MasukNilay küçümseyerek güldü. "Hasan'a on yürek versen bile bana dokunmaya cesaret edemez. Bir saç telime dokunursa Orhan ona dünyayı dar eder!""Demek o şerefsiz gerçekten buraya gelmemiş. Yoksa az önce etrafa iyi bakamadım mı? Gidip bir daha kontrol edeyim.""Yardım edeyim mi?""Olur valla, bulursak benimle birlikte onu Tapu Müdürlüğü'ne sürüklersin."Aylin bir ceket alıp Nilay'la birlikte evden çıktı.İlk amacı Nilay'ı evden uzaklaştırmaktı.İkincisi de Hasan'dan uzak durmaktı.Kim bilir, evde kalmaya devam ederse Hasan yine ona göz diker miydi?Şu erkek milletine hiç güven olmazdı.Sonuç beklendiği gibi oldu. Hasan'ı bulamadılar.Nilay çaresizce Zehra'yı aradı."Hasan ne kadar kaçarsa kaçsın, eninde sonunda onu bulacağız. Bakalım daha ne kadar saklanabilecek!"***Hasan, Aylin'in evinde saklanmaya devam etti. Aylin'le Nilay gittikten sonra evden sessizce sıvıştı.Kendi evine de Tülin'in yanına da gitmedi.Bunun yerine bir otele yerleşti.Ardından Mehmet'i arayıp bu duruma bir çözüm bul
"Evde ne yapıyordun? Dakikalardır kapıyı çalıyorum, şimdi mi açıyorsun? Yoksa içeride kendi kendine mi eğleniyordun?" diye sordu Nilay sırıtarak.Aylin suratını asarak ters bir edayla, "Ağzından da hiç hayırlı bir şey çıkmaz. Söyle bakalım, bu kadar aceleyle evimde ne arıyorsun?" dedi."Hasan burada mı?" diye doğrudan sordu Nilay.Aylin'in yüreği ağzına geldi ama belli etmeden yalan söyledi: "Sen kafayı mı yedin? Hasan'ın burada ne işi var?"Nilay, Aylin'in koluna girip sesini alçalttı. "Zehra, Hasan'ı evi üzerine devretmesi için sıkıştırmaya çalışıyor ama o pislik kaçıp duruyor.""Zehra'yla ikimiz onun evde saklandığından şüpheleniyoruz ama o bize dışarıda meşgul olduğunu söylüyor.""Az önce eve habersizce girdim. Sehpanın üzerindeki çay bardağı hâlâ sıcaktı. O herifin uzaklaşmış olması mümkün değil.""İki evin balkonları birbirine bağlı. Büyük ihtimalle oradan senin evine geçmiştir.""Aylin, eğer Hasan gerçekten buradaysa sakın onu korumaya kalkma.""İbo'dan her şeyi duyduk, Hasan sa
"Şu an oturduğumuz evin tapusunu üzerime devredeceğini söylememiş miydin? Şansıma çıkarken tüm belgelerimi de yanıma almıştım, tek gereken gelip bir imza atman."Hadi oradan!Zehra'yla Nilay'ın birlik olup kendisine kumpas kurduğunu bir önceki gece öğrenmişti.Bu iki sürtük onu resmen köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu!Elbette oraya gitmeyecekti. Evin kendisi için pek bir önemi yoktu ama bunu Zehra'nın yanına kâr bırakmaya da niyeti yoktu.Asıl sorun, Zehra'nın kendisini aldattığına dair henüz bir kanıt bulamamış olmasıydı. Bu yüzden onunla açıkça yüzleşemezdi.Hasan, "Şu an dışarıdayım. Bugün yetişemeyeceğim galiba. Tapu işini başka bir gün halletsek olur mu?" diye yalan söyledi."Şu an neredesin?" diye üsteledi Zehra.Hasan, Zehra'nın kolay kolay vazgeçmeyeceğini biliyordu.Kasten çok uzak bir yer söyledi.Zehra ısrar etti. "Elindeki işi bir kenara bırakıp buraya gel, imzayı attıktan sonra işine bakarsın.""Kocacığım, evi üzerime devretmeyi kendin söylemiştin. Yoksa şimdi sözünden mi d
Abim az önce ne dedi?Hasan'ın yengemle birlikte olmasını mı sağlayacakmış?Yengem onun karısıydı! Kendi karısını başka bir erkeğin yatağına mı atıyordu?Kulaklarıma inanamıyordum.Daha da inanılmazı, her zaman dürüst ve iyi niyetli biri olarak tanıdığım abimin böyle bir şey yapabilmesiydi!Bu, bildiğim ve inandığım her şeyi altüst etmişti.Kafam karmakarışıktı. Hem tarif edilemez bir acı çekiyor hem de kendi içimde korkunç bir çatışma yaşıyordum.O benim abimdi ya!Çocukluğumdan beri onu her zaman öz abim olarak görmüştüm!Dışarı fırlayıp neden böyle bir şey yaptığını yüzüne karşı sormak istiyordum.Ama cesaret edemiyordum.Çünkü o adam bana karşı aslında fena sayılmazdı.İçim acıyordu, kendimi berbat hissediyordum.Ne yapacağımı hiç bilmiyordum.Abim, Hasan'la konuşmasını bitirip gittikten sonra ben tuvaletin kapısına yaslanmış, uzun süre öylece kalakalmıştım.Yengeme az önce ne olduğunu sorduğumda neden anlatmak istemediğini şimdi daha iyi anlıyordum.Yengemi düşündükçe Hasan'a duyd
Ama az önce duydukları onu öylesine iğrendirmişti ki...Asıl kabullenemediği şey, hayat arkadaşının artık bambaşka birine dönüşmüş olmasıydı.Bencil, ilkesiz bir adama dönüşmüştü.Bu yüzden Aylin artık konuşmayı sürdürmek istemiyordu. Mehmet'e dair düşüncelerinin daha da kötüleşmesine tahammül edemiyordu.Aksi takdirde onunla hayatına nasıl devam edeceğini gerçekten bilemiyordu."Neden? Neden böyle oldu?" diye düşündü Aylin. Bir türlü akıl erdiremiyordu.Mehmet'le evlenirken onu dürüst ve kendi hâlinde biri olduğu için seçmişti.Böyle bir adamla huzurlu bir yuva kurulabileceğini düşünmüştü.Gerçekten de evlilikleri boyunca Mehmet ona çok iyi davranmıştı.Özel günlerde ve bayramlarda mutlaka hediye alır, maaş kartını da ona verirdi. Evlendikten sonra aldıkları evin tapusunu bile yalnızca onun üzerine yaptırmıştı.Cinsel hayatlarını da ihmal etmez, her gün vaktinde eve gelir, fırsat buldukça Aylin'le vakit geçirirdi.Aylin bir zamanlar kendisini çok şanslı ve mutlu bir kadın olarak görür
Aylin doğrudan Mehmet'i aradı ve hıçkırıklar içinde sordu: "Mehmet, sen ne yapmaya çalışıyorsun?"Mehmet bilmezlikten geldi. "Aylin, ne oldu? Bir şey mi yaşandı?""Bana numara yapma! Hasan her şeyi anlattı. Beni ona sen peşkeş çekmişsin! Bana bunu nasıl yaparsın? Sen tam bir pisliksin!"Aylin konuşurken yeniden ağlamaya başladı.Mehmet aslında ne olduğunu anlamıştı ama bunu kesinlikle kabul edemezdi.Karısının bu duruma bu kadar şiddetle karşı çıkacağını hiç tahmin etmemişti.Aylin'in bunu seve seve kabul edeceğini sanıyordu.Acele etmiş, işi bu noktaya getirmişti.Ama artık iş işten geçmişti. Pişman olmanın faydası yoktu. Mehmet'in yapabileceği tek şey sonuna kadar inkâr etmekti."Ne diyorsun sen? Ben seni Hasan'a mı sundum? Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Sen benim karımsın!""Yoksa Hasan sana bir şey mi yaptı? Şerefsiz herif! Zaten niyetinin bozuk olduğunu biliyordum. Demek bu yüzden hastaneye gelip senin yerine geçmemi istedi. Meğer gözü sendeymiş!"Aylin ağlamayı kesti. "Ne d