O geçmişi hatırlamaya başlarken, ben ondan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyordum."Hocam, neye bakıyorsunuz?" Yanımdaki küçük çocuk Yiğit, merakla başını uzattı.Telefonun ekranını hemen kapattım, yumuşak bir sesle konuştum: "Hiçbir şeye. Senin çizimin daha bitmedi. Hadi devam et.""Hocam..." Başını eğerek bana baktı. "Üzgün müsünüz?"Bir an duraksadım, sonra gülümsedim. "Hayır, sana öyle gelmiş."Yiğit koşarak uzaklaştı, bense elimdeki telefon ekranına dalıp gittim.Evet, keyfim yerinde değildi.Ama o insanlar yüzünden değil, bu haberlerin beni yalanlar ve ihanetlerle dolu o geçmişe geri çekmesi yüzündendi.Bir gün atölyede çocuklara ders verirken genç bir adam geldi.Kapının önünde duruyordu. Elinde kocaman bir çiçek buketi vardı."Merhaba, ben Yiğit'in amcasıyım. Adım Poyraz.""Bunlar sizin için," dedi çekingen bir ifadeyle. "Yiğit derslerinizi çok seviyor, bu da ufak bir teşekkür."Çiçeklere şöyle bir göz gezdirdim, başımı salladım ama almadım. Mesafeli bir tavırla: "Hediye kabul
Magbasa pa