Okuldan sonra arabaların oraya çıktığımda Dallas'ı arabasının kaputuna oturmuş, Cole'u ise onun önünde dikilmiş konuşurken gördüm. Beni fark ettiklerinde Dallas sanki bir şey saklıyormuşum gibi arkama baktı. Gülümseyerek, "Kimi arıyorsun?" diye sordum. Dallas yüzüme bakıp gülümsedi. Omuzumun üzerinden tekrar arkama göz atarak, "Sadece Amy'yi bekliyorum." dedi. Cole'a, "Son derste onunla değil miydin?" diye sordum, başını sallayarak onayladı. Omuz silkerek, "Evet ama dolabına koştu. Bizimle burada buluşacağını düşünmüştüm." diye cevap verdi.Okula dönüp baktım, artık neredeyse tamamen boşalmıştı. Öğretmenlerimden biriyle konuşmak için birkaç dakika geride kalmam gerekmişti. Dallas'a dönerek, "Mia'ya sordun mu? Belki eve yürümeye karar vermiştir." dedim. Telefonunu almak için elini Cole'a uzatırken, "Belki... Bilmiyorum, içimde kötü bir his var. Mia'yı arayacağım." dedi. Sorgularcasına ona baktım, omuz silkti. "Telefonumu kaybettim." Ah, evet, öğle yemeğinden kısa bir süre sonra bana bu
Baca selengkapnya