmedi. Bilmiyorum. Sanki birini bekliyordu. Gerçekten sahibi yok mu bunun?'

Fotoğrafa bakıp Orange'a seslenmek istedim ama sesim göğsümdeki o büyük boşluğa hapsolmuş gibiydi. Ağzımdan yalnızca acınası, boğuk bir hıçkırık çıkarken gözyaşlarım akmaya başladı.

Yumruklarımı sıktım. Parmaklarımı avuçlarıma öyle sert geçirdim ki elimden aşağı sıcak bir şeyin aktığını hissedene kadar kanadığımı fark etmedim. Orange'ın tasmasındaki çan avucumda küçük bir kesik açmıştı.

Ağladım.

Bir köşeye kıvrılıp bütün bedenim titreyene kadar ağladım.

Orange yedi yıldır arkadaşımdı. Herkes yalnızca artık hayatta olmayan kardeşimi düşünürken, beni evimizin girişinde bekleyecek kadar önemseyen tek kişi Orange'dı.

Onu da bir kenara atmışlardı. Hem de beni beklediğini bile bile.

Bir bildirim sesi duyuldu.

Telefonumun ekranı aydınlandı.

'Yerine geçme işlemini reddetmek için tek bir şansın var. Reddetmek istiyor musun?'

Yağmurdan sırılsıklam olmuş, kanlar içinde yatan kedimin fotoğrafına baktım.

Kararımı verdim.

'Tamam. Yerine geçme işlemi devam edecek.'

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Paralel Yalanlar   Bölüm 10

    Amelia'nın Bakış AçısıBu yeni dünyaya geleli üç gün olmuştu ki eski ailemden bir görüşme isteği aldım.'Roger Silverstone, Amy Silverstone ve Caelan Jackman görüşme talebinde bulundu. Kabul ediyor musun?'Yeni kedim kucağımda kıvrılmış yatarken pencerenin yanında oturuyordum. Güneşin sıcaklığını elimin üstünde hissediyordum.Yerime Rosamund geçirilmeden hemen önce gözlerimin nasıl bulanıklaştığını hatırladım. Geri sayımı hatırladım.May benim için elma soyuyordu. Uygulamada yeni bir bildirim belirdiğinde durdu."Hmm, karar senin, Amelia," dedi.Rutger elinde bir bardak ılık sütle yanımıza geldi. "Onlarla konuşmaya karar verirsen yanında kalabiliriz. Ama konuşmak istemezsen de bunda hiçbir sakınca yok."İstek listesinin en altında Rosamund'un adını gördüm ve üzerine dokundum.Pek bir şey yoktu. Sadece birkaç satır yazı vardı.'Amelia, yaşadıkların için üzgünüm. Onlara bizim birer araç olmadığımızı söylemeye devam edeceğim. Ben kusurlu, söz dinlemez bir çocuk değilim. Sen de k

  • Paralel Yalanlar   Bölüm 9

    Gece yarısı olmuştu. Roger hızlı adımlarla Paralel Evren Araştırma Merkezi'ne girdi.Amy kan çanağına dönmüş gözlerle bilgisayar ekranına bakıyordu. Arama çubuğuna Amelia'nın adını yazdı ve sayfanın yüklenmesini bekledi.Karşısına kırmızı renkte tek bir satır çıktı.'Kişinin Asıl Dünya ile olan tüm aile bağları kaldırılmıştır. Kişi geri dönme hakkından feragat etmiştir.'Amy sayfayı tekrar tekrar yeniledi. "Bu doğru olamaz! O benim kızım! Benim! Bana geri dönmek istiyor olmalı! Neden onu geri getiremiyorum?!"Bilgisayar sistemi hiçbir tepki vermedi.'Aile bağınız kaldırılmıştır. Talebiniz reddedilmiştir.'Roger, Caelan'a döndü. "Sen denemelisin. En çok seni önemsiyor!"Caelan titreyen elleriyle hesabına giriş yaptı ve aynı şeyi denedi.'Caelan Jackman, Rosamund'un Amelia'nın yerini almasını kabul etmiştir. Kişiyi geri getirme hakkından feragat edilmiştir.'Yazılanlara bakarken Caelan'ın dizlerinin bağı çözüldü. Sırtını duvara verip yere çöktü. Gözlerini elleriyle kapattı ve s

  • Paralel Yalanlar   Bölüm 8

    Üçüncü Şahıs Bakış AçısıSilverstone ailesi sonunda Rosamund'un, yıllar boyunca kafalarında yarattıkları kişiyle hiç ilgisi olmadığını fark etti. Rosamund'un küçük beyaz bir elbise giyip fotoğraf çektirmek ya da doğum günü pastasının arkasında gülümsemek gibi şeylere hiç ilgisi yoktu. Caelan'a yakın olmak istemiyordu. Çoğu zaman ailesinin hazırladığı yemekleri bile sevmiyordu.Birinin tenine dokunmasından nefret ediyordu. Perdeler asla tamamen açılamıyordu. Televizyonun sesi bile 20'nin üzerine çıkarılamıyordu.Amy ilk başta sabırlı olmak için elinden geleni yaptı. "Geldiğin yerde çok acı çektiğini biliyorum ama sen de bizim dünyamıza uyum sağlamayı öğrenmelisin!"Rosamund yüzünü yastığına gömdü. Ellerini kulaklarından hiç çekmiyordu. "İster orada ister burada olayım, ben hep böyleydim! Bana uyum sağlamaya hiç çalışmayan sizsiniz!"Amy ona karşı çıkmayı çok istiyordu ama aklından o teşhisi çıkaramıyordu.Raporu sakladıktan sonra psikoloğun kendisine verdiği ebeveyn rehberini bile

  • Paralel Yalanlar   Bölüm 7

    Rosamund eve döneli sadece üç gün olmuştu ama Silverstone ailesinin sabrı şimdiden tükenmişti.Eski yatağımda uyumayı reddediyordu. Parfüm kokusunun çok ağır, çarşafların çok ince ve ışıkların çok parlak olduğundan şikayet ediyordu. Ama annem ışıkları kapattığında Rosamund korkuyla başını kollarının arasına alıp titriyordu.Babamın sabrı tükenmişti. Oturma odasının ışığını açıp öfkeyle, "Ne istiyorsun sen Allah aşkına?" dedi.Rosamund hemen duvara sindi. Nefesi hızlandı. "Bağırma! Kulaklarımı acıtıyorsun!"Annem gözyaşlarına boğuldu. "Tanrım, Rose! Seni eve, acı çekmek için durmadan yeni nedenler bulmanı izlemek için getirmedim!""Ben uydurmuyorum. Gerçekten acı çekiyorum!" diye karşı çıktı Rosamund.Annemin hıçkırıkları bir anda kesildi. Sanki daha önce hiç kimse yüzüne karşı böyle bir şey söylememişti.O gece sarımsaklı ekmek, peynir ve karidesli börekler hazırladı. "Bunlar en sevdiğin yemekler."Rosamund yemekleri koklar koklamaz öğürdü. Yüzü bembeyaz kesildi. "Bunların hiçb

  • Paralel Yalanlar   Bölüm 6

    Yeni annemin adı May'di.Perdeleri öyle bir çekti ki güneş ışığı yüzüme değil, sadece yere düşüyorduPerdelere dokunmadan önce hep bana bakıp soruyordu. "Işık böyle iyi mi, canım? Rahat mısın? Biraz daha azaltayım mı? Burada durmam seni rahatsız ediyor mu?"Boğazım düğümlendi. Bunu beni kazanmaya çalıştığı için yapmadığını fark ettim. Gerçekten benim için her şeyi biraz daha kolaylaştırmak istiyordu.Yeni babamın adı Rutger'dı. Bir kaseye çorba doldurup yanına bir kaşık koydu. "Yavaş yavaş. Hâlâ biraz sıcak. Kaygılandığında miden eskiden de rahatsız olurdu. Hepsini bitiremezsen sorun değil. Kendini ne kadar rahat hissediyorsan o kadar iç."Kaşığı elime aldım. Bileğim ağrıyor, elim titriyordu. Bir yudum aldım. Sıcak çorba boğazımdan geçip boş, ağrıyan mideme ulaştı. Canım yandı.Rutger bana bir mendil uzattı ama neden ağladığımı sormadı. Sadece, "Acele etme, tatlım. Acelemiz yok," dedi.***O öğleden sonra beni eve götürdüler. Beni bekleyen bir hoş geldin pankartı ya da pasta yo

  • Paralel Yalanlar   Bölüm 5

    Annem ekrandaki birkaç kelimeye bakakaldı. Dudakları titredi. "R-Rose, sen misin?"Ekranda peş peşe yeni mesajlar belirdi.'Amelia bir beden değil. O bir insan! Canı yanıyor!'Babamın yüzündeki ifade dondu. Caelan bana baktı.Karşılarında, hâlâ kameranın önündeymişim gibi öylece duruyordum. Ağrıyan yanaklarımdaki o yapmacık gülümsemeyi bozmamıştım.Annem telefonunu sanki bir bebekmiş gibi kucağına aldı. "Öyle söyleme! Seni çok özledim, Rose. Yıllardır seni bekliyorum!"'Size çocukken de söylemiştim. Işığa ve sese karşı hassasım. Dokunulmaya karşı da hassasım.'Annemin hıçkırıkları bir anda kesildi. Babam parmaklarını büktü.'Doktor size söylemişti, değil mi? Otizm spektrumundayım. Duyusal hassasiyetlerim var. Ama siz benim sadece ele avuca sığmaz, zor bir çocuk olduğuma inandınız.'Oturma odasına sessizlik çöktü.Annemin yüzünde hâlâ gözyaşları vardı. Şaşkınlıkla, "Neden bahsediyorsun, Rose? Sen sadece... kendi bildiğini okuyan bir çocuktun," dedi.İçimi bir ürperti kapladı.

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status