LOGIN
Angel'ın bakış açısından.Onun masasının başında, onun sandalyesinde oturmuş, gözlerimi Gaddar'a dikmiştim. Yüzümdeyse kaymağı yemiş kedi sırıtışı vardı.Yok, bu az kalır.Bütün mandırayı ele geçirmiş kedi demek daha doğru olur."Benim sandalyemde, benim lanet masamın başında ne işin olduğunu söylemek ister misin?" diye tısladı.Kardeşleri de homurdanarak ona katıldı.Güldüm.Gaddar bana The Big Bang Theory dizisindeki Sheldon Cooper'ı hatırlatmıştı."Orası benim yerim."Hemen kendimi toparladım. Sadece ona bakmayı sürdürdüm. O sırada eski üyelerden biri ayağa fırlayıp ellerini masaya vurdu.Buz gibi bakışlarımı ona çevirdim."Hiçbir sürtüğün burada, bu odada işi yok. Burası çete meselelerinin konuşulduğu yer ve sen bu çetenin bir parçası değilsin. Üstelik kadınsın, bu kesinlikle yasak!" diye çıkıştı.Güldüm.Sandalyede hafifçe döndüm, ayaklarımı yere indirip ayağa kalktım. Sonra iki elimi sıkıca masaya dayadım."Bu kadar bariz bir şeyi söylediğin için teşekkürler. Evet,
Gaddar'ın bakış açısından.Kasabanın içinden motorla geçerken Gianni'nin bir dövme dükkânına girdiğini gördüm. Hemen sinyal verip yol kenarına çektim, motoru durdurdum. Ardından inip motora yaslandım ve çıkmasını beklemeye başladım.Dükkânın camları, içerisi görünmesin diye filmle kaplanmıştı. Bu yüzden içeride ne yaptığını göremiyordum. Garip bir durumdu çünkü Moretti'lerin dövme yaptırmak için güvendiği kendi adamları, kendi kadınları vardı. Gianni'nin burada ne işi olabilirdi? Elbette başka bir yerde dövme yaptıramaz demiyordum ama yine de tuhaf geliyordu.Gianni ve Marco üç hafta önce kasabaya gelmişti. Neden burada olduklarını öğrenmeye çalışırken aklımı kaçıracak hâle gelmiştim. Angel hâlâ kimseye cevap vermiyordu. Mesajlarıma bile dönmüyordu. Hatta geceleri, onların iyi olduğundan emin olmak için su borusuna tırmanıp pencereden içeri bakacak kadar ileri gitmiştim.Angel'ımın uykusunda hıçkıra hıçkıra ağladığını, cenin pozisyonunda yastığına sarıldığını görmek kalbimi parampa
"Anne, çiş."Onu yere indirirken gülümsedim. Alt kattaki banyoya doğru koşturdu. Ben de peşinden gidip pijama altını ve alıştırma külodunu çıkarmasına yardım ettim. Onu özel klozet aparatına oturttuktan sonra işini bitirmesi için kapının yanında bekledim.Çiş şarkısını söylemeye başlayınca gülmemek için kendimi zor tuttum.İşini bitirince ellerini yıkamasına yardım ettim. Sonra yanımdan yürüyüp geçti. O kadar hızlı büyüyordu ki…Başımı iki yana sallayarak gülümsedim.Günün geri kalanı filmlerle, atıştırmalıklarla ve zihnimin bir köşesine saplanıp kalan o dövmeyle geçti. Evde ve bahçede keyifli bir gün geçirdikten sonra uyumaya gittik.Sabah uyandığımda her zamanki rutinimize başladım. Saçlarını toplarken kapı zili çaldı. Telefonuma baktım ve amcamın kameraya doğru bakarak kapıda beklediğini gördüm.Sonra arkasında Marco Amca'yı fark ettim.Rebel'ı kucağıma alıp kapıya yürüdüm ve onları içeri almak için kapıyı açtım."Gel buraya, güzel kızım."Ona doğru yürürken hıçkıra hıçkır
Angel'ın bakış açısından.Haftalardır eve kapanmıştık.Neredeyse her gün kapıya biri geliyordu ama hiçbirine cevap vermiyordum. Kapıyı sadece market siparişi geldiğinde açıyordum.Depresyon ağır ağır içime çökmüştü. Yine de gündüzleri ayakta kalmayı başarıyordum. Asıl geceleri dağılıyordum. Rebel uyuduktan sonra, beni duymasın diye duşun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Her gün farklı oyunlar oynuyor, Disney filmleri izliyorduk. Şarkılar söylüyor, gülüyorduk. Ta ki gece üzerimize çökene kadar.İşte o zaman yeniden o acımasız döngünün içine sürükleniyordum.Acı.Öfke.Çaresizlik.Kendimi işe yaramaz, güçsüz hissetmek…Onlardan kaçmaya çalışırken verdiğim o nafile çabaya nasıl güldüklerini yeniden yeniden hatırlamak…Motosiklet çetesinin kadınlarının kapımı çaldığını biliyordum. Ön kapıdaki kameradan hepsini görüyordum. Gaddar'ın geceleri evi izlediğini, gündüzleri de adamlarından birini nöbete bıraktığını biliyordum.Ama hiçbirinin varlığını kabullenmiyordum.Hâlâ zihnen
"Sen benimsin, Ryder. Bunu kabullen artık. Angel kullanılmış maldan başka bir şey değil. Sonuçta toplu tecavüze uğramış bir sürtüğü kim ister? Seni bir daha asla sevmeyecek."O anda içimde kalan son sabır da koptu.Elim havaya kalktı ve yüzüne öyle sert bir tokat indirdim ki darbenin etkisiyle yere savruldu. Bir eli yanağında, gözleri dehşetle açılmış hâlde bana baktı.Üzerine yürüdüm.O da aramıza mesafe koymak ister gibi geriye doğru süründü. Artık herkes bizi izliyordu."Onun adını bir daha ağzına alırsan dilini koparırım. Şimdi defol git, Kızıl."Arkamı dönüp uzaklaştım.Kızıl hıçkıra hıçkıra ağlayarak çete evinden çıktı. Ben mutfağa girip başımı dolaplara yasladım. Yumruklarımı usul usul kapaklara vurmaya başladım.Bütün bunlar benim suçumdu.Ne ektiysem onu biçiyordum.Ve bundan nefret ediyordum."Başkan, iyi misin?"Başımı iki yana salladım. Dolaptan uzaklaşıp kapağını açtım, bir kupa aldım ve kahve hazırlamaya koyuldum."Her şeyi berbat ettim, dostum. Onu da kızımı
Gaddar'ın bakış açısından.Hastaneden kendi isteğiyle çıkıp gittiğinden beri haftalar geçmişti. Onu gören de yoktu, ondan haber alan da.Annem eve gitmişti ama Angel kapıyı açmamıştı. Perdeler sımsıkı kapalıydı. Hepimiz o kadar endişelenmiştik ki sonunda polis şefinden Angel ve Rebel için bir sağlık kontrolü yapmasını istemek zorunda kalmıştık. Bize onun hayatta ve iyi olduğunu söylemişti. Angel ona yalnızca rahat bırakılmak istediğini söylemişti. Morluklarının iyileşmeye başladığını, yüzünün daha iyi göründüğünü de eklemişti.Bu üç gün önceydi.Evden hiç çıkmamıştı ama her hafta eve market siparişi geliyordu. Geceleri ben nöbet tutuyordum. Gündüzleri de adamlarım evi uzaktan izliyordu.Bu durumun artık bitmesi gerekiyordu.Hem de çok yakında.Kim olduklarını bulmaya çalışıyordum ama şu ana kadar hala elimizde hiçbir bilgi yoktu. Ice, Rosena ve Simon minibüsü bulmuş, izini bir depoya kadar sürmüştü. Ama kamera kaydı orada kesilmişti.Asıl midem