Share

Bölüm 2

Author: Becca Lou
Gaddar'ın bakış açısından.

Mesajlaşma uygulamasında profil fotoğrafına bakıyordum. Üç yıldır değiştirmemişti. İç geçirip rehberden adını açtım. Son üç yılda ona gönderdiğim bütün mesajlar karşımda duruyordu.

Hiçbiri okunmamıştı.

Ben gerçekten tam bir aptaldım.

GEÇMİŞE DÖNÜŞ!

Angel'la ilişkimi bitirip Roxanne 'Kızıl' Barnes'ı hatunum ilan edeli dört hafta olmuştu. Her şey yolundaymış gibi görünüyordu. Angel benimle hiç iletişime geçmemişti ama kendimi hâlâ zaman zaman onun profil fotoğrafına bakarken buluyordum.

"Neyin var bebeğim?"

Bir el çıplak kolumu okşadı. Uygulamayı kapatıp yanımdaki kadına baktım. Roxanne. Kızıl saçları ve kahverengi gözleriyle fazlasıyla güzeldi. Doğmamış çocuğumun annesiydi.

"Bir şey yok bebeğim, sen uyu."

Başından öptüm. Bana sokulup yeniden uykuya daldı ama benim gözüme uyku girmiyordu. Bir şeyler yanlıştı sanki. İçimdeki ses, Angel'ı kontrol etmem gerektiğini söylüyordu.

Bu düşünceyi kafamdan silkip atıyordum. Neden böyle bir şey yapacakmışım ki? O sürtük beni aldatıyordu. Benim onun için endişelenmemi hak etmiyordu.

Sonunda uykuya daldım ama bu kez de kapıma inen yumruklarla uyandım.

"Başkan, gitmemiz gerekiyor. Moretti'ler acil toplantı çağrısı yaptı."

Başkan yardımcım Blaze'in sesiyle homurdanarak doğruldum. Hızla giyindim. Moretti'ler… Bu hiç de iyiye işaret değildi. Ama bir yandan da Angel onlara hiçbir şey anlatmış olamazdı. Anlatması için, annesiyle babasının gözünde onu bir fahişe gibi göstermemi göze alması gerekirdi.

Yatak odamdan sırıtarak çıktım, çete evinin içinden geçtim.

"Ne olmuş? Bu toplantıyı neden istemişler?" diye sordum.

Önüme bir kahve bırakıldı.

"Bilmiyoruz. Öğrenmeye çalıştım ama bana söylenen tek şey durumun acil olduğu. Hemen çıkmamız gerekiyor," dedi.

Bunu bana iki kez söylemesine gerek yoktu. Kimse Moretti'leri bekletmezdi. Onlar çağırır, biz giderdik.

Babam Hatchet Jackson ve Don Antonio Moretti yıllarca birlikte çalışmıştı. Angel'la da bu sayede tanışmıştım. Bazen onlar buraya gelirdi, bazen de biz onlara giderdik. Angel benden dört yaş küçük olsa da birlikte inanılmaz eğlenirdik.

Sonra Angel on sekizine basmıştı. Aramızdaki çekim artık görmezden gelinemeyecek kadar güçlenmişti ve ilk kez benimle birlikte olmuştu. Dört hafta önce o fotoğraflar elime ulaşana kadar da gizli bir ilişkimiz vardı.

Angel beni Roxanne'le yatarken yakaladığında ona çok ağır şeyler söylemiştim. Çünkü yaptıklarımın, kendi davranışlarının sonucu olduğunu anlaması gerekiyordu. Ama o saf küçük kız tavrıyla her şeyi inkâr edince tartışmıştık. Bana tokat atmıştı ama umurumda değildi. Hâlâ da değil çünkü hak ettiğini bulmuştu.

Blaze ve Ripper'la birlikte motorlara bindik. Ripper, bizim silah sorumlumuzdu. Yerleşkeden çıkıp yola koyulduk. Birkaç saatlik sürüşün ardından Morettilerin bölgesine vardık.

Motorları durdurup indik. Malikâneye adım attığımız anda havadaki kasvet yüzüme çarptı. Diğer liderler de buradaydı. Hepsiyle tek tek tokalaştım. Onlar da neden çağrıldığımızı bilmiyordu.

Ama fazla beklemedik.

Don Antonio Moretti odaya girdi ve hepimiz saygıyla başımızı eğdik. Adam sanki bir gecede on yıl yaşlanmış gibiydi. Ardından Teagan Moretti'yi gördüm. Uykusuz ve bitkindi… Ağlamış gibi duruyordu.

Ne oluyor lan burada?

"Bu kadar kısa sürede geldiğiniz için teşekkür ederim. Minnettarız. Lütfen oturun," dedi Antonio.

Yerine geçip perişan hâldeki Teagan'ı kucağına çekti.

"Hepinizi buraya çağırmamızın sebebi, kızımız… Angel'ın kayıp olması."

Gözlerim büyüdü. Masanın etrafında fısıltılar yükseldi. Blaze'e baktım; bana öfkeyle bakıyordu. Bunun benimle hiçbir ilgisi olamazdı. Eminim sadece dikkat çekmeye çalışıyordu.

"Ne zamandır kayıp?" diye sordum.

Bütün gözler bir anda bana çevrildi.

"Bir haftadır. Bir süredir kendi gibi değildi. Gittiği gün bize spor salonuna gideceğini söyledi ama bir daha dönmedi. Mercedes'iyle bankaya gitmiş, bütün hesaplarını boşaltıp kapatmış. Sonra da arabayı satmış. Nerede olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Telefonunu ya bir yere attı ya da kapattı."

Kısa bir an duraksadı. Sesi daha da ağırlaştı.

"Hepiniz kızımızı tanıyorsunuz. O şımartılmış, kendini bir şey sanan bir prenses değil. Şımarık bir velet hiç değil. Böyle bir şey yaptıysa, gerçekten başı belada demektir."

Yutkundum. Bu durum hiç hoşuma gitmemişti.

"Bir şey daha var. Neden kaçmak zorunda hissettiğini bildiğimizi düşünüyoruz."

Bakışlarını odadaki herkesin üzerinde gezdirdi ama sonunda gözleri benim üzerimde durdu. Kanımın damarlarımda donduğunu hissettim.

Sıçtık. Biliyor.

"O hamile. Dün postayla elimize bir şey ulaştı ve şunu açıkça söyleyeceğim: Bize gönderilen şey sahteydi. Adamlarım bunu çoktan tespit etti."

"Size ne geldi?" diye sordu Don'lardan biri.

"Kızımızın farklı adamlarla birlikte olduğunu gösteren fotoğraflar. Gönderen her kimse tam bir amatörmüş. Simon ve Rosena, fotoğrafların oynandığını kısa sürede ortaya çıkardı. Görünüşe göre kızımız bu fotoğraflarla tehdit edildiği için kaçtı. Angel iyi kalpli, hassas bir kızdır. Adamlarım şu anda dünyanın dört bir yanında onu arıyor."

Kalbim düzensizce çarpmaya başladı.

Fotoğraflar sahte mi?

Nasıl lan?

"O çocuğun babansının kim olduğunu biliyor musunuz? Belki onun yanına gitmiştir?"

Blaze'e baktım. O da en az benim kadar öfkeliydi. Teagan bana baktığında masanın altında yumruklarımı sıktım. Bakışı omurgamdan aşağı buz gibi bir ürperti indirdi; içime ağır, boğucu bir korku çöktü.

"Bu konuda bir fikrimiz var. Mesele şu ki Angel her zaman doğru olanı yapmaya çalışırdı. Muhtemelen gidip ona söylemek istemiştir. Eski işimde öğrendiğim bir şey varsa, o da şudur: Büyük ihtimalle o adam hem onu hem de çocuğunu reddetti. Bu yüzden kaçtı. Kimseye yük olmak istemedi. Ailesine utanç getirmek istemedi."

Kısa bir an durdu. Sesi daha da sertleşti.

"Hanımlar, beyler, unutmayın; kızım bir DeNucci. Biz ortadan kaybolma konusundaki yeteneğimizle tanınırız."

Teagan bunları söylerken gözlerini benden ayırmıyordu. Yutkundum ve sandalyeme biraz daha gömüldüm.

Demek bu yüzden gelmişti.

Hamile olduğunu söylemek için.

Bense tam bir aptal gibi fotoğraflara ve Kızıl'a inanmıştım. Sarhoştum ama bu bir bahane değildi. Olamazdı.

Benim Angel'ım… Benim meleğim… Şimdi dışarıda bir yerlerdeydi. Büyük ihtimalle korkmuştu, yapayalnızdı ve karnında benim çocuğumu taşıyordu.

Toplantının geri kalanı bulanık bir sis perdesinin ardında geçti. Gözümün önünden bir türlü gitmiyordu. Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzü, karnını korur gibi üzerine kapanan elleri… Benden korkuşu. O güzel yüzündeki kalp kırıklığı.

Kaçmıştı.

Ve benim çocuğumu taşıyordu.

GEÇMİŞE DÖNÜŞ BİTTİ.

"Gaddar, bir sonraki kasabada Solomon'la buluşacağız. Çıkmamız gerek," dedi Blaze.

Tam o sırada telefonum çaldı. Arayan kişiyi görünce içimde öfkeli bir homurtu.

Roxanne.

Açmadım. Asla da açmazdım.

Onu hatunum ilan ettikten üç ay sonra terk etmiştim. Başka bir şubeden iki adamla birlikte olduğunu gördüğümde ona verdiğim sözümü geri almıştım. Onu sürükleye sürükleye hastaneye götürmüş, ultrason çektirmiş ve asıl sürprizi o zaman öğrenmiştim…

O sürtük hamile falan değildi.

Fotoğrafları gönderenin kendisi olduğunu inkâr etmişti. Ama ben aptal değildim. Bunu onun yaptığını biliyordum.

"Tamam, çıkıyoruz," dedim.

Motelden çıktık. Motorlara atlayıp yola koyulduk.

Angel'ı resmî arama çalışmaları altı ay önce sona ermişti. Antonio ve Teagan, Angel'ın ne zaman isterse o zaman döneceğini, bulunursa da zorla geri getirilmeyeceğini söylemişti.

Hadi oradan.

Onu bulursam, hem o hem de çocuğum benimle gelecekti.

Kasabaya doğru sürdük, Solomon'la buluşacağımız barın önünde durduk. Solomon, kardeş motosiklet çetesinin başkanıydı. Birlikte iş yapıyorduk; bu yüzden bu buluşma bizim için yeni bir şey değildi. Ama daha önce bu kasabada hiç buluşmamıştık.

Karanlık Ay adlı bara girdik.

Güzel bir yerdi. Küçük kasaba havası vardı ve bu hoşuma gidiyordu. Barın arkasındaki adam, içeri bir anda doluşan kalabalığımızı görünce neredeyse bayılacak gibi oldu. Yardım çağırmaya gittiği her hâlinden belli olduğundan içimden güldüm.

Evet, gürültücü motorculardık. Ama buraya bar kavgası çıkarmaya gelmemiştik. Biraz rahatlamak ve Solomon'ı görmek için gelmiştik. Hepsi buydu.

Derken birinin nefesinin kesildiğini duydum.

Sanki bütün salon bir anda sessizliğe gömüldü.

Döndüm.

Karşımda gördüğüm manzara, gözlerimi bir kez daha açıp kapamama neden oldu.

Uzun sarı saçları yüksek bir atkuyruğu yapılmıştı. Bal rengi gözleri kocaman açılmıştı. Göğsü hızla inip kalkıyordu.

Sanki gerçek değildi.

Üç yıl öncekinden bile daha güzeldi.

"Angel."
Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 30

    Angel'ın bakış açısından.Onun masasının başında, onun sandalyesinde oturmuş, gözlerimi Gaddar'a dikmiştim. Yüzümdeyse kaymağı yemiş kedi sırıtışı vardı.Yok, bu az kalır.Bütün mandırayı ele geçirmiş kedi demek daha doğru olur."Benim sandalyemde, benim lanet masamın başında ne işin olduğunu söylemek ister misin?" diye tısladı.Kardeşleri de homurdanarak ona katıldı.Güldüm.Gaddar bana The Big Bang Theory dizisindeki Sheldon Cooper'ı hatırlatmıştı."Orası benim yerim."Hemen kendimi toparladım. Sadece ona bakmayı sürdürdüm. O sırada eski üyelerden biri ayağa fırlayıp ellerini masaya vurdu.Buz gibi bakışlarımı ona çevirdim."Hiçbir sürtüğün burada, bu odada işi yok. Burası çete meselelerinin konuşulduğu yer ve sen bu çetenin bir parçası değilsin. Üstelik kadınsın, bu kesinlikle yasak!" diye çıkıştı.Güldüm.Sandalyede hafifçe döndüm, ayaklarımı yere indirip ayağa kalktım. Sonra iki elimi sıkıca masaya dayadım."Bu kadar bariz bir şeyi söylediğin için teşekkürler. Evet,

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 29

    Gaddar'ın bakış açısından.Kasabanın içinden motorla geçerken Gianni'nin bir dövme dükkânına girdiğini gördüm. Hemen sinyal verip yol kenarına çektim, motoru durdurdum. Ardından inip motora yaslandım ve çıkmasını beklemeye başladım.Dükkânın camları, içerisi görünmesin diye filmle kaplanmıştı. Bu yüzden içeride ne yaptığını göremiyordum. Garip bir durumdu çünkü Moretti'lerin dövme yaptırmak için güvendiği kendi adamları, kendi kadınları vardı. Gianni'nin burada ne işi olabilirdi? Elbette başka bir yerde dövme yaptıramaz demiyordum ama yine de tuhaf geliyordu.Gianni ve Marco üç hafta önce kasabaya gelmişti. Neden burada olduklarını öğrenmeye çalışırken aklımı kaçıracak hâle gelmiştim. Angel hâlâ kimseye cevap vermiyordu. Mesajlarıma bile dönmüyordu. Hatta geceleri, onların iyi olduğundan emin olmak için su borusuna tırmanıp pencereden içeri bakacak kadar ileri gitmiştim.Angel'ımın uykusunda hıçkıra hıçkıra ağladığını, cenin pozisyonunda yastığına sarıldığını görmek kalbimi parampa

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 28

    "Anne, çiş."Onu yere indirirken gülümsedim. Alt kattaki banyoya doğru koşturdu. Ben de peşinden gidip pijama altını ve alıştırma külodunu çıkarmasına yardım ettim. Onu özel klozet aparatına oturttuktan sonra işini bitirmesi için kapının yanında bekledim.Çiş şarkısını söylemeye başlayınca gülmemek için kendimi zor tuttum.İşini bitirince ellerini yıkamasına yardım ettim. Sonra yanımdan yürüyüp geçti. O kadar hızlı büyüyordu ki…Başımı iki yana sallayarak gülümsedim.Günün geri kalanı filmlerle, atıştırmalıklarla ve zihnimin bir köşesine saplanıp kalan o dövmeyle geçti. Evde ve bahçede keyifli bir gün geçirdikten sonra uyumaya gittik.Sabah uyandığımda her zamanki rutinimize başladım. Saçlarını toplarken kapı zili çaldı. Telefonuma baktım ve amcamın kameraya doğru bakarak kapıda beklediğini gördüm.Sonra arkasında Marco Amca'yı fark ettim.Rebel'ı kucağıma alıp kapıya yürüdüm ve onları içeri almak için kapıyı açtım."Gel buraya, güzel kızım."Ona doğru yürürken hıçkıra hıçkır

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 27

    Angel'ın bakış açısından.Haftalardır eve kapanmıştık.Neredeyse her gün kapıya biri geliyordu ama hiçbirine cevap vermiyordum. Kapıyı sadece market siparişi geldiğinde açıyordum.Depresyon ağır ağır içime çökmüştü. Yine de gündüzleri ayakta kalmayı başarıyordum. Asıl geceleri dağılıyordum. Rebel uyuduktan sonra, beni duymasın diye duşun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Her gün farklı oyunlar oynuyor, Disney filmleri izliyorduk. Şarkılar söylüyor, gülüyorduk. Ta ki gece üzerimize çökene kadar.İşte o zaman yeniden o acımasız döngünün içine sürükleniyordum.Acı.Öfke.Çaresizlik.Kendimi işe yaramaz, güçsüz hissetmek…Onlardan kaçmaya çalışırken verdiğim o nafile çabaya nasıl güldüklerini yeniden yeniden hatırlamak…Motosiklet çetesinin kadınlarının kapımı çaldığını biliyordum. Ön kapıdaki kameradan hepsini görüyordum. Gaddar'ın geceleri evi izlediğini, gündüzleri de adamlarından birini nöbete bıraktığını biliyordum.Ama hiçbirinin varlığını kabullenmiyordum.Hâlâ zihnen

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 26

    "Sen benimsin, Ryder. Bunu kabullen artık. Angel kullanılmış maldan başka bir şey değil. Sonuçta toplu tecavüze uğramış bir sürtüğü kim ister? Seni bir daha asla sevmeyecek."O anda içimde kalan son sabır da koptu.Elim havaya kalktı ve yüzüne öyle sert bir tokat indirdim ki darbenin etkisiyle yere savruldu. Bir eli yanağında, gözleri dehşetle açılmış hâlde bana baktı.Üzerine yürüdüm.O da aramıza mesafe koymak ister gibi geriye doğru süründü. Artık herkes bizi izliyordu."Onun adını bir daha ağzına alırsan dilini koparırım. Şimdi defol git, Kızıl."Arkamı dönüp uzaklaştım.Kızıl hıçkıra hıçkıra ağlayarak çete evinden çıktı. Ben mutfağa girip başımı dolaplara yasladım. Yumruklarımı usul usul kapaklara vurmaya başladım.Bütün bunlar benim suçumdu.Ne ektiysem onu biçiyordum.Ve bundan nefret ediyordum."Başkan, iyi misin?"Başımı iki yana salladım. Dolaptan uzaklaşıp kapağını açtım, bir kupa aldım ve kahve hazırlamaya koyuldum."Her şeyi berbat ettim, dostum. Onu da kızımı

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 25

    Gaddar'ın bakış açısından.Hastaneden kendi isteğiyle çıkıp gittiğinden beri haftalar geçmişti. Onu gören de yoktu, ondan haber alan da.Annem eve gitmişti ama Angel kapıyı açmamıştı. Perdeler sımsıkı kapalıydı. Hepimiz o kadar endişelenmiştik ki sonunda polis şefinden Angel ve Rebel için bir sağlık kontrolü yapmasını istemek zorunda kalmıştık. Bize onun hayatta ve iyi olduğunu söylemişti. Angel ona yalnızca rahat bırakılmak istediğini söylemişti. Morluklarının iyileşmeye başladığını, yüzünün daha iyi göründüğünü de eklemişti.Bu üç gün önceydi.Evden hiç çıkmamıştı ama her hafta eve market siparişi geliyordu. Geceleri ben nöbet tutuyordum. Gündüzleri de adamlarım evi uzaktan izliyordu.Bu durumun artık bitmesi gerekiyordu.Hem de çok yakında.Kim olduklarını bulmaya çalışıyordum ama şu ana kadar hala elimizde hiçbir bilgi yoktu. Ice, Rosena ve Simon minibüsü bulmuş, izini bir depoya kadar sürmüştü. Ama kamera kaydı orada kesilmişti.Asıl midem

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status