Füruzan , Melis henüz sekiz yaşındayken gitmişti. O gün babasının yaş günüydü; Melis eve büyük bir neşeyle dönmüşken, onu bekleyen hediye bir boşanma protokolü olmuştu. Melis, annesinin peşinden koşarken merdivenlerden yuvarlanmış, ayağından fırlayan ayakkabısını fark etmemişti bile. Füruzan'ın bacaklarına sarılıp hıçkırıklar içinde feryat etmişti: "Anne, gitme!"O vakur kadın, kızının çocuksu yüzünü okşamış ve sadece "Özür dilerim," demişti."Anne, bu sefer okul birincisi oldum. Daha sınav kağıdıma bakmadın, veli imzası gerekiyor.""Anne, ne olur bırakma beni. Söz veriyorum çok uslu olacağım, bir daha lunaparka gitmek istemeyeceğim, seni hiç kızdırmayacağım... Yalvarırım..."Melis, gitmesin diye çırpınarak içindeki tüm sevgiyi kelimelere dökse de Füruzan ona sadece babasıyla mutlu olmadığını, asıl mutluluğu şimdi bulduğunu söylemişti. Melis, yabancı bir adamın valizleri arabaya yerleştirdiğini, annesinin o adamla el ele tutuşup uzaklaştığını izlemişti. Çıplak ayaklarıyla yüzlerce metr
Read more