Partager

7. Bölüm

Auteur: Nazlı Abla
"Peki, o zaman dinlen." Yengem telefonu kapattı.

Ben hemen sordum, "Zehra abla ne dedi?"

Yengem derin bir iç çekerek, "Hiçbir şey demedi. Sadece iyi hissetmediğini, gidip dinleneceğini söyleyip kapattı," dedi.

Rahat bir nefes aldım, "Oh be..."

Yengem alnıma hafifçe vurdu, "Ne demek 'oh be'?"

Omuz silkerek, "Zehra abla hiçbir şey söylemediyse, ben de o kadar rezil olmam ya," dedim.

"Bir şey demedi diye az önce olanlar yaşanmamış mı oldu sanıyorsun?"

"Bak sana söyleyeyim, o sustukça o olay kafasına daha beter kazınacak."

"Hatta seni her gördüğünde, arabada yaptığın o şey gözünün önüne gelecek."

O anda yengemin söylediklerinin gerçekten mantıklı olduğunu fark ettim.

Bu da tıpkı abimle yengemin birlikte olduklarını istemeden duyduğum zamanki gibiydi.

Yengem bana ne zaman biraz samimi bir hareket yapsa, istemsizce onun yatakta olduğu anları hayal ediyordum.

Hemen yengeme sordum: "Peki ne yapacağız?"

Yengem biraz düşündü ve şöyle dedi: "Zehra'nın ağzı çok sıkı, ondan öyle şeyler duymak bence imkansız. Bir kadın, ağzını bile açmaya istekli değilse, bedenini hiç açmaz. Bu yüzden, farklı bir yöntem denemeye karar verdim."

"Ne yöntemi?" diye sordum.

"Adım adım, yavaş yavaş ağıma düşmesini sağlayacağım," dedi yengem gülümseyerek.

Ne demek istediğini tam anlayamamıştım.

Yengem ise eliyle geçiştirdi, "Önce yemeğini ye, sonra sana yavaş yavaş öğretirim."

Yengem çok fazla yemek sipariş etti, doymamı istedi.

Az önce çok enerji harcadığımı, iyice beslenmem gerektiğini söyledi.

"Sana o videoları öğren diye attım, gidip de ziyan et diye değil."

"Bundan sonra kendi başına yapma. Dayanamazsan yengen sana yardımcı olur, duydun mu?"

Birden heyecanlandım. "Nasıl yardımcı olacaksın?" diye sormak istedim.

Ama yengem açıkça söylemediği için belki de bana sürpriz yapmak istiyordur diye düşündüm ve sormadım.

Sadece çok kısık bir sesle, "Duydum," dedim.

Yengem tabağıma yemek koydu ama aklım yemekte değildi.

Hâlâ yengemin az önce söylediklerini düşünüyordum.

***

Yemekten sonra eve dönmeye hazırlandık.

Bu sefer Zehra olmadığı için yengem arabayı kendisi kullanacaktı.

Çok tedirgindim, yengemin koltuktaki lekeyi fark etmesinden çok korkuyordum.

Ne yazık ki sonunda yine fark etti.

"Seni yaramaz, arabayı ne hale getirmişsin?"

"Yenge, ben... ben isteyerek yapmadım." Çok utanmıştım.

Yengem beni azarlamadı, aksine kendi kendine mırıldandı, "Abin istiyor ama yapamıyor, sen ise sağa sola saçıyorsun. Vallahi sizin yer değiştirmeniz lazım."

"Hadi bin arabaya."

Yarım saat sonra eve döndük.

Yengem biraz dinlenmemi söyledi, kendisi ise koltukta oturup telefonla oynuyordu.

Ben de gerçekten yorgun olduğum için odama gidip dinlendim.

***

Ne kadar uyudum bilmiyorum, yarı uykulu haldeyken yine karyolanın "gıcırt" seslerini duydum.

Gözlerimi ovuşturarak doğruldum, dikkatle dinledim; seslerin abim ve yengemin odasından geldiğini fark ettim. Hafiften abimin "aaah aaah" diye inleme sesleri geliyordu.

Kendime engel olamayıp kulağımı duvara dayadım, asıl amacım yengemin sesini duymaktı.

Ancak o "gıcırt" sesi uzun sürmedi, birden kesildi.

Sonra yengemin çok öfkeli sesini duydum, "Bu mu senin mucize ilacın? Mehmet, yoksa birileri seni kandırdı mı?"

"Yok ya, olur mu öyle şey? Denediğimde taş gibiydim!"

"Denedin mi? Nerede denedin? Kiminle denedin?"

"Ya sokaktan aldım işte, kiminle deneyeceğim?"

"İlacı içtikten sonra kendimi çok güçlü hissettim, hemen sana geldim..."

"Kim bilebilirdi ki..."

Abim ve yengemin yine kavga ettiğini duyunca abime içim acıdı.

Otuzlu yaşların başında olup da "olmayınca", insan kendini çok kötü hissediyordur herhalde.

Yoksa bir şarlatanın sözüne inanıp mucize ilaç falan almazdı.

Yengem kapıyı çarpıp mutfağa yemek yapmaya gitti.

Kısa süre sonra abim de evden çıkıp gitti.

Muhtemelen morali fena halde bozulmuştu.

"Keşke enerjimin yarısını abime verebilseydim," diye düşündüm.

Böyle saçma sapan şeyler düşünürken dışarıdan kapı çalındı.

"İbo, uyandın mı?"

Hemen uzanıp uyuyormuş gibi yaptım.

Yengem uzun süre kapıyı açmadığımı görünce kapıyı itip içeri girdi.

Bir an uyurken üstümü ve pantolonumu çıkardığımı, sadece külotla kaldığımı hatırladım.

Üstelik yorgan da örtmemiştim.

Yengem böyle içeri girerse beni çıplak halde görmez mi?

Ama şimdi yorganı çekersem, uyumadığım çok belli olacaktı.

Sadece numaraya devam etmekten başka çarem yoktu.

Yengemin beni bu halde görüp hemen çıkmasını umuyordum.

Ancak onun yatak başucuma doğru geldiğini duydum, sonrasında ise yatağımın üzerine oturdu.

Kalbim ağzımdan çıkacak gibiydi.

Derken, yengemin yumuşak parmakları göğsüme değdi.

Göğsümden aşağı doğru yavaşça kayarak, belli bir yere doğru ilerlemeye başladı.

Tüm vücudum gerildi, içimdeki kan ve enerji bir anda coştu.

Yengemin parmakları gerçekten çok yumuşaktı.

En önemlisi, o parmak sanki kasıtlı olarak bir yerimi keşfetmek istiyordu.

Bu gizlice izleniyormuşum gibi his bana inanılmaz bir heyecan veriyordu.

Yengemin keşfetmeye devam etmesini, hatta hayal bile edemeyeceğim şeyleri yapmasını istiyordum.

"Bırak numarayı, uyan."

Tam hayallere dalmışken, yengem aniden uyluğumu çimdikledi.

Canım yanınca "ahh!" diye bağırıp doğruldum.

Yeni uyanmış numarası yaparak gözlerimi ovuşturdum, "Yenge... ne işin var burada?"

"Evde tuz kalmamış, aşağıdan bir paket al diye seni uyandırmaya geldim."

"Tamam, tamam, hemen kalkıyorum."

Yengem doğrudan bana bakıyordu, "Kalksana o zaman, ne bekliyorsun?"

"Yenge... üstümde bir şey yok, bi çıksan..."

"O şeyin nasıl büyüdüğünü zaten gördüm, daha neyi saklıyorsun? Karşımda rol mü kesiyorsun?"

Yengemin neden uyumadığımı anladığını sonunda anlamıştım.

Meğer sertleştiğini fark etmişti.

Çok utanmıştım.

Kendimi çok iyi gizlediğimi sanıyordum ama vücudumun tepkisi beni ele vermişti.

Yengem kendi eliyle pantolonumu bana uzattı ve doğrudan gözlerimin içine bakarak sordu: "Sence abinin senin gibi güçlü olması için ne yapması lazım?"

"Yenge, abim son günlerde çok yorulmuş olabilir, belki ona biraz zaman tanısan?" Abim için araya girip birkaç iyi söz söylemek istedim.

Yengem, "Hadi oradan be," dedi. "Abinin sorunu yeni değil, hep öyleydi."

"Açık açık söyleyeyim, o senin yarın kadar bile değil."

"Her seferinde içime giriyor ama hiçbir şey hissetmiyorum."

İçimden, "Yok artık, abim kürdan mı sanki? Nasıl hiçbir şey hissetmez?" diye düşündüm.

Yengem konuşurken bana bakmaya devam etti. "Sen öyle değilsin, seninkini her gördüğümde, aklıma romanlardaki kızgın demir geliyor."

Yengem bunu söylerken gözleri adeta parlıyordu.

Continuez à lire ce livre gratuitement
Scanner le code pour télécharger l'application
Commentaires (1)
goodnovel comment avatar
Necmeddin
Harikaya zevkle okuyorum
VOIR TOUS LES COMMENTAIRES

Dernier chapitre

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   240. Bölüm

    Buz Kraliçesi: "Demek intikamcı ve kırıcıyım, öyle mi? Sen benim hakkımda böyle konuşmaya nasıl cüret edersin lan?"Ben: "Haksız mıyım? Erkek arkadaşın sana ihanet etti diye gidip rastgele bir yabancıyla yatağa girerek ona ihanet ettin. Bu, ne kadar intikamcı olduğunu göstermiyor mu? Üstelik sürekli beni kontrol etmeye çalışıyor, bana tepeden bakıyorsun. Hoşuna gitmeyen bir şey söylediğim anda da hemen beni tehdit ediyorsun. Bu da kırıcı değil de ne?"Artık bu kadına muhtaç olmadığım için ağzıma geleni çekinmeden söylüyordum.Onun öfkelenip öfkelenmemesi de umurumda değildi.Nasıl olsa bundan sonra onunla bir daha görüşmeyi düşünmüyordum.O sırada Buz Kraliçesi, yazdıklarımı okuyunca öfkeden adeta patlayacak hâle geldi."Bu lanet olası şerefsiz! Benim hakkımda böyle konuşmaya nasıl cüret eder? Ne yapmaya çalışıyor bu?"Aynı gün içinde sergilediğim tavırlar arasındaki büyük fark, onun kafasını iyice karıştırmıştı.Gerçekten de ne yapmaya çalıştığımı bir türlü anlayamıyordu.Buz Kraliçes

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   239. Bölüm

    Hiçbir şey yapamıyor, tek kelime bile edemiyordu.Kafası karmakarışık duygularla doluydu. Kendini çok kötü hissediyordu.Buz Kraliçesi eve döndükten sonra yatağına uzandı ama bir türlü uyuyamadı. Bir sağa bir sola dönüp durdu.Bu gece tanık oldukları onu derinden sarsmıştı.Telefonunu çıkarıp sohbet edecek birini aradı ama konuşabileceği kimseyi bulamadı.Canı sıkılınca aklına ben geldim.Beni rahatsız etmekten çekinmeden doğrudan mesaj attı: "Uyudun mu?"Aslında bir süredir uyuyordum ama çok susadığım için uyanmıştım.Gözlerimi açar açmaz telefonumun titrediğini fark ettim. Buz Kraliçesi'nden bir mesaj gelmişti.Saat sabahın üçünü çoktan geçmişti. Bu kadın gecenin bu saatinde bana neden mesaj atıyordu?Yoksa yine beni sınamaya mı çalışıyordu?Mesajına cevap vermedim. Bir bardak su içip yeniden uyudum.Ancak bir süre sonra telefonum tekrar titredi.Yine Buz Kraliçesi'nden mesaj gelmişti. "Senin gözünde nasıl bir kadınım?"Bu mesaj yüzünden yeniden uyandım. Gözlerim hâlâ yanıyordu ve ye

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   238. Bölüm

    "Öyle mi? O zaman uygun bir zamanda Merve Hanım beni de muayene etsin," dedi Hasan. Pişmiş kelle gibi sırıtarak Merve'nin o muazzam fiziğini süzmeye devam etti.Böylesine güzel bir kadını kollarına alıp kendine çekmenin nasıl bir his olacağını hayal ediyordu.Ancak Buz Kraliçesi onu zerre umursamadı. Hasan ise bu gece yanına bir genç kadın takıp oteline götürmek ve içindeki arzuyu doyasıya yaşamak istiyordu.Bu yüzden dikkatini genç bir stajyere çevirdi.Kız yirmili yaşlarının başındaydı ve oldukça toy, saf görünüyordu.Hasan ona içki ikram ettiğinde kız reddetmeye utandı ve kadehini kaldırıp içti.Daha birkaç kadeh içmişti ki başı dönmeye başladı.Buz Kraliçesi bütün bunları soğuk gözlerle izliyordu.Hasan'ın neyin peşinde olduğunu anlamayacak değildi.Ama masada oturan hastane yöneticilerinin çoğu bu tür işlere alışkın, kurnaz insanlardı. İçlerinden hiçbiri araya girip olanları engellemiyordu.Çünkü hastaneyle Hasan arasında ticari ilişkiler vardı.Bu yüzden böylesine kirli bir pazar

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   237. Bölüm

    Nilay gerinerek memnun bir ifadeyle konuştu: "Neyse, ben de artık gidip yatayım. Uygun bir zamanda seninle yatak odasının sırlarını iyice keşfedelim."Üzerime bir çarşaf alıp Nilay'ı balkona kadar geçirdim. Gözlerimin önünde balkondan diğer tarafa geçtiğini gördüm.Güvenle geri döndüğünden emin olduktan sonra ebeveyn odasına yöneldim.Zehra belli ki fazla kaçırmış, yanlış odaya girmişti.Onu kucağıma alıp kendi odama götürsem mi diye düşündüm.Biraz düşündükten sonra vazgeçtim.Çünkü sarhoş olup kendimizi kaybetmişiz gibi davranmamız gerekiyordu.Madem öyleydi, bu hatayı sonuna kadar sürdürmek en mantıklısıydı.Ben de yatağa girip Zehra'ya arkadan sarıldım ve kısa süre sonra uykuya daldım.Yalnızca bizim iki aile değil, otelde kalan Hasan da geceyi sakin geçiremedi.Hasan, karısıyla yattığımı düşündükçe kendini son derece kötü hissediyordu.Beni işten attırmak için Çetin Bey'i aradı."Alo, Hasan Bey, ne diyorsunuz? Sizi duyamıyorum!" Çetin Bey bir akşam yemeğindeydi. Bulunduğu yer çok

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   236. Bölüm

    "Sesin neden böyle tuhaf geliyor? Bir de vücudun az öncekinden farklı."Bir tuhaflık olduğunu fark edince gözlerimi açtım.Bir sonraki an ödüm koptu.Sarılmış olduğum kişi Zehra değil, Nilay'dı!İçkiden öyle sersemlemiştim ki doğru dürüst düşünemiyordum.Aklım hâlâ bulanıktı. Az önce Zehra'ya sarıldığımı sanmıştım ama kollarımdaki kişinin Nilay olduğunu anlayınca afalladım.Ne olduğunu anlayamadım. Şaşkınlıktan donup kalmıştım.Alnımdan soğuk terler akmaya başladı."Nilay abla, sen misin?""Sen burada ne arıyorsun?""Zehra nerede?"İçimi daha da büyük bir korku sardı.Az önce birlikte olduğum kişi kimdi?Yoksa o da Nilay mıydı?Nilay kollarını göğsünde kavuşturup gülümseyerek bana baktı. "Sence?"Yüzündeki ifade kafamı iyice karıştırdı.Panikten ne yapacağımı şaşırmıştım."Zehra! Zehra, neredesin?" diye telaşla seslendim.Tam o sırada ebeveyn odasından Zehra'nın bitkin sesi geldi. "Buradayım... Çok yorgunum, artık uyuyacağım."Bu sesi duyunca nihayet rahat bir nefes aldım.Zehra'nın da

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   235. Bölüm

    "İnternette de araştırdım. Ülkemizde pek çok kadının hayatı boyunca orgazmın nasıl bir şey olduğunu hiç bilmeden yaşadığı yazıyordu.""Kadınların bu zevki yaşamasının çok ama çok zor olduğunu da söylüyorlar.""Doktora gitmeye utandığım için hep içime attım, kimseye anlatamadım.""Ama az önce seninle birlikteyken o hissi ilk kez yaşadım.""Demek ki sorun bende değilmiş. Hasan bu konuda gerçekten beceriksizin tekiymiş.""Beni hiç tatmin edemiyor!"Zehra bunları söylerken gözyaşlarına hâkim olamadı.Hasan'la yedi yıldır evliydi. Tam yedi yıl!Bir kadının hayatında kaç tane yedi yıl vardı ki?En güzel yıllarını, gençliğinin en değerli dönemini Hasan'a vermişti.Ama bir eş olarak yaşaması gereken mutluluğu bir türlü tadamamıştı.Hep içine atmış, hiçbir şey söylememiş, her zaman Hasan'ı düşünerek hareket etmişti.Gururunu incitmemiş, onu küçük düşürmemiş, kusursuz bir eş olmaya çalışmıştı.Ama bütün bunlara rağmen sonunda ihanete uğramıştı.Zehra kendine acıyordu.Muhafazakâr bir yapıya sahi

Plus de chapitres
Découvrez et lisez de bons romans gratuitement
Accédez gratuitement à un grand nombre de bons romans sur GoodNovel. Téléchargez les livres que vous aimez et lisez où et quand vous voulez.
Lisez des livres gratuitement sur l'APP
Scanner le code pour lire sur l'application
DMCA.com Protection Status