LOGIN"O zaman elinde üç bin liradan biraz fazla para kalacak. Gerçekten bunu göze alıyor musun?"Kahretsin, tabii ki razı değildim!Bu yüzden içim parçalanıyordu. Sanki kalbim kanıyordu!"Yalvarırım, daha fazla konuşma. Bırak da bu seferlik cömertliğim tutmuş olsun."Daha fazla konuşmaya cesaret edemedim. Dişimi sıkarak hesabı ödedim.Merve, arkamdan bakarken gözlerindeki sert ifade nihayet yumuşadı. "Bu herif de o kadar sinir bozucu değilmiş aslında. Sadece biraz fazla korkak."İşte Merve'nin benim hakkımdaki son değerlendirmesi buydu.Sağ olsun, hakkımda ne güzel şeyler düşünüyordu!Restorandan çıktıktan sonra eve dönmeye hazırlandım.Artık hiçbir sorumluluğum kalmamıştı. Sanki omuzlarımdan büyük bir yük kalkmıştı.Geleneksel Tıp Hastanesi'nde çalıştığım süre boyunca pek mutlu olduğumu söyleyemezdim.Doğru dürüst hiçbir şey öğrenememiştim. Üstelik her gün Can gibi insanlarla uğraşmak zorunda kalmıştım. Fazlasıyla can sıkıcıydı.İnsanların birbirinin kuyusunu kazdığı, sürekli entrika çevir
Öfkeyle gözlerimi devirdim. "İyilikten maraz doğar derler. Bana böyle davranacağını bilseydim hiç gelmezdim.""Gelmeseydin bu kadar güzel bir ziyafeti nerede yiyecektin? Kapıdan girdiğimizden beri ağzın bir saniye bile boş durmadı."Demek Merve, ne düşündüğümü çoktan anlamıştı.Yine de hiç utanmadım. Zaten birbirimize böyle laf yetiştirmek artık alışkanlık olmuştu.Yüzsüzce sırıtıp, "Bana yalvaran sen değil miydin? Sen ısrar etmeseydin zaten gelmezdim," dedim."Ahhh!"Merve bacağıma öyle bir tekme attı ki acıdan kıvrandım.Ancak o zaman yüzüne muzaffer bir gülümseme yayıldı.Ama doğrusu, bu kadın güldüğünde gerçekten çok güzel oluyordu.İnsana huzur veren, her şeyin yolunda olduğunu hissettiren bir güzelliği vardı.Hem bu kadar güzel olduğu hem de bana böyle bir ziyafet çektiği için onu affettim.Karnımızı doyurduktan sonra Merve hesabı benim ödememi istedi.Az kalsın küçük dilimi yutacaktım."Ablacığım, benimle kafa mı buluyorsun? Bende o kadar para ne gezer?""Burada on küsur gündür
"Vazgeçmek mi? Peki ya kaybettiğim o gençlik yılları, boşa harcadığım duygular ne olacak? Bütün bunları öylece unutup gidecek miyim?"Merve, sanki ruhunu kaybetmiş gibi bitkin bir sesle konuştu."Bu kadın neden bu kadar inatçı ki?" diye düşündüm.Neden geçmişe takılıp kalıyordu? Neden önüne bakamıyordu?Sürekli acı çekerek yaşamak insanı ne kadar yıpratırdı.Yemeğini yediğim için onu biraz olsun teselli etmem gerektiğine karar verdim. "Aslında böyle düşünmemelisin. Bu şekilde devam edersen ileride de çok acı çekersin.""Bir de başka açıdan bak. Önünde uzun bir hayat var. Daha 40, 50, 60 yıl yaşayabilirsin, hatta belki çok daha fazla.""Önündeki onlarca yılı sürekli pişmanlık duyarak geçirmek istemezsin herhâlde.""Gelecekle kıyasladığında, şu anda yaşadığın bu birkaç yıl aslında hiçbir şey sayılır.""Bundan sonraki hayatını dolu dolu yaşarsan, hayatın yine de harika olabilir."Merve gözlerini kocaman açıp bana baktı. "Senden böyle sözler duyacağım hiç aklıma gelmezdi. Doğrusu, beni şaş
Merve kaşlarını çattı. "Bilmiyorum. Ne zaman bu hâle geldiğini ben de bilmiyorum.""Belki üniversiteden mezun olduktan sonra değişti. Belki de gururu yüzünden böyle davranıyordu. Belki de toplum fazla acımasızdı.""Mezun olur olmaz Kuzeykent Geleneksel Tıp Hastanesi'nde staja başladım. Altı ay bile geçmeden kadroya alındım. Altı ay sonra da geleneksel tıp bölümünün müdür yardımcısı oldum.""Ama o bir türlü iş bulamadı. Birkaç hastanede staj yaptı ama çeşitli nedenlerle hiçbirinde kadroya alınamadı."Ben de yemeğimi hemen hemen bitirmiştim. Artık keyifle dedikodu dinleyebilirdim."Bu, onun için gerçekten ağır bir darbe olmuş olmalı," dedim.Merve'nin yüzü bir anda karardı ve bana sertçe baktı. "Yani beni aldatıp bana ihanet etmesi gayet normal mi diyorsun?""Hayır, hayır! Öyle demek istemedim. Sadece üniversiteden yeni mezun olmuş biri için üst üste hayal kırıklığına uğramanın gerçekten ağır bir darbe olabileceğini söylüyorum.""Üstelik sen de onun sevgilisi olarak bu kadar başarılıydın
İkimiz Uzak Doğu restoranına gittik.Bu restoranı başkalarından duymuştum. Kişi başı hesap beş bin lirayı aşıyordu. Benim için dudak uçuklatan bir fiyattı bu!Geçen ayın maaşını daha yeni almıştım. Elime geçen toplam para dokuz bin liraydı.Ulan, dişimin kovuğuna bile yetmezdi.Beş bin lira benim için elbette servet sayılırdı."Başka bir yere mi gitsek acaba?" diye sordum. Aslında mesele, o kadar para harcamaya kıyamamamdı. Hesabı paylaşsak bile cebimden o kadar para çıkmasına gönlüm razı değildi.Bir öğün yemeğe beş bin küsur lira vermek, içimi acıtıyordu.Merve bana dik dik baktı. "Bundan sonra konuşmak yok! Sen sadece yemeğini ye, yeter."Bunu söyledikten sonra ikimize bir masa ayarladı.Ardından bir sürü yemek sipariş etti.Masaya gelen yemeklere bakınca iştahım tamamen kaçtı.Hiçbir şeye dokunmadığımı gören Merve öfkeyle, "Sana para ödemeyeceğini söyledim. Sadece yemeğini ye, yeter. Odun gibi oturmayı bırakır mısın lütfen?" dedi."Gerçekten benden para istemeyecek misin?"Merve bi
"Hasta mısın sen ya? Az önce sana yardım ettim, hâlâ bana böyle mi davranıyorsun?""Bunu bana yardım etmek için mi yaptın? Yoksa rezil oluşumu izlemekten zevk mi aldın?" diye sordu. Meğer olanları böyle yorumlamıştı.Gözlerimi öfkeyle devirdim."Peki, paşa gönlün nasıl istiyorsa öyle düşün. Açıklama yapacak değilim. Ama bana yemin ettirmeye çalışıyorsan avucunu yalarsın!""Yemin etmezsen sana nasıl güveneceğim?""O senin sorunun. Kimseye güvenmiyorsun işte! Sırf senin içini rahatlatmak için neden kendimi küçük düşüreyim ki?" diye karşılık verdim. İyice bunalmıştım.Az önce ona yardım eden bendim ama karşılığında gördüğüm muameleye bak!Resmen iyilik yaparken suçlu duruma düşmüş gibiydim.Son derece sinir bozucuydu."Erkeklere güvenmiyorum! Hiçbir erkeğe güvenmiyorum! Bu dünyadaki erkeklerin hiçbiri beş para etmez!" diye birden ağlamaya başladı.O aşağılık herifin onu derinden yaraladığını, bu yüzden kimseye güveninin kalmadığını biliyordum.Ses tonumu yumuşattım. "Bütün erkekler o kada