共有

İbo'nun Çılgın Hayatı
İbo'nun Çılgın Hayatı
作者: Nazlı Abla

1. Bölüm

作者: Nazlı Abla
Gece saat on bir.

Abimin evinin altındaki parkta gece koşusu yapıyordum.

Bir anda çalılıkların içinden bir kadınla erkeğin fısıltılı, kıpırtılı seslerini duydum.

"Mehmet Yıldırım, gerçekten becerebiliyor musun sen? Evde 'hiç his yok' dedin, ben de seninle buraya geldim. Hâlâ böyle mi yani?"

Bu ses... yengem Aylin Yıldırım'ın sesi değil mi?

Abimle yengem akşam yemeğine çıkmamış mıydı? Nasıl olur da parkta, hem de çalılıkların içinde?

Hiç sevgilim olmadı ama oda arkadaşlarımın muhabbetlerinden kulağım doluydu, olayı anında çaktım; karı koca resmen macera peşindeydi.

Abimle yengemin bu kadar maceracı olacağını hiç düşünmemiştim! Parkta bile... "Bunlar iyice uçmuş yani," diye düşündüm.

Dayanamadım. Biraz daha yaklaşıp dinlemek istedim.

Yengem çok güzel bir kadındı. Vücudu da inanılmazdı. Onun o seslerini duymak bile benim için adeta hayalini kurduğum bir şeydi.

Sessizce çalılıklara yaklaştım ve başımı hafifçe uzattım.

Yengem abimin üstünde oturuyordu. Bana sırtı dönüktü ama o sırt çizgisi bile insanın içini yakıyordu.

Ağzım kurudu, bir anda ateş bastı.

Böyle çekici bir kadının karşısında abim pek bir şey beceremiyordu. "Aylin... galiba yine olmuyor."

Yengem sinirle abime ağzına geleni saydırdı. "Sen ne umutsuz vakasın ya! Daha otuz beş yaşındasın, hâline bak! Seni ne yapacağım ben?"

"Sen zaten doğru dürüst kaldıramıyorsun, bari işe yarar bir şey çıkar da görelim! Ama o da yok. Böyleyken ben nasıl çocuk yapacağım?"

"Böyle devam edersen gider başkasını bulurum!"

"Sen baba olmak istemiyorsan isteme, ama ben anne olmak istiyorum."

Yengem sinirle pantolonunu toparlayıp dışarı çıktı.

Korkudan ödüm koptu ve hemen arkamı dönüp koştum.

Odaya döndükten kısa süre sonra yengemin de eve geldiğini duydum.

Yengem "Güm!" diye kapıyı sertçe kapattı. İçim bir anda cız etti.

Göğsümü tutup derin bir nefes aldım. Demek ki abimle yengemin evliliği pek iyi gitmiyordu.

Derler ya, kadınlar otuzundan sonra iyice istekli olur. Yengem de bayağı istekli, gözü doymayan bir kadındı.

"Abimin o hâliyle onu tatmin etmesi mümkün müydü ki? Ben olsam çoktan halletmiştim. Tövbe tövbe! Ne düşünüyorsun sen İbo! Aylin senin yengen! Nasıl böyle şeyler aklına gelir?" diye mırıldandım.

Mehmet'le kan bağımız yoktu ama kardeşten daha yakındık.

Eğer Mehmet olmasaydı bugün üniversitede okuyan biri olamazdım.

Bu yüzden kesinlikle yengeme karşı yanlış bir düşünceye kapılamazdım.

Tam bunları düşünürken yan odadan hafif inleme sesleri geldi.

Hemen kulağımı duvara dayadım.

Evet... bu kesinlikle o inleme sesleriydi.

Yengem odasında yalnız başına...

Bir anda bütün vücudum gerildi, içim huzursuz oldu.

Sonunda ben de kendimi tutamadım ve sessizce kendi işimi görmeye koyuldum.

Bir süre sonra iki taraftaki sesler aynı tempoya girmişti.

Bu tuhaf uyum yüzünden aklım yine istemeden başka yerlere kaydı.

"Eğer yengemle ben olsaydım... belki çok daha uyumlu olurduk," diye içimden geçirdim.

Ama bunun imkânsız olduğunu biliyordum.

Benimle yengemin arasında hep abim olacaktı.

Ona ihanet edemezdim.

Kirlenen iç çamaşırımı çıkarıp banyoya bıraktım. "Sabah yıkarım," diye düşündüm.

Sonra uykuya daldım.

***

Gözümü açtığımda saat dokuzu geçmişti. Ben kalktığımda abim çoktan işe gitmişti. Evde sadece ben ve yengem vardık.

Yengem kahvaltı hazırlıyordu.

Üzerinde ipek askılı bir gecelik vardı. Dolgun vücudu açıkça ortadaydı.

Özellikle göğsü... gözümü alamıyordum, yine ağzım kurudu.

"İbo, kalktın mı? Hadi yüzünü yıka da kahvaltıya gel." Yengem beni görünce gayet doğal bir şekilde seslendi.

Ben buraya geleli sadece birkaç gün olmuştu. Yengemle hâlâ pek samimi değildik. Bu yüzden biraz utandım.

Sadece "Tamam..." dedim ve banyoya gittim.

Yüzümü yıkarken bir anda aklıma bir şey geldi. Dün gece çıkardığım iç çamaşırı buraya koymuştum.

Yengem benden önce kalktı, acaba görmüş olabilir miydi?

Hemen rafa baktım ve donup kaldım. İç çamaşırım yoktu!

Tam etrafa bakınırken yengemin sesi arkamdan geldi. "Arama, ben yıkadım."

Bir anda yüzüm kıpkırmızı oldu.

O iç çamaşırı dün gece... Yengem onu yıkarken mutlaka görmüştü.

Bu inanılmaz utanç verici bir durumdu.

Ama yengem kollarını göğsünde kavuşturmuş, gülümseyerek bana bakıyordu. Hiçbir şey olmamış gibiydi. "İbo... dün gece bir şeyler duymuş olabilir misin?"

Başımı hemen salladım. Ne olursa olsun onun odasından gelen o sesleri duyduğumu kabul edemezdim.

"Ha... hayır. Hiçbir şey duymadım."

"Gerçekten mi? Odamdan gelen tuhaf sesleri hiç duymadın mı?"

Yengem beni yokluyordu.

"Dün gece on gibi uyudum. Gerçekten hiçbir şey duymadım."

Bunu söyleyip hemen oradan kaçtım.

Nedense yengemin soruları karşısında fena halde tedirgindim. Gözlerim de sürekli göğsüne gidiyordu.

Resmen büyülenmiş gibiydim.

Masaya oturup başımı eğerek kahvaltı etmeye başladım. Ama aklım başka yerdeydi. Çünkü yengem biraz sonra gelip yanımda oturdu.

"Yengem ne yapıyor böyle? Normalde yemek yerken hep karşılıklı otururduk. Bugün neden gelip yanımda oturdu ki?" diye kendime sordum.

Tam bunları düşünürken yengem parmağıyla koluma hafifçe dokundu.

Bir anda vücudumdan elektrik geçmiş gibi oldu.

"Demek bir kadın dokunduğunda böyle hissediliyormuş..." diye düşündüm.

Bu gerçekten çok tuhaf bir histi.

"İbo, benden korkuyor gibisin."

"Hayır... sadece henüz çok tanışmış sayılmayız, o yüzden biraz çekingenim."

"İnsanlar zaten böyle tanışıp kaynaşır. Başta yabancı oluruz, sonra yavaş yavaş yakınlaşırız. Konuşup iletişim kurdukça da aradaki mesafe çok daha hızlı kapanır."

"İbo, sence bir erkekle bir kadının en hızlı yakınlaşma yolu nedir?"

Belki bana öyle geliyordu ama sanki yengem bana bir şey ima ediyor gibiydi.

Kalbim hızla atıyordu, yemek yemeye bile odaklanamıyordum.

Hem heyecanlıydım hem de tedirgindim. Yengemin ne demek istediğini gerçekten merak ediyordum.

Sonunda cesaretimi toplayıp sordum: "Yenge... nedir o?"

"Çocuk yapmak işte," dedi yengem, o parlak gözlerini bana dikip son derece açık bir şekilde.

Ben de bir anda öksürmeye başladım.

"Yengem bana bunu niye söylüyor ki? O benim yengem ya, böyle bir şeyi nasıl yaparız? Yoksa gerçekten beni mi düşünüyordu? Abim yapamıyor diye umudu bana mı bağladı? Hayır, olmaz! Abime ihanet edemem," diye düşündüm.

Hemen sandalyemi biraz yana çektim. "Yenge, şaka yapmayın. Biri duyarsa yanlış anlar."

Yengem hâlimi görünce kendini tutamayıp kıs kıs güldü. "Peki doğruyu söyle bakalım. Dün gece gerçekten hiçbir şey duymadın mı? Eğer hâlâ dürüst olmazsan seninle biraz daha özel konuşmam gerekecek," dedi.

Korkudan az kalsın altıma ediyordum. "Olmaz böyle!" diye düşünerek hemen panikle söyledim: "Yenge... dün gece gerçekten bazı sesler duydum ama bilerek dinlemedim."

"Benim o inleme seslerim miydi? Hoşuna gitti mi?" Bu soruyu soracağını hiç beklemiyordum.

Yüzüm kıpkırmızı oldu. Kalbim sanki ağzımdan çıkacak gibiydi. Ne diyeceğimi bilmiyordum.

Tam o sırada kapı çaldı. Sanki can simidi bulmuş gibi hemen kapıya koştum.

Kapıyı açtığımda dışarıda uzun boylu, ince yapılı bir kadın duruyordu.

Çok güzeldi. Vücudu da fazlasıyla dikkat çekiciydi. Resmen ünlü gibi duruyordu.

Kadın bana bakıp büyük siyah gözlerini kırptı ve sordu: "Sen kimsin?"

Ben de şaşkınlıkla sordum: "Peki ya siz kimsiniz?"

この本を無料で読み続ける
コードをスキャンしてアプリをダウンロード
コメント (2)
goodnovel comment avatar
Mehmet cebiroğlu
aynen öyle
goodnovel comment avatar
Necati Ataş
Sürükleyici
すべてのコメントを表示

最新チャプター

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   240. Bölüm

    Buz Kraliçesi: "Demek intikamcı ve kırıcıyım, öyle mi? Sen benim hakkımda böyle konuşmaya nasıl cüret edersin lan?"Ben: "Haksız mıyım? Erkek arkadaşın sana ihanet etti diye gidip rastgele bir yabancıyla yatağa girerek ona ihanet ettin. Bu, ne kadar intikamcı olduğunu göstermiyor mu? Üstelik sürekli beni kontrol etmeye çalışıyor, bana tepeden bakıyorsun. Hoşuna gitmeyen bir şey söylediğim anda da hemen beni tehdit ediyorsun. Bu da kırıcı değil de ne?"Artık bu kadına muhtaç olmadığım için ağzıma geleni çekinmeden söylüyordum.Onun öfkelenip öfkelenmemesi de umurumda değildi.Nasıl olsa bundan sonra onunla bir daha görüşmeyi düşünmüyordum.O sırada Buz Kraliçesi, yazdıklarımı okuyunca öfkeden adeta patlayacak hâle geldi."Bu lanet olası şerefsiz! Benim hakkımda böyle konuşmaya nasıl cüret eder? Ne yapmaya çalışıyor bu?"Aynı gün içinde sergilediğim tavırlar arasındaki büyük fark, onun kafasını iyice karıştırmıştı.Gerçekten de ne yapmaya çalıştığımı bir türlü anlayamıyordu.Buz Kraliçes

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   239. Bölüm

    Hiçbir şey yapamıyor, tek kelime bile edemiyordu.Kafası karmakarışık duygularla doluydu. Kendini çok kötü hissediyordu.Buz Kraliçesi eve döndükten sonra yatağına uzandı ama bir türlü uyuyamadı. Bir sağa bir sola dönüp durdu.Bu gece tanık oldukları onu derinden sarsmıştı.Telefonunu çıkarıp sohbet edecek birini aradı ama konuşabileceği kimseyi bulamadı.Canı sıkılınca aklına ben geldim.Beni rahatsız etmekten çekinmeden doğrudan mesaj attı: "Uyudun mu?"Aslında bir süredir uyuyordum ama çok susadığım için uyanmıştım.Gözlerimi açar açmaz telefonumun titrediğini fark ettim. Buz Kraliçesi'nden bir mesaj gelmişti.Saat sabahın üçünü çoktan geçmişti. Bu kadın gecenin bu saatinde bana neden mesaj atıyordu?Yoksa yine beni sınamaya mı çalışıyordu?Mesajına cevap vermedim. Bir bardak su içip yeniden uyudum.Ancak bir süre sonra telefonum tekrar titredi.Yine Buz Kraliçesi'nden mesaj gelmişti. "Senin gözünde nasıl bir kadınım?"Bu mesaj yüzünden yeniden uyandım. Gözlerim hâlâ yanıyordu ve ye

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   238. Bölüm

    "Öyle mi? O zaman uygun bir zamanda Merve Hanım beni de muayene etsin," dedi Hasan. Pişmiş kelle gibi sırıtarak Merve'nin o muazzam fiziğini süzmeye devam etti.Böylesine güzel bir kadını kollarına alıp kendine çekmenin nasıl bir his olacağını hayal ediyordu.Ancak Buz Kraliçesi onu zerre umursamadı. Hasan ise bu gece yanına bir genç kadın takıp oteline götürmek ve içindeki arzuyu doyasıya yaşamak istiyordu.Bu yüzden dikkatini genç bir stajyere çevirdi.Kız yirmili yaşlarının başındaydı ve oldukça toy, saf görünüyordu.Hasan ona içki ikram ettiğinde kız reddetmeye utandı ve kadehini kaldırıp içti.Daha birkaç kadeh içmişti ki başı dönmeye başladı.Buz Kraliçesi bütün bunları soğuk gözlerle izliyordu.Hasan'ın neyin peşinde olduğunu anlamayacak değildi.Ama masada oturan hastane yöneticilerinin çoğu bu tür işlere alışkın, kurnaz insanlardı. İçlerinden hiçbiri araya girip olanları engellemiyordu.Çünkü hastaneyle Hasan arasında ticari ilişkiler vardı.Bu yüzden böylesine kirli bir pazar

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   237. Bölüm

    Nilay gerinerek memnun bir ifadeyle konuştu: "Neyse, ben de artık gidip yatayım. Uygun bir zamanda seninle yatak odasının sırlarını iyice keşfedelim."Üzerime bir çarşaf alıp Nilay'ı balkona kadar geçirdim. Gözlerimin önünde balkondan diğer tarafa geçtiğini gördüm.Güvenle geri döndüğünden emin olduktan sonra ebeveyn odasına yöneldim.Zehra belli ki fazla kaçırmış, yanlış odaya girmişti.Onu kucağıma alıp kendi odama götürsem mi diye düşündüm.Biraz düşündükten sonra vazgeçtim.Çünkü sarhoş olup kendimizi kaybetmişiz gibi davranmamız gerekiyordu.Madem öyleydi, bu hatayı sonuna kadar sürdürmek en mantıklısıydı.Ben de yatağa girip Zehra'ya arkadan sarıldım ve kısa süre sonra uykuya daldım.Yalnızca bizim iki aile değil, otelde kalan Hasan da geceyi sakin geçiremedi.Hasan, karısıyla yattığımı düşündükçe kendini son derece kötü hissediyordu.Beni işten attırmak için Çetin Bey'i aradı."Alo, Hasan Bey, ne diyorsunuz? Sizi duyamıyorum!" Çetin Bey bir akşam yemeğindeydi. Bulunduğu yer çok

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   236. Bölüm

    "Sesin neden böyle tuhaf geliyor? Bir de vücudun az öncekinden farklı."Bir tuhaflık olduğunu fark edince gözlerimi açtım.Bir sonraki an ödüm koptu.Sarılmış olduğum kişi Zehra değil, Nilay'dı!İçkiden öyle sersemlemiştim ki doğru dürüst düşünemiyordum.Aklım hâlâ bulanıktı. Az önce Zehra'ya sarıldığımı sanmıştım ama kollarımdaki kişinin Nilay olduğunu anlayınca afalladım.Ne olduğunu anlayamadım. Şaşkınlıktan donup kalmıştım.Alnımdan soğuk terler akmaya başladı."Nilay abla, sen misin?""Sen burada ne arıyorsun?""Zehra nerede?"İçimi daha da büyük bir korku sardı.Az önce birlikte olduğum kişi kimdi?Yoksa o da Nilay mıydı?Nilay kollarını göğsünde kavuşturup gülümseyerek bana baktı. "Sence?"Yüzündeki ifade kafamı iyice karıştırdı.Panikten ne yapacağımı şaşırmıştım."Zehra! Zehra, neredesin?" diye telaşla seslendim.Tam o sırada ebeveyn odasından Zehra'nın bitkin sesi geldi. "Buradayım... Çok yorgunum, artık uyuyacağım."Bu sesi duyunca nihayet rahat bir nefes aldım.Zehra'nın da

  • İbo'nun Çılgın Hayatı   235. Bölüm

    "İnternette de araştırdım. Ülkemizde pek çok kadının hayatı boyunca orgazmın nasıl bir şey olduğunu hiç bilmeden yaşadığı yazıyordu.""Kadınların bu zevki yaşamasının çok ama çok zor olduğunu da söylüyorlar.""Doktora gitmeye utandığım için hep içime attım, kimseye anlatamadım.""Ama az önce seninle birlikteyken o hissi ilk kez yaşadım.""Demek ki sorun bende değilmiş. Hasan bu konuda gerçekten beceriksizin tekiymiş.""Beni hiç tatmin edemiyor!"Zehra bunları söylerken gözyaşlarına hâkim olamadı.Hasan'la yedi yıldır evliydi. Tam yedi yıl!Bir kadının hayatında kaç tane yedi yıl vardı ki?En güzel yıllarını, gençliğinin en değerli dönemini Hasan'a vermişti.Ama bir eş olarak yaşaması gereken mutluluğu bir türlü tadamamıştı.Hep içine atmış, hiçbir şey söylememiş, her zaman Hasan'ı düşünerek hareket etmişti.Gururunu incitmemiş, onu küçük düşürmemiş, kusursuz bir eş olmaya çalışmıştı.Ama bütün bunlara rağmen sonunda ihanete uğramıştı.Zehra kendine acıyordu.Muhafazakâr bir yapıya sahi

続きを読む
無料で面白い小説を探して読んでみましょう
GoodNovel アプリで人気小説に無料で!お好きな本をダウンロードして、いつでもどこでも読みましょう!
アプリで無料で本を読む
コードをスキャンしてアプリで読む
DMCA.com Protection Status