INICIAR SESIÓNBuz Kraliçesi: "Demek intikamcı ve kırıcıyım, öyle mi? Sen benim hakkımda böyle konuşmaya nasıl cüret edersin lan?"Ben: "Haksız mıyım? Erkek arkadaşın sana ihanet etti diye gidip rastgele bir yabancıyla yatağa girerek ona ihanet ettin. Bu, ne kadar intikamcı olduğunu göstermiyor mu? Üstelik sürekli beni kontrol etmeye çalışıyor, bana tepeden bakıyorsun. Hoşuna gitmeyen bir şey söylediğim anda da hemen beni tehdit ediyorsun. Bu da kırıcı değil de ne?"Artık bu kadına muhtaç olmadığım için ağzıma geleni çekinmeden söylüyordum.Onun öfkelenip öfkelenmemesi de umurumda değildi.Nasıl olsa bundan sonra onunla bir daha görüşmeyi düşünmüyordum.O sırada Buz Kraliçesi, yazdıklarımı okuyunca öfkeden adeta patlayacak hâle geldi."Bu lanet olası şerefsiz! Benim hakkımda böyle konuşmaya nasıl cüret eder? Ne yapmaya çalışıyor bu?"Aynı gün içinde sergilediğim tavırlar arasındaki büyük fark, onun kafasını iyice karıştırmıştı.Gerçekten de ne yapmaya çalıştığımı bir türlü anlayamıyordu.Buz Kraliçes
Hiçbir şey yapamıyor, tek kelime bile edemiyordu.Kafası karmakarışık duygularla doluydu. Kendini çok kötü hissediyordu.Buz Kraliçesi eve döndükten sonra yatağına uzandı ama bir türlü uyuyamadı. Bir sağa bir sola dönüp durdu.Bu gece tanık oldukları onu derinden sarsmıştı.Telefonunu çıkarıp sohbet edecek birini aradı ama konuşabileceği kimseyi bulamadı.Canı sıkılınca aklına ben geldim.Beni rahatsız etmekten çekinmeden doğrudan mesaj attı: "Uyudun mu?"Aslında bir süredir uyuyordum ama çok susadığım için uyanmıştım.Gözlerimi açar açmaz telefonumun titrediğini fark ettim. Buz Kraliçesi'nden bir mesaj gelmişti.Saat sabahın üçünü çoktan geçmişti. Bu kadın gecenin bu saatinde bana neden mesaj atıyordu?Yoksa yine beni sınamaya mı çalışıyordu?Mesajına cevap vermedim. Bir bardak su içip yeniden uyudum.Ancak bir süre sonra telefonum tekrar titredi.Yine Buz Kraliçesi'nden mesaj gelmişti. "Senin gözünde nasıl bir kadınım?"Bu mesaj yüzünden yeniden uyandım. Gözlerim hâlâ yanıyordu ve ye
"Öyle mi? O zaman uygun bir zamanda Merve Hanım beni de muayene etsin," dedi Hasan. Pişmiş kelle gibi sırıtarak Merve'nin o muazzam fiziğini süzmeye devam etti.Böylesine güzel bir kadını kollarına alıp kendine çekmenin nasıl bir his olacağını hayal ediyordu.Ancak Buz Kraliçesi onu zerre umursamadı. Hasan ise bu gece yanına bir genç kadın takıp oteline götürmek ve içindeki arzuyu doyasıya yaşamak istiyordu.Bu yüzden dikkatini genç bir stajyere çevirdi.Kız yirmili yaşlarının başındaydı ve oldukça toy, saf görünüyordu.Hasan ona içki ikram ettiğinde kız reddetmeye utandı ve kadehini kaldırıp içti.Daha birkaç kadeh içmişti ki başı dönmeye başladı.Buz Kraliçesi bütün bunları soğuk gözlerle izliyordu.Hasan'ın neyin peşinde olduğunu anlamayacak değildi.Ama masada oturan hastane yöneticilerinin çoğu bu tür işlere alışkın, kurnaz insanlardı. İçlerinden hiçbiri araya girip olanları engellemiyordu.Çünkü hastaneyle Hasan arasında ticari ilişkiler vardı.Bu yüzden böylesine kirli bir pazar
Nilay gerinerek memnun bir ifadeyle konuştu: "Neyse, ben de artık gidip yatayım. Uygun bir zamanda seninle yatak odasının sırlarını iyice keşfedelim."Üzerime bir çarşaf alıp Nilay'ı balkona kadar geçirdim. Gözlerimin önünde balkondan diğer tarafa geçtiğini gördüm.Güvenle geri döndüğünden emin olduktan sonra ebeveyn odasına yöneldim.Zehra belli ki fazla kaçırmış, yanlış odaya girmişti.Onu kucağıma alıp kendi odama götürsem mi diye düşündüm.Biraz düşündükten sonra vazgeçtim.Çünkü sarhoş olup kendimizi kaybetmişiz gibi davranmamız gerekiyordu.Madem öyleydi, bu hatayı sonuna kadar sürdürmek en mantıklısıydı.Ben de yatağa girip Zehra'ya arkadan sarıldım ve kısa süre sonra uykuya daldım.Yalnızca bizim iki aile değil, otelde kalan Hasan da geceyi sakin geçiremedi.Hasan, karısıyla yattığımı düşündükçe kendini son derece kötü hissediyordu.Beni işten attırmak için Çetin Bey'i aradı."Alo, Hasan Bey, ne diyorsunuz? Sizi duyamıyorum!" Çetin Bey bir akşam yemeğindeydi. Bulunduğu yer çok
"Sesin neden böyle tuhaf geliyor? Bir de vücudun az öncekinden farklı."Bir tuhaflık olduğunu fark edince gözlerimi açtım.Bir sonraki an ödüm koptu.Sarılmış olduğum kişi Zehra değil, Nilay'dı!İçkiden öyle sersemlemiştim ki doğru dürüst düşünemiyordum.Aklım hâlâ bulanıktı. Az önce Zehra'ya sarıldığımı sanmıştım ama kollarımdaki kişinin Nilay olduğunu anlayınca afalladım.Ne olduğunu anlayamadım. Şaşkınlıktan donup kalmıştım.Alnımdan soğuk terler akmaya başladı."Nilay abla, sen misin?""Sen burada ne arıyorsun?""Zehra nerede?"İçimi daha da büyük bir korku sardı.Az önce birlikte olduğum kişi kimdi?Yoksa o da Nilay mıydı?Nilay kollarını göğsünde kavuşturup gülümseyerek bana baktı. "Sence?"Yüzündeki ifade kafamı iyice karıştırdı.Panikten ne yapacağımı şaşırmıştım."Zehra! Zehra, neredesin?" diye telaşla seslendim.Tam o sırada ebeveyn odasından Zehra'nın bitkin sesi geldi. "Buradayım... Çok yorgunum, artık uyuyacağım."Bu sesi duyunca nihayet rahat bir nefes aldım.Zehra'nın da
"İnternette de araştırdım. Ülkemizde pek çok kadının hayatı boyunca orgazmın nasıl bir şey olduğunu hiç bilmeden yaşadığı yazıyordu.""Kadınların bu zevki yaşamasının çok ama çok zor olduğunu da söylüyorlar.""Doktora gitmeye utandığım için hep içime attım, kimseye anlatamadım.""Ama az önce seninle birlikteyken o hissi ilk kez yaşadım.""Demek ki sorun bende değilmiş. Hasan bu konuda gerçekten beceriksizin tekiymiş.""Beni hiç tatmin edemiyor!"Zehra bunları söylerken gözyaşlarına hâkim olamadı.Hasan'la yedi yıldır evliydi. Tam yedi yıl!Bir kadının hayatında kaç tane yedi yıl vardı ki?En güzel yıllarını, gençliğinin en değerli dönemini Hasan'a vermişti.Ama bir eş olarak yaşaması gereken mutluluğu bir türlü tadamamıştı.Hep içine atmış, hiçbir şey söylememiş, her zaman Hasan'ı düşünerek hareket etmişti.Gururunu incitmemiş, onu küçük düşürmemiş, kusursuz bir eş olmaya çalışmıştı.Ama bütün bunlara rağmen sonunda ihanete uğramıştı.Zehra kendine acıyordu.Muhafazakâr bir yapıya sahi