LOGINKocam, milyonlar değerindeki projeyi kendi gözdesi olan o genç asistana devrettiğimi öğrendiğinde, bana uyguladığı üç aylık soğuk savaşın nihayet işe yaradığını sandı. Hatta bir anda benimle İzlanda’ya romantik bir balayına gitmeye karar verdi. Ancak genç asistan bunu öğrenince kıskançlıktan deliye döndü ve şirketten istifa etmekle tehdit etti. Onu şımartmaya alışkın olan kocam paniğe kapıldı. Onu yatıştırmak için üç gün üç gece uğraştıktan sonra, iş seyahatini bahane ederek balayımızı bir kez daha erteledi. Üstelik benim balayı biletimi de ona verdi. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi karşıma geçip umursamazca şöyle dedi: "Duygusal meseleler önemsiz; iş her şeyden önce gelir. Ben bu şirketin patronuyum, sorumluluklarımı öne koymak zorundayım. Sen benim karımsın; beni anlayıp desteklemen gerekir, değil mi?" Telefonumda genç asistanın az önce paylaştığı fotoğrafa baktım. İkisinin baş başa verip elleriyle kalp yaptıkları o sevgili fotoğrafına… Hiçbir şey söylemedim, sadece başımla onayladım. Kocam, sonunda anlayışlı ve olgun bir kadına dönüştüğümü düşünerek memnuniyetle gülümsedi. Ülkeye döndüğümüzde bana çok daha romantik bir balayı yaşatacağına söz verdi. Ama bilmediği bir şey vardı. Ben çoktan istifamı vermiştim, o ise farkında olmadan boşanma sözleşmesini zaten imzalamıştı. Bizim için artık bir "sonrası" yoktu.
View MoreArkamda kalan feryat figan ağlayışını duyuyordum.O ağlayışta pişmanlık da vardı, çaresizlik de.Ama biliyordum; bu pişmanlık beni kaybettiği için değildi. Sadece böyle ağır bir bedel ödemek zorunda kalacağını hiç tahmin etmemişti.Zamanı geri sarıp her şeyi yeniden yaşasa, yine aynı yolu seçerdi.Selim'in davası, tahmin edildiği gibi aleyhine sonuçlandı. Karşı taraf, ödediği kaporanın üç katı tutarında tazminat talep etti. Toplam meblağ milyonlarca dolları buluyordu.Şirketin nakit akışı bu yükü karşılamaya yetmeyince Selim bütün birikimlerini ortaya koydu, elinde avucunda ne kadar değerli şey varsa sattı. Yine de yüz binlerce liralık bir açık kalmıştı. Çaresiz kalan Selim, benden gizli satın aldığı o küçük evi satmaya karar verdi.Fakat evi satışa çıkaracağı sırada acı bir gerçekle yüzleşti: Tapudaki isim çoktan değişmişti.Yeni malik, Buse idi.Bu haber duyulduğunda kimse şaşırmadı.Selim vaktiyle ona o kadar körü körüne güvenmişti ki evin devrini gizlice halletmek, Buse için çocuk
Mahkeme tebligatının ulaştığı gün Selim yine kapıma dayanıp benden yardım istedi.Gök gürültülü sağanak yağmurun altında durmuş, avazı çıktığı kadar bağırarak ağlıyordu. Sesi kısılana dek benden defalarca özür diledi; ona bir şans daha vermem için yalvarıp bir daha asla böyle bir hata yapmayacağına dair yeminler etti.Perdeleri çektim, kulak tıkaçlarımı taktım ve yumuşacık yatağıma uzandım.İçimde en ufak bir acıma hissi bile yoktu.O sadece ıslanıyordu; oysa benim beş yıllık evliliğim zaten bitmek bilmeyen, iliklerime işleyen karanlık bir sağanaktan ibaretti.Ben yüz vermeyince Selim'in süklüm püklüm çekip gideceğini sanıyordum. Fakat ertesi sabah gün ağarırken baktığımda hâlâ bahçe kapısının önünde bekliyordu.Yağmur damlaları saçlarından süzülüp yanaklarına yapışmış, solgun yüzünde tek damla kan kalmamıştı.Onu daha önce hiç bu kadar perişan görmemiştim.Aslında onunla yüzleşmek istemiyordum ama işe gitmek zorundaydım.Tahmin ettiğim gibi, kapıdan çıkar çıkmaz Selim hızlı adımlarla
O sırada Selim nihayet sistemdeki kayıtlarıma ulaştı. Başvuran kısmında benim adımı gördüğünde gözleri fal taşı gibi açıldı; sendeleyerek iki adım geri çekildi.Ağzından okkalı bir küfür savruldu."Kim onayladı senin istifanı? Senin benim karım olduğunu bilmiyorlar mı bu şirkette?"Selim çıldırmış gibi şirketi aradı.Telefon anında açıldı. Şirketteki görevli henüz tek kelime edemeden Selim telefondakini avazı çıktığı kadar azarlamaya başladı:"Hande'nin istifasını bana teyit ettirdin mi sen? Kendi kafana göre ne hakla iş yapıyorsun?""Ama Selim Bey, siz daha önce demiştiniz ki…""Ne demişim ben? Ben sana onu işten çıkar mı dedim? Onun benim karım olduğunu bilmiyor musun sen?! Sen nasıl iş yapıyorsun böyle, kimin emrinde olduğunu unuttun galiba!""Şimdi derhâl defol git şirketten, bir daha da gözüm görmesin seni!"Selim hırsını alamayıp karşı tarafı fırçaladıktan sonra, yüzüne yapmacık ve sevimli bir ifade takınarak bana döndü:"Hande, onun sana böyle davranacağını gerçekten tahmin edem
Görünen o ki Selim de nihayet hatırlamıştı.Daha önce Selim projeyi elimden zorla alıp Buse'ye verdiğinde içim bir türlü rahat etmez, dosya tamamlanana kadar Buse'nin baştan aşağı hatalarla dolu taslaklarını gizlice düzeltir dururdum.Fakat Selim her defasında beni burnumu her işe sokmakla suçlar, Buse'nin bu işleri tek başına da başarabileceğini söyleyerek bana sitem ederdi.Aksi gibi işler sarpa sardığında da suçu yine benim üzerime atar, dosyayı yeterince dikkatli incelemediğim ve göz göre göre yapılan hataları fark etmediğim için beni fırçalardı.İşte bu yüzden bu defa dosyaya dönüp bakmamıştım bile.Madem Buse'nin tek başına başarabileceğini düşünüyordu, ben de ona yeteneklerini sergilemesi için bu fırsatı vermiştim."Hayır," diyerek başımı iki yana salladım.Selim'in kaşları iyice çatıldı.Tam bana patlamak üzereydi ki sakin bir tonla araya girdim:"Bu Buse'nin işi, benim sorumluluğum değil. Benim bu işe karışmaya ne yetkim var ne de mecburiyetim.""Ama sen benim karımsın!""Ee,