Share

Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi
Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi
Author: Becca Lou

Bölüm 1

Author: Becca Lou
Angel Maria Moretti'nin bakış açısından.

"Anne… hadi."

Market arabasını reyonların arasında sürerken gözlerimi güzel kızım Rebel'den alamıyordum. Henüz iki yaşındaydı. Arabayı biraz hızlandırdığım anda ellerini çırpıyor, neşeyle çığlıklar atıyordu.

Ona öyle çok benziyordu ki…

Hani adını bile anmak istemediğin biri vardır ya, işte tam olarak öyle biriydi. Bal rengi gözleriyle dudakları dışında benden neredeyse hiçbir şey almamıştı. Koyu sarı saçları da, burnu da ona çekmişti. Hele o öfkesi… Allahım, onu da olduğu gibi babasından almıştı.

"Tamam Rebel, önce işimizi bitirelim. Sonra parka gideriz. Ne dersin?"

Bacaklarını sallayıp yine ellerini çırptı. Bu hâline bayılıyordum. Eğilip başına bir öpücük kondurdum. Alışverişi tamamlayıp kasadan geçtikten sonra arabmıza doğru ilerledim.

Evden ayrılalı üç yıldan fazla olmuştu. Üç yıldır kaçıyordum. Rebel'ın babası olan o adam beni incitmiş, gururumu paramparça etmişti. Ona baba olacağını söyleme fırsatım bile olmamıştı. Zaten birlikte olduğu kadın bunu benden önce yapmıştı.

Ailemin bunu öğrenmesini de göze alamazdım. Böyle bir şey, benim ailemle onun motosiklet çetesi arasında savaş çıkarmaya yeterdi.

Babam, Moretti İmparatorluğunun Don'u. Annem ise kartelin ve DeNucci Ailesi'nin lideriydi. Ben onların tek kızıydım; yani birleşmiş iki imparatorluğun prensesiydim.

İkiz kardeşim Nathaniel Moretti, babam emekli olduğunda Don'luk görevini devralacak kişiydi. Bana gelince… DeNucci Ailesi'nin başına geçmem gerekiyordu. Küçük kardeşim Nico Moretti ise karteli yönetecekti.

Ama ben kaçınca bütün planlar mahvolmuştu.

Aileme olanları anlatamamıştım. Onları hayal kırıklığına uğratmak istememiştim. Yirmi bir yaşındaydım ve hamileydim. Sevdiğim adam tarafından reddedilmiş, bir kenara itilmiştim. Yardım isteyemeyecek kadar korkuyor; onlara yük olmaktan utanıyordum.

Bu yüzden gittiğim gün arkama bile bakmamıştım. Bunu tek başıma yapmak zorundaydım. Başlarda yeni bir hayata alışmak kolay olmamıştı. Artık yalnızca kendim için değil, karnımda taşıdığım o küçücük can için de yaşıyordum.

Biriktirdiğim parayla önce başımızı sokacak bir yer bulmuş, ihtiyacımız olan her şeyi almıştım. Geriye kalanını da döküntü hâlindeki bir bara yatırmıştım.

Adımı değiştirmiş ve bir daha arkama bakmamıştım. Barım çok iyi kazandırıyordu. Onu bugünkü hâline kendi emeğimle getirdiğimi bilmek de bana ayrı bir gurur veriyordu. Barımın adı Karanlık Ay'dı.

Yaşadığımız kasaba turistik bir yerdi. Bu yüzden buraya sürekli farklı insanlar gelip giderdi. Çoğu yazın göl için, kışın da kayak yapmak için gelirdi. Dost canlısı, güvenli bir yerdi burası ve ben burada gerçekten mutluydum. İlk geldiğimde ne yapacağımı bilmez hâldeydim ama insanlar beni aralarına kabul etmişti. Şimdi önüme tonla para yığsalar bile buradan ayrılmazdım.

Eve vardığımızda içim her zamanki gibi yumuşadı. Burası Moretti Malikanesi'ne hiç benzemiyordu belki ama benim yuva dediğim yer tam olarak burasıydı. Beyaz çitleri, bembeyaz duvarları ve mavi kapısıyla küçük, sıcak bir evdi. Dışarıdan bakınca pek gösterişli sayılmazdı ama içeri adım attığında ferah ve modern bir yaşam alanı karşılardı seni. Üst katta üç yatak odası vardı; hepsinin kendine ait banyosu vardı. Bir de ortak aile banyomuz vardı. Rebel'ın odası ise benimkinin hemen yanındaydı.

Güzel bir hayatımız vardı. Kızımın hiçbir eksiği yoktu.

Alışveriş poşetlerini içeri taşıdıktan sonra Rebel'ı kucağıma alıp eve soktum. Kapıyı kapatınca onu birkaç oyuncağıyla birlikte salona bıraktım, sonra aldıklarımı yerleştirmeye başladım.

Tam o sırada Karabaş koşarak içeri daldı. Rebel onu ne kadar seviyorsa, o da Rebel'a o kadar bağlıydı. Karabaş'ı hamileyken almıştım. O da kızımla birlikte büyümüştü.

Kocaman, güzel ve yumuşacık kalpli bir dosttu o. Bir Cane Corso'ydu. Gece kadar siyahtı; göğsünde küçücük beyaz bir leke vardı. Sürekli salya akıtmasına ve "hayır" dediğimde bana cevap verir gibi homurdanmasına rağmen, bizim koruyucumuzdu o.

Telefonum çalınca arka cebimden çıkardım. Arayan Coral'dı. Bu gece barda çalışması gerekiyordu. İçimden söyleniyordum. Kesin vardiyasını benim devralmamı isteyecekti. Büyük ihtimalle o pislik eski sevgilisi bu gece de çocuklarına bakmayacaktı.

Karabaş'la Rebel'ı izleyerek kanepeye oturdum.

"Selam Coral, bir şey mi oldu?"

"Selam Angie. Bak, bunu yaptığım için gerçekten çok üzgünüm ama Steve beni yine yüzüstü bıraktı. Çocuğa bakacak kimse bulamıyorum."

Gözlerimi devirdim. Son bir yılda Steve onu her ortada bıraktığında bir para kazanmış olsaydım, şimdiye çoktan köşeyi dönmüştüm.

"Tamam Coral, sorun değil. Ama seninle bu konuyu konuşmamız gerekiyor. Bu gece yerine ben geçerim fakat artık buna bir çözüm bulmalısın."

Kötü biri gibi görünmek hoşuma gitmiyordu ama onun da bildiği gibi benim de küçük bir çocuğum vardı. Üstelik bu benim seçimim olsa da, onun sahip olduğu desteğe ben sahip değildim.

"Kesinlikle halledeceğim. Çok özür dilerim Angie. Söz veriyorum, bunu telafi edeceğim."

Vedalaşıp telefonu kapattık. Rebel'a bakıp iç geçirdim. Küçük hanımı parka götürmek için hâlâ vaktimiz vardı. Sonra da Bayan Lawson'ı arayıp müsait olup olmadığını soracaktım. Müsait olacağını biliyordum çünkü Rebel'a bayılıyordu.

"Karabaş, tasmanı getir."

Daha sözümü bitirmeden istediğim şeyi almaya koştu. Ben de o sırada yerinde duramayan küçük kızımı kucağıma alıp parka gitmek için hazırlamaya başladım.

"Gidiyoy muyuz?" dedi.

Ona gülümsedim.

"Evet tatlım, gidiyoruz," dedim ve yanağına bir öpücük kondurdum.

Puseti alıp Rebel'ı içine oturttum, kemerini bağladım. Onu pusete yerleştirmek tam bir mücadeleydi. Nedense bütün bedenini kasıyordu, üstelik bunu inanılmaz komik buluyordu.

Karabaş'a tasmasını takarken Bayan Lawson'ı aradım. İçimden, umarım müsaittir, diye geçirdim.

"Merhaba Angie, en sevdiğim iki kız bugün nasılmış bakalım?"

Anahtarlarımı aldım; birkaç atıştırmalıkla içeceği bebek çantasına koyup çantayı pusete astım.

"Gayet iyiyiz. Bunu son anda istemekten nefret ediyorum ama Coral aradı ve…"

"Devamını söylemene gerek yok. Saat yedide orada olurum, sen de işe gidersin."

Allah bu kadından razı olsun, o benim kurtarıcımdı.

"Çok teşekkür ederim. Böyle son dakika haber vermekten gerçekten nefret ediyorum."

"Saçmalama tatlım. Yardım etmeyi sevdiğimi biliyorsun."

"Tekrar teşekkür ederim Bayan Lawson. Yakında görüşürüz."

"Kaç kere söyledim, bana Scar de. Sen aileden sayılırsın. Teşekküre gerek yok. Yedide görüşürüz. Hoşça kal Angie."

Telefonu kapatıp dışarı çıktım.

Parkta geçirdiğimiz birkaç saatin ardından Rebel'ın pili tamamen bitti. Karnını doyurdum, banyosunu yaptırdım ve onu uykuya hazır hâle getirdim. Bayan Lawson geldiğinde ise ben de işe gitmek üzere yola çıktım.

Bara vardığımda, içerinin bu gece tıklım tıklım olduğunu hemen fark ettim. En azından vardiya çabuk geçer diye düşündüm.

Arabadan inip içeri girdim. Müdavimlerden birkaçına gülümseyerek selam verdim ve barın arkasına geçtim. Gece sorunsuz ilerledi; kalabalık da yavaş yavaş dağılmaya başladı. Max'e ofise geçeceğimi, bana ihtiyaç duyarsa gelip haber vermesini söyledim.

Siparişleri halletmek ve hesapları kontrol etmek için ofise kapattım kendimi. Derken zamanın nasıl akıp gittiğini anlamadım.

"Şey… Angie. Bara dönmen gerekiyor."

Başımı kaldırıp gülümsedim. Ayağa kalktım, ofisten çıkarken kapıyı arkamdan kapatıp kilitledim.

Bara yaklaştıkça müziğin sesi daha da yükseliyordu. Ortalığı gürültülü kahkahalar doldurmuştu ama içimde tanıdık bir huzursuzluk yükseldi. Her adımda göğsüme bir ağırlık çöküyor, midem düğüm düğüm oluyordu.

Barın arkasına geçtiğim anda olduğum yerde donup kaldım.

Hayır. Mümkün değildi.

Çete yeleklerini görüyordum.

Siyah deri üzerine beyaz iplikle işlenmiş Karanlığın Prensleri Motosiklet Çetesi yazısı. Harley süren kanatlı kırmızı şeytan arması. Onun yönettiği motosiklet çetesi. Ailemle ittifak hâlinde olan o çete.

Burada, bu kadar uzakta ne işleri vardı?

"Angel."

Göz bebeklerim büyüdü. Karşımdaki buz mavisi gözlere baktığım anda boğazım düğümlendi.

O... kalbimi paramparça eden adamdı.

Başka bir kadını gözlerimin önünde yatağına alan adam.

Kaçtığım adam.

Kızımın babası.

Ryder 'Gaddar' Jackson.
Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 30

    Angel'ın bakış açısından.Onun masasının başında, onun sandalyesinde oturmuş, gözlerimi Gaddar'a dikmiştim. Yüzümdeyse kaymağı yemiş kedi sırıtışı vardı.Yok, bu az kalır.Bütün mandırayı ele geçirmiş kedi demek daha doğru olur."Benim sandalyemde, benim lanet masamın başında ne işin olduğunu söylemek ister misin?" diye tısladı.Kardeşleri de homurdanarak ona katıldı.Güldüm.Gaddar bana The Big Bang Theory dizisindeki Sheldon Cooper'ı hatırlatmıştı."Orası benim yerim."Hemen kendimi toparladım. Sadece ona bakmayı sürdürdüm. O sırada eski üyelerden biri ayağa fırlayıp ellerini masaya vurdu.Buz gibi bakışlarımı ona çevirdim."Hiçbir sürtüğün burada, bu odada işi yok. Burası çete meselelerinin konuşulduğu yer ve sen bu çetenin bir parçası değilsin. Üstelik kadınsın, bu kesinlikle yasak!" diye çıkıştı.Güldüm.Sandalyede hafifçe döndüm, ayaklarımı yere indirip ayağa kalktım. Sonra iki elimi sıkıca masaya dayadım."Bu kadar bariz bir şeyi söylediğin için teşekkürler. Evet,

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 29

    Gaddar'ın bakış açısından.Kasabanın içinden motorla geçerken Gianni'nin bir dövme dükkânına girdiğini gördüm. Hemen sinyal verip yol kenarına çektim, motoru durdurdum. Ardından inip motora yaslandım ve çıkmasını beklemeye başladım.Dükkânın camları, içerisi görünmesin diye filmle kaplanmıştı. Bu yüzden içeride ne yaptığını göremiyordum. Garip bir durumdu çünkü Moretti'lerin dövme yaptırmak için güvendiği kendi adamları, kendi kadınları vardı. Gianni'nin burada ne işi olabilirdi? Elbette başka bir yerde dövme yaptıramaz demiyordum ama yine de tuhaf geliyordu.Gianni ve Marco üç hafta önce kasabaya gelmişti. Neden burada olduklarını öğrenmeye çalışırken aklımı kaçıracak hâle gelmiştim. Angel hâlâ kimseye cevap vermiyordu. Mesajlarıma bile dönmüyordu. Hatta geceleri, onların iyi olduğundan emin olmak için su borusuna tırmanıp pencereden içeri bakacak kadar ileri gitmiştim.Angel'ımın uykusunda hıçkıra hıçkıra ağladığını, cenin pozisyonunda yastığına sarıldığını görmek kalbimi parampa

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 28

    "Anne, çiş."Onu yere indirirken gülümsedim. Alt kattaki banyoya doğru koşturdu. Ben de peşinden gidip pijama altını ve alıştırma külodunu çıkarmasına yardım ettim. Onu özel klozet aparatına oturttuktan sonra işini bitirmesi için kapının yanında bekledim.Çiş şarkısını söylemeye başlayınca gülmemek için kendimi zor tuttum.İşini bitirince ellerini yıkamasına yardım ettim. Sonra yanımdan yürüyüp geçti. O kadar hızlı büyüyordu ki…Başımı iki yana sallayarak gülümsedim.Günün geri kalanı filmlerle, atıştırmalıklarla ve zihnimin bir köşesine saplanıp kalan o dövmeyle geçti. Evde ve bahçede keyifli bir gün geçirdikten sonra uyumaya gittik.Sabah uyandığımda her zamanki rutinimize başladım. Saçlarını toplarken kapı zili çaldı. Telefonuma baktım ve amcamın kameraya doğru bakarak kapıda beklediğini gördüm.Sonra arkasında Marco Amca'yı fark ettim.Rebel'ı kucağıma alıp kapıya yürüdüm ve onları içeri almak için kapıyı açtım."Gel buraya, güzel kızım."Ona doğru yürürken hıçkıra hıçkır

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 27

    Angel'ın bakış açısından.Haftalardır eve kapanmıştık.Neredeyse her gün kapıya biri geliyordu ama hiçbirine cevap vermiyordum. Kapıyı sadece market siparişi geldiğinde açıyordum.Depresyon ağır ağır içime çökmüştü. Yine de gündüzleri ayakta kalmayı başarıyordum. Asıl geceleri dağılıyordum. Rebel uyuduktan sonra, beni duymasın diye duşun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Her gün farklı oyunlar oynuyor, Disney filmleri izliyorduk. Şarkılar söylüyor, gülüyorduk. Ta ki gece üzerimize çökene kadar.İşte o zaman yeniden o acımasız döngünün içine sürükleniyordum.Acı.Öfke.Çaresizlik.Kendimi işe yaramaz, güçsüz hissetmek…Onlardan kaçmaya çalışırken verdiğim o nafile çabaya nasıl güldüklerini yeniden yeniden hatırlamak…Motosiklet çetesinin kadınlarının kapımı çaldığını biliyordum. Ön kapıdaki kameradan hepsini görüyordum. Gaddar'ın geceleri evi izlediğini, gündüzleri de adamlarından birini nöbete bıraktığını biliyordum.Ama hiçbirinin varlığını kabullenmiyordum.Hâlâ zihnen

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 26

    "Sen benimsin, Ryder. Bunu kabullen artık. Angel kullanılmış maldan başka bir şey değil. Sonuçta toplu tecavüze uğramış bir sürtüğü kim ister? Seni bir daha asla sevmeyecek."O anda içimde kalan son sabır da koptu.Elim havaya kalktı ve yüzüne öyle sert bir tokat indirdim ki darbenin etkisiyle yere savruldu. Bir eli yanağında, gözleri dehşetle açılmış hâlde bana baktı.Üzerine yürüdüm.O da aramıza mesafe koymak ister gibi geriye doğru süründü. Artık herkes bizi izliyordu."Onun adını bir daha ağzına alırsan dilini koparırım. Şimdi defol git, Kızıl."Arkamı dönüp uzaklaştım.Kızıl hıçkıra hıçkıra ağlayarak çete evinden çıktı. Ben mutfağa girip başımı dolaplara yasladım. Yumruklarımı usul usul kapaklara vurmaya başladım.Bütün bunlar benim suçumdu.Ne ektiysem onu biçiyordum.Ve bundan nefret ediyordum."Başkan, iyi misin?"Başımı iki yana salladım. Dolaptan uzaklaşıp kapağını açtım, bir kupa aldım ve kahve hazırlamaya koyuldum."Her şeyi berbat ettim, dostum. Onu da kızımı

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 25

    Gaddar'ın bakış açısından.Hastaneden kendi isteğiyle çıkıp gittiğinden beri haftalar geçmişti. Onu gören de yoktu, ondan haber alan da.Annem eve gitmişti ama Angel kapıyı açmamıştı. Perdeler sımsıkı kapalıydı. Hepimiz o kadar endişelenmiştik ki sonunda polis şefinden Angel ve Rebel için bir sağlık kontrolü yapmasını istemek zorunda kalmıştık. Bize onun hayatta ve iyi olduğunu söylemişti. Angel ona yalnızca rahat bırakılmak istediğini söylemişti. Morluklarının iyileşmeye başladığını, yüzünün daha iyi göründüğünü de eklemişti.Bu üç gün önceydi.Evden hiç çıkmamıştı ama her hafta eve market siparişi geliyordu. Geceleri ben nöbet tutuyordum. Gündüzleri de adamlarım evi uzaktan izliyordu.Bu durumun artık bitmesi gerekiyordu.Hem de çok yakında.Kim olduklarını bulmaya çalışıyordum ama şu ana kadar hala elimizde hiçbir bilgi yoktu. Ice, Rosena ve Simon minibüsü bulmuş, izini bir depoya kadar sürmüştü. Ama kamera kaydı orada kesilmişti.Asıl midem

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status