Share

Bölüm 3

Author: Becca Lou
Angel'ın bakış açısından.

Beni buldular.

Buldular.

Siktir. Lanet olsun. Kahretsin!

Ona baktım ve içimde küçük çaplı bir panik patladı. Gözümün önünde sadece o vardı… Bir de o kadın. Bana nefretle söylediği o sözler kulaklarımda yeniden çınlıyordu. O kadının yüzündeki o iğrenç sırıtış da gözlerimin önünden gitmiyordu.

Burada ne işi vardı?

Bana doğru uzandığı anda bedenim aklımdan önce tepki verdi. Bileğini kavrayıp onu çevirdim, kolunu sırtına bastırdım. İnledi ve adamları bir anda ayağa fırladı. Başkan Yardımcısı Blaze'e baktım; herkese sakin olmalarını söylüyordu.

"Yanlış kişiye geldiniz. Şimdi defolun gidin."

Savaş ya da kaç içgüdüm kontrolü ele geçirirken onu sertçe ittim. Buradan çıkmam gerekiyordu. Gitmem gerekiyordu. Rebel'ı ve Karabaş'ı alıp kaçmalıydım.

Ama nereye?

"Angel, böyle yapma. Seni arıyorduk. Ailen de seni arıyordu. Seni bulduk ve artık bizden kaçamazsın," dedi Gaddar.

Geri çekilirken gözlerimi bir an bile onunkilerden ayırmadım.

"Benim adım Angel değil. Seni tanımıyorum bile. Şimdi son kez söylüyorum. Barımdan siktir olup gidin, yoksa çok kötü olur."

Gözlerimi o pisliğe dikmişken sesim çelik gibi çıkıyordu. Artık geri adım atmayacaktım. Kızımı korumak zorundaydım.

Gözümün ucuyla bir hareketini yakaladım. Elimi kaldırdığım anda hareket kesildi. Tam o sırada kapı açıldı, içeri daha fazla motorcu girdi. O kısacık dikkat dağınıklığı, bana ihtiyacım olan fırsatı verdi.

Koştum.

Hem de can havliyle koştum, çünkü durum tam olarak bunu gerektiriyordu. Yan taraftaki çıkıştan dışarı fırlayıp arabama doğru koşarken ellerim titriyordu. Anahtarları düşürdüm, hemen eğilip aldım. Arabayı açtığım anda biri beni yakaladı ve sertçe arabanın yan tarafına çarptı.

Çığlık attım ama iri bir el ağzımı kapattı. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken, bana kilitlenen o buz mavisi gözlere baktım.

"Angel, lütfen. Sana zarar vermek istemiyorum. Açıklamama izin ver, lütfen."

Tabii, kesin veririm.

Elini ısırdım. Bağırarak geri çekildi. Bir an bile düşünmeden dizimi sertçe kaldırıp kasıklarına geçirdim. Nefesi kesildi ve yere yığıldı.

Arabanın kapısını açtım, titreyen ellerimle anahtarlarla boğuştum. Sonunda motoru çalıştırıp otoparktan hızla çıktım. Gözyaşlarım görüşümü bulandırıyordu. Öfkeyle yüzümü sildim, birkaç sokak ileride arabayı terk edip eve doğru koştum.

Beni tekrar bulması uzun sürmeyecekti.

Bir anda koşmayı bıraktım, kendi kendime acı acı güldüm. Kaçmanın hiçbir anlamı yoktu. Beni bulmuştu. Hiç şüphem yoktu; kasabada birkaç soru soracaklar ve çok geçmeden adresimi öğreneceklerdi.

Ne yapabilirdim?

Tamam, düşün Angel. Gecenin bir yarısı eşyalarını toplayıp öylece çekip gidemezsin. Rebel'ın düzenini bu şekilde bozamazsın.

Hayır.

Geçmişimin iblisleriyle yüz yüze savaşacaktım.

Peşime düşerse ki düşeceğini biliyordum, hazır olacaktım. Ben bir Moretti'ydim ve biz düşmanlarımızdan kaçmazdık.

Şu anda Gaddar ve onun motosiklet çetesi benim düşmanımdı.

Arkamı dönüp gelişigüzel park ettiğim arabaya geri yürüdüm, yeniden direksiyonun başına geçtim. Telefonumu cebimden çıkarıp Max'e hızlıca bir mesaj attım. Ona barı kapatmasını ve benim hakkımda kimseye tek kelime etmemesini söyledim.

Çok geçmeden cevap geldi. Gittiklerini ama benimle konuşmak için geri döneceklerini söylemişlerdi.

Gözlerimi devirip iç çektim, sonra arabayı eve doğru sürdüm. Evin önüne yanaşırken parmaklarım gergin gergin direksiyona vuruyordu.

Bu kasabadaki insanlar gerçekte kim olduğumu bilmiyordu. Bilmemeleri de daha güvenliydi. Moretti'lerin düşmanı olsalar da olmasalar da, kimse bana bir şey yapmayı deneyecek kadar cesur ya da aptal değildi. Bu yüzden her iki durumda da güvende olduğumu biliyordum.

Karanlığın Prensleri beni bulmuş olabilirdi ama bana dokunamazlardı. En azından ailemin misillemesini göze almadan.

Arabadan inip taş yoldan ön kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı açıp içeri girdim. Rebel uyanıktı; Bayan Lawson'ın kucağında sütünü içiyordu. İkisi de bana baktı, ben de onlara gülümsedim.

"Erken geldin. Her şey yolunda mı?"

Öne eğilip biberonundan sütünü içerken ayağını tutan kızımı başından öptüm. Ardından Bayan Lawson'ın yanağına da bir öpücük kondurdum.

"Evet, çok yoğun değildi. Ben de Max'e kapatıp eve gitmesini söyledim."

Ona gerçeğin yalnızca küçük bir kısmını söylüyordum.

"Korkmuş gibisin. Ne oldu Angie?"

İç çekerek doğruldum. Mutfağa gidip bir şişe Budweiser aldım, sonra kanepeye çöktüm. Bir taneden bir şey olmazdı. Az önce yaşadıklarımdan sonra bunu fazlasıyla hak ettiğimi düşünüyordum.

"Sana kendimle ilgili gerçeği anlatmam gerekiyor. Benim adım Angie değil, Angel. Angel Moretti. Ben Don Antonio Moretti ile Teagan Moretti'nin kızıyım."

Bunu söylerken gözlerimi ondan ayırmadım. O ise yalnızca hafifçe başını salladı.

"Biliyorum canım. Bütün kasaba kim olduğunu biliyor. Biz aptal değiliz. Birkaç yıl önce ailen seni aramak için buraya adamlarını gönderdi. Hepimiz onlara, senin kim olduğuna dair hiçbir fikrimiz olmadığını söyledik. Bir şeyden kaçtığını biliyorduk. Bu yüzden seni korumayı seçtik. Şimdi söyle bakalım Angel, bu gece ne oldu?"

Ona şaşkınlıkla baktım.

Bir dakika… Nasıl yani?

Bütün kasaba kim olduğumu biliyor muydu?

İnanamayarak acı acı güldüm.

"Vay canına… Çok teşekkür ederim."

Elini sallayıp konuyu önemsizmiş gibi geçiştirdi. O sırada Rebel boşalan biberonunu bir bayrak gibi havada sallıyordu. Ona bakıp güldüm. Bayan Lawson onu yere indirdi, o da paytak adımlarla yanıma geldi. Kucağıma alıp göğsüme bastırdım.

Birkaç dakika içinde uykuya dalacağını biliyordum.

"Babası bu gece beni buldu. Tamamen tesadüfen. Rebel'ın babası, Karanlığın Prensleri Motosiklet Çetesi'nin başkanı. Adı da…"

"Ryder."

Gözlerim büyüdü. Ona bakarken boğazım düğümlendi ve başımı salladım.

"Nereden biliyorsun…"

"Hatchet benim kardeşim. Ryder doğduktan kısa süre sonra buraya taşındım. Çete hayatını geride bıraktım. O zamandan beri kardeşimle hiç görüşmedik."

Bir an durdu. Bakışları sertleşti.

"İkinizi de güvende tutacağım. Artık o hayatın bir parçası olmayabilirim ama o hayatın öğrettikleri hâlâ aklımda. Kapına dayanırsa ki dayanacak, hazır olmalısın. Bu kız onun çocuğu. Çete dünyası senin dünyana benzer. Kızını sahiplenmeye hakkı var ve bunu yaptığında… ikiniz de onunla gitmek zorunda kalabilirsiniz. Üzgünüm Angel," dedi.

Uyuyan küçük kızıma bakıp iç çektim. Bundan kaçamayacağımı biliyordum. Tıpkı ailemi buna bulaştıramayacağımı bildiğim gibi.

Ryder onun varlığını bilmiyordu. Bu iyi bir başlangıçtı.

Ya da en azından bilmediğini sanıyordum.

Lanet olsun, ben kendimi neyin içine soktum?
Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 30

    Angel'ın bakış açısından.Onun masasının başında, onun sandalyesinde oturmuş, gözlerimi Gaddar'a dikmiştim. Yüzümdeyse kaymağı yemiş kedi sırıtışı vardı.Yok, bu az kalır.Bütün mandırayı ele geçirmiş kedi demek daha doğru olur."Benim sandalyemde, benim lanet masamın başında ne işin olduğunu söylemek ister misin?" diye tısladı.Kardeşleri de homurdanarak ona katıldı.Güldüm.Gaddar bana The Big Bang Theory dizisindeki Sheldon Cooper'ı hatırlatmıştı."Orası benim yerim."Hemen kendimi toparladım. Sadece ona bakmayı sürdürdüm. O sırada eski üyelerden biri ayağa fırlayıp ellerini masaya vurdu.Buz gibi bakışlarımı ona çevirdim."Hiçbir sürtüğün burada, bu odada işi yok. Burası çete meselelerinin konuşulduğu yer ve sen bu çetenin bir parçası değilsin. Üstelik kadınsın, bu kesinlikle yasak!" diye çıkıştı.Güldüm.Sandalyede hafifçe döndüm, ayaklarımı yere indirip ayağa kalktım. Sonra iki elimi sıkıca masaya dayadım."Bu kadar bariz bir şeyi söylediğin için teşekkürler. Evet,

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 29

    Gaddar'ın bakış açısından.Kasabanın içinden motorla geçerken Gianni'nin bir dövme dükkânına girdiğini gördüm. Hemen sinyal verip yol kenarına çektim, motoru durdurdum. Ardından inip motora yaslandım ve çıkmasını beklemeye başladım.Dükkânın camları, içerisi görünmesin diye filmle kaplanmıştı. Bu yüzden içeride ne yaptığını göremiyordum. Garip bir durumdu çünkü Moretti'lerin dövme yaptırmak için güvendiği kendi adamları, kendi kadınları vardı. Gianni'nin burada ne işi olabilirdi? Elbette başka bir yerde dövme yaptıramaz demiyordum ama yine de tuhaf geliyordu.Gianni ve Marco üç hafta önce kasabaya gelmişti. Neden burada olduklarını öğrenmeye çalışırken aklımı kaçıracak hâle gelmiştim. Angel hâlâ kimseye cevap vermiyordu. Mesajlarıma bile dönmüyordu. Hatta geceleri, onların iyi olduğundan emin olmak için su borusuna tırmanıp pencereden içeri bakacak kadar ileri gitmiştim.Angel'ımın uykusunda hıçkıra hıçkıra ağladığını, cenin pozisyonunda yastığına sarıldığını görmek kalbimi parampa

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 28

    "Anne, çiş."Onu yere indirirken gülümsedim. Alt kattaki banyoya doğru koşturdu. Ben de peşinden gidip pijama altını ve alıştırma külodunu çıkarmasına yardım ettim. Onu özel klozet aparatına oturttuktan sonra işini bitirmesi için kapının yanında bekledim.Çiş şarkısını söylemeye başlayınca gülmemek için kendimi zor tuttum.İşini bitirince ellerini yıkamasına yardım ettim. Sonra yanımdan yürüyüp geçti. O kadar hızlı büyüyordu ki…Başımı iki yana sallayarak gülümsedim.Günün geri kalanı filmlerle, atıştırmalıklarla ve zihnimin bir köşesine saplanıp kalan o dövmeyle geçti. Evde ve bahçede keyifli bir gün geçirdikten sonra uyumaya gittik.Sabah uyandığımda her zamanki rutinimize başladım. Saçlarını toplarken kapı zili çaldı. Telefonuma baktım ve amcamın kameraya doğru bakarak kapıda beklediğini gördüm.Sonra arkasında Marco Amca'yı fark ettim.Rebel'ı kucağıma alıp kapıya yürüdüm ve onları içeri almak için kapıyı açtım."Gel buraya, güzel kızım."Ona doğru yürürken hıçkıra hıçkır

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 27

    Angel'ın bakış açısından.Haftalardır eve kapanmıştık.Neredeyse her gün kapıya biri geliyordu ama hiçbirine cevap vermiyordum. Kapıyı sadece market siparişi geldiğinde açıyordum.Depresyon ağır ağır içime çökmüştü. Yine de gündüzleri ayakta kalmayı başarıyordum. Asıl geceleri dağılıyordum. Rebel uyuduktan sonra, beni duymasın diye duşun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Her gün farklı oyunlar oynuyor, Disney filmleri izliyorduk. Şarkılar söylüyor, gülüyorduk. Ta ki gece üzerimize çökene kadar.İşte o zaman yeniden o acımasız döngünün içine sürükleniyordum.Acı.Öfke.Çaresizlik.Kendimi işe yaramaz, güçsüz hissetmek…Onlardan kaçmaya çalışırken verdiğim o nafile çabaya nasıl güldüklerini yeniden yeniden hatırlamak…Motosiklet çetesinin kadınlarının kapımı çaldığını biliyordum. Ön kapıdaki kameradan hepsini görüyordum. Gaddar'ın geceleri evi izlediğini, gündüzleri de adamlarından birini nöbete bıraktığını biliyordum.Ama hiçbirinin varlığını kabullenmiyordum.Hâlâ zihnen

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 26

    "Sen benimsin, Ryder. Bunu kabullen artık. Angel kullanılmış maldan başka bir şey değil. Sonuçta toplu tecavüze uğramış bir sürtüğü kim ister? Seni bir daha asla sevmeyecek."O anda içimde kalan son sabır da koptu.Elim havaya kalktı ve yüzüne öyle sert bir tokat indirdim ki darbenin etkisiyle yere savruldu. Bir eli yanağında, gözleri dehşetle açılmış hâlde bana baktı.Üzerine yürüdüm.O da aramıza mesafe koymak ister gibi geriye doğru süründü. Artık herkes bizi izliyordu."Onun adını bir daha ağzına alırsan dilini koparırım. Şimdi defol git, Kızıl."Arkamı dönüp uzaklaştım.Kızıl hıçkıra hıçkıra ağlayarak çete evinden çıktı. Ben mutfağa girip başımı dolaplara yasladım. Yumruklarımı usul usul kapaklara vurmaya başladım.Bütün bunlar benim suçumdu.Ne ektiysem onu biçiyordum.Ve bundan nefret ediyordum."Başkan, iyi misin?"Başımı iki yana salladım. Dolaptan uzaklaşıp kapağını açtım, bir kupa aldım ve kahve hazırlamaya koyuldum."Her şeyi berbat ettim, dostum. Onu da kızımı

  • Mafya Prensesi ve Motorcu Çetesi   Bölüm 25

    Gaddar'ın bakış açısından.Hastaneden kendi isteğiyle çıkıp gittiğinden beri haftalar geçmişti. Onu gören de yoktu, ondan haber alan da.Annem eve gitmişti ama Angel kapıyı açmamıştı. Perdeler sımsıkı kapalıydı. Hepimiz o kadar endişelenmiştik ki sonunda polis şefinden Angel ve Rebel için bir sağlık kontrolü yapmasını istemek zorunda kalmıştık. Bize onun hayatta ve iyi olduğunu söylemişti. Angel ona yalnızca rahat bırakılmak istediğini söylemişti. Morluklarının iyileşmeye başladığını, yüzünün daha iyi göründüğünü de eklemişti.Bu üç gün önceydi.Evden hiç çıkmamıştı ama her hafta eve market siparişi geliyordu. Geceleri ben nöbet tutuyordum. Gündüzleri de adamlarım evi uzaktan izliyordu.Bu durumun artık bitmesi gerekiyordu.Hem de çok yakında.Kim olduklarını bulmaya çalışıyordum ama şu ana kadar hala elimizde hiçbir bilgi yoktu. Ice, Rosena ve Simon minibüsü bulmuş, izini bir depoya kadar sürmüştü. Ama kamera kaydı orada kesilmişti.Asıl midem

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status