Share

2. Bölüm

Penulis: Yaprak
Yerden alırken tanelerin yüzeyinde bir tuhaflık hissettim.

Loş ışığın altında dikkatlice baktığımda, her bir tanenin üzerine bir ismin kazınmış olduğunu gördüm.

Bahar.

İçimdeki son umut da o anda söndü.

***

Ertesi sabah Kenan'a, "Bugün Demir ailesine birlikte gidelim," dedim.

Yüzü bir anlığına dondu ama hemen kendini toparladı. Sakince, "Olur. Hediyeyi verip fazla oyalanmadan döneriz," dedi.

Gitmemi istemediğini biliyordum. Bahar'ı rahatsız edeceğimden korkuyordu.

Oysa ben sadece ailemle son kez görüşmek istiyordum.

Sonuçta yarın buralardan tamamen gitmiş olacaktım.

Oraya vardığımızda salon davetlilerle doluydu. Herkes hem Bahar'ın hamileliğini hem de uluslararası sanat sergisine kabul edilmesini kutluyordu.

Bahar, kalabalığın odak noktası olmuştu; herkes onun etrafını sarmış, sergiye gönderdiği tablonun kesinlikle büyük ödülü alacağını söyleyerek onu övüyordu.

Üstelik tabloya ünlü hattat Erguvan'ın hat yazısı da eklenmişti. Bunun esere kusursuz bir sanatsal değer kattığını konuşuyorlardı.

Beni içeri girerken gördüğünde Bahar'ın yüzündeki ifade kısa süreliğine değişti ama hemen kendini topladı.

Dudaklarındaki o kibar ama sahte gülümsemeyle, iğneleyici bir tonda, "Ablacığım, sen de mi geldin? Bu aralar pek boş vaktin var galiba?" dedi.

Onun bu kışkırtmasına hiç kulak asmadım; bakışlarım doğrudan sergilenen o tabloya kilitlenmişti.

O tabloyu görür görmez içim sızladı.

Yıllar önce tamamlayıp özenle sakladığım, bugüne kadar hiç kimseye göstermediğim eserimdi.

Benim resmim nasıl olur da burada olabilirdi? Nasıl onun sergideki eseri olmuştu?

Bahar dudaklarında belli belirsiz bir tebessümle bana yaklaştı. Sesi yumuşaktı ama sözlerinde gizlenemeyen bir meydan okuma vardı.

"Ablacığım, bu tabloyu çok mu beğendin?"

Ona buz gibi baktım. Tam ağzımı açacakken birden onun çığlığını duydum:

"Yapma!"

Daha ne olduğunu bile anlayamadan geriye doğru savruldu, sendeleyerek karnını tuttu ve yüzünde büyük bir acı ifadesi belirdi.

Ortalık bir anda karıştı.

"Neler oluyor orada?!"

"Bahar hamile! Ona nasıl çarpabilirsin?!"

"Çabuk doktor çağırın!"

Tam o kargaşanın içinde telaş dolu bir sesin yükseldiğini duydum: "Bahar!"

Başkaları fark edemezdi belki ama ben o sesi anında tanımıştım.

Kenan'ın sesiydi bu.

Gözlerindeki endişe ve şefkat neredeyse gizlenemeyecek kadar açıktı. Artık hiçbir şüphem kalmamıştı.

Ona baktığımı hissedince Kenan hızla eski soğukkanlılığına döndü.

Sonra bana dönerek dingin ama sitemkâr bir sesle konuştu: "Ne olursa olsun Bahar'ın karnında bebeği var. Onu itmemeliydin."

Tam o sırada, tablonun finale kaldığı haberi geldi. Büyük ödülü kazanma ihtimali çok yüksekti.

Kenan'ın yüzünde bastıramadığı bir sevinç belirdi. Beş yıldır onun yüzünde hiç görmediğim bir ifadeydi bu.

Kısık bir sesle sordum: "Bahar'ın tablosu neden benimkinin aynısı?"

Biraz gerildi ama çabucak bozuntuya vermeden, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi, "Belki de sadece bir tesadüftür, muhtemelen tarzlarınız benziyordur..." dedi.

Alaycı bir gülümsemeyle sustum.

O resim benim şahsi galerimde kilitli duruyordu ve oranın anahtarı sadece birkaç kişide vardı.

Üstelik tablonun üzerindeki o yazı...

Takma ad kullanılmış olsa da yazı, Kenan'ın yıllar boyunca sayısız dua metni kopyalarken kullandığı el yazısıyla birebir aynıydı.

Bu tablonun buraya nasıl geldiği ve bunu kimin yaptığı zaten gün gibi ortadaydı.

Aslında bu resmi, evliliğimizin beşinci yılı için ona hediye etmeyi planlamıştım.

Şimdi düşününce, evliliğimizin kendisi bile bir kurmacayken, bu tablonun artık hiçbir anlamı kalmamıştı.

Dudaklarımın kenarı kıvrıldı. O kadar sakindim ki ne hissettiğimi anlamak imkânsızdı.

Lanjutkan membaca buku ini secara gratis
Pindai kode untuk mengunduh Aplikasi

Bab terbaru

  • Kıyının Ötesinde   10. Bölüm

    Gözleri yalvarış ve çaresizlikle doluydu. Sanki yanımda kalabilmek uğruna her şeye razıydı.O sırada Poyraz söze girdi, sesi sakin ama keskindi: "Kenan Bey, aranızda ne geçtiğini bilmem ama bence yanınızda kalıp kalmayacağı tamamen onun kararı. Sürekli kendi hislerinizden bahsediyorsunuz, peki onun gerçekten ne istediğini hiç düşündünüz mü?"Kenan donup kaldı. Ağzını açtı ama tek kelime edemedi.Ona baktım. Sesimde en ufak bir tereddüt yoktu. "Kenan, ne olursa olsun o beş yıl geride kaldı. Ben hâlâ yaşıyor olsam bile... Artık benim için bir seçenek değilsin."Yüzündeki kan çekilirken devam ettim: "Bana geçmişimizi bütünüyle bir hataymış gibi düşündürme. Yoksa gerçekten ölmem mi gerekiyor ki sonunda beni rahat bırakasın?""Hayır!" Sözümü hızla kesti, gözlerinde derin bir keder vardı, sesi neredeyse yalvarıyordu."Nilay, hatalıyım, gerçekten çok hatalıyım. Yeter ki sen iyi ol, bir daha böyle çekip gitme. Ben... Hayatından çıkabilirim."Bakışları beni kısa süreliğine şaşırttı. Ardından us

  • Kıyının Ötesinde   9. Bölüm

    Kenan ise Bahar'ın söylediklerini hiç umursamadı. Gözlerini hâlâ benden ayırmıyordu.Sesinde yalvaran bir ton vardı: "Nilay, beni dinle. Gerçekten çok pişmanım. Benim hatamdı, sana değer vermedim. Yalvarırım bana bir şans ver.""Şans mı?" Soğuk bir kahkaha attım, bakışlarım buz gibiydi. "Hâlâ benden bir şans istemeye hakkın olduğunu mu sanıyorsun?""Hata yaptığımı biliyorum. Seni ihmal etmemeliydim. Başkalarının sözlerine inanmamalıydım. Bütün suç benim. Her şeyi düzeltmeye hazırım, yalvarırım beni affet..."Sesi gittikçe alçaldı, neredeyse diz çökecek gibiydi: "Yeter ki bana bir şans ver, senin için her şeyi yaparım."Bahar bu manzarayı görünce öfkeden yüzü kireç gibi bembeyaz kesildi, bastırmaya çalıştığı hırsıyla araya girdi: "Kenan, sadece beni sevdiğini söylemiştin, sen...""Kes sesini!" Kenan onu buz gibi bir sesle susturdu. Bakışları hiç görmediğim kadar soğuktu. "Sana her şeyi çoktan açıkça söyledim, ne dersen de artık beni ilgilendirmiyor."Bahar sanki yüzüne sert bir tokat ye

  • Kıyının Ötesinde   8. Bölüm

    Daha sözünü bitirmeden üzerime atıldı.Refleksle arkamdaki çocukları korumaya çalıştım, kaçmaya vaktim yoktu. Giysilerimden sertçe yakaladı, tırnakları kolumda kanlı çizikler bıraktı."Yeter!" diye bağırdım ama aklını tamamen yitirmiş gibiydi. Beni sertçe itince yere düştüm.Öğrencilerden birkaçı korkuyla çığlık attı.Yiğit'in gözleri yaşlarla dolmuştu. Yine de gizlice yanımıza gelip küçük yumruğuyla ona vurdu: "Hocama vurma!"Bahar önce bir an sersemledi, ardından öfkesi daha da katlandı: "Seni küçük velet, sen kim oluyorsun da bana dokunuyorsun?"Yiğit'e vurmak için elini kaldırdığında hemen ayağa kalkıp onun önüne geçtim ve darbeyi omzumla karşıladım.Omzum yanarcasına sızladı. Çocuklara sıkıca sarılarak yüksek sesle bağırdım: "Yeter artık! Bahar, böyle devam edersen seni polise veririm!"Alaycı bir kahkaha attı. Gözleri küçümsemeyle doluydu. "Nilay, bugün kaçabilirsin ama sonsuza kadar kaçamazsın! Bugün bunun bedelini sana ödeteceğim!"Tam o sırada kapıdan aceleci ayak sesleri duyu

  • Kıyının Ötesinde   7. Bölüm

    "Bir dene istersen, resimlerin daha fazla insan tarafından görülmeyi hak ediyor."O gece, uzun zamandır elime almadığım fırçalarımı yeniden çıkardım.Tuvalde yavaş yavaş engin bir deniz belirdi. Gökyüzünde sabahın ilk ışıkları parıldıyor, dalgalı suyun yüzeyinde siluetim seçiliyordu.Son fırça darbesini attığımda aniden fark ettim; bu resim onun için ya da bir başkası için değil, sadece kendim içindi.Sergi günü geldiğinde eserim jüri tarafından büyük övgü aldı.Yıllarca göz ardı edilen yeteneğim sonunda hak ettiği değeri bulmaya başlamıştı.Bunun hayatımda yeni bir başlangıç olduğunu sanıyordum ama bu "dönüşün" sakin hayatımı tamamen altüst edeceğini hiç tahmin etmemiştim.***Bir gün derste çocuklara renk uyumunu anlatıyordum.Güneş ışığı atölyenin pencerelerinden içeri süzülüyor, minikler sessizce resim yapıyordu. Tüm mekân uzun zamandır hissetmediğim bir huzurla doluydu.Aniden atölyenin kapısı sertçe açıldı ve içeri biri daldı."Nilay!"Başımı kaldırır kaldırmaz donup kaldım.İçer

  • Kıyının Ötesinde   6. Bölüm

    O geçmişi hatırlamaya başlarken, ben ondan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyordum."Hocam, neye bakıyorsunuz?" Yanımdaki küçük çocuk Yiğit, merakla başını uzattı.Telefonun ekranını hemen kapattım, yumuşak bir sesle konuştum: "Hiçbir şeye. Senin çizimin daha bitmedi. Hadi devam et.""Hocam..." Başını eğerek bana baktı. "Üzgün müsünüz?"Bir an duraksadım, sonra gülümsedim. "Hayır, sana öyle gelmiş."Yiğit koşarak uzaklaştı, bense elimdeki telefon ekranına dalıp gittim.Evet, keyfim yerinde değildi.Ama o insanlar yüzünden değil, bu haberlerin beni yalanlar ve ihanetlerle dolu o geçmişe geri çekmesi yüzündendi.Bir gün atölyede çocuklara ders verirken genç bir adam geldi.Kapının önünde duruyordu. Elinde kocaman bir çiçek buketi vardı."Merhaba, ben Yiğit'in amcasıyım. Adım Poyraz.""Bunlar sizin için," dedi çekingen bir ifadeyle. "Yiğit derslerinizi çok seviyor, bu da ufak bir teşekkür."Çiçeklere şöyle bir göz gezdirdim, başımı salladım ama almadım. Mesafeli bir tavırla: "Hediye kabul

  • Kıyının Ötesinde   5. Bölüm

    Nerede saklandığımı kimse bilmiyordu, hayatımın geri kalanını tek başıma geçirmeye çoktan hazır olduğumu da kimse tahmin edemezdi.Bu şehre ilk taşındığım günlerde kimseyle konuşmayı reddediyordum.Alışveriş yaparken, ev kiralarken, hatta faturaları öderken bile kelimelerimi olabildiğince kısa tutuyordum.İnsanlar beni soğuk ve tuhaf biri sanmaya başladı. Zamanla da benimle ilgilenmeyi bıraktılar.Benim istediğim de tam olarak buydu.Biriktirdiğim parayla küçük bir resim atölyesi açtım. Çocuklara resim dersleri veriyordum.Eskiden yeteneğimin sergilerdeki spot ışıklarının altında durmak, binlerce insanın alkışını ve takdirini toplamak için olduğunu sanırdım.Ama şimdi, sadece basit çizgiler çizmek ve birkaç masum çocuğa bir şeyler öğretmek istiyordum.Bir ay sonra, bana sahte ölüm hizmeti sağlayan şirketten biri beni aradı. "Kenan sizi arıyor.""Beni mi arıyor?" Dudaklarımın kenarı kıvrıldı. Soğuk bir tonla, "Ben zaten ölmüş biriyim. Benden daha ne istiyor?" diye ekledim."Sizin galeri

Bab Lainnya
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status