Alp, üzerine tam oturan siyah bir takım elbise giymişti; duruşu dik, asil ve son derece yakışıklıydı.Damla, onun yıldız gibi parlayan gözlerine baktı.Alp'i her gördüğünde kalbi istemsizce hızlanıyor, kanı çekiliyor, bedeni geriliyordu.Gerginlikten konuşmayı bile unutmuştu.Alp'in kaşları hafifçe çatıldı, Damla'nın kıyafetini süzdü, gözlerinden bir an hayal kırıklığı geçti.Damla'nın seçimine saygı duydu; gönderdiği elbiseyi neden giymediğini ne zorladı ne de sordu."Büyükanneni gördün mü?" diye sakin bir sesle sordu.Damla başını iki yana salladı, konuşmadı.Çünkü şu an konuşursa içindeki kırgınlığın sesine yansıyacağından korkuyordu.Alp, ona güven veren bir adamdı.İçinden geldiği gibi ona yaslanıp içini dökmek, yardım istemek istiyordu.Ama buna hakkı yoktu.Alp'in yüzü asıldı, alçak sesle sordu. "Büyükanneni daha görmeden mi gidiyorsun?"Damla başını öne eğdi, cevap vermedi.Alp çaresizce iç çekti, bu kadının aklından ne geçtiğini anlayamıyordu.Bir adım yaklaşıp Damla'nın bileğ
Leer más