LOGINNişanlımın kalbinde her zaman özel bir yeri olan kadın ölümcül bir hastalığa yakalanmıştı. Benden akıl almaz bir şey istedi: Aylarca uğraşıp hazırladığım düğünü ona verecek, üstüne bir de onların düğününe katılıp mutluluklarını izlemem bekleniyordu. Kendi ellerimle diktiğim gelinliği onun üzerinde gördüm. Büyük özenle seçtiğim mücevherleri taktı, nişanlımın koluna girip benim yerimde düğün alanına çıktı... Ölmek üzere olduğunu düşünerek bunların hepsine göz yumdum. Ama haddini aştı. Rahmetli annemin bana bıraktığı o zümrüt ve elmas işlemeli aile bileziğini bile almak istedi. Bu artık düpedüz zorbalıktı! Müzayedede o aşağılık adam ona arka çıkıp durmadan fiyat artırdı. Fiyat bir buçuk milyar liraya kadar yükseldi. Ailem yıllardır sırtımdan geçinip bütün servetimi tüketmişti. Elimden hiçbir şey gelmedi; aile yadigârımın o rezil çiftin eline geçmesini çaresizce izledim. Tam o anda, salonda soğuk ama etkileyici bir erkek sesi duyuldu: "İki milyar." Salon bir anda buz kesti. Herkesten uzak duran, gizemli Demirsoy ailesinin veliahtı Kerem Demirsoy ortaya çıkmıştı. Ardından herkesi şaşkına çevirdi: "Bu bilezik Ece Hanım'a hediyem olsun." Bileziği geri aldım ve Kerem Demirsoy'a teşekkür ettim. "Kerem Bey, iki milyarı size en kısa sürede geri ödeyeceğim." Adam hafifçe kaşlarını çattı, ardından kısık bir sesle sordu: "Ece... Beni hatırlamıyor musun?" "Ne?"
View More"Tek başımayım. Her yerde yaşarım. Artık o ev bana sadece geçmişi hatırlatıyor. İçinde yaşamak bile içimi sıkıyor." Villadan ne kadar tiksindiğimi göstermek için bilerek sert konuştum.Oysa o villadaki her şeyi kendi ellerimle, özenle seçip yerleştirmiştim ve orayı çok seviyordum.Fakat şu an annemin bileziğinden daha değerli hiçbir şey yoktu."Peki. Ne kadar istiyorsun?""60 milyon."Aslında tadilat ve mobilyalar için yıpranma payı düşülmeliydi ama ona karşı bu kadar adil olmak istemiyordum. Beni ilk sırtımdan vuran oydu, neden hâlâ onun çıkarlarını düşünecektim ki?"Sana 100 milyon vereceğim. Yarın öğleden sonra tapu işlemlerini hallederiz. Ayrıca taşınmak için acele etmene gerek yok. İstediğin kadar kalabilirsin." Bu kadar cömert davranması beni şaşkına çevirdi."Ben sadece 60 milyon istiyorum. Bir kuruş fazlasını kabul etmem. Hem de en kısa sürede taşınacağım."Ondan fazladan para alırsam içim rahat etmeyecekti. Ya bir gün eski hastalığı nükseder de benden yeniden kan vermemi ister
"Gerçekten de dinsizin hakkından imansız gelirmiş.""Bence de öyle. Ama Eda gibi sinsi kadınlar erkekleri nasıl parmağında oynatacağını çok iyi bilir. Biraz bekler, öfkesi dinince de mağdur rolüne girer. Ardından da o tatlı dilli numaralarıyla adamı iki dakikada yeniden avucunun içine alır." Melis, böyle kadınları anında çözen biri olduğu için gayet emin konuştu."Umurumda değil. Umarım ömür boyu birbirlerinden kurtulamazlar." Bunu tüm samimiyetimle söylüyordum.Melis bana kuşkuyla baktı. "Emin misin? Cihan pişman olup geri dönmek isterse kendini tutabilecek misin?"Hemen ciddileşerek kararlı bir sesle cevap verdim: "Elbette! Beni bu kadar aşağıladıktan sonra onunla tekrar barışırsam millet arkamdan kahkahalar atar. Erkeksiz duramayan biri olduğumu sanırlar.""Hem... Senin de dediğin gibi, bana dönmek istese bile bu beni sevdiğinden olmayacak. Sadece Eda'yla kıyaslayınca benim onun için daha avantajlı bir seçenek olduğumu ve kritik anlarda hayatını kurtarabileceğimi düşündüğü için olac
Haklıydı, durumum zordu ve bu çocukluğumdan beri böyleydi.Yılmaz ailesi ne kadar zengin olursa olsun bunun bana hiçbir faydası olmamıştı.Benim o ailedeki yerim sadece isimden ibaretti.Kendi kurduğum giyim markası iyi gelişiyordu ama sonuçta daha birkaç yıllık bir şirketti. Kazandığım paranın büyük kısmını da o villanın tadilatına harcamıştım."Dönünce konuşuruz. Nasıl olsa senden karşılıksız hiçbir şey kabul etmeyeceğim. Sonra Eda'nın kulağına gider de yine gelip benimle kavga eder."Bunu söyledikten sonra cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım.Keyfim iyice kaçmıştı, arabada oturup adliyenin kapısına baktım, içim hiç rahat değildi.Tam o sırada telefonumdan bir bildirim sesi geldi. Cihan'dan mesaj gelmişti."Ece, için rahat olsun. Eda'nın bunlardan haberi olmayacak. Benim için çok şey feda ettin, bunu sana bir nevi telafi olarak gör."Mesajı okuyunca burnumun direği sızladı, gözlerim yine doldu.Bu herifin sonunda azıcık da olsa vicdanı sızlamıştı.Ama ben en çok da bu geç ka
Sevil'in burnundan soluduğu her hâlinden belliydi. Ben de tam hedefinde kalmış, bütün hıncını üzerimde bulmuştum."Ben Cihan'ı aradım. O kendi kafasına göre telefonu açtıysa bundan bana ne?" Benim de sabrım taşmıştı, lafın altında kalmayıp hemen yapıştırdım: "Sürekli bu kadar hırçın olma, sonra yaptıklarının cezası iki katıyla kızından çıkmasın.""Ece! Sen cidden çok kötü kalplisin!" diye çığlık attı Sevil. Sesi hiddetten çatlayacak gibiydi. "Göreyim seni, ömrün boyunca bir kez bile hastalanma!"Onunla tartışacak hâlim kalmamıştı, sakince ekledim: "Niyetim bu değildi, Cihan'ın telefonunu odada unuttuğunu nereden bilebilirdim...""Cihan artık senin enişten. Aranızdaki mesafeyi koruman gerektiğini bilmiyor musun? Söyleyeceğin bir şey varsa başkası aracılığıyla iletemez miydin? Bence sen hâlâ pes etmedin, Cihan'la kırıştırmaya çalışıyorsun ama neyse ki Eda seni zamanında yakaladı!"Ne? Ben iyi niyetle açıklama yaparken o laflarımı çarpıtıp bana saldırıyordu, öyle mi?Az önce güçlükle bast





