分享

Geç Gelen Aşk İtirafı
Geç Gelen Aşk İtirafı
作者: Büyük Altın Külçe

1. Bölüm

作者: Büyük Altın Külçe
Yağmur yağıyordu, şiddetli bir yağmurdu.

Hastane kapısındaydı.

Ayla Sancaklı, zayıf elleriyle hastaneden aldığı hamilelik raporunu sıkıca tutuyordu. Raporun üzerinde açıkça iki kelime yazıyordu:

Hamile değil.

"Üç yıllık evlisin, yine hamile kalamadın mı?" diye çıkıştı Ayla'nın annesi Neriman Sancaklı. "Ne kadar işe yaramazsın! Eğer hamile kalmazsan, Karaoğlu ailesi seni kapının önüne koyacak. O zaman biz Sancaklı ailesi olarak ne yapacağız?"

Neriman, topuklu ayakkabılarının üzerinde, şık ve gösterişli bir şekilde Ayla'yı işaret ediyordu. Yüzünde büyük bir hayal kırıklığı vardı.

Ayla'nın bakışları boştu. İçinde biriken tüm sözler sonunda tek bir cümleye dönüştü:

"Özür dilerim."

"Özrünü istemiyorum. Senden Tolga'ya bir çocuk doğurmanı istiyorum. Anlıyor musun?"

Ayla'nın boğazı düğümlendi, annesine nasıl cevap vereceğini bilemedi.

Üç yıllık evlilik boyunca kocası Tolga ona hiç dokunmamıştı.

Nasıl çocuğu olabilirdi ki?

Neriman, kızının bu zayıf ve çaresiz halini görünce, hiç kendisine benzemediğini düşündü.

Sonunda soğuk bir ses tonuyla şöyle dedi:

"Eğer gerçekten beceremiyorsan, Tolga'ya dışarıdan bir kadın bulsan da olur. Yine de minnet duyar."

Ayla, annesinin uzaklaşan sırtına boş boş baktı, gözlerinde inanamama vardı.

Kendi öz annesi, ona kocasına bir kadın bulmasını söylüyor muydu?

Soğuk rüzgar bir anda yüreğini dondurdu.

***

Eve dönmek için arabaya bindi.

Ayla'nın aklında hâlâ annesinin son sözleri yankılanıyordu. Kulaklarında aniden bir uğultu başladı.

Hastalığının yine ilerlediğini biliyordu.

Tam o sırada cep telefonuna bir mesaj geldi.

Tolga Karaoğlu'ndan geliyordu, üç yıldır değişmeyen o mesaj: "Bu gece gelmiyorum."

Üç yıllık evlilik boyunca Tolga evde hiçbir gece geçirmemişti.

Ayla'ya hiç dokunmamıştı.

Ayla, üç yıl önceki evlilik gecesini hâlâ hatırlıyordu. O gece Tolga ona şöyle demişti:

"Siz Sancaklı ailesi bizi kandırmaya cüret ettiniz. O halde ölene kadar yalnız yaşamaya hazır ol."

Yalnız yaşamak...

Üç yıl önce, Sancaklı ve Karaoğlu aileleri arasında ekonomik bir ortaklık yapılmıştı.

Ancak düğün gününde, Sancaklı ailesi son anda fikir değiştirdi, tüm mal varlıklarını ve Tolga'nın Ayla'ya düğün hediyesi olarak verdiği milyarları transfer etti.

Bunu hatırlayan Ayla'nın gözleri karardı. Yine de her zamanki gibi Tolga'ya sadece “Tamam” yazdı.

Elindeki hamilelik raporunu farkında olmadan buruşturdu.

Eve geldiğinde raporu çöpe attı.

Her ayın bu zamanı çok yorgun oluyordu.

Akşam yemeği hazırlamadı. Koltuğa uzanmış, yarı uykulu bir haldeyken kulaklarında sürekli bir uğultu yankılanıyordu.

Bu, Tolga'nın ondan nefret etme sebeplerinden biriydi. İşitme güçlüğü vardı ve zengin aile ortamında bu bir engel sayılıyordu.

Böyle biriyle, Tolga ona nasıl çocuk sahibi olma şansı verirdi ki?

Duvardaki Avrupa tarzı duvar saati boğuk bir ses çıkardı.

Saat sabahın beşiydi.

Bir saat sonra Tolga gelecekti.

Ayla, geceyi yanlışlıkla koltukta geçirdiğini fark etti.

Hemen kalkıp Tolga'ya kahvaltı hazırlamaya başladı, bir dakika bile geç kalmaktan korkuyordu.

Tolga işinde titizdi, zamana ve çevresindekilere karşı da aynı hassasiyeti beklerdi.

Saat tam altıda Tolga geldi.

Üzerinde standart, mükemmel kesim bir İtalyan takım elbise vardı. Uzun boyluydu, fiziği iyiydi, içe dönük bir havası vardı. Yüz hatları keskin ve yakışıklıydı, erkekliğini tam anlamıyla ortaya koyuyordu.

Ancak Ayla'nın gözlerine yansıyan hali soğuk ve mesafeliydi.

Ayla'ya bir kez bile bakmadan yanından geçti ve masadaki kahvaltıyı görünce alaycı bir dille sordu: "Her gün bunları yapıyorsun, bir hizmetçiden ne farkın var?"

Üç yıldır Ayla hep aynı şeyleri yapıyor, hep aynı gri ve soluk renkli kıyafetleri giyiyordu. Mesajlara bile hep aynı “Tamam” kelimesiyle cevap veriyordu.

Doğrusu, eğer bu bir mantık evliliği olmasaydı, eğer Sancaklı ailesi onları kandırmasaydı, böyle bir kadınla asla evlenmezdi!

Hizmetçi mi?

Ayla'nın kulaklarında tekrar bir uğultu başladı. Boğazı düğümlendi, nereden geldiğini bilmediği bir cesaretle sordu: "Tolga, sevdiğin biri var mı?"

Bu beklenmedik soruyla Tolga'nın bakışları değişti: "Ne demek istiyorsun?"

Ayla başını kaldırıp ona baktı, boğazındaki acıyı bastırarak yavaşça konuşmaya başladı: "Eğer sevdiğin biri varsa, onunla birlikte olabilirsin..."

Sözünü bitirmesine fırsat kalmadan Tolga lafını kesti:

"Deli."

***

Tolga gitti. Ayla balkonda tek başına oturup dışarıdaki hüzünlü yağmura dalıp gitti.

Yağmur sesi bazen net, bazen de bulanık.

İşitme cihazını çıkardığında dünyası sessizliğe bürünüyordu.

Bir ay önce doktor ona şöyle demişti: "Ayla Hanım, işitme sinirlerinizde ve üst düzey merkezlerinizde meydana gelen hasar, işitme kaybınızın daha da artmasına neden oluyor. Eğer bu şekilde devam ederse, tamamen sağır olabilirsiniz."

Bu kadar sessiz bir dünyaya alışık değildi. Salona gitti, televizyonu açtı ve sesini sonuna kadar yükseltti. Ancak o kadar zor duyabiliyordu.

Belki de bir tesadüftü ki kanalda uluslararası pop müziğin kraliçesi Ece Soysal'ın ülkeye dönüş röportajı vardı.

Uzaktan kumandayı tutan elleri titremeye başladı.

Ece Soysal, Tolga'nın ilk aşkıydı!

Onca yıl geçmişti ve o hâlâ her zamanki gibi güzeldi. Kamera karşısında rahat ve kendinden emindi. Artık Sancaklı ailesinden maddi yardım isterken utanan ve çekingen olan o kül kedisi değildi.

Muhabir ülkeye dönüş nedenini sorduğunda, Ece kendinden emin ve cesur bir şekilde cevap verdi:

"İlk aşkımı geri kazanmak için döndüm."

Uzaktan kumanda yere düştü.

Ayla'nın yüreği de düştü.

Dışarıdaki yağmur sanki daha da şiddetlenmişti.

Ayla panikle televizyonu kapattı ve dokunulmamış kahvaltıyı toplamaya gitti.

Mutfağa gittiğinde Tolga'nın telefonunu yanında unuttuğunu fark etti.

Telefonu eline aldığında tam ekranda okunmamış bir mesaj gördü:

"Tolga'cığım, son yıllarda çok mutsuz olmalısın, değil mi?"

"Onu sevmediğini biliyorum. Bu akşam bir buluşalım mı? Seni çok özledim."

Ekran kararana kadar Ayla kendine gelemedi.

Tolga'nın şirketine taksiyle gitti.

Yolda Ayla pencereden dışarı baktı. Sanki çisil çisil yağan yağmurun asla dinmeyeceğini düşündü.

Tolga, Ayla'nın şirketine gelmesinden hoşlanmazdı, bu yüzden Ayla ona her geldiğinde arka kapıdaki servis asansörünü kullanırdı.

Tolga'nın özel asistanı Hüseyin, Ayla'yı gördüğünde ona soğuk bir şekilde sadece "Ayla Hanım" diye hitap etti.

Tolga'nın yanında hiç kimse onu Bayan Karaoğlu olarak görmezdi.

O, ortalıkta görünmeyen bir varlıktı.

Tolga, Ayla'nın kendisinin telefonu getirdiğini görünce kaşlarını çattı.

O hep böyleydi. Unuttuğu bir yemek, bir dosya, bir kıyafet, bir şemsiye ne varsa, onun için getirirdi...

"Ben sana bir şeyleri getirmek için zahmet etmene gerek yok, demiştim."

Ayla afalladı.

"Pardon, unuttum."

Ne zaman bu kadar unutkan olmuştu?

Belki de Ece'nin gönderdiği mesajı görünce çok korktuğu içindi.

Tolga'nın bir anda ortadan kayboluvereceğinden korktu...

Tam çıkarken Ayla, Tolga'ya bakmadan edemedi ve sonunda o soruyu sormaktan kendini alamadı: "Tolga, Ece'yi hâlâ seviyor musun?"

Tolga, Ayla'nın son zamanlarda çok tuhaf davrandığını düşünüyordu.

Sadece çok unutkan olmakla kalmıyor, bir de üstüne garip sorular soruyordu.

Böyle biri nasıl onun karısı olabilirdi?

Sinirle cevabı verdi: "Bu kadar boş vaktin varsa, git kendine bir iş bul."

Ayla, daha önce bir iş bulmayı denemişti ama Tolga'nın annesi Şermin Karaoğlu ona hiç çekinmeden şunu sormuştu: "Tüm dünyanın oğlumun işitme engelli bir karısı olduğunu duymasını mı istiyorsun?"

Sonunda işi bırakmak zorunda kaldı ve Ecesu Villaları'na kapanıp o adı var kendisi yok olan Bayan Karaoğlu olmaya devam etti.

Eve döndüğünde Ayla gece olana kadar yapayalnız oturdu.

Uyuyamıyordu.

Yastığının yanındaki telefonu telaşla çaldı.

Bilinmeyen bir numaraydı.

Açtı. Tatlı ve Ayla'ya sürekli panik veren bir kadın sesi duyuldu:

--- Ece.

"Ayla mı? Tolga sarhoş oldu, onu almaya gelebilir misin?" diye sordu Ece.

Kutsal Şövalye Kulübü.

Ayla odaya vardığında içeriden bir grup zengin çocuğun alkış ve tezahürat seslerini duydu:

"Ece, dönüş amacın Tolga'yı geri kazanmaktı, değil mi? Şimdi tam sırası! Hemen ona hislerini söyle!"

Ece Soysal güzeldi, tatlıydı ve herkesle iyi anlaşırdı. Tolga'nın ilk aşkı olmasının da verdiği avantajla bu üst tabaka zengin aile çocukları onu destekliyordu.

Ece de çekinmeden Tolga'ya dönüp dedi ki: "Tolga, senden hoşlanıyorum. Yeniden birlikte olalım mı?"

Ayla odaya vardığında tam bu sözleri duydu.

İçeridekiler Tolga'yı ikna etmeye çalışıyordu, özellikle de onun en yakın arkadaşı Mert Yücel'in sesi çok belirgindi:

"Tolga, Ece'yi üç yıldır bekledin, sonunda geri döndü. Hadi bir açıklama yap artık!"

Ayla kapının önünde donup kalmıştı, kalbi küt küt atıyordu. Tam o sırada oda kapısı bir adam tarafından açıldı.

"Ayla Hanım?"

在 APP 繼續免費閱讀本書
掃碼下載 APP

最新章節

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   30. Bölüm

    30. BölümTolga, Ayla'nın geçmişteki tıbbi raporlarını görmüştü. Şiddetli depresyonu olduğunu da biliyordu.Ayrıca bu hastalığı da araştırmıştı. Hafıza kaybına neden olabiliyordu ama bir insanı tamamen unutturmazdı!Üstelik on beş yıldır tanışıyorlardı!Tolga'nın sessiz kaldığını gören Ayla, onun gözlerinin içine baktı ve sordu: "Sakın bana zarar vermiş birilerinden falan değilsindir, yoksa neden seni hatırlamayayım ki?"Bu sözler Tolga'nın içine saplanan bir diken gibiydi.Dudaklarını araladı, sesi soğuktan donmuş gibiydi: "Bayan Sancaklı fazla düşünmesin, biz sadece gelip geçici tanıdıklarız."Tolga kararını vermişti. Madem Ayla rol yapmak istiyordu, bıraksın yapsındı.Nasıl olsa en başından beri ikisinin karı koca olduğunu hiç düşünmemişti.Çıkmadan önce Tolga, Ayla'yla iş birliği anlaşmasını imzalattı.Ofisine döndüğünde.Tolga yine durmadan sigara içmeye başladı.Ayla'nın o sözünü düşünüp duruyordu: "Sakın bana zarar vermiş birilerinden falan değilsindir, yoksa neden seni hatırlam

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   29.Bölüm

    29. BölümTolga'nın boğazı düğümlendi, derin gözlerinde garip bir ışıltı belirip kayboldu.Hiçbir şey söylemedi, Hüseyin sözünü anlayıp dışarı çıktı.Karaoğlu Grubu'nun işletme departmanında, büyük bir patronun şirkete gelip eğitim projeleri için gönüllü olarak büyük miktarda bağış yapacağı konuşuluyordu. Yani tamamen hayır amaçlıydı.Şirkettekilerden bazıları kendi arasında fısıldaşıyordu."Nasıl bir patronmuş bu, böyle bile bile parayı sokağa atıyor?""Kim bilir? Belki de parasını nereye harcayacağını bilemiyordur.""Duyduğuma göre yurt dışından geliyormuş..."O sırada Ayla arabasındaydı, çoktan Karaoğlu Grubu'nun genel merkezine varmıştı.Göğe doğru yükselen o görkemli binalara baktı. Dört yıl öncesine göre çok daha büyümüş, gelişmişti. Bunların hepsi Tolga'nın demir yumruğunun ve Karaoğlu ailesinin derin köklerinin eseriydi...Bu dört yıl içinde Ayla da boş durmamış, Kuzey'in yardımıyla kendi şirketini kurmuş, biraz para kazanmıştı.Yalıova'ya dönmeden önce çok hazırlık yapmıştı. Ö

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   28. Bölüm

    28. BölümGörüntülü aramanın diğer ucundan gelen zayıf ve nazlı bir sesti. Deniz'le tıpkı aynı olan küçük çocuk, yatağında solgun bir şekilde uzanıyor, tatlı ve yumuşak bir sesle Ayla'ya sesleniyordu.Ayla'nın yüreği yumuşacık oldu."Rüzgar'ım, öpücük."Rüzgar'ın gözlerinde sitem vardı: "Anneciğim, dün gece beni aramadın, iyi geceler bile demedin."Olgun ve ciddi olan büyük oğlu Deniz'in aksine, küçük oğlu ise şımarık ve güvensiz normal bir çocuktu. Tabii bu Ayla'nın düşüncesiydi."Üzgünüm unuttum, öpücük. Rüzgar'ım sakın kızma."Rüzgar doğuştan sağlık sorunları olan biriydi, bu sefer de lösemi teşhisi konulmuştu. Ayla onunla özellikle fazla ilgileniyordu.Rüzgar dudaklarını büzdü: "Bu seferlik affediyorum.""Ama bir daha olmayacak, tamam mı?"Minicik insanın şirin şirin rol yapıp mızmızlandığını gören Ayla'nın içindeki karabulutlar bir anda dağıldı, başını sallayıp durdu."Büyükannen ve ağabeyin nerede?" diye sordu Ayla.Rüzgar bunu duyunca yalancıktan kaşlarını çattı: "Onları soracağ

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   27. Bölüm

    27. BölümDaha fazla lafı uzatmak istemeyen Ayla, doğrudan çek defterinden bir çek yazıp Tolga'ya uzattı."Parayı ödedim, eşyamı alıyorum."Tolga çeki elinde tutarken, arkasına bile bakmadan uzaklaşan kadını izledi ve emri verdi: "Takip ettirin."***Dokuz Konak'ta.Ayla eve döndüğünde balkona çıkıp art arda içki içmeye başladı.Önceden içki alışkanlığı yoktu ama yurt dışına çıktıktan sonra, tek başına her şeye dayanamadığı anlarda alkolle kendini uyuştururdu.İkizler doğduktan sonra onların varlığıyla bu kötü alışkanlığını yavaş yavaş bırakmıştı. Ama bugün Tolga'yı gördükten sonra yine kendini tutamamıştı...Hafızasını kaybettiğini söylemesine gelince, aslında yalan söylememişti. Yurt dışına gittikten sonraki dönemde vücudu çok ağır bir yük altındaydı.Depresyon ve hamilelik yüzünden hafızası iyice zayıflamış, bazen Gülser'i bile unutacak hale gelmişti...O dönem çok acı çekmişti. Bilinci bir anda babasının henüz ölmediği çocukluğuna, bir anda üniversite yıllarına, bir anda Tolga'yla

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   26. Bölüm

    26. BölümAyla gelmeden önce, en lüks ve açık artırmayı en iyi gören locanın yukarıda olduğunu fark etmişti.Loca camları, dışarıdakilerin içeriyi göremeyeceği, ama içeridekilerin dışarıyı rahatça görebileceği şekilde özel olarak tasarlanmıştı.Locanın içeriden kendisini görebileceği bir yere oturmayı özellikle tercih etmişti.Ardından, sanki istemeden olmuş gibi başını kaldırıp yukarıdaki locaya baktı.Sadece hafif bir bakıştı, gözlerinde hiçbir duygu kırıntısı yoktu.Locada, Tolga'nın asistanı Hüseyin şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı: "Bayan Sancaklı!!"Tolga, aşağı atlayıp gitme dürtüsünü bastırarak Hüseyin'e emir verdi."Açık artırmadan çekiliyoruz.""Emredersiniz."Aşağıdaki sekreter işareti alınca teklif vermeye devam etmedi.Herkes o gece kıyasıya bir dövüşe tanıklık edeceğini düşünüyordu, ama Tolga beklenmedik bir şekilde pes etmişti.Hepsi şok içindeydi.Anlamıyorlardı, karşılarındaki bu kadın kimdi ve Tolga'nın istediği bir şeye nasıl göz dikebilirdi?Daha da önemlisi, Tolga o

  • Geç Gelen Aşk İtirafı   25. Bölüm

    25. Bölüm"Anneciğim, vardın mı?""Ben olmadığım geceler, yatmadan önce ılık süt içmeyi unutma.""Ayrıca vitaminlerini de al... Gece yatarken üzerini açma, üşütürsün.""Bavulunun içine Rüzgar'la benim en sevdiğimiz oyuncak bebekleri koydum. Uyuyamazsan, sana arkadaşlık etsinler..."Ayla'nın büyük oğlu, konuşmak istemediği zaman tek kelime etmezdi.Ama konuşacak olursa, tıpkı bir büyüğü gibi nasihat edip dururdu, kime çektiği de meçhul.Bazen Ayla, ona sanki oğlundan çok kendi büyüğüymüş gibi hissederdi."Tamam yavrum, hepsini not ettim."Deniz sözlerini bitirene kadar bekledi, sonra Ayla ister istemez telefonu kapattı.Depresyon hastasıydı, işitme güçlüğü çekiyordu, üstelik hamileydi. Yurt dışına yeni gittiği dönemde geceleri hiç uyuyamaz, yemek yiyemezdi.Çocuklar doğduktan sonra hastalığı tamamen geçmese de durumu biraz düzelmişti.Zamanla çocuklar büyüyüp yürüyüp konuşmaya başladıklarında, ona bakmayı bile bildiler.Sanki bu hayattaki kurtarıcıları gibiydiler...Ayla sütünü içti, vi

更多章節
探索並免費閱讀 優質小說
GoodNovel APP 免費暢讀海量優秀小說,下載喜歡的書籍,隨時隨地閱讀。
在 APP 免費閱讀書籍
掃碼在 APP 閱讀
DMCA.com Protection Status