Mag-log inEcrin Kaya bir zamanlar annesiyle iddiaya girdi: Eğer Yusuf Şahin ona âşık olursa, annesi ilişkilerini kabul edecekti. Yusuf’un uslu, güçlü ve sade kızlardan hoşlandığını öğrenince, kimsesiz, fakir bir üniversite öğrencisi gibi davranarak ona yaklaştı. Ta ki Yusuf, gönlündeki kadını kollarına almış, Ecrin’le alay edercesine şu sözleri söyleyene kadar: “Senin gibi gözü kara, para peşinde koşan bir sefil, nasıl Belinay’la kıyaslanabilir?” Ecrin ağır bir yenilgi aldı. Ve evine, milyarlık mirasın başına geçmeye dönmek zorunda kaldı. Günler sonra, milyonluk bir haute couture elbiseyle, dilden dile dolaşan, soğukkanlı ve ulaşılmaz adamın elini tutmuş, ışıl ışıl parlayarak Yusuf’la yeniden karşılaştığında ise Yusuf’un içini pişmanlık kapladı. O, sosyal medyadan herkesin göreceği şekilde aşkını ilan etti: “Önceleri güçlü ve sıradışı kadınları sevdiğimi sanıyordum. Ecrin, seninle tanıştığımda anladım ki aşk aslında istisnaymış.” Aynı gece, yüzünü hiç göstermeyen Yüce Ailesinin o veliahtı, yıllardır sakladığı bir fotoğrafı ortaya döktü. Fotoğrafta neşeli, asi, ışıldayan bir genç kız vardı. O ciddi bir ifadeyle Ecrin’in elini tuttu ve herkese duyurdu: “Yüce Hanım, senin için istisna yok. Sen benim her düşlediğim, her gün beklediğim, hem de yıllardır planladığım tek kadınsın.”
view moreErtesi sabah Ecrin, adeta yeniden doğmuş gibi Kaya Grubu'nun binasında göründü.Üzerinde keskin hatlı, beyaz bir takım elbise vardı. Onu daha da çarpıcı ve göz alıcı gösteriyordu, yürürken bile etrafa havalı bir enerji yayıyordu.Ne olmuştu kovulduysa?Ecrin Kaya asla sessizce geri adım atmazdı.Ecrin, Kaya Grubu'na vardığında topuklu ayakkabılarının mermer zeminde çıkardığı net ses sanki gelişini ilan ediyor gibiydi.Doğruca İrfan'ın ofisine yöneldi, yol boyunca hiçbir engelle karşılaşmadı, resepsiyondaki kız bile ona engel olmaya cesaret edememişti."Güm diye"Ecrin ofisin kapısını hiç çekinmeden itip açtı ve büyük bir gürültü koptu.İrfan, bacak bacak üstüne atmış, keyifle çayını yudumluyordu.Ecrin'i görünce yüzünde bir anlık şaşkınlık belirdi, sonra yerini küçümseyen bir sırıtışa bıraktı."Ooo, bu kim? Kaya Grubu'nun eski çalışanı. Ne rüzgarı attı seni buralara?"İğneleyici bir sesle konuştu, bakışları alay doluydu.Ecrin onun bu sözlerine aldırmadı, doğruca masasına yürüdü ve eli
Emir sadece gülümsedi, cevap vermek yerine bir parça İzmir Köfte alıp Ecrin'in tabağına koydu."Bunu da dene, lezzeti de güzel."Ecrin tabağındaki yemeğe baktı, içi buruktu.Yusuf'la üç yıl birlikte olmuştu, ama o adam onun ne yemeyi sevdiğini bile bilmiyordu.Oysa Emir, onunla sadece ani bir evlilik yapmıştı, ama bu kadar ince düşünüyordu.Bu karşılaştırma içini biraz acıttı, biraz da duygulandırdı.Daha önce Yusuf'la yemek yediğini hatırladı. Her seferinde siparişi o verirdi. Hep kendi sevdiği yemeklerdi, Ecrin'in fikrini asla sormazdı.Bir keresinde cesaretini toplayıp acılı bir şey yemek istediğini söylemişti. Yusuf kaşlarını çatıp "Kızlar ne kadar acı yer, cilde zararlı" demişti.Bunu düşününce Ecrin'in içinden soğuk bir gülüş geçti. Cilde mi zararlı?Şimdiyse Emir, onun sevdiği bütün yemekleri önüne koymuştu.Birinin seni önemsediğini hissetmek, ona hem yabancı hem de sıcak geliyordu.Ecrin'in tedirginliğini Emir de fark etmişti.Yemek çubuklarını bıraktı, Ecrin'e dönüp yumuşak b
Ecrin, Emir'e bir baktı. Emir'in bakışları sanki "Kaçma, yüzleş" der gibiydi.Ecrin mecbur kalıp camı indirdi, şaşkın bir ifadeyle Yusuf'a sordu:"Yusuf, ne işin var?"Yusuf, arabanın içindeki Emir'i görünce önce bir an duraksadı, sonra yüzü iyice karardıy.Emir'i tepeden tırnağa süzdü. Ama otoparkın ışıkları loş olduğu için adamın yüz hatlarını ancak seçebiliyordu.Yusuf, Ecrin'e dönüp alaycı bir sesle konuştu:"Ecrin, demek bu kadar çabuk yenisini buldun? Demek resepsiyonda bana o kadar kendini beğenmiş davranmanın sebebi buymuş. Meğer bir zengine bel bağlamışsın!"Yanındaki Belinay da ona katıldı:"Ecrin, sen fakir bir üniversite mezunusun. Zengin avcılığı yapacaksan biraz daha iyisini bul. Bu adam pek de parlak görünmüyor."Ecrin bu sözleri duyunca içinde bir öfke ateşi yükseldi.Yusuf ve Belinay'a soğuk bir bakış fırlattı, buz gibi bir sesle konuştu:"Yusuf, senin aklın mı yok? Kiminle birlikte olduğum sana ne? Belinay, sen de şu diline sahip çıksan iyi edersin. Ağzına gelen her ş
Balo salonunun içinde Ecrin, zarif bir şekilde şampanyasını kaldırmış, iş dünyasının devlerinden biriyle neşeyle sohbet ediyordu.Sanki az önceki olaylardan hiç etkilenmemiş gibiydi. Hâlâ ışıl ışıldı, cazibesi her zamanki gibiydi."Ecrin Hanım gerçekten genç yaşta büyük işlere imza atmış. Hayran olmamak elde değil."O iş insanı ona takdirle bakıyordu, gözlerinde biraz beğeni vardı.Ecrin hafifçe gülümsedi, kadehini ona doğru kaldırdı:" Fazla abartıyorsunuz. Ben sadece yapmam gerekeni yaptım."Ecrin şampanyadan küçük bir yudum aldı. Altın rengi sıvı kristal kadehte hafifçe sallanıyor, gülümsemesiyle uyum içindeydi.Ama bu gülümseme gözlerine ulaşmamıştı, tam tersine o gözleri gece kadar derin gösteriyordu.Nova Grubu'nun o gizemli patronu, bu gece yine ortaya çıkmamıştı.Program mı çakıştı? Bütün gece boşuna uğraşmıştı.Resepsiyon sona yaklaşıyordu. Havada şampanya ve parfümün karışımından oluşan tatlı bir koku vardı.Ecrin, birkaç erkeğin davetini kibarca reddetti.Tam o sırada Zeynep





