Se connecter"Sen kendin aç!" Olduğu yerde dikildi, başını çevirdi. Sırtını duvara dayamış, elindeki zarfı bastırıyordu.Efe'nin bakışlarında bir çaresizlik belirdi: "Bu huyun, son zamanlarda epey arttı."Ama daha fazla üstelemedi, arkasında bir şey sakladığından da hiç şüphelenmedi. İçeri girdi.Sonunda kargoyu Emine açtı. Defne ise sınav sonuç belgesini alıp hızla misafir odasına sakladı."Defne, hazırlan, gidiyoruz." Efe dışarıdan seslendi."Efe!" Döndü. "Bana biraz saygı gösteremez misin? Her şeyi hep son dakikada haber verip beni oldubittiye getirmek zorunda mısın?"Misafir odasının kapısına geldi: "Defne, bugün de mi son dakika? Bugün babanın doğum günü."Defne sustu."Yoksa, tek başıma mı gideyim?" Kaşını kaldırıp sordu."Bir dakika, üstümü değiştireyim." Kapıyı kapattı.Ama hiç beklenmedik bir şekilde, elini uzatıp kapıyı tuttu. Bakışları derin ve şüpheliydi: "Kapıyı kapatmaya gerek var mı? Yoksa o dansçı çocuk yüzünden mi? ""Saçmalama!" Kapıyı sertçe kapattı.Beş yıllık evlilikleri boyunc
Defne çaresizlik içindeydi. Yok, artık o "Efe Bey'in karısı" konumunu gerçekten o kadar da istemiyordu! "Efe, bu Efe Bey'in karısı konumunda ısrarla durmamı gerektiren şey ne? Ben sonsuza dek Efe Bey'in karısı falan olmak istemiyorum. Bırak da Çisem sarsın biraz şu konumumu, olur mu?"Efe duraksadı, sadece alaycı bir gülümseme gösterdi. Hâlâ trip attığını sanıyordu. Ana yatak odasının banyosuna gidip duş aldı.Defne de bu olaydan sonra ter içinde kalmıştı. Yeniden duş aldı, bir tişört giyip tekrar yattı.Gece şiddetli bir yağmur yağdı. Damlaların camı dövmesi, uyku getiren bir beyaz gürültü gibiydi. Sıcaklık da birden düşmüştü. Yağmurun sesini dinleyerek yavaş yavaş uykuya daldı.Ertesi sabah, kendiliğinden uyandı. Saate baktı, dokuz olmuştu. Efe hâlâ Emine'yle konuşuyordu, şirkete gitmemişti. Bu, işkolik tarzına hiç uymuyordu.Emine'ye tembihini bitirip çıktı. Defne ancak o zaman kalktı.Kahvaltı ederken Emine gelip söylediklerini iletti: "Defne Hanım, Efe Bey bir işi halletmeye gitti
Efe'nin deliliği nasıl bir şeydi, Defne gerçekten bilmiyordu. Onu tanıdığından beri, o dağların alacakaranlık sisi, ormanın derinliklerindeki servi gibiydi. Hep soluk, hep insanın arasına bir tül perde gerer gibi. Görünmez, dokunulmazdı.Onunla evlendikten sonra da bu böyle olmuştu.Ama şu an, gerçekten biraz anormal, çılgınca bir hali vardı.Defne, onun kopan gömleğine ve gömleğin altından açığa çıkan düzgün kas hatlarına bakarken dehşete kapıldı."Efe, ne yapıyorsun?" Yorgana sımsıkı sarındı."Ne yapacağımı sanıyorsun?" Bakışlarında ender görülen bir vahşilik vardı. "Benim karımsın. Ekmeğimi yiyip suyumu içiyorsun. Sonra kalkıp yabancılarla bir olup bana tuzak kuruyorsun. Ne yapacağımı sanıyorsun?""Ben öyle bir şey..." Aslında açıklamaya gerek olmadığını düşünmüştü, ama bu hali, sanki bu meseleyi bahane edip gerçekten çıldıracakmış gibiydi.Efe'nin birden kemerini çözdüğünü gören Defne, yorgana sarılı halde hızla yatağın öbür tarafından inmeye çalıştı.Ama Efe üzerine atılıp onu yo
Kalbi onunla atardı. O yüzden onun yemeklerini hazırlar, evi özenle çekip çevirir, ona sıcacık bir liman sunmak isterdi. Eve hep çok geç gelse de, kapıdan adımını attığı anda rahatça dinlenebilsin diye...Ne yazık ki, buna ihtiyacı yokmuş.Öyleyse, bırakalım da onun istediği kişi endişelensin.Duş alıp, yurt dışı eğitimle ilgili biraz daha bilgiye göz atıp uyumayı planladı.Ama sosyal medya algoritması bazen öyle can sıkıcı oluyordu ki, insanın karşısına hep görmek istemediği şeyleri çıkarıyordu. Uygulamayı açar açmaz, Çisem'in yeni notu yine ana sayfada belirdi. Birkaç dakika önce paylaşmıştı. Bu gecenin olanlarını anlatıyordu.El ele bir fotoğraf. Efe'nin eli, onunkini tutuyordu.Yazdığı yazı şuydu: O hep görkemli bir çınardı. Gururlu, hayat dolu ve hırslı. Ne kadar büyük fırtına olursa olsun dimdik durur, asla eğilmezdi. Ama bu gece, benim için haksızlığa katlandı. Teşekkür ederim, benim için tüm dünyaya karşı koydun. Binlerce kişi seni suçlasa da, sen benim kalbimde hâlâ bir dağ
"Evet." Defne artık açıklama yapmaya gerek duymadı.Efe bir adım öne çıktı, bir anda ona çok yaklaştı. O kadar yakındı ki, yorgun yüzündeki göz çizgileri seçiliyordu. Otuz yaşına bile gelmemişti, ama yüzünde şimdiden zamanın izleri vardı."Defne." Omuzlarından tuttu. Üzerinden hafif bir parfüm kokusu geliyordu. "Bunca yıl, sana iyi davranmadım mı?"Bunu söylerken, yorgunluk çatık kaşlarından ve morarmış gözaltlarından taşıyordu.Defne usulca iç çekti.İyi.Kabul ediyordu, elinden geldiğince ona iyi davranmıştı. Yemek, giyecek, ev, para... Babaannesine ve ailesine varınca dek, hiç düşünmeden servet harcamış, asla ikiletmemişti.Ama Efe, bu iyiliğin, bana en başında bir çek yazıp topal bacağımı satın almandan farkı ne..."Eğer sana karşı hiçbir kabahatim yoksa, nasıl kıydın?" Konuşurken gözleri hafifçe kızarmıştı. "Nasıl kıyarsın da yabancılarla bir olup bana böyle saldırırsın? Benimki senin değil mi? Benim işim senin işin değil mi? Benim param senin paran değil mi? Biz karı koca değil m
Çisem'in yüzü bir anda kıpkırmızı oldu. Haksızlığa uğramış gözyaşları gözlerinde dönüyordu. Efe elinden tutup onu dışarı çıkardı.Alev, sanki bu olanların hepsinin sorumlusu Baran’mış gibi ona sert bir bakış fırlattı. Sonra Defne'ye sordu: "Bu proje hakkında ne düşünüyorsun? Biz sana uyarız!""Beni düşünmeyin, hocam. Siz ve Baran Bey'in kararı beni hiç düşünmesin." Defne hocasına göz kırptı. "Hocam, ben küçük kırlangıcım. Ben uçarım zaten. "Alev bunu duyunca rahat bir nefes aldı: "İşte böyle! Bu kadar zamandır şu derin aşk gösterisini izlememizin sebebi sendin. Bir fareye kızıp evi yıkmak istemedik. Madem öyle diyorsun, içim rahatladı."Diğer davetlilerin ne Defne'yle ne de Efe'yle bir samimiyeti vardı, karışmak istemediler. Alev'in bu sözleri üzerine ortam nihayet gevşedi."Tamam, kaldığımız yerden devam edelim." Alev gülümseyerek herkesi buyur etti.Defne, Alev'in yanında keyifli bir akşam geçirdi. Herkes çok dost canlısıydı, birbirleriyle iletişim bilgilerini paylaştılar. Özellikle







