Share

3. Bölüm

Penulis: Yaprak
Kenan, bende bir tuhaflık olduğunu fark etmiş gibi bir an duraksadı, sonra kendiliğinden önerdi.

"İstersen hemen çıkalım. Gidip biraz kafa dağıtalım."

Bakışlarımı ona kaldırdım, dudaklarım belli belirsiz yukarı kıvrıldı: "O zaman yatla açılalım. Gece turu yaparız, hem yarın gün doğumunu da izleriz."

Arabaya bindikten sonra ertesi günün planlarından bahsetmeye başladı. "Doğum günün için sana bir sürpriz hazırladım. Şu yoğun dönem geçince bir çocuk yapmayı planlarız, ne dersin?"

Gözlerimi camdan dışarı çevirdim, tek kelime etmedim.

Araba daha yeni hareket etmişti ki telefonu çaldı.

Telefonu açtı. Kaşları hafifçe çatıldı, sesinde zoraki bir ton vardı.

Ona dönüp sakin bir sesle konuştum. "Bir işin varsa önce onu hallet."

Bir an tereddüt etti. "Nilay, ben..."

"Önemli değil. Ben yata geçip seni beklerim."

Kimin aradığını görmedim ama tahmin etmek zor değildi. Onu bu hâle getirebilecek tek kişi vardı.

***

Yata tek başıma bindikten sonra telefonumu çıkardım ve Bahar'ın sosyal medya hesabına baktım.

Yeni paylaşılmış bir fotoğraf karşıma çıktı. Altına şunu yazmıştı: "Başarı anımda yanımda olan, bana gece atıştırmalığı getiren ve sırf benimle sohbet etmek için vakit ayıran birine sahip olduğum için çok şanslıyım. Bana hep iyi baktığın için teşekkür ederim."

Yorumlar övgü doluydu. "Kocan sana gerçekten çok değer veriyor!"

"İşte eşini şımartmanın gerçek tanımı!"

Ancak benim dikkatimi çeken fotoğraftaki bir el oldu.

O tesbihi hemen tanıdım. Kenan'ın elinden düşürmediği tesbihti.

Onu aradım ama telefonu açan Bahar oldu.

"Ablacığım, bu saatte beni neden arıyorsun? Yoksa Kenan'ı mı arıyorsun?" dedi alaycı bir sesle.

"Boşuna uğraşma. Bu gece eve dönmeyecek. Erkek tutmayı beceremiyorsan ben ne yapayım? Adamı sana ellerimle verdim ama boşuna."

Hiçbir şey söylemeden telefonu kapattım. Ardından yatın personeline döndüm. "Kalkabiliriz."

"Diğer misafirleri beklemeyecek miyiz?"

Kısık bir sesle, "Beklemeye gerek yok. Sadece ben varım," dedim.

Yat yavaşça hareket etti, geceyi yaran dalgaların arasından geçerek açık denize doğru ilerledi.

Tek başıma pruvada durup yıldızlarla dolu gökyüzüne baktım. Keskin ve buz gibi deniz rüzgârı yüzüme vuruyor, yıldızların ışığı dalgaların üzerinde parlıyordu.

O gece hiç gelmedi.

Güverteye yaslanıp boş gözlerle denizi seyrettim. Zihnimde son beş yılın bütün anıları birer birer canlandı.

Onun şefkati, yanımda oluşu, verdiği sözler... Her bir anı kalbimi bir cam kırığı gibi kesip geçti ve sonunda elime sadece paramparça bir tablo kaldı.

Bütün o sahte mutluluklar, bütün ikiyüzlülükler, hepsi artık yalnızca acı bir alaydan ibaretti.

Gün doğmadan hemen önce onu son kez aradım.

Telefonu kapalıydı.

Ekrana uzun süre baktım. Telefon görüşmelerinin kayıtlarını ve o resmi yaparken çektiğim kanıt videosunu belirli bir saatte otomatik paylaşılacak şekilde ayarladım.

Tüm bunları bitirdikten sonra yatın arkasına yürüdüm, ufukta yeni belirmeye başlayan ilk aydınlığa son kez baktım.

Ardından kendimi buz gibi denize bıraktım.

***

Diğer tarafta Kenan, Bahar'ın yanından aceleyle ayrılırken, "Gitmem gerek. Birlikte gün doğumunu izleyeceğimize söz vermiştim," dedi.

Bahar memnuniyetsiz bir tavırla önünü kesti: "Kenan, şu an sana benim de ihtiyacım var..."

Kenan başını iki yana salladı. "Hayır. Bugün olmaz."

Tam o sırada asistanı yanına geldi.

"Kenan Bey! Eşiniz denize atlamış!"

Lanjutkan membaca buku ini secara gratis
Pindai kode untuk mengunduh Aplikasi

Bab terbaru

  • Kıyının Ötesinde   10. Bölüm

    Gözleri yalvarış ve çaresizlikle doluydu. Sanki yanımda kalabilmek uğruna her şeye razıydı.O sırada Poyraz söze girdi, sesi sakin ama keskindi: "Kenan Bey, aranızda ne geçtiğini bilmem ama bence yanınızda kalıp kalmayacağı tamamen onun kararı. Sürekli kendi hislerinizden bahsediyorsunuz, peki onun gerçekten ne istediğini hiç düşündünüz mü?"Kenan donup kaldı. Ağzını açtı ama tek kelime edemedi.Ona baktım. Sesimde en ufak bir tereddüt yoktu. "Kenan, ne olursa olsun o beş yıl geride kaldı. Ben hâlâ yaşıyor olsam bile... Artık benim için bir seçenek değilsin."Yüzündeki kan çekilirken devam ettim: "Bana geçmişimizi bütünüyle bir hataymış gibi düşündürme. Yoksa gerçekten ölmem mi gerekiyor ki sonunda beni rahat bırakasın?""Hayır!" Sözümü hızla kesti, gözlerinde derin bir keder vardı, sesi neredeyse yalvarıyordu."Nilay, hatalıyım, gerçekten çok hatalıyım. Yeter ki sen iyi ol, bir daha böyle çekip gitme. Ben... Hayatından çıkabilirim."Bakışları beni kısa süreliğine şaşırttı. Ardından us

  • Kıyının Ötesinde   9. Bölüm

    Kenan ise Bahar'ın söylediklerini hiç umursamadı. Gözlerini hâlâ benden ayırmıyordu.Sesinde yalvaran bir ton vardı: "Nilay, beni dinle. Gerçekten çok pişmanım. Benim hatamdı, sana değer vermedim. Yalvarırım bana bir şans ver.""Şans mı?" Soğuk bir kahkaha attım, bakışlarım buz gibiydi. "Hâlâ benden bir şans istemeye hakkın olduğunu mu sanıyorsun?""Hata yaptığımı biliyorum. Seni ihmal etmemeliydim. Başkalarının sözlerine inanmamalıydım. Bütün suç benim. Her şeyi düzeltmeye hazırım, yalvarırım beni affet..."Sesi gittikçe alçaldı, neredeyse diz çökecek gibiydi: "Yeter ki bana bir şans ver, senin için her şeyi yaparım."Bahar bu manzarayı görünce öfkeden yüzü kireç gibi bembeyaz kesildi, bastırmaya çalıştığı hırsıyla araya girdi: "Kenan, sadece beni sevdiğini söylemiştin, sen...""Kes sesini!" Kenan onu buz gibi bir sesle susturdu. Bakışları hiç görmediğim kadar soğuktu. "Sana her şeyi çoktan açıkça söyledim, ne dersen de artık beni ilgilendirmiyor."Bahar sanki yüzüne sert bir tokat ye

  • Kıyının Ötesinde   8. Bölüm

    Daha sözünü bitirmeden üzerime atıldı.Refleksle arkamdaki çocukları korumaya çalıştım, kaçmaya vaktim yoktu. Giysilerimden sertçe yakaladı, tırnakları kolumda kanlı çizikler bıraktı."Yeter!" diye bağırdım ama aklını tamamen yitirmiş gibiydi. Beni sertçe itince yere düştüm.Öğrencilerden birkaçı korkuyla çığlık attı.Yiğit'in gözleri yaşlarla dolmuştu. Yine de gizlice yanımıza gelip küçük yumruğuyla ona vurdu: "Hocama vurma!"Bahar önce bir an sersemledi, ardından öfkesi daha da katlandı: "Seni küçük velet, sen kim oluyorsun da bana dokunuyorsun?"Yiğit'e vurmak için elini kaldırdığında hemen ayağa kalkıp onun önüne geçtim ve darbeyi omzumla karşıladım.Omzum yanarcasına sızladı. Çocuklara sıkıca sarılarak yüksek sesle bağırdım: "Yeter artık! Bahar, böyle devam edersen seni polise veririm!"Alaycı bir kahkaha attı. Gözleri küçümsemeyle doluydu. "Nilay, bugün kaçabilirsin ama sonsuza kadar kaçamazsın! Bugün bunun bedelini sana ödeteceğim!"Tam o sırada kapıdan aceleci ayak sesleri duyu

  • Kıyının Ötesinde   7. Bölüm

    "Bir dene istersen, resimlerin daha fazla insan tarafından görülmeyi hak ediyor."O gece, uzun zamandır elime almadığım fırçalarımı yeniden çıkardım.Tuvalde yavaş yavaş engin bir deniz belirdi. Gökyüzünde sabahın ilk ışıkları parıldıyor, dalgalı suyun yüzeyinde siluetim seçiliyordu.Son fırça darbesini attığımda aniden fark ettim; bu resim onun için ya da bir başkası için değil, sadece kendim içindi.Sergi günü geldiğinde eserim jüri tarafından büyük övgü aldı.Yıllarca göz ardı edilen yeteneğim sonunda hak ettiği değeri bulmaya başlamıştı.Bunun hayatımda yeni bir başlangıç olduğunu sanıyordum ama bu "dönüşün" sakin hayatımı tamamen altüst edeceğini hiç tahmin etmemiştim.***Bir gün derste çocuklara renk uyumunu anlatıyordum.Güneş ışığı atölyenin pencerelerinden içeri süzülüyor, minikler sessizce resim yapıyordu. Tüm mekân uzun zamandır hissetmediğim bir huzurla doluydu.Aniden atölyenin kapısı sertçe açıldı ve içeri biri daldı."Nilay!"Başımı kaldırır kaldırmaz donup kaldım.İçer

  • Kıyının Ötesinde   6. Bölüm

    O geçmişi hatırlamaya başlarken, ben ondan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyordum."Hocam, neye bakıyorsunuz?" Yanımdaki küçük çocuk Yiğit, merakla başını uzattı.Telefonun ekranını hemen kapattım, yumuşak bir sesle konuştum: "Hiçbir şeye. Senin çizimin daha bitmedi. Hadi devam et.""Hocam..." Başını eğerek bana baktı. "Üzgün müsünüz?"Bir an duraksadım, sonra gülümsedim. "Hayır, sana öyle gelmiş."Yiğit koşarak uzaklaştı, bense elimdeki telefon ekranına dalıp gittim.Evet, keyfim yerinde değildi.Ama o insanlar yüzünden değil, bu haberlerin beni yalanlar ve ihanetlerle dolu o geçmişe geri çekmesi yüzündendi.Bir gün atölyede çocuklara ders verirken genç bir adam geldi.Kapının önünde duruyordu. Elinde kocaman bir çiçek buketi vardı."Merhaba, ben Yiğit'in amcasıyım. Adım Poyraz.""Bunlar sizin için," dedi çekingen bir ifadeyle. "Yiğit derslerinizi çok seviyor, bu da ufak bir teşekkür."Çiçeklere şöyle bir göz gezdirdim, başımı salladım ama almadım. Mesafeli bir tavırla: "Hediye kabul

  • Kıyının Ötesinde   5. Bölüm

    Nerede saklandığımı kimse bilmiyordu, hayatımın geri kalanını tek başıma geçirmeye çoktan hazır olduğumu da kimse tahmin edemezdi.Bu şehre ilk taşındığım günlerde kimseyle konuşmayı reddediyordum.Alışveriş yaparken, ev kiralarken, hatta faturaları öderken bile kelimelerimi olabildiğince kısa tutuyordum.İnsanlar beni soğuk ve tuhaf biri sanmaya başladı. Zamanla da benimle ilgilenmeyi bıraktılar.Benim istediğim de tam olarak buydu.Biriktirdiğim parayla küçük bir resim atölyesi açtım. Çocuklara resim dersleri veriyordum.Eskiden yeteneğimin sergilerdeki spot ışıklarının altında durmak, binlerce insanın alkışını ve takdirini toplamak için olduğunu sanırdım.Ama şimdi, sadece basit çizgiler çizmek ve birkaç masum çocuğa bir şeyler öğretmek istiyordum.Bir ay sonra, bana sahte ölüm hizmeti sağlayan şirketten biri beni aradı. "Kenan sizi arıyor.""Beni mi arıyor?" Dudaklarımın kenarı kıvrıldı. Soğuk bir tonla, "Ben zaten ölmüş biriyim. Benden daha ne istiyor?" diye ekledim."Sizin galeri

Bab Lainnya
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status