Annem ekrandaki birkaç kelimeye bakakaldı. Dudakları titredi. "R-Rose, sen misin?"Ekranda peş peşe yeni mesajlar belirdi.'Amelia bir beden değil. O bir insan! Canı yanıyor!'Babamın yüzündeki ifade dondu. Caelan bana baktı.Karşılarında, hâlâ kameranın önündeymişim gibi öylece duruyordum. Ağrıyan yanaklarımdaki o yapmacık gülümsemeyi bozmamıştım.Annem telefonunu sanki bir bebekmiş gibi kucağına aldı. "Öyle söyleme! Seni çok özledim, Rose. Yıllardır seni bekliyorum!"'Size çocukken de söylemiştim. Işığa ve sese karşı hassasım. Dokunulmaya karşı da hassasım.'Annemin hıçkırıkları bir anda kesildi. Babam parmaklarını büktü.'Doktor size söylemişti, değil mi? Otizm spektrumundayım. Duyusal hassasiyetlerim var. Ama siz benim sadece ele avuca sığmaz, zor bir çocuk olduğuma inandınız.'Oturma odasına sessizlik çöktü.Annemin yüzünde hâlâ gözyaşları vardı. Şaşkınlıkla, "Neden bahsediyorsun, Rose? Sen sadece... kendi bildiğini okuyan bir çocuktun," dedi.İçimi bir ürperti kapladı.
Read more