Fikriye, İlay'ın uzattığı telefonu sertçe itti. "Bakmayacağım."Gözleri dolu dolu Alp'e döndü. "Alp, söyle bana. Yanılmadım, değil mi?"Alp yanına gidip tek dizini yere koyup önüne çöktü, titreyen ellerini avuçlarının içine aldı. "Sakin ol, heyecanlanma. Sen onun Minik olduğunu düşünüyorsan öyledir. Gönlün ne diyorsa ona uy."İlay ayağa kalktı, öfkeyle konuştu. "Alp, Minik benim. Sırf büyükannenin gönlü olsun diye gerçeği çarpıtman yanlış. Daha ne kadar bu yalanı sürdüreceksin?"Alp soğuk bir sesle çıkıştı. "Kes sesini."Sert çıkışı hem İlay'ı hem Damla'yı irkiltti. İlay dudaklarını büzdü, gözleri yaşla doldu.Fikriye, Damla'ya kederle baktı; bakışlarında hem şefkat hem de derin bir acı vardı. "Evet, o Minik. O benim Minik'im."İlay öfkeyle ayağını yere vurdu, yine araya girdi. "Büyükanne, Minik benim! Alp'in sevdiği hep bendim, Damla'yı hiç sevmedi. Senin yüzünden Alp çok acı çekti. Alp'le Damla er ya da geç boşanacak. Neden bu kadar inatçı ve dik kafalı davranıyorsun?"İlay, Fikriye'
Leer más