"Şirkette değilim," dedim ruhsuz bir sesle."Şirkette değil misin?"Selim'in sesi bir anda buz kesti."Şu an mesai saatleri içindeyiz diye biliyorum, Hande. Mesai saatinde izinsiz olarak görev yerini terk etmenin şirket kurallarına göre bir günlük maaş kesintisi anlamına geldiğini biliyorsun, değil mi?""Biliyorum ama ben çoktan…"İstifa ettiğimi açıklamak üzereydim ki hattın diğer ucundan Buse'nin o işveli, yumuşak sesi duyuldu:"Selim Abi, Hande Abla istemiyorsa onu zorlama lütfen, ben hallederim.""Olmaz," dedi Selim, sesi bir anda yumuşayarak. "Dün gece o kadar sabahladın. Bugün dinlenmek zorundasın."Saniyeler önce bana karşı kullandığı sert üslupla şu anki tavrı arasında dağlar kadar fark vardı.Buse yorulmadığını anlatmaya çalışırken Selim kestirip attı:"Patron benim. Dinlenmeni emrediyorum. Emirlerime karşı mı geleceksin yoksa?"Buse kıkırdadı."Ben sadece Hande Abla'yı bu kadar yormamızın haksızlık olduğunu düşünüyorum.""Onun ne kadar yükü olabilir ki sanki? Sen kalkıp iş se
Magbasa pa