Melis, mezarlıkta uzun süre bir şeyler mırıldandıktan sonra oradan ayrıldı; artık kederlenmeye vakti yoktu, elindeki fotoğraftan yola çıkarak araştırmasına devam etmeliydi.Babasının temas kurabileceği kadınların çoğu şirketteydi. Tam şirket personeli üzerinden incelemeye başlamaya hazırlanırken bir telefon aldı.Arayan, babasının yıllar önce burs vererek okuttuğu, dağ köyünden gelen Ayhandı. Sesi telaşlı geliyordu: "Melis Hanım, ülkeye döner dönmez Gürsoy Bey'in durumunun ağır olduğunu duydum, kendisi nasıl?""İlginiz için teşekkürler, babam hâlâ hastanede tedavi görüyor," dedi Melis."Ah, Gürsoy Bey gibi iyi bir insana kader nasıl böyle davranır? O zamanlar bize destek olup bizi o dağlardan çıkarmasaydı, bugünkü hayatımıza nasıl sahip olabilirdik?"Melis'in zihninde bir düşünce belirdi. Babası Gürsoy Bey, yıllar önce yoksul dağ köylerindeki çocuklara burs vermeye başlamıştı. Eğer Zuhal kaçırılıp uzak bir dağ köyüne satıldıysa, babasıyla bu yolla tanışmış olabilir miydi?"Ayhan Bey, b
Read more