LOGIN30. BölümTolga, Ayla'nın geçmişteki tıbbi raporlarını görmüştü. Şiddetli depresyonu olduğunu da biliyordu.Ayrıca bu hastalığı da araştırmıştı. Hafıza kaybına neden olabiliyordu ama bir insanı tamamen unutturmazdı!Üstelik on beş yıldır tanışıyorlardı!Tolga'nın sessiz kaldığını gören Ayla, onun gözlerinin içine baktı ve sordu: "Sakın bana zarar vermiş birilerinden falan değilsindir, yoksa neden seni hatırlamayayım ki?"Bu sözler Tolga'nın içine saplanan bir diken gibiydi.Dudaklarını araladı, sesi soğuktan donmuş gibiydi: "Bayan Sancaklı fazla düşünmesin, biz sadece gelip geçici tanıdıklarız."Tolga kararını vermişti. Madem Ayla rol yapmak istiyordu, bıraksın yapsındı.Nasıl olsa en başından beri ikisinin karı koca olduğunu hiç düşünmemişti.Çıkmadan önce Tolga, Ayla'yla iş birliği anlaşmasını imzalattı.Ofisine döndüğünde.Tolga yine durmadan sigara içmeye başladı.Ayla'nın o sözünü düşünüp duruyordu: "Sakın bana zarar vermiş birilerinden falan değilsindir, yoksa neden seni hatırlam
29. BölümTolga'nın boğazı düğümlendi, derin gözlerinde garip bir ışıltı belirip kayboldu.Hiçbir şey söylemedi, Hüseyin sözünü anlayıp dışarı çıktı.Karaoğlu Grubu'nun işletme departmanında, büyük bir patronun şirkete gelip eğitim projeleri için gönüllü olarak büyük miktarda bağış yapacağı konuşuluyordu. Yani tamamen hayır amaçlıydı.Şirkettekilerden bazıları kendi arasında fısıldaşıyordu."Nasıl bir patronmuş bu, böyle bile bile parayı sokağa atıyor?""Kim bilir? Belki de parasını nereye harcayacağını bilemiyordur.""Duyduğuma göre yurt dışından geliyormuş..."O sırada Ayla arabasındaydı, çoktan Karaoğlu Grubu'nun genel merkezine varmıştı.Göğe doğru yükselen o görkemli binalara baktı. Dört yıl öncesine göre çok daha büyümüş, gelişmişti. Bunların hepsi Tolga'nın demir yumruğunun ve Karaoğlu ailesinin derin köklerinin eseriydi...Bu dört yıl içinde Ayla da boş durmamış, Kuzey'in yardımıyla kendi şirketini kurmuş, biraz para kazanmıştı.Yalıova'ya dönmeden önce çok hazırlık yapmıştı. Ö
28. BölümGörüntülü aramanın diğer ucundan gelen zayıf ve nazlı bir sesti. Deniz'le tıpkı aynı olan küçük çocuk, yatağında solgun bir şekilde uzanıyor, tatlı ve yumuşak bir sesle Ayla'ya sesleniyordu.Ayla'nın yüreği yumuşacık oldu."Rüzgar'ım, öpücük."Rüzgar'ın gözlerinde sitem vardı: "Anneciğim, dün gece beni aramadın, iyi geceler bile demedin."Olgun ve ciddi olan büyük oğlu Deniz'in aksine, küçük oğlu ise şımarık ve güvensiz normal bir çocuktu. Tabii bu Ayla'nın düşüncesiydi."Üzgünüm unuttum, öpücük. Rüzgar'ım sakın kızma."Rüzgar doğuştan sağlık sorunları olan biriydi, bu sefer de lösemi teşhisi konulmuştu. Ayla onunla özellikle fazla ilgileniyordu.Rüzgar dudaklarını büzdü: "Bu seferlik affediyorum.""Ama bir daha olmayacak, tamam mı?"Minicik insanın şirin şirin rol yapıp mızmızlandığını gören Ayla'nın içindeki karabulutlar bir anda dağıldı, başını sallayıp durdu."Büyükannen ve ağabeyin nerede?" diye sordu Ayla.Rüzgar bunu duyunca yalancıktan kaşlarını çattı: "Onları soracağ
27. BölümDaha fazla lafı uzatmak istemeyen Ayla, doğrudan çek defterinden bir çek yazıp Tolga'ya uzattı."Parayı ödedim, eşyamı alıyorum."Tolga çeki elinde tutarken, arkasına bile bakmadan uzaklaşan kadını izledi ve emri verdi: "Takip ettirin."***Dokuz Konak'ta.Ayla eve döndüğünde balkona çıkıp art arda içki içmeye başladı.Önceden içki alışkanlığı yoktu ama yurt dışına çıktıktan sonra, tek başına her şeye dayanamadığı anlarda alkolle kendini uyuştururdu.İkizler doğduktan sonra onların varlığıyla bu kötü alışkanlığını yavaş yavaş bırakmıştı. Ama bugün Tolga'yı gördükten sonra yine kendini tutamamıştı...Hafızasını kaybettiğini söylemesine gelince, aslında yalan söylememişti. Yurt dışına gittikten sonraki dönemde vücudu çok ağır bir yük altındaydı.Depresyon ve hamilelik yüzünden hafızası iyice zayıflamış, bazen Gülser'i bile unutacak hale gelmişti...O dönem çok acı çekmişti. Bilinci bir anda babasının henüz ölmediği çocukluğuna, bir anda üniversite yıllarına, bir anda Tolga'yla
26. BölümAyla gelmeden önce, en lüks ve açık artırmayı en iyi gören locanın yukarıda olduğunu fark etmişti.Loca camları, dışarıdakilerin içeriyi göremeyeceği, ama içeridekilerin dışarıyı rahatça görebileceği şekilde özel olarak tasarlanmıştı.Locanın içeriden kendisini görebileceği bir yere oturmayı özellikle tercih etmişti.Ardından, sanki istemeden olmuş gibi başını kaldırıp yukarıdaki locaya baktı.Sadece hafif bir bakıştı, gözlerinde hiçbir duygu kırıntısı yoktu.Locada, Tolga'nın asistanı Hüseyin şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı: "Bayan Sancaklı!!"Tolga, aşağı atlayıp gitme dürtüsünü bastırarak Hüseyin'e emir verdi."Açık artırmadan çekiliyoruz.""Emredersiniz."Aşağıdaki sekreter işareti alınca teklif vermeye devam etmedi.Herkes o gece kıyasıya bir dövüşe tanıklık edeceğini düşünüyordu, ama Tolga beklenmedik bir şekilde pes etmişti.Hepsi şok içindeydi.Anlamıyorlardı, karşılarındaki bu kadın kimdi ve Tolga'nın istediği bir şeye nasıl göz dikebilirdi?Daha da önemlisi, Tolga o
25. Bölüm"Anneciğim, vardın mı?""Ben olmadığım geceler, yatmadan önce ılık süt içmeyi unutma.""Ayrıca vitaminlerini de al... Gece yatarken üzerini açma, üşütürsün.""Bavulunun içine Rüzgar'la benim en sevdiğimiz oyuncak bebekleri koydum. Uyuyamazsan, sana arkadaşlık etsinler..."Ayla'nın büyük oğlu, konuşmak istemediği zaman tek kelime etmezdi.Ama konuşacak olursa, tıpkı bir büyüğü gibi nasihat edip dururdu, kime çektiği de meçhul.Bazen Ayla, ona sanki oğlundan çok kendi büyüğüymüş gibi hissederdi."Tamam yavrum, hepsini not ettim."Deniz sözlerini bitirene kadar bekledi, sonra Ayla ister istemez telefonu kapattı.Depresyon hastasıydı, işitme güçlüğü çekiyordu, üstelik hamileydi. Yurt dışına yeni gittiği dönemde geceleri hiç uyuyamaz, yemek yiyemezdi.Çocuklar doğduktan sonra hastalığı tamamen geçmese de durumu biraz düzelmişti.Zamanla çocuklar büyüyüp yürüyüp konuşmaya başladıklarında, ona bakmayı bile bildiler.Sanki bu hayattaki kurtarıcıları gibiydiler...Ayla sütünü içti, vi






